"Marta Koyu'na Dokunmayın"

Prens Adalarının en karizmatiği Burgaz’dır. Ada gibi adadır. En doğalıdır. Yeşildir. Ayrıca aydınların mekanıdır. Balıkçıların güvenli limanıdır. Mimozaların ana toprağıdır.

Koyları genellikle birinci derece sit alanıdır. Özellikle Marta Koyu. Eski adıyla Halikya turistlerin, günü birlikçilerin, kampçıların sürekli uğrak yeridir. Adanın en sevilen, doğal hayata, güzelliğe bedava hizmet eden koyudur. Ocak ayında bir şirkete kiralandı. Burgaz Adası sakinleri büyük tepki gösterdi! Ama o rant yok mu o rant! Ne doğa, ne güzellik, ne hizmet umurunda olmuyor işte!

Burgaz Adası İskender’in generali Antigonus’dan tutun kimlere ev sahipliği yapmış. Büyük edebiyatçı Sait Fait Abasıyanık antik adıyla Prygos’u 40’lı yıllarda yazdıkları ile üne kavuşturmuş. Hikayelerini adanın dört bir yanında kah dolaşarak, kah bir ağacın altında serinleyerek, kah bir balıkçı teknesinde denizin ortasında kaleme almış. 

Rum meyhanelerinde sabahlamış sonra kurşun kalemle karton kağıtlara yazdıklarını ilk vapurla Cağaloğlu’na yetiştirmiş sonra hemen adasına dönmüş yeni hikayelerine ilham aramış. Ressam Hale Işık, sinema yönetmeni Halit Refiğ, büyük sanatçı Ayla Algan, spor yazarı Necmi Tanyolaç Burgaz Adasının ünlü sakinleri olmuşlar. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto bu kişilikli adanın önde gelen sakinlerindendir.

Marta Koyu'na birkaç kez gittim. Karşısındaki Yassıada da ki dolu dizgin süren çarpık inşaatları kahrolarak izledim. Sonra Marta Koyunun varlığına şükretmiştim. Şimdilerde koy kapatılmış. Kaderini bekliyormuş.

Burgaz sevdalısı dostum Mümtaz Dağtekin bana Marta Koyu'nun hikayesini anlatmıştı. Madam Marta Mısır asıllı bir Hıristiyan 1920’de Mersin’de doğuyor. Gençliğinde güzelliği ile çok yürek yaktığı ve sonunda Ermeni tüccar ile evlenip Burgaz Adasına yerleştiği biliniyor.. Madam Marta doğa ve deniz aşığı. Yaz kış bu koya gelip denize çıplak giriyor. Madam Marta’nın denize gireceği saatler belli. Adanın erkekleri  O’nun bu doğal halini seyretmeye gelirler ama o doğasını asla bozmazdı. Yazları koyun simgesi incir ağacının altında kurduğu sofralarla ada yerlilerine kendi pişirdiği mezelerle, balıklarla ziyafetler çektiği de dillere destan. Sıradışı Madam Marta giysileri ile takılarıyla da ününü Burgaz’ın dışına taşırmasını da biliyor. Öyle ki Madam Marta’yı görmek, seyretmek, tanımak için koya gelenler giderek kendisini rahatsız etmeye başlıyorlar. Aşk ve ilişki dedikodularının  önüne geçilmiyor. Sonuçta 80’i yıllarda Madam Marta arkasında “Artık rahat edersiniz....” yazan bir mektupla duygusal ve hassas olduğunu kanıtlarcasına kendisini sulara bırakarak intihar ediyor.

O günden sonra bu koyun adı Marta Koyu olarak adlandırılıyor ve Madam saygıyla anılıyor.

Koyun geleceği bilinmiyor. Ama “Burgazadalılar Marta Koyu Dayanışması” özellikle Belediye Seçimleri öncesi panel üzerine panel düzenleyip “Koy tekrar herkese açık, ücretsiz bir kamu alanı olarak kalsın ve Burgazada halkına iade edilsin” isteği ile seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Bu arada sürekli koyun endemik türler açısından da önemli olduğu  İstanbul Üniversitesi Biyoloji Bölümü Hidroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Cem Dalyan tarafından belirtiliyor. Dalyan “Sadece Yassıada’da ki inşaat çalışmaları Kuzey Marmara deniz tabanı büyük kıyıma yol açtı” hatırlatması yaparak Marta Koyu'nun doğal haline bırakılması gerektiğini vurguladı.

Bu gibi paneller, görüşler, adalıların tepkileri işe yarayacak mı bilmiyorum ama temennim  Marta Koyu ve onun gibi birinci derecede doğal ve güzel sit alanlarına dokunulmamasıdır.

{$ item.Category.Title $}

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS