Reha Erus Reha Erus

PAPA 14. LEO’NUN İLK YILI

06.05.2026 Çarşamba | 11:09Son Güncelleme:

Kural değildir ama gelenektir; Katolik dünyasının ruhani lideri genellikle İtalyan kardinaller arasından seçilir. 

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Ancak son İtalyan Papa John Paul, henüz 33. gününde şüpheli bir şekilde ölünce yerine Konklav’dan Polonyalı Kardinal Karol Wojtyla’nın adı çıktı.  Demir Perde’den gelen ilk din adamı, II. John Paul adını alarak dünyada “Sakıncalı Papa” olarak anıldı. 

İlk röportajını bana İstanbul’da vermiş, boksörlüğünden gelen refleksle, gardını alarak çekilen resimle beni dünyaya tanıtmıştı.  Sporcu Papa, Vatikan’da büyük reformlar yaparak İtalyanlar’ın da gönlünü aldı. Ölümünden kısa süre sonra aziz ilan edildi. 

Yerine Alman Kardinal Josef Ratzinger seçildi. XVI. Benedikt disiplinli ve katı bir Papa oldu. Zamanı gelince yaşlandığını ve sağlık sorunları yaşadığını öne sürerek istifa etti. Bu, Kilise tarihinde bir ilkti. Yeni seçilecek Papa ile birlikte “Emeritus”, yani eşdeğer unvanlı olacaktı. 

İtalyanlar artık yeni Papa’nın bir İtalyan olacağını tahmin ederken, bu kez Arjantinli Kardinal Mario Bergoglio’nun adı ünlü St. Peter’s Katedrali’nin balkonundan okundu. Cizvit tarikatına bağlı olduğu için Franciscus adını tercih etti. 

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Kilisede yaşanan pedofili vakalarına el attı. Halkın arasına girdi. Reformları bir bir hayata geçirdi. En önemlisi, şaşaalı Vatikan dairesi yerine Santa Marta Konukevi’nde mütevazı bir odada kaldı ve her sabah kahvaltısını kendi maaşından ödedi. 

Vatikan Bankası IOR’daki yolsuzlukları çözdü. Başkaldırmaya çalışan kardinalleri hizaya soktu.  Papalığının son dönemlerinde sağlığı bozuldu. Bir yıl önce hayata veda etti.  İnananlar, yeni Papa’nın mutlaka İtalyan olacağını tahmin ediyordu. Konklav toplandı. Papa’nın seçildiğini dünyaya açıklayan beyaz duman bacadan yükseldi. 

Yerli yabancı Katolikler, St. Peter’s Meydanı’nı tıklım tıklım doldurdu. Katedralin ünlü balkonunda önce perdeler, ardından kapılar açıldı ve sorumlu monsenyör, “Habemus Papam” (Papamız Var) anonsuyla Amerikalı Kardinal Robert Prevost’u yeni Papa XIV. Leo olarak takdim etti. 

Önce meydanda soğuk bir rüzgar esti, ardından “Viva il Papa” (Yaşasın Papa) uğultusu, ellerini havaya açıp inananları kutsayan Amerikalı din adamına yöneldi. 

Ufak tefek görünüyordu ve aslında gençti. Din hizmetlerini, vatandaşı da olduğu Peru’da başarıyla yerine getirmişti. 

Dünya basını ertesi gün, yeni Papa’nın seçilmesinde ABD Başkanı Donald Trump’ın etkisi olduğunu yorumladı. İlginç olan ise, Papa Franciscus’un cenaze törenine gelen Trump’ın Konklav için kulis yaptığı ve Kardinal Robert Prevost’un seçilmesini şart koştuğunun da öne sürülmesiydi. 

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Ama işler Trump’ın tasarladığı gibi olmadı. Yeni ruhani lider ilk gezisini ne ABD’ye ne de Peru’ya yaptı; doğrudan Türkiye’ye geldi. İznik’e giderek duasını kutsal beldede okudu. 

Trump, Papa’yı bir oy potansiyeli olarak görüyordu. Ülkede 55 milyon Katolik vardı. Ancak Başkan’ın tutarsız kararları ve özellikle dünya barışını tehlikeye sokması Vatikan’ı olumsuz etkiledi. 

Seçilmesinin dördüncü ayında iki devlet adamının arası ciddi şekilde bozuldu. Donald Trump, XIV. Leo’ya, “Benim sayemde seçildin, sen bir hiçsin” şeklinde çıkışlar yapmaya başladı. 

Özellikle İran’a açılan savaş sonrası Kilise, Trump’ı hedef aldı. Karşılıklı söz düellosu ayyuka çıktı. Papa XIV. Leo, her pazar ayininde Trump’ı ve politikalarını eleştirdi. Savaşı bitirmesi için sürekli çağrıda bulundu. 

8 Mayıs’ta Amerikalı Papa’nın ilk ruhani liderlik yılı dolacak. Başarılı mı oldu, başarısız mı? Hep birlikte göz atalım. 

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Papa 14. Leo göreve geldiği ilk günden itibaren Kilise içinde tansiyonu düşürmeye çalışan bir profil çizdi. Özellikle muhafazakar kardinal grubu ile reform isteyen çevreler arasında köprü kurmaya çalıştı.Sert çıkışlar yerine daha sakin, toparlayıcı ve dengeleyici bir dil kullanmayı tercih etti. 

Bir yıllık dönemde en fazla öne çıkan başlığı ise kuşkusuz “BARIŞ” oldu. Orta Doğu’daki savaşlar, göçmen dramı ve dünyada giderek artan kutuplaşma konusunda sık sık mesajlar verdi.  Özellikle İran krizinden sonra dünya liderlerine yaptığı çağrılar Vatikan’ın diplomatik ağırlığını yeniden gündeme taşıdı. 

Göçmenler konusunda da oldukça net bir tavır aldı. Yabancı düşmanlığını ve tüketim kültürünü sert ifadelerle eleştirdi. “Duvarlar değil köprüler kurulmalı” sözleri birçok ülkede manşetlere çıktı. Özellikle Latin Amerika kökenli Katolikler ve gençler Papa’nın bu yaklaşımına büyük destek verdi. 

14.Leo’nun önem verdiği bölgelerin başında Afrika geldi. Yaptığı Afrika gezisinde sömürge geçmişi, yoksulluk, adaletsizlik ve gençlerin Avrupa’ya göç etmek zorunda kalması gibi konuları gündeme taşıdı.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Kilise içindeki çocuk istismarı dosyalarına da müdahale etti. Bu konuda yeni isimleri göreve getirerek kurumsal yapıyı güçlendirmeye çalıştı. Her ne kadar eleştiriler tamamen sona ermese de Vatikan’ın artık bu meseleleri örtbas etmek yerine, daha görünür şekilde ele aldığı yorumları yapıldı. 

Kadınların Vatikan yönetiminde daha fazla yer almasına sıcak baktı. Bazı idari görevlerde kadın isimleri destekledi. Ancak kadın rahipliği konusunda geleneksel çizginin dışına çıkamadı.

Bir başka dikkat çeken değişiklik ise papalık tarzında yaşandı. Papa Franciscus’un mütevazı ve halkın içine karışan görüntüsünün aksine, 14. Leo daha klasik bir Vatikan görüntüsü vermeyi tercih etti. Papalık dairesine taşınması ve geleneksel sembolleri yeniden kullanması muhafazakar kesimlerde olumlu karşılandı. 

Özellikle gençlere ulaşmak için ciddi çaba gösterdi. Latin Amerika, Afrika ve ABD’de düzenlenen büyük Katolik buluşmalarında sempati topladı. Daha sakin ve ölçülü üslubu geniş bir kesimde güven duygusu yarattı. 

Vatikan’ın en hassas dosyalarından biri olan Çin ilişkilerinde ise dikkatli davrandı. Pekin yönetimiyle kurulan hassas dengeyi sağlamlaştırmaya çalıştı . Özellikle bazı piskopos atamalarında önceki dönemde başlayan anlaşmaları sürdürerek diplomatik istikrarı korumayı tercih etti. 

Bana göre; Trump ile Papa 14. Leo’nun arasının açılmasının en önemli nedenlerinden biri aslında  Çin sorunuydu. Yeni Papa’nın Çin’le diyaloğu sürdürmesi ve daha yumuşak bir politika izlemesi Washington’u rahatsız etti. Özellikle ABD ile Çin arasındaki gerilim büyürken Vatikan’ın Pekin’e yakın görünmesi Trump’ın hoşuna gitmedi. 

Bu arada Çin’de milyonlarca Katolik yaşıyor. Ancak Çin yönetimi, Vatikan’ın ülkedeki Kilise üzerinde tamamen söz sahibi olmasını istemiyor. Bu yüzden Vatikan ile Çin arasındaki ilişkiler yıllardır hassas bir dengede ilerliyor. 

Peki 14.Leo  başarılı oldu mu? 

Vatikan kulislerinde genel değerlendirme şu: “Kısmen başarılı.” 

 Çünkü Papa 14. Leo, göreve geldiğinde Kilise oldukça gergin ve bölünmüş bir görüntü veriyordu. Bir yıl içinde en azından bu tansiyonu düşürdüğü yorumları yapılıyor. 

Onu destekleyenler, “çatışma yerine diyalogu tercih eden bir Papa” portresi çizdiğini söylüyor. Özellikle Afrika, Latin Amerika ve genç Katolikler arasında güçlü bir ilgi oluştuğu dikkat çekiyor. 

Ancak eleştiriler de yok değil. 

Bazı çevreler onu fazla temkinli buluyor. Büyük krizlerde daha sert çıkışlar yapması isteniyor. Özellikle kadınların Kilise içindeki rolü ve reform beklentileri konusunda, yeterince cesur davranmadığı eleştirileri yükseliyor. 

Yine de bir gerçek var:
Papa 14. Leo kısa sürede “köprü kuran lider” imajı oluşturmayı başardı. Savaş karşıtı mesajları, yumuşak dili ve denge siyasetiyle milyonlara ulaşmayı bildi. 

Şimdilik  Vatikan’da fırtına çıkaran bir liderden çok, dağılan dengeleri yeniden kurmaya çalışan, sakin ama hesaplı davranan  bir Papa görüntüsü veriyor.