Mario Puzo, ilk eserlerinin fiyaskoyla sonuçlanmasının ardından ailesini geçindirmek için yeniden yazmaya karar verdi. Kendi deyimiyle son on yılını boşa harcadığına duyduğu öfkeyle, daktilosunun başına oturup bir mafya-gangster hikayesi kaleme aldı.
“The Godfather” adını verdiği romanını yayınevine teslim ettiğinde, kendisine 12.500 dolar önerilmiş. 49 yaşındaki Mario Puzo büyük bir düş kırıklığına uğramış ve kitabının müsveddesini geri alarak başka bir yayınevinin yolunu tutmuş. Uzatmayalım, sonunda 80.000 dolara anlaşmışlar.
Sonucu biliyoruz. O güne kadar romanları en fazla 3 bin adet basılan ve zor satılan Mario Puzo’nun son eseri “Baba”, aylarca liste başı kalarak yalnızca Amerika’da değil, dünyada da satış rekorları kırmış ve haklı bir üne kavuşmuştu.
Her zamanki gibi çok satan romanları beyaz perdeye aktarmayı adet edinmiş Hollywood, Mario Puzo’nun peşine düşerek eserini senaryolaştırmasını istemişti.
İşte burada yönetmen Francis Ford Coppola devreye girince “Baba”nın değeri bir anda paha biçilmez hale geldi. Kadro seçimi muhteşemdi.
Aslında Paramount Film Şirketi, Coppola yerine Elia Kazan veya Costa-Gavras’ı istemişti. Ne var ki, iki yönetmen de teklifi geri çevirince devreye mecburen Francis Ford Coppola sokuldu.
Coppola çok titizdi. Kamera önüne çıkacak oyuncuları önce bir provadan geçiriyordu. Baba Vito Corleone rolü için film şirketinin istediği isim Laurence Olivier idi. Ancak İngiliz oyuncu, rolün kendisini aşabileceğini belirterek “hayır” yanıtını verdi.
Sonuçta ihale Marlon Brando’ya kaldı. İyi ki de kalmış.
Oğulları Michael için Al Pacino, Ryan O’Neal ve Robert Redford; Sonny rolü için de Martin Sheen ve James Caan yarıştı. Al Pacino ve James Caan, yönetmen Coppola’nın tercihleri oldu.
1972 yılında Amerika’da Staten Island’da çekilen ve 3 saat süren “Baba”, sinema tarihinin “En İyi 10 Filmi” arasına girdi.
Son zamanlarda üç kez Sicilya Adası’na gittim. Sicilya’nın simgesi, narenciye ve özellikle limondur. Hemen hemen her yerde limon motifli turistik eşyaları görebilirsiniz. Özellikle goblen veya kumaş masa örtüleri, “runner”lar, mutfak önlükleri, magnetler, biblolar pazarlarda bol müşteri bulur.
Ama artık limonun gerçek bir rakibi var: “The Godfather” ve Marlon Brando.
Bir zamanların mafya hikayesi, bugün turizmde bir ticaret efsanesi haline geldi. Marlon Brando'nun, Don Vito Corleone rolü ise kısa sürede kolektif hafızaya kazındı.
Filmin bütün karakterleri, magnet olarak, kupa olarak, tekstil ürünleri olarak satışta..

Ben bir sürü “Cosa Nostra”yı içeren hediyelik eşya aldım. Hepsinde Marlon Brando ve kucağındaki sokak kedisinin imajı var. O da artık limon gibi, Sicilya’nın simgesi haline gelmiş durumda.
Adanın yerlisi, “mafya” sözcüğünden pek hoşlanmaz. Bu damgadan kurtulmanın yollarını arar. Ama “Baba” ve Marlon Brando bu tabuyu yıkmış görünüyor.
Mario Puzo’nun eseri, adeta bir turistik gelir kaynağı olmuş.
Ben en çok, üzerinde “The Godfather”ın unutulmaz simgesi ve Marlon Brando’nun Vito Corleone’yi canlandırdığı o ünlü sabit pozunun, espresso fincanında tabanca kabzası ve namlu ile şekillendirilmiş halini beğendim ve dostlara hediye olarak aldım.

Alışveriş yaparken aklıma ilk gelen soru şu oldu:
Satılan bu ürünlere telif hakkı ödeniyor mu ? Bu sorunun cevabını araştırmaya başladım.
Filmin tüm marka karakter ve görsel hakları hala Paramount Pictures şirketine ait.
●Büyük zincir mağazalar bu ürünleri Paramount şirketi ile yapılan lisans antlaşması kapsamında satıyor.
●Küçük üreticiler, pazar satıcıları, küçük dükkanlar bu telif sistemine dahil değil. Çünkü lisans pahalı. Küçük firmalara dava açmakta pahalıya mal oluyor, yani burada 'görmezden gelinen bir kazanç alanı' var. Ve çoğu zaman göz ardı ediliyor.
Ailesini geçindirmek ve yazarlığının son 10 yılını “ot gibi yaşadığına” kızdığı için “Baba”yı kaleme alan Mario Puzo, 1999 yılında 79 yaşında hayata veda etti ama arkasında ölümsüz bir eser bıraktı.

Her geçen yıl devleşen bir “The Godfather” mucizesi…
Sicilya “The Godfather” sayesinde sadece bir sinema seti değil bir kültürel marka da kazandı.
Sonuç : “The Godfather” bir roman olarak doğdu.
Bir filmle efsaneleşti.
Ve ada ekonomisinin gücü haline geldi.
Bir zamanlar mafya ile anılan Sicilya bugün “The Godfather” sayesinde turizmde parlayan, hediyelik eşyaları satış rekorları kıran ve kültürel güç elde eden bir ada haline geldi. Böylece Sicilya da karanlık imajını sildi.
Sicilya Adası’nda Mafya – Baba – Marlon Brando üçgeni, darphane gibi para basıyor.
Mario Puzo, ilk eserlerinin fiyaskoyla sonuçlanmasının ardından ailesini geçindirmek için yeniden yazmaya karar verdi. Kendi deyimiyle son on yılını boşa harcadığına duyduğu öfkeyle, daktilosunun başına oturup bir mafya-gangster hikayesi kaleme aldı.
“The Godfather” adını verdiği romanını yayınevine teslim ettiğinde, kendisine 12.500 dolar önerilmiş. 49 yaşındaki Mario Puzo büyük bir düş kırıklığına uğramış ve kitabının müsveddesini geri alarak başka bir yayınevinin yolunu tutmuş. Uzatmayalım, sonunda 80.000 dolara anlaşmışlar.
Sonucu biliyoruz. O güne kadar romanları en fazla 3 bin adet basılan ve zor satılan Mario Puzo’nun son eseri “Baba”, aylarca liste başı kalarak yalnızca Amerika’da değil, dünyada da satış rekorları kırmış ve haklı bir üne kavuşmuştu.
Her zamanki gibi çok satan romanları beyaz perdeye aktarmayı adet edinmiş Hollywood, Mario Puzo’nun peşine düşerek eserini senaryolaştırmasını istemişti.
İşte burada yönetmen Francis Ford Coppola devreye girince “Baba”nın değeri bir anda paha biçilmez hale geldi. Kadro seçimi muhteşemdi.
Aslında Paramount Film Şirketi, Coppola yerine Elia Kazan veya Costa-Gavras’ı istemişti. Ne var ki, iki yönetmen de teklifi geri çevirince devreye mecburen Francis Ford Coppola sokuldu.
Coppola çok titizdi. Kamera önüne çıkacak oyuncuları önce bir provadan geçiriyordu. Baba Vito Corleone rolü için film şirketinin istediği isim Laurence Olivier idi. Ancak İngiliz oyuncu, rolün kendisini aşabileceğini belirterek “hayır” yanıtını verdi.
Sonuçta ihale Marlon Brando’ya kaldı. İyi ki de kalmış.
Oğulları Michael için Al Pacino, Ryan O’Neal ve Robert Redford; Sonny rolü için de Martin Sheen ve James Caan yarıştı. Al Pacino ve James Caan, yönetmen Coppola’nın tercihleri oldu.
1972 yılında Amerika’da Staten Island’da çekilen ve 3 saat süren “Baba”, sinema tarihinin “En İyi 10 Filmi” arasına girdi.
Son zamanlarda üç kez Sicilya Adası’na gittim. Sicilya’nın simgesi, narenciye ve özellikle limondur. Hemen hemen her yerde limon motifli turistik eşyaları görebilirsiniz. Özellikle goblen veya kumaş masa örtüleri, “runner”lar, mutfak önlükleri, magnetler, biblolar pazarlarda bol müşteri bulur.
Ama artık limonun gerçek bir rakibi var: “The Godfather” ve Marlon Brando.
Bir zamanların mafya hikayesi, bugün turizmde bir ticaret efsanesi haline geldi. Marlon Brando'nun, Don Vito Corleone rolü ise kısa sürede kolektif hafızaya kazındı.
Filmin bütün karakterleri, magnet olarak, kupa olarak, tekstil ürünleri olarak satışta..

Ben bir sürü “Cosa Nostra”yı içeren hediyelik eşya aldım. Hepsinde Marlon Brando ve kucağındaki sokak kedisinin imajı var. O da artık limon gibi, Sicilya’nın simgesi haline gelmiş durumda.
Adanın yerlisi, “mafya” sözcüğünden pek hoşlanmaz. Bu damgadan kurtulmanın yollarını arar. Ama “Baba” ve Marlon Brando bu tabuyu yıkmış görünüyor.
Mario Puzo’nun eseri, adeta bir turistik gelir kaynağı olmuş.
Ben en çok, üzerinde “The Godfather”ın unutulmaz simgesi ve Marlon Brando’nun Vito Corleone’yi canlandırdığı o ünlü sabit pozunun, espresso fincanında tabanca kabzası ve namlu ile şekillendirilmiş halini beğendim ve dostlara hediye olarak aldım.

Alışveriş yaparken aklıma ilk gelen soru şu oldu:
Satılan bu ürünlere telif hakkı ödeniyor mu ? Bu sorunun cevabını araştırmaya başladım.
Filmin tüm marka karakter ve görsel hakları hala Paramount Pictures şirketine ait.
●Büyük zincir mağazalar bu ürünleri Paramount şirketi ile yapılan lisans antlaşması kapsamında satıyor.
●Küçük üreticiler, pazar satıcıları, küçük dükkanlar bu telif sistemine dahil değil. Çünkü lisans pahalı. Küçük firmalara dava açmakta pahalıya mal oluyor, yani burada 'görmezden gelinen bir kazanç alanı' var. Ve çoğu zaman göz ardı ediliyor.
Ailesini geçindirmek ve yazarlığının son 10 yılını “ot gibi yaşadığına” kızdığı için “Baba”yı kaleme alan Mario Puzo, 1999 yılında 79 yaşında hayata veda etti ama arkasında ölümsüz bir eser bıraktı.

Her geçen yıl devleşen bir “The Godfather” mucizesi…
Sicilya “The Godfather” sayesinde sadece bir sinema seti değil bir kültürel marka da kazandı.
Sonuç : “The Godfather” bir roman olarak doğdu.
Bir filmle efsaneleşti.
Ve ada ekonomisinin gücü haline geldi.
Bir zamanlar mafya ile anılan Sicilya bugün “The Godfather” sayesinde turizmde parlayan, hediyelik eşyaları satış rekorları kıran ve kültürel güç elde eden bir ada haline geldi. Böylece Sicilya da karanlık imajını sildi.
Sicilya Adası’nda Mafya – Baba – Marlon Brando üçgeni, darphane gibi para basıyor.