Reha Erus Reha Erus

Trump’ın Yeni Hedefi: Vatandaşı Papa 14. Leo

15.04.2026 Çarşamba | 11:45Son Güncelleme:

Hemen hemen herkese saldırılarını sürdüren ABD Başkanı Donald Trump’ın yeni hedefi, Katolik dünyasının ruhani lideri olan Amerikalı Papa 14. Leo oldu.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

İran savaşı konusunda Trump’ı defalarca uyaran ve barış için çaba gösteren Papa’ya sert çıkan ABD Başkanı, “Sayemde Vatikan’ın başına geçtin. Ben olmasaydım seçilemezdin.” diyerek adeta kiliseye savaş açtı.

İran’dan yana tavır koyduğunu düşündüğü Papa 14. Leo’ya sinirlenen Trump’ın, “Düşmanımız İran’ın elinde nükleer silah bulunmasıyla sorunu olmadığını savunan bu kişiyi istemiyorum.” demesi, Vatikan yönetimini de harekete geçirdi.

Trump, sürekli barıştan yana açıklamalar yapan Papa 14. Leo’ya yönelik tepkilerini açıkça sürdürmeye devam ediyor. Papa’yı aşırı liberal bulan ve Venezuela baskınında Başkan Nicolas Maduro’ya yapılanlara tepki gösteren Katolik dünyasının liderini hedef alan Trump’a karşı Papa 14. Leo ise, “Ondan asla korkmuyorum. Elimdeki İncil’e bağlıyım ve Trump yönetiminden de asla çekinmiyorum. Kiliseye inandığım için görevimin başındayım.” diyerek karşılık verdi. Bu açıklama gerilimi daha da artırdı.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Bir önceki Papa Françesko’nun ölümünden sonra cenaze törenine katılarak konklav öncesi Vatikan’da kulis yaptığı ve hiçbir şansı olmayan Kardinal Robert Prevost’un Papa seçilmesinde rolü olduğunu iddia eden Trump, Papa Leo için “Suç karşısında zayıf bir adam” ifadelerini kullandı. Buna karşılık Katolik dünyasından Papa’ya büyük destek geldi.

Bu arada ABD Başkanı’nın sözlerine ilk tepki, İtalya Başbakanı ve Trump hayranı olan Giorgia Meloni’den geldi. Meloni, Papa Hazretleri’nden derhal özür dilenmesini istedi. Ancak Trump, özür dilemeyeceğini belirterek, “Kendisi çok zayıf biri. Barıştan söz ediyor ama İran’ın elindeki nükleer silahların tehlikesini bilmiyor.” dedi. Meloni’nin, Papa’ya yönelik sert söylemler karşısında özür çağrısı yapması, Avrupa siyasetinin önemli bir bölümünün bu konuda nerede durduğunu gösteriyor.

Ancak sorunun özü, yalnızca diplomatik bir kriz değildir. Bu aynı zamanda siyaset ile inanç dünyasının temel yaklaşım farkını da ortaya koymaktadır ABD nüfusunun yaklaşık yüzde 21’inin Katolik olduğu ve bu kesimin önemli bir bölümünün Trump’a karşı cephe aldığı belirtiliyor.

Bir ruhani liderin savaşa karşı çıkması, aslında beklenen ve olması gereken bir tutumdur. Tarih boyunca Katolik Kilisesi, özellikle büyük çatışmalar karşısında barış çağrılarıyla öne çıkmıştır. Bu açıdan bakıldığında Papa’nın yaklaşımı kurumsal bir geleneğin devamıdır.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

ABD dünyanın süper gücü, Vatikan ise dünyanın en küçük ülkesi olmasına rağmen yaklaşık 1 milyar 410 milyon Katolik inananı temsil ediyor. Trump ayrıca, “Vatikan tarihinde ilk kez Chicago doğumlu bir din adamını ben seçtirdim. Şimdi benim İran’la savaşıma karşı çıkıyor. Oysa İran nükleer silahlara asla sahip olamaz.” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Trump’ın “suça karşı zayıf” ifadesi, doğrudan Papa’yı hedef almakla birlikte, dolaylı olarak İran’ı işaret etmektedir. Burada Trump’ın bakış açısı nettir: İran’ı nükleer tehdit olarak görmekte ve bu tehdide karşı sert, hatta askeri bir duruş sergilenmesi gerektiğini savunmaktadır. Ona göre Papa’nın barışçıl yaklaşımı, bu tehdidi yeterince ciddiye almayan bir “zayıflık” göstergesidir.

Ancak bu yaklaşımın dünya kamuoyunda aynı ölçüde karşılık bulduğu söylenemez. Nitekim son veriler, Trump’a verilen desteğin belirgin şekilde düştüğünü göstermektedir. Bu durum, en azından kamuoyunun bir bölümünün Trump’ın sert ve çatışmacı politikasını sorguladığına işaret etmektedir.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

İran’a açılan savaş sonrası ABD’de Trump’a verilen desteğin yüzde 22’ye düşmesi dikkat çekici bulunuyor. Buna karşılık, Amerikalı Papa’nın soğukkanlılığı ve savaş yerine barışı savunan yaklaşımı, kiliseye önemli bir itibar kazandırıyor.

Burada önemli bir başka nokta ise Vatikan’ın küresel etkisidir. Tekrar ediyorum Vatikan, coğrafi olarak küçük bir devlet olsa da yaklaşık 1.4 milyar Katolik’in ruhani merkezidir. Bu nedenle Papa’nın söylemleri yalnızca dini değil, aynı zamanda sosyal ve politik yankılar da doğurmaktadır.

Özellikle ABD’deki Katolik nüfus dikkate alındığında, bu gerilimin Trump açısından siyasi sonuçlar doğurma potansiyeli vardır. Katolik dünyasının ve Amerikalı Katolik seçmenlerin ortak bir tepki göstermesi durumunda, bu durum seçim dengelerini dahi etkileyebilir.

Avrupa ve ABD basınını incelediğimde ortaya çıkan tabloyu şu şekilde özetleyebilirim:

Avrupa merkezli yayın organları, Papa 14. Leo’ nun barış vurgusunu hem tutarlı hem de Katolik geleneğiyle uyumlu bir duruş olarak değerlendiriyor.,

Haberin Devamı
Haberin Devamı

ABD medyasında ise daha farklı yaklaşımlar dikkat çekiyor. Donald Trump’ın güvenlik eksenli sert söylemlerini destekleyen yorumcular bulunsa da, hatırı sayılır bir kesim bu çıkışları gereksiz bir gerilim ve diplomatik açıdan riskli bir adım olarak görüyor.

Ortak paydada buluşulan gerçek şu ki:

Küresel ölçekte etkisi olan bir ruhani liderle açık bir polemiğe girmek, kaçınılmaz biçimde siyasi sonuçlar doğurur ve bu durum Donald Trump açısından ciddi bir risk taşır. Bu tartışma, aynı zamanda

Vatikan’ın küresel saygınlığını da tartışmaya açan daha geniş bir krize işaret etmektedir. Dini otoritesi güçlü bir liderle bu şekilde karşı karşıya gelmek, kısa vadede siyasi bir güç gösterisi gibi algılansa da, uzun vadede Donald Trump’ın hem iç politikada destek kaybetmesi hem de uluslararası alanda itibarının zedelenmesi olabilir.

Bana göre, Papa 14. Leo gibi küresel etkisi olan bir ruhani liderle çatışmak, işi basit bir tartışmanın ötesine taşır; dini ve siyasi tarafları karşı karşıya getirerek kutuplaşmayı daha da artırır.