Doğaya, aileye ve öze dönüş zamanı

Doğaya, aileye ve öze dönüş zamanı
Küresel salgına dönüşen koronavirüs ülkemizde de kendini yoğun şekilde gösteriyor. Hepimizin endişeli olduğu bu dönemi, atlatabilmemiz için birlik ve beraberlik içinde kurallara uyarak hareket etmemiz ve uyarılara kulak vermemiz gerekiyor. Bu zor günlerde Hürriyet Bursa olarak iş ve cemiyet hayatının tanınmış isimleriyle koronavirüslü yaşam hakkında kısa sohbetler gerçekleştirdik ve bir yazı dizisi hazırladık. Birlikte başarmak dileğiyle.

 

Prof. Dr. Özlem DOĞUŞ VARLI: BUÜ Devlet Konservatuvarı Türk Müziği Anasanat Dalı Başkanı

Sebep ne olursa olsun insan denilen canlı doğadaki en güçlü varlıklardan biri. Hangi kültürel kodlarla biçimlenmiş olursak olalım belli başlı durumlara karşı gösterdiğimiz refleksler benzer. İyi veya kötü ama kesinlikle insana özgü bir durum. Aslında bu virüs çevreye verilen zarardan dolayı ortaya çıkmış bir virüs değil. Ya da doğaya verilen zararlardan ötürü karşılaşılan bir durum da değil. Ancak insanın kendini hem fiziksel hem de ruhsal olarak ayakta tutabilmesi, güçlü kalabilmesi, yaşamı sürdürebilmesi için doğaya, doğal yaşama ihtiyacını hatırladığı bir süreç. Aynı zamanda doğayla barışık olunması gerektiğini hatırlatan da bir durum. Zira virüsler yerkürede belki de insanlık tarihinden de eski ve doğada bulunan canlılar aracılığıyla insanlara da bulaşabiliyor.

‘HAYATI ANLAMLI KILMAK LAZIM’

Ancak bu süreçte benim dikkatimi en çok çeken durum, devlet mekanizmalarının süreci değerlendiriş biçimleri. “Dünya değişecek, sistemler değişecek, hiç bir şey eskisi gibi olmayacak” şeklindeki iddiaları. Dinledikçe şeytanın avukatlığı hissiyatı yoğunlaşıyor içimde. Ama tüm bu şartlara rağmen öğrencilerimle uzaktan da olsa derslerimi ve müziğe dair üretim yapmaya devam ediyorum. Çünkü bunlar hayatı anlamlı kılan şeyler benim için.

‘DERGİ HAZIRLIYORUM’

Kurucularından ve yönetim kurulu başkanı olduğum Etnomüzikoloji Derneği’mizin yılda iki kez hakemli olarak yayınladığı dergimizin 5. Sayı editörüyüm ve insanların psikolojik olarak dağılmalarıyla mücadele ederek dergiyi yayına hazır hale getirmeye çalışıyorum.

İNSAN KENDİNE YETEBİLMELİ

Aynı zamanda 29-31 Mayıs tarihinde ilk kez online Etnomüzikoloji Sempozyumu düzenleyeceğiz. Belki de normal şartlarda bir araya gelmeleri mümkün olmayan sosyal bilimciler bu sayede bir araya gelecekler. Tüm bunların dışında bir kaç yıldır toparlamakla uğraştığım kitabı yayına hazır hale getirmeye çalışıyorum. Her zaman söylediğim bir şey vardır ki; “İnsan modern, hatta postmodern yaşamın hengamesine kapılıp, kendine ait olanı perde arkasına atmamalı ve kendine yetebilmeli. Ekmeğini, peynirini, yoğurdunu yapmayı, yeri gelir toprağını ekip biçmeyi bilmeli.

‘UMUDUMU HİÇ YİTİRMEDİM’

Zamanın köy enstitülerinin eğitim sisteminde de var olan, insana ve doğaya özgü ne varsa, bilmeli insan dediğimiz. Kısacası karantinalı süreç, can kayıpları olmasından, kimi insanların zaten bildiğimiz bencilce, cahilce tavırlarının yarattığı kaostan dolayı üzücü ama bir o kadar da, insanlığa, insanca yaşamanın ne olduğunu hatırlatan, rutin hayata nasıl adapte edebileceğimizin de ip uçlarını veren bir süreç olduğu için de garip bir mutluluk ve umut içerisindeyim. Sonuç gayet açık; doğadan kopan ve üretmeyen insanın ne iç dünyası ve zihni güzelleşir, ne de ayakta kalabilir.

 

MURAT BAŞMAN: BBDSO Çello Sanatçısı

Dünyanın çok büyük bir sınavdan geçtiği şu günlerde “sağlık, emniyet ve ordu gibi” çalışma zorunluluğu olan meslek sahibi insanlarımızın yaşadıkları ve omuzlarındaki sorumluluk çok büyüktür. Bizler, Covid-19 salgını sebebiyle evlerimizde kalabildiğimiz için maalesef ki “şanslı” olarak nitelendirebileceğim bir halde bu dönemi atlatmaya çalışıyoruz. Az önce de bahsettiğim meslek guruplarında çalışan vatandaşlarımız, uzun saatler çalışmak zorunda kaldıkları mesailerle, alabildikleri sıkı önlemlerle tedbirli davranıp bu salgına her an yakalanma riskiyle görevlerinin başındalar.

SANAT VE SANATÇILAR

İnsanlık tarihinde yaşanmış tüm doğal felaketlerde, küresel salgınlarda ve savaşlarda sanat ve sanatçılar en büyük moral, destek kaynağı olmuştur. Şu günlerde birçok yerli ve yabancı meslektaşım resim, müzik gibi sanatın bir çok farklı alanı ile internet üzerinden her yaştan insan için çeşitli sanatsal faaliyetlerde bulunmakta, sosyal medya üzerinden canlı performanslar sergilemektedirler.

‘İNSANİ DEĞERLERİN ÖNEMİNİ ANLADIK'

Covid-19 salgınının, bu noktada çok önemli bir etkisinin olduğunu düşünmekteyim. Hayatında hiç konsere, operaya, tiyatroya gitmemiş kişiler, sanatın farklı olan bu dalları ile tanışma fırsatı ve zamanı bulmuş, bu sayede de yaşamlarında yeni bir ufuk açılmıştır. Bir başka konu da, salgının yayılmaması için birçoğumuzun evde olması durumudur. Zira, yaşadığımız bu yılda birçoğumuz bireysel bir yaşam tarzı yaşamakta ya da yaşamak zorundayız.


Bunun sonucu olan bireysel hayatlarımız bizleri komşuluktan, dostluktan, kardeşlikten, samimiyetten uzaklaştırmış, insani değerlerimizi yitirme tehlikesi ile karşı karşıya bırakmıştır. Artık birçoğumuz evlerdeyiz. Birbirimizle daha çok vakit geçiriyoruz. Sıkılmamayı, ortak noktalarımızı arttırmayı, komşuluğu, dostluğu, paylaşmayı, ölüm gerçeğini aklımızda barındırıp yarın ölecekmiş gibi yaşamayı, sevdiklerimize daha tatlı dilli olmayı, sabırlı olmayı, insani değerlerimizi geri kazanmayı öğreniyoruz.

‘BİR GERİ DÖNÜŞ YAŞIYORUZ

Kendimize ve ailemize vakit ayırıyoruz. Kısacası bir geri dönüş yaşıyoruz. Tüm bu yaşananlar Covid-19 salgınının bizleri maruz bıraktığı yaşam şeklinde hepimizin, tüm insanlığın alması gereken çok önemli bir noktayı gözler önüne seriyor; bizler sosyal bir varlık olarak ailemiz ve doğayla iletişimimizi sıkı tutmalı ve bu değerlere öncelikli olarak sahip çıkmalıyız. Yaşamdaki varlığımız süresince koşulsuz mutluluğumuzun tek yolu da budur! Doğaya, aileye ve öze dönüş!

YEŞİM ALTINKAYA: Yeşim Peyzaj Firma Sahibi

Dünyanın ve ülkemizin içinde bulunduğu bu durum gündemimize bomba gibi düştü. Haftalardır çalışmamızdan sosyal hayatımıza, uykumuzdan yeme düzenimize kadar hayatımızda büyük değişiklikler oldu. Koronavirüsün özellikle yaşlı ve kronik hastalığı bulunanlar üzerinde risk oluşturduğu herkes tarafından biliniyor. Bu yüzden 65 yaş ve üstü insanların daha dikkatli olması gerekmektedir. Yapılan araştırmalarda sevindirici haber çocukların yüzde 90’ı bu hastalığı hafif belirtilerle atlatıyor. Hergün yeni bilgilerle virüsten nasıl korunmamız gerektığini öğreniyoruz ve uygulamaya çalışıyoruz.

ETKİLENMEYEN SEKTÖR YOK

Bu süreçte uzmanların korunma önerilerine mutlaka uymamız gerekmektedir. Mümkün olduğunca hem kendimizi hem çevremizdekileri korumak için sosyal mesafeyı korumamız gerekiyor hatta mümkünse evde kal çağrılarına uyarak evden çıkmamalıyız. Evde kendimizle ilgili zaman bulamayıp ertelediğimiz şeyleri yaparak zaman geçirmeliyiz.
Maalesef bu süreçten etkilenmeyen sektör neredeyse yok. Sadece üretim değil hizmet sektörü de bu süreçten etkilendi. Bir ekonomik krizle karşı karşıyayız.

GELECEK GÜZEL GÜNLER İÇİN

Bugün içinde bulunduğumuz bu durumun yarınlara sorunlar aktaracağı kesin. Sanırım uzun süre sorunlarla boğuşacağız. Temennim en kısa sürede bu krizin normale dönmesi ve piyasaların canlanması Koronavirüle mücadelede başta doktorlarımıza, sağlık çalışanlarımıza, eczacılarımıza ve diğer tüm çalışan herkese sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

Hayat tam olarak ne zaman normale dönecek bilemiyorum, umarım en kısa sürede toparlanırız gelecek güzel günler için şimdi lüften evdekal diyorum ve sağlık günler diliyorum.

ÖYKÜ BİLGİÇ: Doğuş üniversitesi mimarlık fakültesi öğrencisi

Bu süreci en anlamlı kılabilecek kelime ‘dönüşüm’. İnsanlığın, doğanın hatta virüslerin bile dönüştüğü bir süreç. Kimimize göre girdiğimiz kapıdan çıkamadığımız; kimimize göre herşey için artık zamanım var dediği bir sürecin içindeyiz. Tabi ki bu sürece nasıl baktığımız ya da nasıl geçirdiğimiz de önemli.

‘FARKINDA OLMAK ZORUNDAYIZ’

Bu süreçte herkezin fedakarlık yapması bekleniyor. Sevdiklerinden, işinden, okulundan, dışarı çıkıp özgürce gezebilmekten, keşfedebilmekten, yaşayabileceğin bir anıdan hatta arada akıl sağlığından bile uzak kaldığımız oluyor. Her uyandığında farklı gün, aynı şeyler deyip o yataktan kalkmadığımız da oldu. Olmaz mı, hepimize oluyor. Bu süreçle bazen baş edemesekte sonunda bunların hepsi bittiğinde; Tüm yaşadıklarımızın farkındalıklarıyla tekrar başlama şansımız olacak.

Bu sürecin getirdiği gelecekle ilgili tedirginlikleri yaşarken. An’ın getirebileceklerini kaçırabiliyoruz. Değişmeyecek gerçeklerden biri de şu anı iyi ya da kötü bir daha yaşayamayacağımız. Bu süreci tedbirleriyle, sağlıklı, kaçırmadan atlatabileceğimiz bir geçmiş haline getirmek için çabalamalıyız...

 

Yasal Bilgilendirme
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
 
LG
MD
SM
XS