Roma Fiumicino Havalimanı’nda Pan Am’ın bir lounge’u (VIP bekleme salonu ) vardı. 120 dolar yıllık aidatıyla istenildiği kadar girilebiliyordu. Tadını çıkarmıştım.
Derken, 21 Aralık 1988’de Frankfurt–Detroit seferini yapan “Maid of the Seas” adlı Pan Am 103 sefer sayılı Boeing 747 Jumbo uçağı, Londra’ya uğradıktan sonra yoluna devam ederken, Birleşik Krallık hava sahasında bavula yerleştirilen bir bomba ile infilak ederek İskoçya’nın Lockerbie kasabasına düştü. Faciada uçakta bulunan 243 yolcu ve 16 kabin görevlisinin yanı sıra, uçağın düştüğü yerde 11 İskoçyalı hayatını kaybetti. Toplam 270 insanın ölmesinden Libya lideri Muammer Kaddafi sorumlu tutuldu. Daha sonra şüpheli iki gizli servis ajanı, Hollanda’da yargılanarak ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.
Sabotajın Libya lideri Muammer Kaddafi’nin emriyle gerçekleştirildiği yıllar sonra ortaya çıktı. Bu olay, bir hükümet rejimini uluslararası arenada ''küresel ekonomi ve havacılık sektörü üzerinde de yıkıcı etkiler'' yaratabileceğini gösterdi.
2011’de Libya Adalet Bakanı Abdul Celil, Pan Am faciasının emrini Kaddafi’nin verdiğini itiraf etti. Libya hükümeti, Lockerbie kurbanlarının ailelerine tazminat olarak toplam 1 milyar dolar ödedi.
Bu büyük kaza, mavi-beyaz küre logolu efsane havayolunun sonu oldu. Pan Am, yıllarca oluşturduğu marka itibarını bir gecede kaybetti. Yolcuların güvenini yitiren şirketin borsa değeri hızla düştü, bilet satışları azaldı .
Güven kaybeden ve yolcu sayısı azalan Pan Am, rekabete dayanamayarak üç yıl sonra, 1991’de havacılıktan çekildiğini duyurdu. Binlerce çalışanı işsiz kaldı. New York’taki Pan Am gökdeleni satıldı ve Pan American Dünya Havayolu zamanla unutuldu.
Havacılık sektörü, ülkeler açısından büyük bir stratejik öneme sahiptir. Bir siyasi rejimin, bir ülkenin havacılık sektörüne yönelik sabotajının, köklü bir markayı bile yıkabildiğine hepimiz tanık olduk. Bu nedenle, hem ulusal prestij, hem de ekonomik güven açısından hayati değer taşıyan havacılık sektörü son derece dikkatli, güvenli ve bilinçli adımlarla yönetilmelidir.
Havacılıkta güven, her şeyden önce gelir. İnsan hayatı çok önemlidir ve bu kadar kritik bir alanda en küçük bir güven zedelenmesi bile büyük bir ekonomik yıkıma yol açabilir. Satış olmayınca karlılık biter; karlılık bitince dev markalar bile ayakta kalamaz. Pan Am örneği bunun en çarpıcı kanıtıdır
Ancak büyük markalar, tıpkı Anka kuşu gibi küllerinden yeniden doğabilir.
Geçenlerde, Pan American Global Holdings ve AVi8 Air Capital markayı tekrar hayata geçirmek için FAA (Federal Havacılık İdaresi) ile sertifikasyon sürecini resmen başlattı.
34 yıl sonra tekrar faaliyete geçecek şirketin merkezinin Miami olacağı ve bütün filonun Airbus uçaklarından oluşacağı ilk haberler arasında yer alıyor.
Peki, Pan American bu kez sürdürülebilir kârlılık ve güvenilirlik için ne yapmalı?
* Her kriz sonrası açık iletişim, markanın en büyük sigortasıdır. Açık ve şeffaf olmalı ve doğru iletişim kurmalıdır.
*Sadece teknolojiyle değil, çalışan bilinciyle de güven sağlanmalı.
*Müşteri sadakatine önem vermelidir
*En önemlisi ,geçmiş hatalardan ders alıp, geleceğe deneyimle bakmalı ve yaşadığı bu deneyim sonrasını iyi yönetmelidir. Bu markayı kalıcı kılar.
Pan Am, eğer bu değerleri yeniden inşa edebilirse, yalnızca bir havayolu olarak değil, '''Marka Dirilişinin Sembolü'' olarak da tarihe geçer.
Kısacası, zamanında deniz aşırı birçok kez uçtuğum bu havayolunun küllerinden yeniden doğması, benim gibi pek çok uçmayı seven “Frequent Flyer”ı heyecanlandırıyor.
Tekrar hoş geldin Pan American Dünya Havayolu.
Roma Fiumicino Havalimanı’nda Pan Am’ın bir lounge’u (VIP bekleme salonu ) vardı. 120 dolar yıllık aidatıyla istenildiği kadar girilebiliyordu. Tadını çıkarmıştım.
Derken, 21 Aralık 1988’de Frankfurt–Detroit seferini yapan “Maid of the Seas” adlı Pan Am 103 sefer sayılı Boeing 747 Jumbo uçağı, Londra’ya uğradıktan sonra yoluna devam ederken, Birleşik Krallık hava sahasında bavula yerleştirilen bir bomba ile infilak ederek İskoçya’nın Lockerbie kasabasına düştü. Faciada uçakta bulunan 243 yolcu ve 16 kabin görevlisinin yanı sıra, uçağın düştüğü yerde 11 İskoçyalı hayatını kaybetti. Toplam 270 insanın ölmesinden Libya lideri Muammer Kaddafi sorumlu tutuldu. Daha sonra şüpheli iki gizli servis ajanı, Hollanda’da yargılanarak ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.
Sabotajın Libya lideri Muammer Kaddafi’nin emriyle gerçekleştirildiği yıllar sonra ortaya çıktı. Bu olay, bir hükümet rejimini uluslararası arenada ''küresel ekonomi ve havacılık sektörü üzerinde de yıkıcı etkiler'' yaratabileceğini gösterdi.
2011’de Libya Adalet Bakanı Abdul Celil, Pan Am faciasının emrini Kaddafi’nin verdiğini itiraf etti. Libya hükümeti, Lockerbie kurbanlarının ailelerine tazminat olarak toplam 1 milyar dolar ödedi.
Bu büyük kaza, mavi-beyaz küre logolu efsane havayolunun sonu oldu. Pan Am, yıllarca oluşturduğu marka itibarını bir gecede kaybetti. Yolcuların güvenini yitiren şirketin borsa değeri hızla düştü, bilet satışları azaldı .
Güven kaybeden ve yolcu sayısı azalan Pan Am, rekabete dayanamayarak üç yıl sonra, 1991’de havacılıktan çekildiğini duyurdu. Binlerce çalışanı işsiz kaldı. New York’taki Pan Am gökdeleni satıldı ve Pan American Dünya Havayolu zamanla unutuldu.
Havacılık sektörü, ülkeler açısından büyük bir stratejik öneme sahiptir. Bir siyasi rejimin, bir ülkenin havacılık sektörüne yönelik sabotajının, köklü bir markayı bile yıkabildiğine hepimiz tanık olduk. Bu nedenle, hem ulusal prestij, hem de ekonomik güven açısından hayati değer taşıyan havacılık sektörü son derece dikkatli, güvenli ve bilinçli adımlarla yönetilmelidir.
Havacılıkta güven, her şeyden önce gelir. İnsan hayatı çok önemlidir ve bu kadar kritik bir alanda en küçük bir güven zedelenmesi bile büyük bir ekonomik yıkıma yol açabilir. Satış olmayınca karlılık biter; karlılık bitince dev markalar bile ayakta kalamaz. Pan Am örneği bunun en çarpıcı kanıtıdır
Ancak büyük markalar, tıpkı Anka kuşu gibi küllerinden yeniden doğabilir.
Geçenlerde, Pan American Global Holdings ve AVi8 Air Capital markayı tekrar hayata geçirmek için FAA (Federal Havacılık İdaresi) ile sertifikasyon sürecini resmen başlattı.
34 yıl sonra tekrar faaliyete geçecek şirketin merkezinin Miami olacağı ve bütün filonun Airbus uçaklarından oluşacağı ilk haberler arasında yer alıyor.
Peki, Pan American bu kez sürdürülebilir kârlılık ve güvenilirlik için ne yapmalı?
* Her kriz sonrası açık iletişim, markanın en büyük sigortasıdır. Açık ve şeffaf olmalı ve doğru iletişim kurmalıdır.
*Sadece teknolojiyle değil, çalışan bilinciyle de güven sağlanmalı.
*Müşteri sadakatine önem vermelidir
*En önemlisi ,geçmiş hatalardan ders alıp, geleceğe deneyimle bakmalı ve yaşadığı bu deneyim sonrasını iyi yönetmelidir. Bu markayı kalıcı kılar.
Pan Am, eğer bu değerleri yeniden inşa edebilirse, yalnızca bir havayolu olarak değil, '''Marka Dirilişinin Sembolü'' olarak da tarihe geçer.
Kısacası, zamanında deniz aşırı birçok kez uçtuğum bu havayolunun küllerinden yeniden doğması, benim gibi pek çok uçmayı seven “Frequent Flyer”ı heyecanlandırıyor.
Tekrar hoş geldin Pan American Dünya Havayolu.