Bedeninizin sesine kulak verin

Bedeninizin sesine  kulak verin
Ramazanda mide şikayetlerinin artmaması için dikkatli olmak gerekli. Sahurda yemekten hemen sonra yatmak, reflü hastalığına yol açar. Hafif beslenenler, sahurdan bir saat sonra yatanlar mide sağlığını koruyor.

Oruç tutarken özellikle liften zengin beslenilmeli. Bol sıvı almak, yavaş yemek ve sindirimi kolay besinler seçmek ramazan sofrasının olmazsa olmazları arasında yer almalı. Özellikle sahurda yenilip tekrar yatıldığı için mümkünse yatmadan bir saat önce yemeği bitirmeli. Yiyip hemen yatma sonucu sıklıkla karşılaşabildiğimiz reflüye sebep olabilecek; çay, kahve ve yağlı yiyeceklerden kaçınmak gerekli.
İftarda, özellikle iftariye adı altında yenen şarküteri ağırlıklı ürünler, hamur işi yiyecekler, pide ve tatlılar yüksek kalorili olmaları nedeniyle oruç tutanlarda kilo artışına neden olur. İftarda yavaş ve az miktarda yemek yiyip, bir kaç saat sonra ara öğün gibi takviye almak en ideal iftar sofrası olarak önerilir. Hem sağlık hem de ekonomik gözle bakılırsa iftariyelerin çeşidini ve miktarını kesmek en akıllıcası. İftardan ve sahurdan sonra açığı kapatma amacıyla fazla ve sık aralıklarla içilen sigara ise kandaki oksijen oranını düşürürken, dolu olan midenin hızlandırdığı sindirim işlemi sırasında da oksijen harcandığı için, sigaranın zararını daha fazla arttırır. Ramazanın vazgeçilmezlerinden biri de pide. Ama unutmayın ki, ramazan pidesi hazmı en zor besinlerin başında geliyor. Bu yüzden iradenizi kullanarak, pide yerine kepek ekmeği tercih etmeniz daha yararlı olacaktır. Eğer pideden vazgeçemiyorsanız az oranda tüketiniz.
Ramazan boyunca dikkat etmeniz gereken öğünlerin başında sahur geliyor. Birçok kişi uykusunun en tatlı yerinde kalkmak istemediği için sahur yapmadan gün boyunca oruç tutmaya çalışıyor. Ya da geceden bir şeyler yiyip öyle yatıyor. Oysa uzmanlar sahurun oruç tutanlar için en önemli öğün olduğunu belirtiyor. Sahurda hazmı kolay besinleri tercih edilmesi öneriliyor. Bir tost, yağsız tepsi böreği, yoğurt, komposto, 1 veya 2 porsiyon meyve ideal sahur sofranız için bir alternatif olabilir. Bağırsak tembelliğini önlemek için de yeterli miktarda posalı, ya da lifli besin almanız gerekir.

*

Genellikle iftara yakın saatlerde, sinirlilik ve tahammülsüzlüğün son safhaya ulaştığını herkes gözlemlemiştir. Bunun başlıca nedenlerinden biri olarak, kan şekerinin düşmesini ve vücudun direnme mekanizmasının devreye girmesi olabilir. Kan şekerinin düşmesi doğrudan sinir sistemini etkiler. Bu da sinirlilik, ani parlama, baş ağrısı, tahammülsüzlük, konsantrasyon eksilmesi, hassaslaşma ayrıca ani ve kontrolsüz tepki verme gibi belirtilere yol açabilir. Özellikle sigara bağımlıları uzun bir dönem sigara içemedikleri için bunun verdiği sabırsızlıkla da sıkıntılarını bastıramazlar. Sigara ve benzeri alışkanlıkların da etkilediği insanlar, hem öfkeli, saldırgan, hem de sinir bakımından zayıf olabilirler. Bu nedenle toplumsal barış için vesile olması umulan bu özel günlerde, kendimiz kadar karşımızdakilerin de zayıflıkları olabileceğini düşünerek davranışlarımızı ayarlamalıyız. Böylece hem nikotin kesilmesinden hem de kan şekeri düşüklüğünden dolayı sigara bağımlıları biraz daha fazla sorun yaşayacaktır.

*

Kolesterolü yüksek olanlar, prensipte, oruç tutabilirler. Ancak yüksek kolesterolü kontrol etmek için çabalayan bu tür hastalar, sahur ve iftarlarında hayvansal gıdalardan kaçınmalı, normal beslenme düzenindeki gıdaları almalıdırlar. Diyabet ve tansiyon hastaları için genel kural, oruç tutmamaları yönündedir. Diyabetli ve tansiyon hastaları, eğer çok istiyorlarsa mutlaka doktor kontrolünde iken bu ibadetlerini yapabilirler.
İftara kadar kan şekerinizin iyice düşeceğini, iç organlarımızın daha gevşek ve yavaş çalışacağını, sindirimle ilgili enzimlerin olağandan daha farklı salgılanacağını unutmayın. Bu nedenle, orucunuzu açarken, vücudunuza aşırı yüklenmeyin. Hızlı ve telaşlı yemeyin. İftarınızı zeytin ve peynirle açtıktan iki saat sonra, bol sebzeli yemekler tüketin, menünüzde yoğurt olmasına da özen gösterin. İftarda aldığınız gıdaları özenle seçmelisiniz. Baklava, helva gibi ağır tatlıları ve etli pide, sucuk, kızartma gibi bol yağlı yiyeceklerden olabildiğince uzak durun.

ANNE DİYE ÇAĞIR…

Sizlerle ‘anne’ ile ilgili karşılaştığım bir hikayeyi paylaşmak istiyorum.
Bir zamanlar dünyaya gelmeye hazırlanan bir çocuk varmış.
Bir gün Tanrı’ya sormuş;
“Tanrım, beni yarın dünyaya göndereceğini söylediler. Fakat, ben o kadar küçük ve güçsüzüm ki, orada nasıl yaşayacağım?”
“Tüm meleklerin arasında senin için bir tanesini seçtim, O seni bekliyor olacak ve seni koruyacak. Meleğin sana hergün şarkı söyleyecek ve gülümseyecek. Böylece sen onun sevgisini hissedecek ve mutlu olacaksın.”
“Peki, insanlar bana birşey söylediklerinde, dillerini bilmeden, söylediklerini nasıl anlayacağım?”
“Meleğin sana dünyada duyabileceğin en tatlı ve en güzel sözcükleri söyleyecek. Sana konuşmayı, dikkatle ve sevgi ile öğretecek.”
“Peki, ben seninle konuşmak istersem ne yapacağım?”
“Meleğin sana ellerini açarak bana dua etmeyi de öğretecek.”
“Dünyada kötüler olduğunu da duydum. Beni onlardan kim koruyacak?”
“Meleğin seni kendi hayatı pahasına da olsa koruyacak.”
“Fakat, ben seni bir daha göremeyeceğim için çok üzgünüm.”
“Meleğin sana sürekli benden söz edecek ve ulaşmanın yolunu öğretecek.”
O sırada cennette bir sessizlik olur ve dünyanın sesleri cennete kadar ulaşır. Çocuk gitmek üzere olduğunu anlar ve son bir soru sorar;
“Şimdi gitmek üzere isem, benim meleğimin adı ne?”
“Meleğinin adının önemi yok yavrum. Sen onu, “anne” diye çağıracaksın.”

Tüm kadınların anneler günü kutlu olsun. Kalın sağlıcakla.

Yasal Bilgilendirme
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
 
LG
MD
SM
XS