''Monsoon Wedding”, “Mississippi Masala”, “Salaam Bombay!”, “Kama Sutra”, “Amelia” gibi bol ödüllü filmlere imza atan Mira Nair ile yaptığım söyleşide, o sırada montajdan yeni çıkan ve sonradan çok konuşulacak, beğenilecek “Namesake” (Adaş) filmi hakkında konuştuk.
Kendisine, “Neden Harry Potter filmi için gelen çok cazip teklifi geri çevirdiniz?” diye sorduğumda, Mira Nair açık sözlü bir şekilde yanıt verdi:
''Çünkü 14 yaşındaki oğlum Zohran Mamdani, ‘Anne, kabul etme. Sen titiz ve zor bir yönetmensin, bu batılı yapımcılarla anlaşamazsın,’ dedi. Bunun üzerine teklifi reddettim ve ardından ‘Adaş'a başladım.”
Böylece, New York’un ilk Müslüman, sosyal demokrat ve en genç belediye başkanının adını, 2006 yılında bir festivalde duymuş oldum.
Zohran Mamdani henüz 14 yaşındaydı. Kimliği şekillenmeye, kendi düşüncelerini olgun bir dille ifade etmeye başlamıştı. Artık annesiyle yalnızca bir çocuk gibi değil, düşünen, sorgulayan, yönlendiren bir birey olarak konuşabiliyordu.
Mira Nair bu sözleri ciddiye aldı. Oğlunun içgörüsüne, sezgisine ve dürüstlüğüne güveniyordu.
Yıllar boyunca ona verdiği eğitimin, değerlerin, sorgulama gücünün artık karşılığını görüyordu. Zohran, yalnızca kendini bulmamıştı, kendi yolunu çizerken annesine de yön göstermeye başlamıştı.
Bir anne için bundan daha büyük bir başarı bence olamazdı.
Bir çocuk, dünyayı annesinden öğrenir, ama bir gün gelip annesine dünyayı yeniden anlatabiliyorsa, işte o zaman eğitim tamamlanmıştır.
Mira Nair, oğluna kendi inancını, kültürünü, insan onurunu ve özgürlüğü öğretmişti. Zohran, bu değerleri, siyasete, topluma ve adalet arayışına taşıdı.
Artık o sadece Mira Nair’in oğlu değil; Mira Nair’in başarısının yaşayan bir kanıtıydı.
Evet, Mira Nair başarmıştı.
O hem güçlü bir yönetmen, hem bilinçli bir anne, hem de yeni bir kuşağın duyarlı ve vicdanlı kişisini yetiştiren bir kadındı.
Zohran Mamdani’nin babası, Hintli Şii Müslüman Mahmood Mamdani. Annesi Mira Nair, Hindu geleneklerini beyazperdeye de yansıtan bir sanatçı.

Belli ki Zohran Mamdani, annesi üzerinde ciddi bir etkiye sahipti. Filmlerinde ona yön vermiş, hangi festivaller için hangi senaryoların ele alınması gerektiği konusunda öncülük yapmıştı.
Zaten Mira Nair’in Cannes ve Venedik Film Festivalleri’ne adeta abone olmasında ve kazandığı ödüllerde genç Zohran’ın payı büyüktü.
Zohran’ın annesine bir başka etkisi de Yahudi yapımcılarla işbirliği yapmama önerisiydi. 2013’te Mira Nair, Hayfa Film Festivali’ne davet edildiğinde, yine Zohran’ın uyarısıyla “Filistinliler’e zulüm bitince gelmeyi düşünebilirim” yanıtını vermişti.
Baba Mahmood Mamdani’den çok, anne Mira Nair, oğlunun eğitimiyle ilgileniyordu. Yedi yaşındayken ABD’ye göç ettiklerinde, Zohran iyi okullarda okudu. Lisedeyken Bronx Fen Koleji’nde, İsrail karşıtı ilk eylemini düzenlediği için okul öğrenci yönetiminden çıkarıldı. Bunun üzerine kendisini spora adadı, ata sporu olan kriket için takım kurdu, ardından futbol takımına seçildi ve amatör yerel ligde top koşturdu.
Üniversitede adresi, Maine eyaletindeki Brunswick’te bulunan Bowdoin Koleji oldu. Burada, yerel gazete Bowdoin’de “Kwame’nin Sütunu” adlı köşesinde politika, magazin ve spor konularında yazılar kaleme aldı. Aynı zamanda Amerika Öğrenciler Birliği’ni örgütleyerek İsrail’i boykot kampanyasına öncülük etti. Filistin’e özgürlük talebi ve İsrail karşıtlığı, onun hayatında radikal bir dönüm noktası yarattı.
Babasının kaleme aldığı ‘İyi Müslüman, Kötü Müslüman’ eserini okuduktan sonra kendini şöyle tanımladı: “Solcu, iyi bir Müslüman olarak artık hayatımı siyasete atılarak sürdüreceğim.”
Bu arada yönetmen annesi Mira Nair’i de uzaktan kumandayla yönlendirmeye devam ediyordu.
Sosyal demokrat olarak Demokrat Parti’ye yazıldı. Gençti, akıllıydı ve babası gibi Şii mezhebine bağlıydı. En büyük takıntısı ise Filistin’i yok etmeye çalışan Siyonistlerle mücadeleydi. Boş zamanlarında hip-hop tarzı müzikle ilgilendi, hatta annesi Mira Nair’in “Queen of Katwe” filminin müziğini besteledi.
2015’te siyasete resmen adım attı. New York 23. Bölge seçimlerinde aday Ali Najma’nın kampanyasına katkıda bulundu. 2017’de Amerika Sosyal Demokratlar Birliği’ne (DSA) üye oldu ve yerel bölge seçimlerini art arda kazanarak, New York’ta Cumhuriyetçileri geride bırakan Müslüman bir siyasetçi olarak oy gücünü giderek artırdı.
Bu süreçte annesiyle her zamanki gibi yakın temasını sürdürdü.
Zohran Mamdani’nin hayatında annesi kadar etkili bir başka kadın daha var: Eşi. Henüz 28 yaşında, Suriyeli ve kendi alanında başarılı bir genç kadın. Zekası, duruşu ve toplumsal meselelere duyarlılığıyla Zohran’ın en büyük destekçisi olmuş. Aynı fikirleri paylaşıyorlar. Adalet, eşitlik ve özgürlük kavramları ikisinin de ortak dili. Birbirlerini tamamlayan güçlü bir çift. Zohran’ın siyaset sahnesindeki kararlılığı, eşiyle kurduğu bu dengeli ve bilinçli birliktelikten de güç alıyor.
Demokrat Parti’deki lider eksikliğini kısa sürede fark etti.
Zohran Mamdani geçen yıl ekim ayında, artık kendisini olgun hissederek çok büyük bir adım attı. Kozmopolit Yahudi lobisinin yıllardır egemen olduğu, 23 milyon nüfuslu New York’a Demokratlar’ın adayı olarak talip oldu. Kimileri onu Don Kişot’a benzetti: Empire State Binası’na tek başına mı saldıracaktı?
Ön seçimlerde New York Yahudi Birliği’nin oylarını da aldı. Rakipleri büyük bağışlarla kampanya yürütürken, Mamdani küçük bir bütçeyle seçmenlere cesaretle söz verdi.
New York’luların ulaşımını ücretsiz yapacak, kiraları donduracak, küçük çocuklar için ücretsiz bakım hizmeti sağlayacak, arka sokaklarda güvenliği tesis edecek, azınlıkların haklarını koruyacak, doğal gaz ve elektrik faturalarındaki artışları önleyecekti. Artı seçim kampanyasında kullandığı kedi logosu için New York Ünlü sokak kedilerine sahip çıkacaktı.
Tüm bunlar oldukça zor vaatlerdi. Ancak Başkan Donald Trump’ın ardı ardına gelen vetolarına, Mamdani’yi yok sayan tehditlerine rağmen, 34 yaşındaki belediye başkanı umut veriyor, umut saçıyor. Belki de Trump, içinden “Keşke bizden biri olsaydı” diye geçirip gülümsüyordur.
ABD’deki geleceğin başkan adayları şimdilik rahat, çünkü Zohran Uganda doğumlu. Anayasaya göre ABD topraklarında doğmayanlar başkan olamıyor, tıpkı Güney Afrika doğumlu Elon Musk gibi.
Ünlü yönetmen Mira Nair, filmleriyle dünyaya kültürel çeşitliliğin, cesaretin ve kadın gücünün hikayesini anlattı. Oğlu Zohran Mamdani ise, New York'luların genç ve vizyoner belediye başkanı olarak adalet, eşitlik ve toplumsal sorumluluk kavramlarını siyaset sahnesine taşıdı.
Biri sinema perdesinde, diğeri şehrin sokaklarında.. İkisi de dünyayı değiştirmek için kendi yolunu seçti.
Anne ve oğulun bu ortak yürüyüşü, kuşaklar arası ilhamın, vizyonun ve tutkunun müthiş bir hikayesi.
Bir anne filmle dünyayı anlatıyor, oğlu ise siyaset yaparak dünyanın en önemli şehriyle..Bence ikisi de dünyayı daha yaşanır bir yer yapmak için aynı umutla çalışıyor .
Evet, oğlu Zohran’ın siyasete atılmasının ardından, Hint ulusal kadın giysisi sariyle sahnelerde boy gösteren bol ödüllü yönetmen Mira Nair, 1 Ocak 2026’da ki yemin töreninden sonra artık “Manhattan’ın Ana Kraliçesi” olarak anılacak.
''Monsoon Wedding”, “Mississippi Masala”, “Salaam Bombay!”, “Kama Sutra”, “Amelia” gibi bol ödüllü filmlere imza atan Mira Nair ile yaptığım söyleşide, o sırada montajdan yeni çıkan ve sonradan çok konuşulacak, beğenilecek “Namesake” (Adaş) filmi hakkında konuştuk.
Kendisine, “Neden Harry Potter filmi için gelen çok cazip teklifi geri çevirdiniz?” diye sorduğumda, Mira Nair açık sözlü bir şekilde yanıt verdi:
''Çünkü 14 yaşındaki oğlum Zohran Mamdani, ‘Anne, kabul etme. Sen titiz ve zor bir yönetmensin, bu batılı yapımcılarla anlaşamazsın,’ dedi. Bunun üzerine teklifi reddettim ve ardından ‘Adaş'a başladım.”
Böylece, New York’un ilk Müslüman, sosyal demokrat ve en genç belediye başkanının adını, 2006 yılında bir festivalde duymuş oldum.
Zohran Mamdani henüz 14 yaşındaydı. Kimliği şekillenmeye, kendi düşüncelerini olgun bir dille ifade etmeye başlamıştı. Artık annesiyle yalnızca bir çocuk gibi değil, düşünen, sorgulayan, yönlendiren bir birey olarak konuşabiliyordu.
Mira Nair bu sözleri ciddiye aldı. Oğlunun içgörüsüne, sezgisine ve dürüstlüğüne güveniyordu.
Yıllar boyunca ona verdiği eğitimin, değerlerin, sorgulama gücünün artık karşılığını görüyordu. Zohran, yalnızca kendini bulmamıştı, kendi yolunu çizerken annesine de yön göstermeye başlamıştı.
Bir anne için bundan daha büyük bir başarı bence olamazdı.
Bir çocuk, dünyayı annesinden öğrenir, ama bir gün gelip annesine dünyayı yeniden anlatabiliyorsa, işte o zaman eğitim tamamlanmıştır.
Mira Nair, oğluna kendi inancını, kültürünü, insan onurunu ve özgürlüğü öğretmişti. Zohran, bu değerleri, siyasete, topluma ve adalet arayışına taşıdı.
Artık o sadece Mira Nair’in oğlu değil; Mira Nair’in başarısının yaşayan bir kanıtıydı.
Evet, Mira Nair başarmıştı.
O hem güçlü bir yönetmen, hem bilinçli bir anne, hem de yeni bir kuşağın duyarlı ve vicdanlı kişisini yetiştiren bir kadındı.
Zohran Mamdani’nin babası, Hintli Şii Müslüman Mahmood Mamdani. Annesi Mira Nair, Hindu geleneklerini beyazperdeye de yansıtan bir sanatçı.

Belli ki Zohran Mamdani, annesi üzerinde ciddi bir etkiye sahipti. Filmlerinde ona yön vermiş, hangi festivaller için hangi senaryoların ele alınması gerektiği konusunda öncülük yapmıştı.
Zaten Mira Nair’in Cannes ve Venedik Film Festivalleri’ne adeta abone olmasında ve kazandığı ödüllerde genç Zohran’ın payı büyüktü.
Zohran’ın annesine bir başka etkisi de Yahudi yapımcılarla işbirliği yapmama önerisiydi. 2013’te Mira Nair, Hayfa Film Festivali’ne davet edildiğinde, yine Zohran’ın uyarısıyla “Filistinliler’e zulüm bitince gelmeyi düşünebilirim” yanıtını vermişti.
Baba Mahmood Mamdani’den çok, anne Mira Nair, oğlunun eğitimiyle ilgileniyordu. Yedi yaşındayken ABD’ye göç ettiklerinde, Zohran iyi okullarda okudu. Lisedeyken Bronx Fen Koleji’nde, İsrail karşıtı ilk eylemini düzenlediği için okul öğrenci yönetiminden çıkarıldı. Bunun üzerine kendisini spora adadı, ata sporu olan kriket için takım kurdu, ardından futbol takımına seçildi ve amatör yerel ligde top koşturdu.
Üniversitede adresi, Maine eyaletindeki Brunswick’te bulunan Bowdoin Koleji oldu. Burada, yerel gazete Bowdoin’de “Kwame’nin Sütunu” adlı köşesinde politika, magazin ve spor konularında yazılar kaleme aldı. Aynı zamanda Amerika Öğrenciler Birliği’ni örgütleyerek İsrail’i boykot kampanyasına öncülük etti. Filistin’e özgürlük talebi ve İsrail karşıtlığı, onun hayatında radikal bir dönüm noktası yarattı.
Babasının kaleme aldığı ‘İyi Müslüman, Kötü Müslüman’ eserini okuduktan sonra kendini şöyle tanımladı: “Solcu, iyi bir Müslüman olarak artık hayatımı siyasete atılarak sürdüreceğim.”
Bu arada yönetmen annesi Mira Nair’i de uzaktan kumandayla yönlendirmeye devam ediyordu.
Sosyal demokrat olarak Demokrat Parti’ye yazıldı. Gençti, akıllıydı ve babası gibi Şii mezhebine bağlıydı. En büyük takıntısı ise Filistin’i yok etmeye çalışan Siyonistlerle mücadeleydi. Boş zamanlarında hip-hop tarzı müzikle ilgilendi, hatta annesi Mira Nair’in “Queen of Katwe” filminin müziğini besteledi.
2015’te siyasete resmen adım attı. New York 23. Bölge seçimlerinde aday Ali Najma’nın kampanyasına katkıda bulundu. 2017’de Amerika Sosyal Demokratlar Birliği’ne (DSA) üye oldu ve yerel bölge seçimlerini art arda kazanarak, New York’ta Cumhuriyetçileri geride bırakan Müslüman bir siyasetçi olarak oy gücünü giderek artırdı.
Bu süreçte annesiyle her zamanki gibi yakın temasını sürdürdü.
Zohran Mamdani’nin hayatında annesi kadar etkili bir başka kadın daha var: Eşi. Henüz 28 yaşında, Suriyeli ve kendi alanında başarılı bir genç kadın. Zekası, duruşu ve toplumsal meselelere duyarlılığıyla Zohran’ın en büyük destekçisi olmuş. Aynı fikirleri paylaşıyorlar. Adalet, eşitlik ve özgürlük kavramları ikisinin de ortak dili. Birbirlerini tamamlayan güçlü bir çift. Zohran’ın siyaset sahnesindeki kararlılığı, eşiyle kurduğu bu dengeli ve bilinçli birliktelikten de güç alıyor.
Demokrat Parti’deki lider eksikliğini kısa sürede fark etti.
Zohran Mamdani geçen yıl ekim ayında, artık kendisini olgun hissederek çok büyük bir adım attı. Kozmopolit Yahudi lobisinin yıllardır egemen olduğu, 23 milyon nüfuslu New York’a Demokratlar’ın adayı olarak talip oldu. Kimileri onu Don Kişot’a benzetti: Empire State Binası’na tek başına mı saldıracaktı?
Ön seçimlerde New York Yahudi Birliği’nin oylarını da aldı. Rakipleri büyük bağışlarla kampanya yürütürken, Mamdani küçük bir bütçeyle seçmenlere cesaretle söz verdi.
New York’luların ulaşımını ücretsiz yapacak, kiraları donduracak, küçük çocuklar için ücretsiz bakım hizmeti sağlayacak, arka sokaklarda güvenliği tesis edecek, azınlıkların haklarını koruyacak, doğal gaz ve elektrik faturalarındaki artışları önleyecekti. Artı seçim kampanyasında kullandığı kedi logosu için New York Ünlü sokak kedilerine sahip çıkacaktı.
Tüm bunlar oldukça zor vaatlerdi. Ancak Başkan Donald Trump’ın ardı ardına gelen vetolarına, Mamdani’yi yok sayan tehditlerine rağmen, 34 yaşındaki belediye başkanı umut veriyor, umut saçıyor. Belki de Trump, içinden “Keşke bizden biri olsaydı” diye geçirip gülümsüyordur.
ABD’deki geleceğin başkan adayları şimdilik rahat, çünkü Zohran Uganda doğumlu. Anayasaya göre ABD topraklarında doğmayanlar başkan olamıyor, tıpkı Güney Afrika doğumlu Elon Musk gibi.
Ünlü yönetmen Mira Nair, filmleriyle dünyaya kültürel çeşitliliğin, cesaretin ve kadın gücünün hikayesini anlattı. Oğlu Zohran Mamdani ise, New York'luların genç ve vizyoner belediye başkanı olarak adalet, eşitlik ve toplumsal sorumluluk kavramlarını siyaset sahnesine taşıdı.
Biri sinema perdesinde, diğeri şehrin sokaklarında.. İkisi de dünyayı değiştirmek için kendi yolunu seçti.
Anne ve oğulun bu ortak yürüyüşü, kuşaklar arası ilhamın, vizyonun ve tutkunun müthiş bir hikayesi.
Bir anne filmle dünyayı anlatıyor, oğlu ise siyaset yaparak dünyanın en önemli şehriyle..Bence ikisi de dünyayı daha yaşanır bir yer yapmak için aynı umutla çalışıyor .
Evet, oğlu Zohran’ın siyasete atılmasının ardından, Hint ulusal kadın giysisi sariyle sahnelerde boy gösteren bol ödüllü yönetmen Mira Nair, 1 Ocak 2026’da ki yemin töreninden sonra artık “Manhattan’ın Ana Kraliçesi” olarak anılacak.