Reha Erus Reha Erus

RAUF DENKTAŞ: BİR DAVANIN, BİR DEVLETİN, BİR ONURUN ADI

15.01.2026 Perşembe | 11:25Son Güncelleme:

Hilmi oğlu Nafiz, yani babam, 1915’te Lefkoşa’da doğdu. Liseyi bitirdikten sonra Ankara’ya gitme kararı aldı. Okul arkadaşları Alparslan Türkeş ve Kıbrıs’ın sonradan Cumhurbaşkanı olacak olan Papaz Makarios’tu. 

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Maceralı bir yolculukla Ceyhan’a geldi. Göçmen bürosu, Britanya kolonisi kimlikli babama Erus soyadını verdi.  Beş kardeşten üçü çok daha sonra Türkiye’ye göç etti. Onlara da Konuk soyadı verildi. En küçük amcamın adı Nejat Konuk’tu. Hukuk Fakültesi’ni bitirdikten sonra Bursa’ya yerleşerek avukatlık yapmaya başladı. 
1964’te EOKA’nın adayı Yunanistan’a bağlama girişimleri sonucu çatışmalar çıkınca, amcam işini gücünü bırakıp geri döndü ve mücahitliğe soyundu. Önce Fazıl Küçük, ardından Rauf Denktaş’ın yanında siyasete atıldı. Makarios ve Kleridis, tehlikeli gördükleri bu iki ismi de sınır dışı ettirdi. 

Uzatmayalım… 

1967 yılında Denktaş ve amcam, Mersin’den kiraladıkları bir tekneyle adaya gizlice girmeye çalıştılar. Ne var ki teknenin kaptanı sahili şaşırınca Rumların eline düştüler. Cumhurbaşkanı Glafkos Klerides’in karşısına çıkarıldıklarında ikisi de ciddi şekilde hırpalandı.13 gün sonra Türkiye’ye iade edildiler.  Sonrasında Rauf Denktaş ile amcam Nejat Konuk, Kıbrıs Türkleri’nin ayrılmaz liderleri oldular. 1974’e kadar Rumlar tarafından sürekli ezilen Türk halkı için hem siyaset alanında hem de Beşparmak Dağları’nda mücahit saflarında mücadele ettiler. 

Rumların ciddi katliamlara başlaması üzerine, garantör ülke olarak “Ayşe” kod adlı Barış Harekatı ile Türk askerinin adaya çıkması kaderi değiştirdi. 
Türk tarafının sınırları belirlendikten sonra, Türkiye’nin yardımıyla KKTC’nin temelleri atılmaya başlandı. Bu süreçte Rauf Denktaş’ın Ankara ile kurduğu sıkı temaslar ve iş birliği ile demokratik siyaset anlayışı büyük önem taşıdı. 

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Zaman olgunlaştığında, 1983 yılında KKTC’nin resmen kurulmasına karar verildi ve Cumhuriyet ilan edildi. O dönem Meclis Başkanı olan amcam Nejat Konuk, kürsüden milletvekillerinin onayına sunduğu oylamada tüm ellerin havaya kalkmasıyla, KKTC resmen kurulmuş oldu. İlk ve tek tanıyan ise ana vatan Türkiye idi. 
Rauf Denktaş, kurucu olarak Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturdu; amcam Nejat Konuk ise Başbakan seçildi. 

Rauf Raif Denktaş, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti devleti için; hayatını bir halkın var olma mücadelesine adamış büyük bir devlet adamıdır. Cumhurbaşkanı olduktan sonra da durmamış, hız kesmeden Kıbrıs davasını dünyaya anlatmaya devam etmiştir. Ülkelerle görüşmüş, konferanslar vermiş, Kıbrıs Türk halkının sesini uluslararası platformlarda kararlılıkla duyurmuştur.  Tutkulu bir lider olan Rauf Denktaş, yeni kurulan ülkesinin sorunlarıyla boğuşurken bir yandan da. kendisine yöneltilen tahrik edici soruları ustalıkla ve cesaretle yanıtlardı. 

Onun mücadelesi yalnızca masalarda verilen bir siyaset değildir. Denktaş, bu davayı hem savaşarak, hem bedenini ortaya koyarak, hem de yıllar süren ağır siyasi baskılara direnerek ödemiştir. Hayatını Kıbrıs Türk devletinin kurulmasına adamış; bedelini sağlığıyla,  ve çoğu zaman siyasi yalnız bırakılmışlığıyla ödemiştir.  Siyasetin sert ve kirli oyunları karşısında eğilmeyi reddetmiş, ne pahasına olursa olsun Kıbrıs Türk halkının onurunu korumuştur. Politik baskılar altında ezilse de dik durmayı bilmiş, teslim olmamış, siyasete yenik düşmemiştir. Onun siyaset anlayışı; dürüstlük, analitik zeka ve uzun vadeli devlet aklı üzerine kuruludur. Oyun kurmuş, oyuna gelmemiştir. 

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Rauf Denktaş İtalya’ya tam beş kez geldi. Elinde fotoğraf makinesiyle önüne gelenin fotoğrafını çekerdi. Portreciydi. Roma’da KKTC bürosunun kurulmasını sağladı. 

O Kuzey Kıbrıs Türk Devleti'nin egemenlik davasında, siyasi iradenin mimarıydı.  Tek istediği bağımsızlıktı. KKTC’nin, Türkiye dostu ilkeler çerçevesinde tanınması için büyük bir mücadele verdi.  Bugün Doğu Akdeniz’de bir Türk devleti varsa, bunun mimarlarından biri Rauf Denktaş’tır. Akdeniz’deki varlığımız, yalnızca bir coğrafi kazanım değil; Türkiye ve Türk dünyası için stratejik bir güvenlik karakoludur. Bu gerçeğin temellerinde Denktaş’ın yıllar süren kararlı mücadelesi vardır. 
 
“Benim iki bayrağım var.  Biri ana yurdumun, diğeri yavru vatanımın. Onlar göklerde dalgalandıkça içimdeki hürriyet ateşi hiç dinmeyecek.” 

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Davasına inandı ve inancını hep söyledi.  O Kıbrıs Türk halkının varoluş ve egemenlik mücadelesinin sembolü olmuş; hak ve hukuku her şartta kararlılıkla savunmuş bir devlet adamıdır. 

Rauf Denktaş, hayatını bir dava uğruna tüketmiş, dürüstlüğünden taviz vermeden yaşamış ve bu duruşla hayata veda etmiştir. Onun emeği, mücadelesi ve devlet adamlığı asla unutulmamalıdır. Kıbrıs Türk halkı, Akdeniz’deki varlığını ve onurunu ona borçlu olduğunu hiçbir zaman unutmamalıdır. 
Vefatının 14. yılında Rauf Denktaş’ı rahmetle anıyoruz.  O, bir isimden öte bir devletin, bir direnişin ve bir onurun simgesidir.