‘Dar geliyor bize dünya’

‘Dar geliyor bize dünya’

SELÇUK METİN: YAPIMCI VE YÖNETMEN

“An, anı kovalıyor, anlar sonsuzlukta eriyor. Çarşamba perşembeyi, perşembe cumayı sürüklüyor. Kasım, aralık oldu, aralık ocak, ocak şubat olacak. Şubat da mart. Ve biz, karanlığın içinde şu vapur gibi zamanı yara yara ilerliyoruz. Nereye? Bir zamansızlık ülkesine doğru… Karşıda sahil göründü. Esrarlı ve karanlık. Yaklaştıkça yaklaşıyoruz. Ah şu vapur bir dursa…” (Haldun Taner-On ikiye Bir Var -1969)

‘BİTMEZ TÜKENMEZ HIRSLARIMIZ’

Evet, vapur durdu. Bindiği dalı kesen insanoğlu bugüne kadar tabiat anadan aldığı uyarıları hiç önemsemedi. “Kuzeyden, güneyden eriyorum!” diyen yerküreye hiç kulak asmadı. Sonunda en ciddi uyarılardan biri geldi. Bazı şehirlerin sokaklarında “nereye gittiler” şaşkınlığıyla geyikler geziyor, artık yürünemeyen kaldırım taşlarının arasından çiçekler fışkırıyor. Tabiat ana bize gerçek efendinin kim olduğunu hatırlatıyor. Tüm gücünü doğadan alan insanoğlu bitmez tükenmez hırsının ve doymak bilmeyen isteklerinin kaynağını unutunca hoyratlığının sonuçlarıyla karşı karşıya kalmaya başladı. Bir süreliğine özgürce yürümek, arkadaşlarla buluşup kadeh kaldırmak, sinemadan çıkıp konsere yetişmek yok.

‘RUTİNLERİMİZ DEĞİŞTİ’

Herkes evinde televizyonu, bilgisayarı karşısında dijital bir dünyaya hapsoldu. Hal böyle olunca neredeyse tüm kültür sanat kurumları geçmiş yıllarda gerçekleşen konser, oyun ve etkinliklerini çeşitli platformlardan paylaşmaya başladı. Şu günler geçmişte kaçırdığınız yahut yeniden hatırlamak istediğiniz birçok etkinliği ücretsiz izlemek için bir fırsat aynı zamanda. Yeni sahnelenmesi planlanan etkinliklerse ya ertelendi ya da teknolojinin imkanlarıyla başka formatlara evrildi. Örneğin, bazı klasik müzik konserleri tamamen dijital gerçekleşecek. Orkestra üyeleri nota sehpalarını yine önlerine koyacak, çalacakları eserin notaları değişmeyecek belki ama bu kez sehpada belki bir tablet belki de telefon olacak.

‘HAYAT DEVAM EDİYOR’

Notaları maestronun gözünden takip edemeyecekler bu kez, büyük konser salonlarının yerine evlerinin salonlarından yükselecek melodiler. Kendi imkanlarıyla yaptıkları bu kayıtlar daha sonra birleşecek ve tamamen dijital konserler izleyeceğiz bolca. Elbette bir konseri, bir oyunu canlı izlemenin tadını yaşatamayacak bize yapıtlar, ama en azından hayat bir şekilde devam edecek. Sinema, tiyatro, konser salonlarının dolacağı günlerin bir an önce gelmesi dileğiyle Haldun Taner’le başladığım yazımı yine onunla bitirmek isterim. Tam 50 yıl öncesinden “Astronot Niyazi” oyunundan “Dar geliyor bize dünya” şarkısının sözleriyle yazıma son veriyorum. Kalın sağlıcakla.

ARZU ÖNEYMAN: Coşkun Holding İnsan Kaynakları Direktörü

Yeni tip koronavirüs nedeniyle tüm dünyada milyonlarca kişi kendini gönüllü karantinaya alırken, çok geçmeden Türkiye de bu duruma katıldı. Ben de her gün her vatandaş gibi vaka sayılarını öğrenmek için Sağlık Bakanımız’ı takip ediyorum. Her gün sayılar arttıkça kaygı düzeyim de artıyor elbette. Endişelenmemin iki sebebi var; birincisi çalıştığım şirkette bir yönetici olarak 2 binden fazla çalışanı koruma sorumluluğum, diğeri ise ailemi koruma içgüdüm. Bir yandan şirketteki görevlerim itibarıyla gündemi sıkı sıkı takip edip alınacak aksiyonları belirlemek için yoğun mesai yaparken, geç saatlerde eve gittiğimde oğlumun gözlerindeki endişeyi görmek, “neden evde yanımda değilsin” soruları karşısında kelimelerin boğazımda düğümlendiği anlar.

HEPİMİZ POTANSİYEL VAKA OLDUK

Hayatlarımızda büyük değişiklikler oluyor. Okullar eve geldi, evden çalışmalar başladı, maskesiz sokağa çıktığımızda kendimizi tedirgin hissettiğimiz bir döneme girdik. Evlerinden uzay aracından iner gibi giyinmiş sağlık görevlilerinin hastalığa yakalanan kişileri nasıl hastaneye götürdüklerine şahit olduk. Sokakta gördüğümüz herkes hatta komşumuz dahil potansiyel vaka oldu. Sıkılıyoruz, bunalıyoruz ve bu zorlayıcı duygular ile başbaşa kalıyoruz.
Benim de tek isteğim çalışanlarımızın, sevdiklerimin ve ailemin en az hasarla bu dönemden çıkması.

HAYATIMIN AKIŞI DEĞİŞTİ

Peki ben ne yapıyorum? Bu zorlayıcı duyguların üstesinden nasıl geliyorum? Öncelikle her şeyin kabul etmek ile başladığına inanıyorum. Hayatımın akışı değişti ve bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, biliyorum. Uçakta bile ne diyorlar emniyet kemerini, oksijen maskesini önce kendimize takmalıyız. Ebeveynin aynası çocuklar. Ben kontrolümü ele alırsam, çevremdekiler de kendini güvende hisseder. O yüzden “her şey kabul etmekle başlıyor” diyorum. Durumu kabullenerek kendim, ailem ve işyerim için en kötüsü ne olursa ne yaparız, nasıl önlemler almalıyızı düşünüyorum. Farkındalık çok önemli. Bunların hepsi geçecek biliyoruz, biz aslında bu durumu en az hasarla atlatmak için neler yapmamız gerektiğine odaklanmalıyız.

‘POZİTİF DÜŞÜNCENİN GÜCÜ’

Eşim ve oğlum Kuzey ile beraber bu konuyu değerlendirdik ve sadece belli aralıklarla konuşmaya karar verdik. Daha kaliteli vakit geçirdiğimizi söyleyebilirim. Bahçede oyunlar oynuyoruz, film seyrediyoruz. Bu olayın iyi tarafına odaklanarak geleceği hayal ediyoruz. Hedeflerimizden vazgeçmeden hep pozitifte kalmaya özen gösteriyoruz. Değiştirebileceğimiz tek şey bakış açımız. Pozitife odaklandığımızda duygu ve davranışlarımız da o yönde oluyor. Kontrol edebildiğim şeyler bana güç veriyor. Koronavirüs salgınının bize öğrettiği en önemli şey “şu anın önemli“ olduğu bence. Bu da bir fırsat. Şu anın ne kadar önemli olduğunu, ailenin ve çalışmanın değerini anladığımız bir dönemi yaşıyoruz.

NESLİHAN ÖZER: TOFAŞ BOYA MÜHENDİSLİK YÖNETİCİSİ

İçinde bulunduğumuz yüzyılın dünyası hayallerimizde bambaşkaydı. Yaşadığımız küresel salgınla birlikte hayal edemeyeceğimiz bir film sahnesinin içinde gibiyiz. Hayatı evlerimize sığdırıp dünyada olup bitenleri merakla takip ederken, bir an önce uygun tedavi yönteminin bulunmasını bekliyoruz. Tüm insanlığın odağı ise ne zaman sonlanacağını bilmediğimiz bu süreçte sadece “hayatta kalabilmek”.

YENİ BİR DÜNYA DÜZENİ OLUŞUYOR

Bizler de iş insanları olarak ilk kez deneyimlediğimiz bu süreci yönetmeye ve kontrol altında tutmaya çalışıyoruz. Temel görevi üretim yapmak olan alanlar için evden çalışmak zor olsa da bu kavrama alışmaya çalışıyoruz. Sanal toplantılarda işlerimizi yürütmeyi öğreniyoruz. Bir taraftan da hayatı yavaşlatıyor; evimize, çocuklarımıza, kendimize daha verimli zaman yaratabiliyoruz. Yeni dünya düzenine alışırken, evde sıkılmak gibi bir lüksümüz olmadığını düşünüyorum.

‘ZİNCİRİN HALKALARI GİBİYİZ’

Sağlıklı olduğumuz sürece sıkılmak bir teferruat gibi geliyor bana. Yeni kitaplar, müzikler, filmler, deneyimler var bizi bekleyen, uzun zamandır araştırmak istediğimiz konular var. Bunlarla çevrelemeliyiz hayatımızı. Sadece evde kalmak yetmemeli, evde ve üretken kalmalıyız. Ürettikçe değer yaratmaya devam edeceğiz. Çalıştığım şirket başta olmak üzere birçok şirket sağlık sektörüne destek vermek için ekipman üretimine başladı. Bu dayanışma çok önemli. Hayat bize bir kez daha gösteriyor ki; hepimiz büyük bir zincirin halkalarıyız ve yaratılan her değere ihtiyacımız var.

‘YARINLARA UMUTLA BAKMALIYI'

Salgının ne zaman biteceğini bilmesek de ülke ekonomilerinde, toplumların sosyal dengelerinde büyük değişiklikler olacağını biliyoruz. Bu sürece de hazırlıklı olmalıyız. Sağlıklı günlere döndüğümüzde bazı tüketim alışkanlıklarımızı değiştirmeye, doğa için doğru yaşamayı öğrenmeye ihtiyacımız var. Krizi dünya düzeni için fırsata çevirebiliriz. Birlik ve beraberlik içinde hareket etmeye her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Yarınlara umutla bakalım, inancımızı kaybetmeyelim.

BEGÜM ÖZEREN: Uzman Diyetisyen

Yine sokağa çıkacağız. Yine sevdiklerimizle bir arada olacağız. Eminim ki bu sefer hepsi daha kıymetli olacak. Günlerdir düşünüyorum. Büyük bir kalabalık içinde bencil ve yalnız kalmışız. Hayatın gündelik telaşında birbirimizi görmüşüz ama aslında görmüş gibi yapmışız... Pandemi hayatımıza girdiğinden beri “Nasılsın?” diyoruz birbirimize. Konuşmayı başlatmak için sorduğumuz sıradan bir soru olmuyor artık.

‘ÖĞRETİCİ BİR DÖNEM’

Gerçekten karşımızdakinin nasıl olduğu ile ilgileniyoruz. İyi mi, sağlığı yerinde mi, psikolojisi nasıl. Her “nasılsın?”sorusu altında gerçek bir değer yatıyor. Ben nasılım diye soruyorum bazen kendime. İyiyim, şanslıyım. Sağlığımı riske atarak gitmek zorunda kaldığım bir işim yok. Doktorlarımız ve sağlık çalışanlarımız ile gurur duyuyorum. Hiç tanımadığım kişiler için endişeleniyor dualar ediyorum. Ne kadar üzücü olsa da bir o kadar da öğretici bir dönemden geçiyoruz. Eminim bu süreci çok güzel dersler çıkararak bitireceğiz.

‘BİRİLERİ YENİ PROJELER ÜRETİYOR’

Kendimizle kalmayı öğreniyoruz her şeyden önce. Bedenimizin kıymetini biliyoruz. Yazıyoruz, çiziyoruz, okuyoruz. Kendimizi geliştirebilecek vakti çok daha rahat bulabiliyoruz. Birileri bir yerlerde yeni şarkılar, resimler, şiirler üretiyor şu an. Birileri yeni iş projelerini planlıyor. Ertelediklerini gerçekleştiriyor. Her şeyden önemlisi de birileri virüs ile savaşıyor ve kazanıyor. Her iyileşen hasta için herkes en yakını iyileşmişcesine seviniyor. Covid-19 insani değerlerimizi ve duygularımızı tekrar hatırlatıyor bize. Kayıplarımızın son bulduğu, pandeminin bittiği güne kadar optimist kalacağımız, birbirimize sıkıca kenetlendiğimiz bir toplum ve yakında gelecek güzel günler diliyorum.

Yasal Bilgilendirme
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
 
LG
MD
SM
XS