Reha Erus Reha Erus

ÜRETİYORUZ AMA TÜKETMİYORUZ; ENGİNARIN HİKAYESİ

02.07.2026 Perşembe | 12:02Son Güncelleme:

Enginara bağlılığım, hastalıktan da öte bir tutku. En çok dolmasını severim.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Rahmetli babam Kıbrıs kökenliydi. Kendisi de, adalılar gibi, enginarı çiğ yer; yeşil yapraklarını tek tek sıyırarak tüketirdi. Başlı başına bir şifa kaynağıdır.

Maalesef bu yazıyı bana yazdıran bir istatistik gerçeği var. Türkiye'de yılda kişi başına ortalama sadece 450 gram enginar tüketiliyormuş. Bir kilo bile değil! Bu rakam İtalya'da 8,55, İspanya'da 5,42, Cezayir'de 2,55 ve Arjantin'de 2,46 kilogram.

Üşenmedim, araştırdım. Enginar tüketimini olumsuz etkileyen üç temel neden var: Dikenli ve tüylü olması, ayıklanmasının zor olması ve ülkemizde özellikle çanak kısmının temizlenerek satılması nedeniyle fiyatının yüksekliği.

Şimdi size enginarın faydalarını ayrıntılarıyla anlatacağım.

Öncelikle karaciğer dostu olarak bilinen enginar tam bir şifa deposu. Faydaları saymakla bitmiyor. İçerdiği lifler insan sağlığı için bire bir. Safra kesesinin ve bağırsakların düzenli çalışmasına katkı sağlıyor. Lif bakımından elma, brokoli ve yulaf ezmesinden bile daha zengin olduğu belirtiliyor. Özellikle kadınlar için oldukça faydalı.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Birleşmiş Milletler'e bağlı FAO'nun (Gıda ve Tarım Örgütü) verilerine göre ülkemizde yılda yaklaşık 40 bin ton enginar üretiliyor. Bu da bizi dünya sıralamasında 10. yapıyor. Bu alanda İtalya açık ara lider. İtalya'da yılda 390 bin, İspanya'da 240 bin, Mısır'da ise 190 bin ton enginar üretiliyor.

Ülkemizde enginar daha çok bir Ege sebzesi olarak biliniyor. İzmir yöresi üretimin yüzde 27,3'ünü karşılıyor. Marmara'da ise ünlü Bayrampaşa enginarı öne çıkıyor. Klasik pazarlarda soyularak satılan, en dikenli türlerden biri olan Bayrampaşa enginarının büyük boyu en çok rağbet göreni. Kış aylarında ise salamura ve konserve formları marketlerde satılıyor. Maalesef aşırı limon, asit ve koruyucu madde kullanımı bu ürünlerin tadını değiştiriyor ve yavanlaştırıyor.

Latince adı Cynara scolymus olan enginar, tıbben güçlü bir antioksidan sebzedir. İçerdiği vitamin ve mineraller sayesinde oldukça sağlıklıdır. Bünyesinde kemik, kan ve kalp sağlığı için; K vitamini; bağışıklık sistemi ve sinir sistemi için;bakır,sinir, kas ve hormon sentezi için; magnezyum ayrıca bağışıklığı destekleyen ve hücreleri serbest radikallere karşı koruyan bol miktarda C vitamini bulunur.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Yıllarca İtalya'da yaşadığım için enginarla sıkı fıkıydım. Özellikle nispeten küçük, mor renkli, ince kabuklu ve yemesi kolay olan Viola cinsi enginarı çok severim. Roma usulü hazırlanan (alla romana), uzun saplı bu enginar zeytinyağı ve maydanozla nefis bir lezzete sahip. Ayrıca dolmasını yapmak için de son derece elverişli.

Eşim, enginar yapraklarını limon ve maydanozla kaynatır, suyunu içer. Gerçekten çok faydalıdır. Ancak enginar yemek ya da yapraklarının suyunu içmek etkisini hemen göstermez. Üç ila altı haftalık düzenli bir kür, özellikle karaciğer için oldukça yararlıdır.

Ben ayrıca her gün enginar özü içeren takviyeler kullanıyorum. Bunlar genellikle Milk Thistle (deve dikeni) adıyla biliniyor. Deve dikeni, karahindiba ve enginar ekstresi karaciğer ve safra kesesi sağlığı açısından oldukça faydalı.

Salata tabağımda ise bağırsakları destekleyen enginar sirkesini tercih ediyorum. Etkisini gerçekten hissediyorum.

Yukarıda saydığım nedenler; dikenli olması, ayıklanmasının zorluğu ve fiyatının yüksekliği, enginar tüketimini ne yazık ki sınırlıyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Geçenlerde pazarda tohuma kaçmış enginarlar satan yaşlı bir teyze gördüm. Enginarın çiçeği harika mor renktedir. Adeta bir tablo gibidir ve evde çok şık bir dekoratif aksesuar olarak kullanılabilir. Böylece farklı bir yanını da görmüş oluyoruz.

Peki, Türkiye'de enginarı toplumumuza nasıl daha iyi anlatabiliriz? Bu kadar değerli bir ürünü sofralarımızın vazgeçilmezi haline nasıl getirebiliriz? İşte asıl üzerinde durmamız gereken konu bu.

Burada en önemli sorun toplum olarak enginarı yeterince tanımamamız. Hala enginarı bilmeyen bir gurup halkımız var. Bizler çoğunlukla sadece çanak kısmını tüketiyoruz. Oysa Akdeniz ülkelerinde, özellikle İtalya'da enginarın yaprakları da tek tek sıyrılarak yenir. Yapraklarından çay hazırlanır, kaynatılarak suyu içilir ve sağlık amacıyla değerlendirilir. Yani bizim çoğu zaman çöpe attığımız bölümler, aslında besin değerinin önemli bir kısmını oluşturuyor.

Enginarın kullanım alanı da sandığımızdan çok daha geniştir. Zeytinyağlı enginar, etli enginar, iç baklalı enginar, enginar dolması, fırında enginar, enginarlı makarna, enginarlı risotto, salata ve pizzalar bunlardan sadece birkaçıdır. Son yıllarda enginar sirkesi de ilgi görüyor. Sindirim sistemini desteklediği için özellikle salatalarda tercih ediliyor. Bunun yanında enginar turşusu, konserve ürünleri, enginar ezmesi, hatta yapraklarından hazırlanan bitki çayları da sofralarda yer bulabiliyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Bence burada yalnızca üreticilere değil, kamu kurumlarına da önemli görevler düşüyor. Tarım ve Orman Bakanlığı, enginar üretimini sadece tarımsal bir başarı olarak değil, aynı zamanda bir halk sağlığı politikası olarak ele almalıdır. Nasıl ki fındık yıllarca devlet destekli tanıtım kampanyalarıyla, hem yurt içinde hem de dünyada güçlü bir marka haline getirildiyse, enginar için de benzer çalışmalar yapılabilir. Okullarda sağlıklı beslenme eğitimlerinde, belediyelerin etkinliklerinde, televizyon programlarında ve sosyal medya kampanyalarında enginar daha fazla anlatılmalıdır. Hatta üretim bölgelerinde düzenlenecek enginar festivalleri ve tadım etkinlikleriyle çocukların ve gençlerin bu sebzeyi tanıması sağlanabilir.

Bir diğer konu ise fiyat. Dünyanın önemli üreticilerinden biri olan bir ülkede enginarın tüketiciye hâlâ pahalı ulaşması düşündürücüdür. Üretimden sofraya uzanan zincirde maliyetler azaltılmalı, işleme ve paketleme teknolojileri desteklenmeli, temizlenmiş ve tüketime hazır ürünler daha ulaşılabilir fiyatlarla sunulmalıdır. Böylece hem üretici kazanır hem de vatandaş bu değerli sebzeye daha kolay ulaşabilir.

Sonuç olarak soruyu yeniden sormak gerekiyor: Türkiye olarak enginarı halkımıza nasıl anlatacağız? Bence işe onu sadece bir sebze olarak değil, bir sağlık yatırımı olarak tanıtarak başlamalıyız. Çünkü enginar, doğru politikalar ve doğru tanıtımla sadece üretimde değil, tüketimde de Avrupa'nın örnek ülkelerinden biri olmamızı sağlayabilir. Sağlıklı bir toplum için bazen büyük reçetelere değil, soframızdaki doğru besinlere ihtiyaç vardır. Enginar da bunların en değerlilerinden biridir. Onu daha çok tanımalı, daha çok üretmeli ve en önemlisi daha çok tüketmeliyiz. Böyle bir hedef, hem çiftçimize hem de toplum sağlığına yapılacak en değerli yatırımlardan biri olacaktır.

Kısacası enginarın bize sağladığı faydalar saymakla bitmez. İyi ki hayatımızın bir parçası. Benim de vazgeçilmez sağlık dostum.

İtalyancası carciofo, çoğulu ise carciofi.

O zaman: Viva i carciofi! (Yaşasın enginarlar!)