Savaş Önemli Savaş Önemli

Sanatta yeni trend; “Pop” değil “Op Art”

05.03.2018 Pazartesi | 14:36

Dijital çağda sanata olan bakışın, beklentilerin ve hatta sanatın bizzat kendisinin hayatımızdaki diğer her şey gibi hızlı bir dönüşüm geçirdiği aşikar. Bu ülkemizde de böyle. Son zamanlarda, Türkiye’de giderek artan sayıda sanatçı dijital sanatlarla ilgilenmekte. Yeni nesil nesil sanatçıların ilgi gösterdiği akımların başında ise kökeni aslında 1960’lara Pop Art’ın da doğduğu yıllara uzanan ve geometrik bir soyut sanat türü olarak dijital çağın estetiğine göndermeler yapan Op Art…

1960’larda, Pop Art ile aşağı yukarı aynı dönemde gelişmiş bir soyut sanat akımı olarak ortaya çıkan Op Art, optik yanılsamayı ön planda tutan geometrik bir soyut sanat türü. Optical Art (Optik Sanat) sözcüklerinin kısaltılmış biçiminden türeyen Op Art, ilk olarak 1964 yılında Time dergisinde yayınlanan bir makalede karşımıza çıkıyor. Derinlik veya üç boyutluluk yanılsaması yaratmayı amaçlayan soyut sanat ürünlerini içeren Op Art çalışmalarında matematik, kontrast ve diğer sanat dallarında olmayan 3 boyutlu şekiller kullanılıyor. Bu akımın değerleri; hareket, ışık ve optik mekan. Op Art’ta yaratılan matematik tabanlı kompozisyon ve illüzyon sayesinde görüntüler insan gözüne hareket ediyormuş gibi gidiyor. 

Biçimlerin ve renklerin sistematik ve kesin kullanımıyla elde edilen Op Art ürünlerinde etki, perspektif yanılsama ya da renksel gerilimden kaynaklanır.

Batı’nın, sanata daha Rönesans’dan bu yana iki boyutlu resim düzlemi üzerinde üçüncü boyut etkisi vermeye çalıştığı malumunuzdur. Op Art’ın yaptığı ise sanat yapıtını kurallarla bilimsel olarak düzenlemek gibi aslında. Yani Batı’nın bu eğilimiminin soyut sanatta ortaya çıkan sonuç noktası gibi. 

Op Art’ın doğuşu 

Op Art ABD’ye özgü olmadığı halde 1965 yılında New York kentindeki Modern Sanat Müzesi’nde düzenlenen The Responsive Eye sergisi sonrası halk genelinde oldukça popüler bir hal aldı. Kısa süre içerisinde TV reklamları, moda ve farklı disiplinlerdedi tasarımlarda karşımıza çıkmaya başladı. Op Art terimi 1960’larda doğmuş olsa da pek çok kişi Victor Vasarely’nin 1938 yılında yaptığı Zebra isimli resmin bu akımın başlangıçı olduğu konusunda hem fikir. Bu sanatla uğraşan diğer isimlere örnek olarak; Bridget Riley, Richard Anuskiewicz, Larry Poons ve Jeffrey Steele verilebilir.  Fransa’da ise Görsel Sanatlar Deneysel Grubu (GRAV) üyeleri ile Şili doğumlu Jesus Raphael Soto gibi Op Art’ın ilkelerini uygulayan sanatçılar, büyük boyutlu heykellerinde hareket yanılsaması elde edebilmek için ışıktan ve çeşitli motorlardan yararlandılar. 

Op Art’ın özellikleri

-Op Art aslında gözü yanıltmak için var. Bu türe ait kompozisyonlar insan beyninde görsel bir etki yaratarak hareket ilüzyonu sağlar. 

-Op Art gerçeği yansıtmaz. Geometriye dayalı Op Art eserlerinde sanatçının hedefi de gerçeği yansıtmak değildir. Sanatçı bunun yerine daha soyut, şekle dayalı çizimler üzerine yoğunlaşır. 

-Op Art iki tekniğe dayanır: Perspektif ve renkler. Genellikle siyah, beyaz, gri gibi renkler kullanılsa da diğer renkler kullanıldığında da yüksek kontrast tercih edilir.  

-Eserler renk harmanlaması içermez ve gölgelendirme tercih edilmez. Bir renkten diğerine geçerken iki yüksek kontrastlı renk yan yana yerleştirilir. Bu keskin geçişler gözleri yanıltarak hareket olduğu izlenimini yaratır. 

Dijital çağda sanata olan bakışın ve sanattan beklentilerin de hızla dönüştüğü aşikar. Bu ülkemizde de böyle. Son zamanlarda, Türkiye’de giderek artan sayıda sanatçı soyutlama alanında optik sanatla ilgilenmekte. Bu ilginin en güzel ve somut örneği ise 11 Ocak’tan beri Plato Sanat İstanbul Ayvansaray Üniversitesi’nde devam eden “Pop değil Op” sergisi. Sergide sunulan videodan fotoğrafa resimden heykele kadar uzanan çok geniş bir yelpazedeki eserler ile optik sanat başarılı bir şekilde yorumlanıyor. Op Art teknikleri ve stratejileri ile dijital çağın estetiğinin bir araya geldiği sergide günümüz görselliğinin gerçekliği ve samimiyeti sorgulanıyor. Eserleriyle sergiye katkıda bulunan sanatçılar, genellikle geometrik kompozisyonlarla sabit duran tuvalin veya durağan, üç boyutlu malzeme yüzeylerinin bu yöntemlerle dinamik sanat parçalarına dönüştürülme olasılığını keşfediyorlar. 

Plato Sanat’taki “Pop Değil Op” sergisi üzerine 

Plato Sanat Direktörü Ayşegül Çinici Yazıcı Op Art’ın sanatın bugünü ve geleceği için önemli olduğunu söylüyor ve şöyle devam ediyor: “Op sanat salt soyut biçim ilişkileri üzerine kurulduğundan ve özellikle hareketle dinamizmi vurgulaması açısından da gelecekçilik ile en yakın ilişki kuran sanat biçimlerinden biri olarak kabul edilebilir. Op Art resimde üçüncü boyut etkisini verme eğiliminin soyut sanatta ortaya çıkan şekli olarak da önemli sayılır. Op Art, matematiksel düzenlemeler, geometrik planlamalar üzerinden görsel yanılsamalar yaratımı üzerinde odaklanır, bu özelliğiyle de dijital çağın estetiğine göndermeler yapar. Son yıllarda bir başka bilim dalı olarak psikolojinin de optik sanat örneklerinden yararlanıyor olması bu sanat akımını kayda değer kılmakta. Sanatçılar, günümüzdeki görselliğin gerçekliğini ve samimiyetini sorgularken, gerçekçiliğin varlık ve matrislerini tartışmak için Op Art tekniklerini kullanıyor ve Op Art stratejilerini dijital çağın estetiğiyle harmanlayarak bu akımın sanat ve toplum üzerindeki etkilerini yorumlamayı amaç ediniyorlar.” 

Op Art’ın, yüzeysel pop ya da dekoratif süsleme sanatı olarak değil de, gerçek-ötesi algımız üzerinde temel bir etki bırakabilecek ivedi bir konu olarak ele alındığını ifade eden Yazıcı’ya sergiyi de sordum. Yazıcı: “Bu sergi, Türkiye’deki farklı nesillerden ve disiplinlerden sanatçıların optik ve soyut sanat üretimlerinden farklı kavram ve estetik anlayışları sunuyor. Klasik Op sanatçılarından farklı olarak bizim sergimizin kahramanları, biçimsel geometrik soyutlama ve optik yanılsamanın gerçekleri gizlemek veya insanları yanıltmak için kullanılmasından ziyade bu yöntemin gerçeklik algımızın oluşmasında kullanılabileceğini kanıtlıyor. Bu bağlamda Op sanatı, yüzeysel pop ya da dekoratif süsleme sanatı olarak değil de, gerçek-ötesi algımız üzerinde temel bir etki bırakabilecek ivedi bir konu olarak ele alınıyor.” Son olarak “Pop değil Op” sergisinin 24 Mart’a kadar görülebileceğini hatırlatayım. 

Diğer Yazıları

Tersine göç hikayeleri - Bölüm 2

“Merkezi Seattle’da olan şirketini Kuşadası’ndan yönetiyor”

Devamını Oku 16.10.2018

Dijital anneler YouTube’da tecrübelerini paylaşıyorlar

Dijitalleşme ile hayatımıza farklı disiplinlerde sayısız bilgi platformunun dahil olmasıyla bilgi aktarımının büyüklerden yeni nesillere yapıldığı dönemler çok geride aldı. Yeni nesil anneler için de annelik konusunda ana tavsiye kaynağı artık aile büyüklerinden önce kendileri ile aynı yollardan kısa süreler önce geçmiş ve bu tecrübelerini dijital dünyada paylaşan YouTuber anneler.

Devamını Oku 12.05.2018

iPhone ile çekilen portrelerden oluşan yeni nesil bir sergi

37. İstanbul Film Festivali kapsamımdaki özel etkinliklerden biri olan “Festival Stüdyosu” isimli fotoğraf sergisi bildiğimiz fotoğraf sergilerinden biraz farklı. İstanbul Film Festivali’nin Türkiye Sineması bölümündeki genç nesil oyuncuların iPhone ile çekilen portrelerinden oluşan sergi, Türkiye’de sinema ve fotoğraf camiasının teknoloji dünyasındaki güncel trendlere kayıtsız kalmadığını ortaya koyan güzel bir örnek

Devamını Oku 22.04.2018
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS