Reha Erus Reha Erus

Roma Eski Başsavcısı Antonio Marini Anısına

23.08.2026 Pazar | 11:04Son Güncelleme:

İtalyan adaletine damgasını vuran bir avuç savcıdan biriydi Antonio Marini. Mafyayla mücadele eden ve bu uğurda katledilen başsavcılar Giovanni Falcone ile Paolo Borsellino dışında; ‘’Temiz Eller” operasyonunun mimarı, dünyaca ünlü Milano eski başsavcısı Antonio Di Pietro ve İtalya’nın eski başbakanlarından Aldo Moro’nun cinayetini soruşturan savcılar, İtalyan adalet tarihine damga vuran isimler arasındaydı. Antonio Marini ise Papa’ya suikast girişimi davasında savcı olarak görev yapıyor, soruşturmayı Türkiye ve Bulgaristan’a uzanan bağlantılarıyla birlikte yürütüyordu.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Savcı Antonio Marini ile yıllarca ailece görüştük. Eşi Elizabetta ve oğlu Edoardo, rahmetli Güneri Cıvaoğlu’nun davetiyle İstanbul’a gelmişlerdi. Ülkesinde sıkı koruma altında bulunan Başsavcı Antonio Marini, İstanbul’da da güvenlik açısından istihbarat birimlerince takip edilmişti.

Papa’ya suikast girişimi davası, faşist lider Benito Mussolini’nin sporcuların yetiştirilmesi amacıyla inşa ettirdiği Foro Italico kompleksindeki jimnastik merkezinde görülüyordu.

Salonda, sanıkların tutulduğu üç ayrı demir parmaklıklı kafes vardı. Sanıklar burada tutuluyor, duruşmaya ara verildiğinde aşağıdaki nezarethaneye götürülüyordu.

Mahkeme başkanı, rahmetli hakim Severino Santiapichi’ydi. Babacan bir adamdı ve benim gibi bamya tutkunuydu. Kendisine İstanbul’dan bir dost aracılığıyla iki kilo bamya getirttim. Çok mutlu oldu.

Bu tür ilişkiler mesleğimiz açısından önemlidir. Bir gün, duruşmaya verilen ara sırasında kendisine Türkiye’den bir isteği olup olmadığını sordum.

“Ahh, ahh… Bir de blue fish (lüfer) olsaydı!” dedi.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Ertesi gün, dostlarımız sayesinde uçakla beş adet lüfer balığı Roma’ya getirildi.

Salonda ayrıca yedi kişilik bir mahkeme heyeti vardı. Hemen hemen hepsiyle biz Türk gazeteciler dost olmuştuk. Rahmetli Örsan Öymen, günlük yazılarını telefonla gönderirken yalnızca mahkeme ile ilgili haberleri takip ediyordu.

Bense daha farklı bir alanda çalışıyordum. Örneğin, savcı Antonio Marini’nin özel hayatını irdeliyordum. Bu durum hoşuna da gidiyordu. Eşi Elizabetta ile nasıl tanıştığını, ona nasıl evlenme teklif ettiğini anlattı. Moro davasında Kızıl Tugaylar’ın kendisini tehdit ederken ailesini de hedef aldığını ve ailesiyle birlikte 24 saat koruma altında yaşadıklarını söyledi.

Roma Eski Başsavcısı Antonio Marini Anısına

Dava devam ederken, bir tanığı dinlemek üzere savcı Antonio Marini ve beraberindeki 30 İtalyan gazeteciyle Malatya’ya gittik.
1980’li yıllarda uçakların kokpitleri genellikle açık olurdu. Pilotlar savcı Marini’yi kokpite davet ettiler.

Al sana magazin haberi!

Ertesi gün bizim başsavcı, İtalyan basınının manşetlerine çıktı. Elbette haber bizde de manşet oldu.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Her yıl Antonio Marini ile Venedik Film Festivali’nde buluşurduk. Fiziğine dikkat eder, yemek konusunda titiz davranırdı. Dalgalı, kır saçları kendisine ayrı bir hava verirdi.

Korumalı hayattan bıkmıştı. Özgürlüğünün kısıtlandığını söyler, zaman zaman seçtiği meslek nedeniyle hayıflanırdı.

Cumhuriyet Bayramı’nda Roma’daki büyükelçilik resepsiyonuna davet edilir ve büyük ilgi görürdü.

Ben Türkiye’ye döndükten sonra birkaç kez telefonla konuştuk. Hasta olduğunu oğlu Edoardo söylemişti. Antonio Marini, 21 Ağustos 2019’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.

Terörle mücadelede haklı bir üne kavuşan Roma eski başsavcısı, bir keresinde bana, Demirperde’nin arkasından gelen Polonyalı Papa II. John Paul’e yönelik suikast girişiminde sıkılan kurşunun arkasında geniş bir komplo olduğuna inandığını anlatmıştı.

Bunu tam anlamıyla ortaya çıkarıp kanıtlayamadığı için kendisini affetmediğini de bana “off the record” söylemişti.

Papa II. Jean Paul’e yönelik suikast girişimi, yalnızca İtalya’nın değil, bütün dünyanın dikkatini Roma’ya çevirmişti. Tetiği çeken belliydi ama asıl soru cevapsızdı: Bu eylem gerçekten tek başına mı gerçekleştirilmişti, yoksa arkasında daha büyük bir organizasyon mu vardı?
İşte Antonio Marini’nin asıl mücadelesi burada başladı.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Roma Eski Başsavcısı Antonio Marini Anısına

Marini, mahkemede verilen ifadelerle yetinmeyen bir savcıydı. Birbirini tutmayan, zaman zaman değişen anlatımların arkasındaki gerçeği bulmaya çalışıyordu. Bunun için soruşturmanın sınırlarını Roma’nın dışına taşıdı.

Bulgaristan’a gitti. Türkiye’deki soruşturma dosyalarını inceledi. Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde tutuklu bulunan Türklerle ilgili bilgi ve ifadeler toplattı. Türk teröristin anlattığı her ayrıntının peşine düştü. Söylenenleri olduğu gibi kabul etmek yerine, bunların bağımsız delillerle doğrulanıp doğrulanamayacağını araştırdı.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Soruşturma giderek uluslararası bir boyut kazanıyordu.

Marini’nin özellikle Bulgaristan bağlantısı üzerinde durması, dönemin dünya basınının da dikkatini çekti. Papa suikastının arkasında Bulgar istihbaratıyla bağlantılı bir yapı bulunup bulunmadığı tartışmaları büyüdü. İtalyan basını Marini’nin her adımını izliyor, uluslararası gazeteler Roma’daki soruşturmanın sonuçlarını yakından takip ediyordu.

Fakat Marini’nin savcılığı, yalnızca bir iddianın peşinden gitmekten ibaret değildi.

Delil varsa üzerine gidiyor, delil yetersizse bunu da kabul ediyordu.

Nitekim 1986’da, Bulgar sanıkların mahkumiyetini istemek yerine beraatlerini talep etti. Çünkü Bulgar bağlantısını kesin biçimde kanıtlamaya yetecek delil bulunmadığını düşünüyordu. Ancak bu karar, onun soruşturmanın arkasındaki daha büyük komplo ihtimalinden vazgeçtiği anlamına gelmiyordu.

Marini, hayatı boyunca Papa suikastının tek kişinin gerçekleştirdiği bir eylem olmadığına inandı. Ona göre tetiği çeken kişi ile bu eylemi planlayanlar arasında daha geniş bir bağlantı bulunuyordu. Fakat bu bağlantının bütün parçalarını bir araya getirip mahkeme önünde kesin biçimde ortaya koymak mümkün olmamıştı.

Belki de Marini’yi farklı kılan tam olarak buydu.

Bir savcı olarak görevi, kamuoyunun duymak istediği sonucu yaratmak değil, gerçeğin peşinden gitmekti. O mahkemede konuşulanlara karşılık, sözlerin arkasındaki delili aradı. Bulgaristan’a uzandı, Türkiye’ye uzandı, Avrupa’nın farklı noktalarındaki isimlerin ve dosyaların peşine düştü.

Ve yıllar geçmesine rağmen Papa suikastının üzerindeki sis perdesi bütünüyle kalkmadı.

Ama Antonio Marini, o sisin içinde elindeki fenerle sonuna kadar yürüyen savcı olarak kaldı.

Marini’nin geride bıraktığı en büyük iz, sonucu ne olursa olsun gerçeğin peşinden gitmekten vazgeçmeyen bir savcı olarak hatırlanmasıydı. Tabi ki İtalya hukuk tarihindeki yerini aldı.
Sevgili dost Antonio, ışıklarda uyu.