Uğur Hakan Hacıoğlu Uğur Hakan Hacıoğlu

Görünenin Ardındaki Ses - Freddie Mercury

17.09.2021 Cuma | 13:36

Paha biçilemez parıltılarıyla gecelere ışık katan yıldızlar gökyüzünün karanlığında gözlerimizin önüne misafir olurken bazen gecenin sonunda onların kaybolacağını unuturuz. Hayatın içerisinde de bazı insanlar bizlere misafir olur. Onları görür, duyar ve tanırız. Freddie Mercury hayatlarımıza misafir olurken etnik kimliğini, cinsel eğilimini, yaşadıklarını ruhunun derinliklerinde tutup bir yıldız olmak istedi. Gecenin en karanlık anında bizleri selamlayan ışıltılı bir yıldız… Her yıl doğum gününde parıldayan ve hatırlandıkça aramızda kalacak olan bu yıldız görünenin ardına çıkarak sesiyle insanlara önemli bir miras bıraktı.

Farrokh Bulsara ya da tanıdığımız ismiyle Freddie Mercury, 5 Eylül 1946’da Doğu Afrika’da yer alan Zanzibar’da dünyaya geldi. İran’dan Hindistan’a göç etmiş Zerdüşt dinine bağlı Farslı bir aileye mensuptu. İnançları sebebiyle İran’dan Hindistan’a göç etmişler ve burada memurluğa başlayan babasının da tayinin Zanzibar’a çıkmasıyla burada yaşamaya başlamışlardı.

Freddie Mercury’nin çocukluğu, Mumbai yakınlarındaki bir yatılı erkek okulunda geçti. Piyano çalmaya başlamasıyla müzik sevgisini de burada edinmiş oldu. On iki yaşındayken Freddie Mercury, ilk grubu The Hectics'i kurdu. Cliff Richard ve Chuck Berry gibi sanatçıların şarkılarını okulda diğer öğrencilere çalıyorlardı.

1964 yılında gerçekleşen Zanzibar Devrimi sonrasında Freddie Mercury ve ailesi İngiltere’ye taşındı. Orada sanat okuluna başlayan Freddie Mercury müzikten de kopmamıştı. Ealing College of Art'ta grafik tasarım dersleri alırken bir yandan da Wreckage adlı bir Blues grubuna katıldı.

Mezun olduktan sonra, geçimini sağlamak için Londra'da ve çevresinde çeşitli işlerde çalıştı. Nisan 1970’de hayatını değiştirecek olay gerçekleşti. Farrokh Bulsara resmen Freddie Mercury oldu. Daha önce Smile adlı bir grupta yer alan gitarist Brian May ve davulcu Roger Taylor ve bir yıl sonra aralarına katılacak basçı John Deacon’un birlikteliğiyle Queen yolculuğu başlıyordu.

Kısa sürede sahne performansları ve Freddie Mercury’nin ses ve sahne konusundaki farklılığıyla ilgi çekmeyi başarmışlardı. 1973'te Queen, EMI Records ile bir kayıt sözleşmesi imzaladı. Kendi adlarını taşıyan ilk albümlerini Temmuz ayında yayınladılar ve bu albüm, Led Zeppelin ve Yes gibi topluluklardan izler taşıyordu. Albüm eleştirmenler tarafından beğenilmişti. Daha ilk albümleriyle İngiltere ve Amerika’da listelere girmeyi başarmışlardı.

Onlara asıl şöhretlerini ise “Bohemian Rhapsody” kazandırdı. 1975 yılında piyasaya sürülen ve 9 hafta boyunca İngiltere’de listenin en üstünde yer alan bu çalışma Rock müzik tarihinin en önemli şarkılarından biri oldu. Uzunluğu ve sıra dışı tarzı sebebiyle başlangıçta tercih edilmese de Freddie Mercury’nin ısrarıyla kaydedilen şarkı kısa sürede gördüğü ilgiyle Mercury’yi haklı çıkarmıştı. Bu çalışmanın ardından Freddie Mercury tarzını giderek daha da keskinleştirmeye başladı. Sahne kıyafetleri, şovları ve sahne performansıyla Mercury yıldızı gecenin en karanlık saatlerinde doğmuştu.

1979 yılında “Crazy Little Thing Called Love” şarkısıyla Avrupa, Japonya ve ABD’de büyük başarılar kazanmalarıyla küresel üne kavuştular.

Freddie Mercury’nin teatral sahne gösterileri topluluğun stadyum konserleri vermesine de olanak sağlamıştı. 1981 yılında 231.000 kişiye Sao Paulo’da verdikleri konser o yıllarda katılım bakımından bir dünya rekoruydu. 1980’li yıllarda yakaladıkları bu başarılar 1985 yılında gerçekleşen Live Aid’de gösterdikleri performansla taçlanmıştı.

Freddie Mercury’nin Queen dışında ilk büyük çalışması 1986'da Londra'daki “West End” müzikali için kaydettikleri “Time” şarkısında Dave Clark ile oldu. Bunu 1987'de Freddie'nin uzun vadeli hayallerinden birinin gerçekleşmesiyle izledi; dünyaca ünlü opera sanatçısı Montserrat Caballé ile kayıt yapmak. Kayıtlardaki ilk şarkı olan “Barcelona”, Caballé'nin memleketi için hazırladıkları bir marştı. Bu çalışma 1992 yılında düzenlenen olimpiyatların tema müziği olarak kullanıldı.

Freddie Mercury, 1990'da Queen ile birlikte “Innuendo” çalışmasını kaydetmek için stüdyolara geri döndü. O süreçte inkar edilmesine rağmen zayıflamış hali ve bitkin yüzü sağlığıyla ilgili söylentileri körükledi. Queen, Şubat 1990'da Brit Ödülleri'nde Müziğe Olağanüstü Katkı ödülünü kabul ettiğinde gözle görülür şekilde zayıflamıştı.

Zaman artık onun aleyhine işliyordu. Freddie Mercury'nin kamera önünde son görüntüsü, Mayıs 1991'de çekilen Queen’in klip çalışması “These Are the Days Of Our Lives” oldu. Haziran ayında, Batı Londra'daki evine yerleşip emekli olmayı seçti. 22 Kasım 1991'de Mercury, hastalığını duyuran bir açıklamada bulundu. Bu açıklamadan kısa bir süre sonra 24 Kasım 1991'de 45 yaşında öldü.

Sesini bir enstrüman olarak kullanan ve doğal bariton olmasına rağmen genelde tenor aralığında söyleyen hatta bazı kayıtlarda düşük bastan yüksek sopranoya çıkan Freddie Mercury geride “Bohemian Rhapsody”, “Crazy Little Thing Called Love”, “We Are the Champions” ve “Somebody To Love” dahil olmak üzere çeşitli müzik tarzlarında olağanüstü hitlerden oluşan bir miras bırakmıştı.

Yaşamın mutlak sonucuyla erken yaşta yüzleşen Freddie Mercury hala gecelerin ışıltısında bizleri selamlıyor, unutulmadığı müddetçe…

Diğer Yazıları

Antik Parıltılı Ses – Ümmü Gülsüm

Zaman ve coğrafya bir insanın yaşamını şekillendirmede oldukça büyük bir öneme sahiptir. Bu olguların karşımıza çıkardıkları bizde var olan unsurlarla bir bütünü ortaya çıkardığında hayatın farklı bir noktasında kendimizi buluruz. Ümmü Gülsüm kendi hayatını farklı bir noktada gördüğü anda Mısır’ın en önemli seslerinden biri olmuştu. Sesinde barındırdıkları insanları etkiliyor onları kendine çekiyordu. İçinde bulunduğu toplumun bu sese verdiği özel bir isim vardı; Mısır’ın dördüncü piramidi…

Devamını Oku 15.10.2021

Hakan Dedeler: “Müzik seyyahtır, dünya ile etkileşim halindedir”

Belli bir geleneğe bağlı olan bir enstrümanı çalmaya başlamak tarihi bir kentin sokaklarında gezmek gibidir. Gezginlerin, edebiyatçıların, âşıkların ve eski devirlerin müzisyenlerinin izlerini enstrümanı çalarken hissetmek mümkündür. Hakan Dedeler, tanburuyla tarihi kentlerin arka sokaklarında gezen ve keşfetmeyi seven bir müzisyen… Hakan Dedeler ile tanburla tanışmasını, yolculuğunu, müziğini ve yakın gelecekte ilgilileriyle buluşacak yeni çalışmalarını konuştuk.

Devamını Oku 01.10.2021

Athanasia Yolunda Bir Seyyah – Mikis Theodorakis

Kimi yolcular sadece kendi yollarının değil birçok insanın güzergahını belirler. Belirledikleri güzergahta yalnız yürümek yerine yol arkadaşlarıyla yürümenin keyfine varırlar. Mikis Theodorakis Yunanistan’da kültür, müzik ve siyaset arasında kendine bir yol çizdi. Bu yolculuğunda kendisine dünyanın sayısız kökene sahip birçok vatandaşı eşlik etti. Geçtiğimiz günlerde Mikis Theodorakis yol arkadaşlarıyla vedalaşıp Athanasia yolculuğuna çıktı. Şarkıları, umudu, görüşleri ve vasiyetiyle…

Devamını Oku 10.09.2021
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS