Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le yaptığı görüşmede, Ukrayna krizinin çözümü için yeniden İstanbul’u işaret etti. Tokayev, bunun kişisel bir değerlendirme olduğunu özellikle vurgulayarak, “İstanbul Formülü 2.0” çerçevesinde müzakerelere dönülmesini önerdi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Rusya ziyareti, Moskova içinde Ankara için de diplomatik temaslardan çok daha farklı bir anlam taşıyordu. Görüşmelerin yoğunluğu kadar satır aralarında verilen mesajlar da dikkat çekiciydi. Özellikle önümüzdeki ay Türkiye'de yapılacak NATO zirvesi öncesinde bu ziyaretin gerçekleşmesi ve Fidan’ın Moskova’da son derece üst düzey bir protokolle ağırlanması önemli mesajlar içeriyordu.
Bazı etkinlikler vardır; sahnedeki performans bittiğinde geriye sadece yaşanıp bitmiş güzel bir gece olarak kalmaz. Farklı ülkelerden insanların, şehirlerin ve kültürlerin birbirine nasıl dokunabileceğini gösterir. Bu yıl dokuzuncu kez düzenlenen Akra Jazz Festivali de tam olarak böyle bir organizasyon.
Rusya ile Ukrayna arasındaki çatışmanın başladığı ilk günlerden bu yana Rusya’da sokaktaki insanların önemli bir bölümü, Ukrayna’ya karşı daha dikkatli ve daha kontrollü davranılması gerektiği düşüncesini dile getiriyordu. Bunun temelinde de “Onlar bizim akrabamız” yaklaşımı yatıyordu. Ancak Mayıs ayının ortalarında bu yaklaşım değişti ve “Putin daha neyi bekliyor?” noktasına geldi.
Ukrayna’da arabuluculuk rolünü üstlenen Trump’a karşılık Putin’in İran çıkmazında devreye girmesi, küresel dengenin yeni şifresini ortaya çıkardı. ABD’nin Rusya-Ukrayna hattında kurmaya çalıştığı müzakere masasına karşı Moskova’nın ABD-İran geriliminde arabuluculuk pozisyonuna geçmesi, sonu merakla takip edilen bir diplomasi satrancına dönüşmüş durumda. Her iki ülkenin hamleleri diplomasi tarihine titizlikle not düşülüyor.
Türkiye ile Rusya arasında sanki bir gerginlik varmış gibi anlatanların, analizlerini neye dayandırdıklarını bilmiyorum; ama ben size Moskova penceresinden gördüklerimi aktarayım. Kararı siz verin...
İran’da barış imzalarının atılmasının ardından ABD Başkanı Donald Trump, ilk fırsatta rotasını Avrupa’ya ve NATO’ya çevireceğinin sinyallerini vermeye başladı.
Rusya, İran’ın Hürmüz Boğazı hamlesini gölgede bırakmamak için petrol fiyatlarının hızla yükseldiği bir dönemde önüne çıkan büyük fırsatı bilinçli biçimde sonuna kadar kullanmıyor. Peki, bu tutumu nasıl okumak gerekir?