Reha Erus Reha Erus

VENEDİK FİLM FESTİVALİ; SANATIN BÜYÜSÜNDE, POLİTİK YASAKLARIN GÖLGESİ

28.08.2025 Perşembe | 10:35Son Güncelleme:

82.Venedik Film Festivali dün start aldı ve 6 Eylül’e kadar Lido Adası’nda devam edecek.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Sinemayla ilgilenenler arasında ilginç bir tabir vardır.“Cennet film festivali mi, Venedik mi?” Çünkü Venedik, sinemacılar için neredeyse kutsal bir buluşma noktasıdır. Burada gösterilen filmler yalnızca sanat çevrelerinde değil, tüm dünyada dikkat çeker. Çünkü sinema için cennet, zaten Venedik’te kuruluyor.

Bu görkemli sinema şölenini en son 2014 yılında izlemiştim. 1982 ile 2014 yılları arasında hiçbir Venedik Film Festivali’ni kaçırmadım. Zaten röportajlarımın çoğunu Venedik’te yaptım.

Bir başkadır festival günleri… Meslektaşlarla işbirliği yapmak, film şirketlerinin temsilcileriyle sürekli temas halinde olmak ve röportajlardan önce mutlaka yarışma ya da yarışma dışı filmleri izleme zorunluluğu, festivalin vazgeçilmez bir parçasıdır… Filmlerin oyuncuları ile yapılacak teke tek ya da yuvarlak masa söyleşileri için hazırlıklar… Suitlerin kapılarında sıra beklemek… Excelsior Oteli’nin terasında ünlülerin avına çıkmak… VIP lounge’larda örneğin Monica Bellucci veya George Clooney ile sohbet etmek… Özlemişim o heyecanlı günleri.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Bu yıl Venedik’e yine Hollywood’un gözde oyuncuları ve yönetmenleri gelecek.

Venedik kanalları ve Lido Adası yine ünlülerle dolacak. Festivalin gediklisi ve Venedik aşığı George Clooney, artık iyice kırlaşmış saçlarıyla yakışıklılığını hayranlarıyla paylaşacak. Clooney, rol arkadaşları Laura Dern ve Adam Sandler ile Jay Kelly adlı yapıtını tanıtacak.

Kremlin Sihirbazı filminde Jude Law, Putin’i canlandırırken; Julia Roberts, Dwayne Johnson, Emma Stone ve Amanda Seyfried de Hollywood yıldızları arasında festivalde boy gösterecekler.

Cate Blanchett ve Adam Driver’ın rol aldığı, yönetmen Jim Jarmusch imzalı Father, Mother, Sister, Brother filmi de seyirci karşısına çıkacak.

Festivalin direktörü Alberto Barbera yönetimindeki Venedik Film Festivali, her geçen yıl Cannes Film Festivali ile rekabetini giderek kızıştırıyor.

Bu yıl jüri başkanlığı yapacak Amerikalı yönetmen ve senarist Alexander Payne, “Çok kaliteli filmler var. Hayli zorlanacağız” dedi.

Venedik Film Festivali Dünya sinema piyasasına açılan bir kapıdır.

Festival, sanat filmleriyle, ticari sinemanın kesişim noktasında bulunur.

Kültürlerarası bir köprü kurması, Venedik’i Cannes ve Berlin’den ayıran en önemli özelliktir.

Venedik Film Festivali’nde prömiyer yapan birçok film, daha sonra Oscar ve diğer uluslararası ödüllerde boy gösterir. Örneğin son yıllarda Nomadland, Joker ve Roma gibi yapımlar, Venedik’te alkışlarla karşılandıktan sonra dünya piyasasında büyük başarılar elde etti. Yani Venedik yalnızca bir festival değil, adeta küresel sinema piyasasının nabzını tutan bir pusuladır. Venedik Film Festivali, aynı zamanda uluslararası sinema pazarının en stratejik buluşma noktalarından biridir. Sinema endüstrisindeki ağırlığı, onu Cannes ve Berlin’le birlikte “Avrupa’nın büyük üçlüsü” arasına yerleştirmektedir.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Festivalin en ilginç olayı ise organizasyon dışında oluşan “Venice4Palestine” (Filistin için Venedik) adlı bir eylem grubunun, “Soykırımı alenen veya aktif olarak destekleyenlerin davetlerinin geri çekilmesini sağlamak” girişimi oldu.

Ve böylece Venedik Film Festivali bu yıl sinema kadar, siyasetle de gündeme geldi.

Festivalde, yönetmen Julian Schnabel’in In the Hand of Dante adlı yarışma dışı filmiyle katılacak olan İsrailli yıldız Gal Gadot ile ünlü İskoç oyuncu Gerard Butler, İsrail’i destekleyici demeçler verdikleri için davetiyeleri iptal edildi.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

İsrail’e destek veren oyuncuların davetiyelerinin iptal edilmesi, soykırım ile ilgili açıklamaların yasaklanması, sanatın özgürlük alanını tartışmaya açtı.

Ayrıca festival sırasında siyasi konuşmalar yapılması; sunum ve panellerde Filistin ve İsrail adına olası yorumlar yasaklandı. Bu konuda akredite olan medya mensupları da uyarıldı.

“In the Hand of Dante” filminin boykot edilen iki oyuncusu Gal Gadot ve Gerard Butler dışında, kadroda Oscar Isaac, Al Pacino, John Malkovich, Franco Nero, Martin Scorsese ve Jason Momoa gibi önemli isimler de yer alıyor. Onlar Venedik’te olacaklar.

Ben soykırımı asla desteklemem. İnsanlığın en karanlık yüzü, en ağır utançlarından biridir. Çünkü soykırım sadece politik bir başlık değil, insanlığın ortak vicdanını ilgilendiren bir gerçek. O yüzden bazen özgürlüklerin kısıtlanması bile, insani değerleri korumak adına anlam kazanabiliyor. Özgürlük elbette kıymetlidir; ancak nefret söylemlerine ya da insanlık suçlarını meşrulaştıran ifadelere dönüşmemelidir. Hele ki bu tür ifadelerin uluslararası sinema festivallerinde öne çıkması asla kabul edilemez.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Burada ki kısıtlama; SANSÜR DEĞİL, İNSANLIK ONURUNU SAVUNMA SORUNUDUR.

Fakat şunu da sormadan edemiyorum:

SANAT SİYASETİN GÖLGESİNDE NE KADAR NEFES ALABİLİR?

Dünya basınına baktığımızda iki farklı cephe var. Bir yanda İsrail’i koşulsuz destekleyen gazeteler, diğer yanda Filistin halkının sesini duyurmaya çalışan yayınlar… Ama ortada dev bir sessizlik duvarı da var. Çoğu gazete, taraf olmaktan korkuyor. Çünkü bu meselede kimin yanında durduğunuz sadece politik değil, aynı zamanda ekonomik ve kültürel bedeller de getiriyor.

Burada büyük bir ikilem var. Bir yanda sanatın özgürce konuşabilme, düşünme ve tartışma hakkı… Diğer yanda nefret söylemlerine ve insanlık suçuna zemin hazırlayabilecek bir ifade alanı…

PEKİ SEVGİLİ OKURLAR, ŞİMDİ SİZE SORMAK İSTİYORUM ;

1)Sizce sanatın da bir sınırı olmalı mı? Özgürlük her koşulda korunmalı mı, yoksa insanlık onurunun söz konusu olduğu yerde bu özgürlükler daraltılmalı mı?

2) Bir filmde bir katliamı izlediğinde gözyaşın yanaklarına akarken, aynı festivalde o katliamı destekleyen bir sanatçının alkışlanmasına vicdan razı olur mu?

Eğer cevap “hayır” ise, işte orada sanatın sınırları kendiliğinden çiziliyor.

BENİM CEVABIM NET: Sanatın amacı insanı yüceltmekse, insanı aşağılayan hiçbir özgürlük gerçek anlamda özgürlük değildir. Venedik’te başlayan bu tartışma aslında hepimizin yüreğinde devam ediyor. Ve belki de asıl mesele şu:

SANATI SANAT YAPAN ,PERDENİN PARLAK IŞIKLARI DEĞİL, VİCDANIN SÖNMEYEN IŞIĞIDIR.

Ama tüm bunlara rağmen, sevdiğim Venedik Film Festivali’ni şimdilerde yalnızca ekranlardan izlemek, maalesef bana hüzün veriyor.