Uğur Hakan Hacıoğlu Uğur Hakan Hacıoğlu

"Yaşım Müzik" – Sefa Ulaştır ve Beybonlar Topluluğu

21.10.2020 Çarşamba | 10:26

Suç ve Ceza’da Dostoyevski; “Biz bir plan yaparken, kaderin de bir plan yaptığını unuturuz.” diyor. Yeni bir yazı hususunda çeşitli konular üzerine yoğunlaşmış ve notlar almıştım. Pazar akşamı Sefa Ulaştır’ın ölüm haberini aldıktan sonra Dostoyevski’nin sözü kulaklarımda çınladı. Müzikal kariyeri boyunca birçok isimle çalışmış olan Sefa Ulaştır anısına bir yazı yazmaya karar vermem de bu sebeple uzun sürmedi. Her ne kadar birçok tanınmış isimle çalışmış, önemli projelerde yer almış olsa da müziğe başlangıcını bilme konusundaki eksikliğimizi görünce kendisinin kariyerinin ilk basamağı olan, henüz altı yaşında abileriyle birlikte beraber sahne aldığı Beybonlar topluluğunu ile sizlere anlatmak istedim.

1964 yılında Kastamonu’da öğretmen Safi Ulaştır’ın üç oğlu Tayfun, Bora ve Sefa küçük yaşlardan itibaren müzikle ilgili oldukları için bir topluluk kurmaya karar verirler. Bu hedef doğrultusunda 1965 yılında ilk kez düzenlenecek olan Hürriyet Altın Mikrofon Yarışması’na katılırlar. Yarışma amacı ve şartlarının duyurulmasının yanı sıra birinci olan sanatçıya plak yapma ve bir gazinoda işe girme vaatlerinin verilmesi sonrasında yarışmaya yoğun bir katılım olmuştur. Ulaştır kardeşler, Zambaklar adıyla yarışmaya katılırlar fakat dereceye girememişlerdir. 1965 yılında ilk düzenlenen yarışmayı 1985 oyla Yıldırım Gürses kazanmıştır. İkinci 1407 oyla Mavi Işıklar, üçüncü de 1188 oyla Silüetler topluluğu olmuştur.

Bu yarışmada her ne kadar dereceye girememiş olsalar da kardeşler adına önemli bir tecrübe edinmelerine olanak sağlamıştır. 1966 yılında müzikal kariyerlerini değiştirecek bir kararı da bu sebeple alırlar. O yıllarda jüri üyeleri ve yarışmada yer alacak topluluklar alfabetik sırayla duyurulur ve alfabetik sırayla performanslarını sergilerdi. Ulaştır kardeşler bu sebeple alfabetik sırada daha üstte yer almak adına topluluklarının ismini Beybonlar olarak değiştirdi. 1968 yılında Tükel Konser Bürosu’nun düzenlediği Altın Kupa Amatör Orkestralar Yarışması’na katılırlar. Topluluğun yarışma kadrosunda Tayfun Ulaştır, Bora Ulaştır, Sefa Ulaştır ile birlikte Müjdat İrevül ve Olcay İşalyanut yer almıştır. Sonraki yıllarda Sefa Ulaştır’ın birlikte çalışma fırsatı yakalayacağı Cem Karaca, Erkin Koray ve Selçuk Alagöz yarışmanın jüri koltuğunda yer alan isimlerden bazılarıydı.

1 – 3 Şubat 1968 tarihleri arasında gerçekleşecek yarışmada jüri 200, dinleyiciler ise 20 puan üzerinden puanlama yapacaklardı. Ümit Tambil’in sunuculuğunda gerçekleşen yarışmaya Beybonlar, Iron Butterfly’dan In a Gadda da Vida şarkısıyla katılmıştı. 7 Şubat 1968’de gazete duyuruları sonucuyla 18.700 puan alan Beybonlar birinci olurken 17.760 puanla Kometler ikinci, 16.630 puanla Pattern topluluğu üçüncü olmuştur. 24 Şubat tarihinde Beybonlar, Fitaş Sineması’nda ödüllerini düzenlenen konser sonrası Erol Büyükburç ve Durul Gence’nin ellerinden alırken henüz 12 yaşında olan Sefa Ulaştır müzik çevrelerince tanınmaya başlamıştır.

10 Mart tarihinde Ömür Göksel, Üstün Poyraz ve Ayten Alpman’ın yer aldığı Hafif Batı Müziği konserinde Beybonlar’da yer almıştı. Konserde Sefa Ulaştır’ın genç yaşında sergilediği davul solo performansı basının dikkatini çekmiştir. Konser sonrası topluluğa gösterilen ilgi sonucunda gazinolarda sahne almaya başlayan Beybonlar; Özdemir Erdoğan, Selçuk Ural, Gökben gibi isimlerin yanında program yaptıkları dönemde Kağıthane’de ses teknisyeni arkadaşlarının önerisiyle doğaçlama bir şekilde kayda girdiklerinde çaldıkları Gelin Ayşem ve Nenni şarkılarını arkadaşlarının beğenip yayınlamasıyla ilk plak çalışmalarını 1968 yılında gerçekleştirmişlerdi. İlk plak çalışmalarında kadroları Bora Ulaştır, Tayfun Ulaştır, Sefa Ulaştır ve Müjdat İrevul’dan oluşmuştu.

İlginç olan durum ise topluluk üyeleri plağın varlığını plak yayınlandıktan sonra arkadaşlarından öğrenmişti. Master kayıtlarını da almak istemeleri kaderin bir cilvesi sonucu ses teknisyenin vefat etmesi sebebiyle mümkün olmamıştı. Fakat aynı kayıt 1972 yılında Sel Plak etiketiyle tekrar yayınlanmasıyla birlikte plak tarihin tozları arasında kalmamış oldu.

Gelin Ayşem ve Nenni maalesef topluluğun tek kayıtlı çalışması oldu. 2015 yılında İspanya’da Guerssen Records’a bağlı bir şekilde 1960 ve 1970’li yılların Türkiye ve İran topraklarında gerçekleşen kayıtlarını toplayıp yeniden basan Pharaway Sounds, 45’liğin tekrardan dinleyicilerle buluşmasını sağlamıştı. Bu buluşmanın neticesinde 300 adet basılan ilk baskılar kısa sürede tükenmişti. Gösterilen ilgi sonrasında son olarak Arşivplak 2019 yılında plağın tekrar basımını gerçekleştirdi.

Plağın ortaya çıkış hikâyesinin yanında bireysel olarak ele alırsak 1970’li yıllarda Sefa Ulaştır’ın müzikal kariyeri sürekli bir yükselişin içerisine girmişti. Kardeşleriyle birlikte bir süre Selçuk Alagöz’ün yanında çalıştıktan sonra Beyaz Kelebekler’e dahil olmuş orada gösterdiği performans sonrasında Barış Manço’nun dikkatini çekmiştir. O dönemde Kurtalan Ekspres’e katılan Sefa Ulaştır’ın bir sonraki durağı da Cem Karaca’nın Dervişan’ı olmuştur. 1977 yılında Yoksulluk Kader Olmaz çalışmasında yer alan Ulaştır müzik kariyeri süresinde yer aldığı her topluluğun içerisinde enerjisi ve neşesiyle renk vermiş, yaşamının son anına kadar müzikten kopmamıştır.

O yıllara ışık tutan, toplumsal ve kültürel belleğiyle hala aramızda olan isimlere ve hatıralarına onlar hayattayken sahip çıkılması ve birikimlerinin gelecek kuşaklara aktarımı hususunda hassasiyet göstermenin her araştırma sevgisi barından insan için son derece önemli bir konu olduğu kanaatindeyim.

Sefa Ulaştır’ın anısına ve geride bıraktığı güzel eserlere saygılarımla…

Diğer Yazıları

Doğruları Haykırmak Gerek – Ünal Vanii

Günümüzde insanı bekleyen en büyük tehlike aynanın karşısındaki yansımasıdır. İnsan doğadan uzaklaştıkça doğa içindeki düzeni vahşi bulmuş, doğayla ilişkisini sınırlandırdıkça da doğallığını yitirmiştir. Hâlbuki bizleri en çok endişelendiren insanın gittikçe körelen saygı ve anlayış eğilimleri olmalıdır. Şiddetin giderek arttığı dünyamızda vahşileşen maalesef doğa değil insanlar olmuştur.

Devamını Oku 01.04.2021

Dertlerin Arasından Doğan Sevinç; 3 Derdim Var

 Kar yağışının zemini bembeyaz örttüğü bir Mart gününde Ömer Hayyam’ın “Dert içinde sevinci bul da yaşa” dizesini düşünerek bu satırları yazmaya başladım. İnsanın hayatında kendine ait boşluklar bırakmasının çok değerli olduğunu düşünüyorum. O boşluklar sayesinde kendini dinlenmeye, duymaya ve görmeye fırsat tanımalı. Böylesi zorlu şartlarda bunun değerini daha iyi anlıyoruz. Dert çantamızın dolu olduğu şu günlerde dertlerin içinde bana sevinç katan titiz bir çalışmayı dinleme fırsatı yakaladım. İçeriği itibarıyla hem geçmiş dokuyu hem de bugünün gerekliliklerini bir arada bulundurmayı başarabilen bu çalışmanın altında Serap Yağız ve Taner Öngür’ün imzası var. “3 Derdim Var” dert içinde sevinci bulup yaşamak isteyenlere iyi bir istirahat etme şansı veriyor.

Devamını Oku 25.03.2021

Sfenks ve Caz – Louis Armstrong Mısır’da

Bazen bir fotoğraf görürüz ve o fotoğrafın içinde barındırdığı hikayeyi merak ederiz. Joseph Murphy, Bilinçaltının Gücü kitabında “Bilinciniz bir fotoğraf makinesi, bilinçaltınız ise fotoğrafı aktarıp bastığınız hassas bir tabakadır.” diyor. Bu hafta sizlere Louis Armstrong’un Mısır’da çekilen fotoğraflarının perde arkasındaki olayları anlatacağım.

Devamını Oku 19.03.2021
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS