Reha Erus Reha Erus

Woody Allen 90 Yaşında ve Hala Film Çeviriyor

30.11.2025 Pazar | 10:07Son Güncelleme:

Şimdi yazıma Allan Stewart Konigsberg diye başlasam, çoğu okur “Kimden bahsediyor?” diye merak edecektir. Oysa o, Karl Marx ve Albert Einstein’dan sonra bilinen en etkili Yahudiler’den biridir; kalıcı olan sanat adı ise Woody Allen’dır.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Woody Allen bugün 90 yaşına bastı ve hâlâ kamera arkasında “Motor!” demeye hazırlanıyor. Ve sette olmanın heyecanını taşıyor. Neredeyse bir asra yaklaşan yaşamı boyunca hem sinemaya yön verdi, hem de sanat dünyasında tartışmaların merkezine oturdu. Skandallarla gölgelenen özel hayatına rağmen, sinemaya kattığı derinlik, benzersiz üslup ve karakter yaratma dehası onu modern çağın en etkili yönetmenlerinden biri konumuna getirdi.

Daha okumayı sökmeden hayalinde film sahneleri kuran, sekiz yıl boyunca katı bir Yahudi okulunda anadili Almanca’nın yanı sıra İngilizce ve İbraniceye de hakim olan bu dahi genç, henüz 15 yaşındayken adını değiştirerek küçük hikayeler ve film senaryoları yazmaya başladı. Aldığı teklifler üzerine radyo programlarına skeçler hazırladı. Altmışlı yılların başlarında stand-up’a merak sardı. Bu arada müziğe yatkın olduğunu keşfetti ve klarnetini yanından hiç eksik etmedi, konserler verdi.

Woody Allen 90 Yaşında ve Hala Film Çeviriyor

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Ama aklı hep sinemadaydı. Geceleri ilham geldiğinde senaryoları peş peşe kaleme alıyordu. Nihayet bir Hollywood yapımcısının dikkatini çekti. İlk filmi “Sleepers” oldu. İkinci yapıtı “Annie Hall” ise belki de kariyerinin en önemli filmi olarak Woody Allen’ı zirveye taşıdı. Kendisinin de rol aldığı bu eserde, yakın zamanda hayatını kaybeden Diane Keaton ile birlikte oynamıştı; geçmişte kısa bir ilişkileri de olmuştu.

Woody Allen iki kez evlenmişti, ancak gerçek aşkı sanattı. Birçok unvanı vardı: Yönetmen, senarist, oyuncu, tiyatro yazarı, yapımcı ve müzisyen… Kısacası on parmağında on marifet vardı.

Elbette Woody Allen’ın yaşamı, yalnızca sanatın parıltısıyla örülü değildi. Özel hayatına dair ortaya çıkan ve hâlâ tartışılan iddialar, kariyerinin belirli dönemlerinde sanatından daha çok gündemi meşgul etti. Bu iddiaların bir kısmı kanıtlanmamış olsa da, Allen’ın kamuoyu önündeki imajını derinden etkiledi.

1980 yılında Mia Farrow ile yaşamaya başladı. Onunla “Hannah ve Kız Kardeşleri” filminde birlikte rol almışlardı. Tam 12 yıl birlikte yaşadığı Mia Farrow’un 7 yaşındaki üvey kızı Dylan Farrow’a yönelik cinsel taciz iddiası büyük bir skandal olarak ortaya atıldı, ancak bu iddia kanıtlanamadı.

Woody Allen 90 Yaşında ve Hala Film Çeviriyor

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Öte yandan Mia Farrow’un o dönemdeki eşi André Previn ile evliliklerinden evlat edindikleri Soon-Yi Previn ile ilişkiye girmesi, Woody Allen’ın ikinci kez sinema dünyasında yıpranmasına neden oldu. Mia Farrow, Woody Allen hakkında olay yaratacak iddialarda bulunup onu evden kovdu. Woody Allen ise üvey evladı Soon-Yi ile evlenerek üçüncü kez nikâh masasına oturdu.

Ancak tüm bu tartışmaların ötesinde, sinema dili ve üretim gücü asla durmadı. O, eleştirilerin, skandalların ve yılların ağırlığına rağmen kamerayı ve kalemi bir an olsun elinden bırakmadı.

Woody Allen bir röportajında, 30 yıl boyunca psikologlara gittiğini itiraf etmişti.

Benim gözlemimi sorarsanız; Venedik Film Festivali’nde birebir yaptığım röportajda karşımda yorgun, utangaç, çekingen bir Woody Allen vardı. Sorularıma kısa yanıtlar verirken akıcılık yoktu, sanki mekanik bir rutinin içindeydi. En çok, miyop camlı kara çerçeveli klasik gözlüğünü sorduğumda hafifçe gülmüş ve “Bilmem, hiç düşünmemiştim” diye cevap vermişti. O gözlüklerin arkasında dünyaya hep biraz mesafeli durmuş, karmaşık iç dünyasını kimseye tam açmamış bir sanatçının mahremiyetini hissetmiştim.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

O an Woody Allen’ın sadece filmleriyle değil, kırılgan suskunluklarıyla da derin bir hikaye anlattığını fark etmiştim.

Allen’ın sineması; zekice yazılmış diyalogların, entelektüel göndermelerin ve insan ilişkilerinin, hassas yanlarını ustalıkla işleyen bir iç dünyanın yansıması gibidir. Onun karakterleri çoğu zaman nevrotik, sorgulayan, hüzünle mizah arasında sıkışan figürlerdir. Belki de bu nedenle filmleri, izleyicinin zihninde yaşamının herhangi bir anına ayna tutar gibi kalır.

Mesleğinde 16 kez Oscar’a değişik dallarda aday gösterilmiş, 4 kez heykelciği kazanmıştı. Tabii başka ödüller de almıştı.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Ancak tüm bu tartışmaların ötesinde, sinema dili ve üretim gücü asla durmadı. O, eleştirilerin, skandalların ve yılların ağırlığına rağmen kamerayı ve kalemi bir an olsun elinden bırakmadı.
Hollywood’da pedofili iddialarıyla anılan ve Me Too (Ben de) hareketinde adı geçen ünlü sinema sanatçısı şimdi harıl harıl yeni senaryolar yazıyor. Bu arada, 1998 yapımı “Celebrity” (Şöhret) filminde rol verdiği ABD Başkanı Donald Trump’ı da yeni filminde oynaması için ikna etmeye çalışıyor.

Bugün 90 yaşında. Bu inatçı yaratıcılık, onu yalnızca bir sinema insanı değil, sanatını ve kendisiyle sürekli hesaplaşan bir düşünce adamı da yapıyor. Woody Allen, dünya sinemasına bıraktığı yüzlerce karakter, unutulmaz sahneler ve benzersiz anlatım diliyle sinema tarihine damgasını vurdu. Tartışmalı yaşamına rağmen, o hâlâ inkar edilemez bir “sinema dahisi” olarak anılmaya devam edecek.

Woody Allen tezat bir karakter taşıyan kişiliğin en belirgin örneklerinden biri. Ama tek bir gerçek var ki o da şu: 90 yaşında birisinin hâlâ üretmesi, hayal etmesi ve sinema yapması başlı başına bir efsanedir.

90. doğum günün kutlu olsun Woody.