'FETÖ çatı davası'nın gerekçeli kararı: Örgütün nihai hedefi teokratik totaliter rejimdi

'FETÖ çatı davası'nın gerekçeli kararı: Örgütün nihai hedefi teokratik totaliter rejimdi

Özkan ARSLAN/ANKARA, (DHA)- FETÖ/PDY'nin 15 Temmuz darbe girişiminden önce terör örgütüne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında açılan ve kamuoyunda 'FETÖ çatı davası' olarak bilinen, aralarında örgüt elebaşı Fetullah Gülen'in de bulunduğu, 67'si firari, 75 sanığın yargılandığı davada verilen cezaların gerekçeli kararı açıklandı. Gerekçeli kararda, FETÖ/PDY'nin nihai amacının anayasal düzeni ortadan kaldırarak teokratik totaliter bir rejim kurmak olduğu belirtildi.

Ankara 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 8 Haziran 2018'de karara bağlanan davada, sanıklarlardan kapatılan Samanyolu Yayın Grubu'nun Başkanı Hidayet Karaca, AK Parti eski Milletvekili İlhan İşbilen, kapatılan Zaman Gazetesi'nin Sahibi Alaeddin Kaya, Fetullah Gülen'in akrabası Kazim Avcı'nın ağırlaştırılmış ömür boyu, Gülen'in avukatlarından Abdülkadir Aksoy, avukat Ali Çelik ve iş adamı Dilaver Azim'in 10 yıl 6'şar ay hapis cezasına çarptırıldı. Sanıklara verilen cezaların gerekçeli kararı açıklandı. Toplam 1295 sayfalık gerekçeli kararda, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün nihai amacının devleti tüm kurumlarıyla ele geçirip anayasal düzeni değiştirmek, sanık Fetullah Gülen'in kainat imamı olduğu, cemaat zümre egemenliğine dayalı teokratik totaliter rejim kurmak olduğu belirtildi. Kararda, örgütün kuruluşundan beri devleti ele geçirmek için sabırla çalıştığı, eğitim alanında örgütlenmeye önem veren örgütün kendisine mutlak itaatle bağlı 'altın nesil' yetiştirdiği vurgulandı. Örgütün, devletin kritik yerlerine sınavlarda usulsüzlük yaparak ve farklı yöntemlerle mensuplarını yerleştirdiğinin anlatıldığı kararda, "Örgüt 2006'dan itibaren planlı ve sistemli iş birliğiyle kamu kurumlarında kitlesel tasfiyelere neden olan operasyon ve soruşturmalara başladı" denildi.

KUMPAS DAVALARI

Örgütün operasyonları yapmadan önce elinde bulunduğunu ya da yönlendirdiği medya kuruluşları aracılığıyla kamuoyu oluşturduğu anlatılarak, Ergenekon, Balyoz gibi kumpas davalarına vurgu yapıldı. Örgütün bu davalarda emniyet ve yargı yapılanmasının rol aldığı vurgulanarak, "Örgüt mensupları, örgütçe kurgulanan operasyonlarla, yüzlerce kişiyi, asılsız ihbarlar, uydurma iddialar, sahte deliller, usulsüz dinlemeler ve takiplerle gözaltına aldı. Devletin silahı ve zor kullanma yetkisi, cebir ve şiddet, tehdit, baskı, sindirme, korkutma yöntemleri kullanarak, hukuka aykırı şekilde soruşturma işlemleri sonrası yüzlerce kişi, tutuklanıp uzun yıllar cezaevinde bırakılmak suretiyle, hürriyetinden yoksun kılma suçu işlendi" ifadeleri kullanıldı. Ayrıca, örgütün yasa dışı yollarla elde ettiği görüntüler aracılığıyla tehdit ettiği iş adamlarından zorla 'himmet' adı altında para topladığı, para vermeyi kabul etmeyen kişilere yönelik adli ve idari soruşturma yapılacağı, tutuklanacağı ve ağır para cezaları uygulanacağı yönünde tehditlerde bulunduğu da delilleriyle anlatıldı.

MİT TIR'LARININ DURDURULMASI

Kararda, Terör örgütünün Türkiye'yi dünya kamuoyunda zor durumda düşürmek için önce medya aracılığıyla kamuoyu oluşturduğu, Türkiye'nin DEAŞ terör örgütüne yardım ettiği algısının yapıldığı belirtildi. Kararda, "Ülke itibarının bitirilmesi ve Suriye'deki savaşın içine çekilmesi, ülkenin illegal örgütlere yardım eden bir ülke imajı verilerek yalnızlığa itilmesi, radikal dini gruplara yardım algısı" oluşturulmaya çalışıldığı ve Suriye'ye insanı yardım malzemesi taşıyan MİT TIR'larının da bu amaçla durdurulduğu vurgulandı.

TALİMATLAR ÖRGÜT ELEBAŞI FETULLAH GÜLEN'DEN

Gerekçeli kararda, örgütün yayın organı Samanyolu TV'de yayınlanan 'Şefkat Tepe' dizisinin bazı bölümleri içerisinde 'Karanlık Karar Kurulu' sahnesinde, "Seçimler, açılımlar, saçılımlar, ekonomi, demokratik paket derken işbaşındakileri paketleme zamanı geliyor. Vurmanın tam zamanı. İçeriden ve dışarıdan ablukaya alınarak dostlarıyla araları açıldı. Yalnızlaştırılma projesi de başarıyla devam ediyor. Terörün yanından, siyasi, diplomatik ve ekonomik krizlerle sıkışan bir ülke hayal ediyoruz ve bunun olması için düğmeye basmış durumdayız" şeklinde oyuncular arasında diyalogların geçtiği aktarılarak şunlar kaydedildi:

"Bu diyaloglarla beraber 17 Aralık girişimiyle ilgili kamuoyunda yavaş yavaş algı çalışması yapılmaya başlandığı, bu diziden hemen sonra örgüt lideri Fetullah Güllen'en 14 Ekim 2013 tarihli 'Girdili Çıktılı Aktarmalı Suizan Virüsü' başlıklı konuşmasında 'altın ve altın vuruş' ifadelerini kullanarak 17 Aralık soruşturmasının temelinde bulunan altın mevzusuna değindiği, yine bahse konu dizinin 9 Kasım 2013 tarihli bölümlerinde oyuncular arasında geçen diyaloglarda 'altın ve altın vuruş' söylemleri kullanıldığı, örgüt lideri Fetullah Gülen'in de 14 Ekim 2013 tarihli konuşmasında 'altın' konusuna vurgu yaptığı, 24 Kasım 2013 tarihinde yapmış olduğu konuşmada da örgüt üyelerine hitaben 'Hiç durmadan yürüyeceksiniz' diyerek talimat verdiği, Fetullah Gülen'in konuşmasında geçen konuların aynısının dizide işlenerek 17-25 Aralık ve MİT TIR'ları olayına kadar giden sürecin başladığı örgüt üyelerine aktarıldığı, bu kapsamda ilerleyen dönemde gerçekleşmesi muhtemel soruşturmalar ve operasyonlar için kamuoyunda algı çalışması yapılarak, kamuoyunun şekillendirilmeye çalışıldığı tespit edilmiştir."

Sanıkların eylemleri, dijital incelemeler, MASAK ve emniyet raporları, savunmalar, tanık ifadeleri ve dava sürecinde dosyaya giren tüm evrakın detaylı yer aldığı gerekçeli kararda, FETÖ/PDY ile bağlantılı oldukları tespit edilen kamu çalışanlarının mesleklerinden ihraç edildikleri ve örgütün eylemlerine katılan çok sayıda kişi hakkında kamu davalarının açıldığı da belirtildi. Ayrıca haklarında dava açılan birçok FETÖ üyesinin de yurt dışında kaçak oldukları vurgulandı.


Yasal Bilgilendirme
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS