Haydi küre yakışanı yap

Haydi küre yakışanı yap
Küresel salgına dönüşen koronavirüs ülkemizde de kendini yoğun şekilde gösteriyor. Hepimizin endişeli olduğu bu dönemi, atlatabilmemiz için birlik ve beraberlik içinde kurallara uyarak hareket etmemiz ve uyarılara kulak vermemiz gerekiyor. Bu zor günlerde Hürriyet Bursa olarak iş ve cemiyet hayatının tanınmış isimleriyle koronavirüslü yaşam hakkında kısa sohbetler gerçekleştirdik ve bir yazı dizisi hazırladık. Birlikte başarmak dileğiyle.

DR. DEMET HAYTOĞLU: Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgının herkesi hayatında sosyal ve ekonomik anlamda etkileri oldu ama tabii ki en büyük risk grubu hastaya yakın teması olan sağlık çalışanlarıdır. Bir hekim olarak bende hastalarımı ailemi ve kendimi korumak anlamında önlemlerimi artırdım. Zorunlu olmadıkça evden çıkmıyor dışarıda bulunduğum zamanlarda maske takıyor ve ellerimi sık sık yıkıyorum. Hastalarım hastaneye yattığında yanlarında onlara refakat edecek en fazla bir kişi olmasını rica ediyorum ve mümkün olan en kısa sürede hastalarımı taburcu etmeye özen gösteriyorum.

ACİL SERVİSLER

Bu zorlu süreçte Covid-19 la en ön safta savaşan tüm sağlık çalışanlarının işlerini kolaylaştırmak için zorunlu haller dışında evden çıkılmamasının ve acil olmayan durumlar için acil servislerinin meşgul edilmemesinin önemini hatırlatmak istiyorum. Salgının sosyal ve ekonomik etkilerini en aza indirebilmek için de sosyal izolasyon kurallarına uymak ve sabırlı olmak zorundayız.

SOSYAL İZOLASYONUN ÖNEMİ

Ben branşım itibariyle daha çok genç ve kronik hastalığı bulunmayan kişilere bakmaktayım. Gebelikte Covid-19 semptomları tıpkı gebe olmayanlar da olduğu gibi ateş, öksürük, boğaz ağrısı, kas ağrısı halsizlik ve nefes doğaldır. Gebelerin Covid-19 duyarlılığının fazla olduğuna dair bir bulgu yoktur ancak yeni bir enfeksiyon olduğu için henüz yeterli veri de bulunmamaktadır. Bu nedenle ben tüm gebelerime sosyal izolasyonun önemini sık sık anlatıyorum.

TEMEL İHTİYAÇLARIMIZ

Bu süreçte bizlerin temel ihtiyaçları için çalışmak zorunda olan herkese teşekkür etmek istiyorum. Tüm dünyanın ve ülkemin bu savaşı en az hasarla atlatması dileğiyle.

FÜGEN ERCONK KAĞITÇIBAŞI: Köşe ve Söz Yazarı

İnsanlık tarihinin çok önemli sayılı olaylarından birine şahit olmaktayız. Hemen her asırda şu emektar Küremiz savaşlar, kıtlıklar ve salgın hastalıklar gibi pek çok sıkıntıyla, üzüntüyle ve ızdırapla yüz yüze gelmiştir. Ne var ki içinde bulunduğumuz 21. yüzyılda talihsiz bir virüs salgını erkenden kapımızı çalmış ve sormadan içeriye girmiştir. Küreselleşmenin çok konuşulduğu günlerde okuduğum bir makalenin yazarı küreselleşmeyi “Aynı köyden olmak” şeklinde tanımlamıştı.

ÜLKELER, ULUSLAR VE BİREYLER

Önce farkına varamadık, fakat sonraları teknolojinin sayesinde sanki gerçekten aynı köyde yaşıyormuş gibi ülkeler, uluslar ve bireyler inanılmaz derecede birbirlerine yakın olduklarını, herkesin her şeyden anında haberdar olduğunu, sıkıntıların ve umutların birlikte yaşanıp paylaşıldığını gördük. Ve binlerce kilometre uzakta çıkan bir salgın, neredeyse aynı an da her yeri ve herkesi etkisi altına alıverdi. Halen bu sıkıntının doruk noktalarda ızdırabını yaşamaktayız.

DOĞA İLE SINAVDA MIYIZ?

Nitekim ufak köyün insanları gibi birbirimizden etkileniyoruz. Yeni Zelanda’da Corona taşıyan yeni doğmuş bir bebeği de tanıyoruz, Peru’da Amazonlarda yaşayan kabile insanlarının yokluktan muz ağacının yapraklarından maske yaptıklarını da biliyoruz. Hatalarımızla yüzleşme zamanı sanırım. Acaba küresel günahlarımızın ve doğaya verdiğimiz zararın küresel cezasını mı çekiyoruz? Doğa ile sınavda mıyız? Yeni bir düzende dünya insanlarının daha adil olacaklarını, marka tutkusu yerine kendi derinliklerindeki saklı kalmış zenginliği keşfedeceklerini görür gibiyim ve diğer yandan yeni kurulacak ekonomik ve sosyal düzende daha adil bir gelir dağılımını da. “Bir musubet, bin nasihattan iyidir” sözü gereğince, korona bize bazı dersler mi veriyor acaba demekten kendimi alamıyorum.
Bu köyde birilerinin maskesine el koyanlar da var, elindeki süt şişesini alışveriş yapamamıştır diye komşusuna verenler de var, hastasından virüs kapıp iyileştiği gün hastalarına koşan ve onlara şifa olsun diye kanını veren doktorlar, hemşireler ve emekçi fedakar sağlık personeli de var. Bunlar görüp de anlayabildiklerim, ancak görüp de inanamadığım ve anlayamadığım şeyler de var. Hijyene, sosyal izolasyona ve bunun gibi üç-beş kurala uymadığı için bir başkasının ölümüne sebep olabilen taşıyıcılar da var. 48 saat kolasız, cipssiz vs... kalmaktan korkuyor, Korona’dan korkmuyor yurdum insanı. Nitekim gözlerimizin önünde dünya belki de kendi dönüşüm hızından daha hızlı bir değişime uğruyor. Baksanıza dışarıda gürül gürül akan bir dünya var! Neyse konu hassas ve derin. Tavan yapmış egolarımızı, kinimizi, öfkemizi, savaşçı ruhumuzu, açgözlülüğümüzü vs... pek çok kötü özelliklerimizi unutmalıyız.

TEDBİRLİ OLMAK ZORUNDAYIZ

Zaman; kurallara uyma, tedbirleri alma, paylaşım yapma, incitmeden yüreklere dokunma zamanı. Adeta bir yanda insan olmanın güzelliğini, diğer yanda sorumsuzluklar görmenin hüznünü yaşıyoruz. Paniklemeden tedbirli olmak zorundayız. Okullarda öğrendiğimiz derslerden daha da zordu bu hayat dersi, ancak başaracağız. Allah’ın izniyle bir gün uyandığımızda her şey yoluna girmiş olacak ve sıfır korona vakası diye yazacağız buraya o günler de gelecek inşallah. Dua, şükür ve sabır ile. “Ey hayat nerede kalmıştık?” diyerek hayat yolculuğumuza devam edeceğiz, evet inanıyorum ve umuyorum devam edeceğiz. Erik, kiraz, kayısı, şeftali çiçeklerinin güzelliklerini ve kokusunu kaçırdık bu bahar. Hadi dostlar nar çiçeklerine az kaldı, onların güzelliğini kaçırmayalım bari! Hep ve çok sağlıklı ve sevgiyle kalın, kalalım...

NİHAN URAL: MODA TASARIMCISI

Dünyaya hızla yayılan korona virüsü hepimizin hayatını derinden etkiledi.160 ülkede görülmesi ve 120 binden fazla kişinin ölümüne yol açması günden güne tedirginliği arttırdı.Yoğun günlük iş temposundan ev içi rutine geçiş yapmak çocukları tedirgin etmeden durumu izah edip yeni kuralları uygulatmak çok da kolay olmadı aslında.

BİRLİKTE ATLATACAĞIZ

Biz ailece virüs Türkiye’de kendini gösterdiği andan itibaren kendimizi dış dünyaya kapattık diyebilirim.Tüm günümü evde online spor yaparak mutfakta değişik tarifler deneyerek kitap okuyup kızım ile eğlenceli aktiviteler yaparak geçiriyorum diğer tüm anneler gibi. Kendime kalan zamanlarda da günlük bakımlarımı uyguluyorum. Vitamin ve bağışıklık güçlendiriciler kullanıyoruz bu ara özellikle ihmal etmemeye özen göstererek. Umarım bu süreci hep birlikte en az kayıp ile atlatacağız. Sevdiklerimize kavuşup eski güzel günlerimize geri döneceğiz.Tek duam bu.

MELİKE EPİRİ: MODA TASARIMCISI

Dünya olarak insanoğlunun ömründe kaç kere başına gelir ki diyebileceğimiz zorlu bir süreçten geçiyoruz. Kendimizi, ailemizi ve sevdiklerimizin sağlığını korumak adına kendimizi büyük bir titizlikle izole ederek rutin yaşantımızı devam ettirmeye çalışıyoruz. Aslında basit olarak gördüğümüz ve sanki olması gereken zaten buymuşcasına alışmış olduğumuz şeylerden mahrum kalınca yada daha zor şartlarda elde etmeye başlayınca sanırım hepimiz bir çok ders çıkarttık diye düşünüyorum.

NE KADAR DEĞERLİYMİŞ

Sahip olduklarımız meğer hayatımızı kolaylaştıran büyük nimetlermiş. Ayrıca özgürlük duygusu insanın endişelenmeden sevdikleriyle kucaklaşıp, sohbet edebilmesi, tokalaşabilmesi ne kadar da değerliymiş meğer... Eee tabii ticari ve sosyal hayatda tıpkı bizler gibi sağlık önlemi amacıyla yavaşladı. Buda malesef Covid-19 ‘un maddi ve psikolojik etkilerini hayatımızın içine entegre etti.

HIZLI, TELAŞLI HAYATLARIMIZ

Ama yinede olumlu tarafından görmeye, kendimizi motive edecek şeyler bulmaya ve dersler çıkartmaya çalışarak bu süreci daha verimli geçirmemiz taraftarıyım. En azından ben kendi adıma bu şekilde yapıyorum. Karantina sayesinde o hızlı, telaşlı hayatlarımızdaki vakit yetmezliğinden yakınıp kaçırdığımız şeyleri daha iyi gözlemleyip, düşünmeye, önceliklerimizin değişmesine, kitap okumaya, aileyle daha fazla kaliteli vakit geçirmeye zaman ayırabiliriz.

VİRÜS SİSTEMİN FRAGMANI MI

Kendi becerilerimizi keşfedebiliriz ve sevdiklerimizin, öncesinde sahip olduğumuz değerlerin daha da farkına varabileceğimiz bir süreç olarak görüyorum. Kısacası farkındalıkların arttığı bir süreç diyebiliriz... Bu virüs yeni bir sistemin ön fragmanı mıydı diye kendi kendime sorduğumda öyle olduğuna inanmak istemiyorum... Umuyorum ki bu süreci en az hasarla, en kısa zamanda atlatmamız dileğiyle...

PERVİN KATANA: Moremo Kids Furniture

Hepimizin pek çok planı varken bu süreçte hayatın bize yaptığı planın ne kadar etkili olduğunu çok net gördük. Hiç planımızda olmayan bu süreç başta sağlık olmak üzere ekonomik, sosyal ve kişisel pek çok sorunu beraberinde getirdi. Çözüm bekleyen çok sorunumuz var. Pek çoğumuzu eve kapattı. Bizler belki hayatımızda ilk defa kendimizle ve ailemizle baş başa kaldık. Hep bir şeye yetişme telaşımız vardı. Hiç vaktimiz yoktu.
Aslında ne istediğimizi hiç düşünmemiştik. Bu süreçte kendimizle baş başa kaldık. Birbirimizin farkına vardık. Kendimizin hiç farkında olmadığımız yeteneklerimiz olduğunu gördük. Kendimizi korumak için başkalarını düşünür olduk. Son dönemde fedakarlık yapmayı, sorumluluk almayı unutan insanlık, insan olmayı yeniden öğrenmeye başladı.

DEĞERLERİMİZ DEĞİŞTİ

Ülke insanı değil dünya insanı olmayı öğreniyoruz. Dünyanın farklı köşesindeki insanlarla aynı sorunu yasadığımız bu dönemde dil, din, ırk ayrımı olmaksızın aynı sorunla mücadele edip, aynı soruna çözüm bulma arayışında olduk. Sadece kendimizi değil dünyayı düşünür duruma geldik. Bu süreçte hem birlik olmayı hem de bir olmayı öğreniyoruz.
Önceliklerimiz değişti. Değerlerimiz değişti. Sağlığın ne kadar kıymetli olduğunun farkına vardık. Gereksiz boş tüketimler bitti. Gereksiz para ve mülk işleri bitti. Sevdiğine korkusuzca sarılmanın ne kadar değerli olduğunu öğrendik. Kendimizin farkına vardık. Ne yaptığımızı ve bundan sonra ne yapmak istediğimizi sorgular olduk.

Aslında insanlık özüne döndü. Düşünüyoruz…Sorguluyoruz…Arınıyoruz….Bir dönem sonra tabi ki hayatımız normale dönecek. Ama bu süreçten sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Pek çok şeyi sorgulayan insanların hayatında köklü değişiklikler olacak. İnsanlar öncelikle dünyaya geliş sebebinin sadece çalışmak olmadığının farkına varacak.. Basit şeylerle çok daha mutlu olabildiğini görecek. İnsanca yaşamanın değerini anlayacak. Yaşam tarzları değişecek. Köklü iş değişiklikleri olacak. Şehir değişiklikleri olacak. Aslında gerçekten ne istediğimizin farkına varacağız. Pek çoğumuz karantina günlerini iyi ki yaşamışız diyecek. Aslında hepimizin durup düşünmeye ihtiyacımız varmış. Bundan sonra her şey çok daha güzel olacak. Sağlıklı günlerde görüşmek dileğiyle, sevgiyle kalın…

Yasal Bilgilendirme
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
 
LG
MD
SM
XS