Hepimiz içimize döndük

Hepimiz içimize döndük
Küresel salgına dönüşen koronavirüs ülkemizde de kendini yoğun şekilde gösteriyor. Hepimizin endişeli olduğu bu dönemi, atlatabilmemiz için birlik ve beraberlik içinde kurallara uyarak hareket etmemiz ve uyarılara kulak vermemiz gerekiyor. Bu zor günlerde Hürriyet Bursa olarak iş ve cemiyet hayatının tanınmış isimleriyle koronavirüslü yaşam hakkında kısa sohbetler gerçekleştirdik ve bir yazı dizisi hazırladık. Birlikte başarmak dileğiyle.

OP. DR. MURAT MORAY: Göz Hastalıkları ve Cerrahisi Uzmanı

Hepimiz içimize döndük bir anda. Koronavirüs ile mi oldu bu? Bu seferlik maalesef! Keşke içimize COVID-19 olmadan da zaman zaman dönebilsek ve kendimizi ‘bilme’ yoluna girebilseydik! Tek başımıza! Aslında çok daha önceden varmamız gerekmez miydi? Özel ve güzel insan değerlerimizin farkına. Şart mıydı? COVID-19! Olmazsa olmaz mıydı? Bir salgın ya da başka bir neden farkındalığımıza kavuşmamız için...
Hani derdik ya özel bir merasimde ya da biz bize konuşurken samimi ve düşünmeden. “Hiçbirşeyi kafaya takmamak lazım. Yahu daha dün hayattaydı; bir saat önce telefonla konuştuk. Ölümlü dünya! aman boşver değmez” diye. Ve bir diğerimiz de söyleyenimizi onaylamadı mı? ‘Şüphesiz. Anın tadını çıkarmak; kıymetini bilmek lazım mutlaka’ diye.
Carpe diem (Anı Yaşa! O anda kal! ) mottomuz olmadı mı? anlamına erişmeden ruhen! Not alın ve elinizden geleni uygulayın. Güzel dostlar ama ruhunuzla uygulayın.

KÜÇÜK ÇAPLI PROVA FIRSATI

İşte küçük çaplı da olsa bir prova fırsatı. Duymak, durmak, düşünmek ve pişirmek. Bize düşen budur şimdi. Herkesin bir anda ekmeklerini pişirmesi gibi. İnstagramda heryerde, her sayfada, her hikayede. Daha önce hiç pişmeyen ama keşke pişseydi de kokusu bir nebze daha mutluluk olsaydı şu hayata dediğimiz; o sıcacık tatlı ekmekler. Demek ki pişebiliyormuş… Kokusu çekilebiliyormuş sevgiyle içimize…

‘ACI TÜM DÜNYANIN ACISI’

İş başa düştü. Zihinler gönüllerle dost. Artık bu hep olmalı! Olması gerekende bu değil miydi zaten. Çoğu zaman tek başına yaşadığımız hayal kırıklıklarını; acıları ve ümitsizlikleri belki de ilk defa tüm dünya ile yaşıyor olduğumuzun şaşkınlığı içindeyiz… Ne yapmalı? Nasıl yapmalı? İçerdeyiz ama içimizdeki haykırış dışarı çıkmak için deliler gibi çırpınıyor …
dünyalarımız bir anda küçüldü… Ve biz şimdi o minicik dünyamızın içine sığmaya çalışıyoruz; elimizden geldiğince ve beynimizin yettiğince…
Küçücük bir virüsün yaşamlarımıza nasıl da hükmettiğini görüyor ve en ufak çare beklentisinin ötesine geçemiyoruz… Ama yine doğaya karşı çaresiz insanlarız. Neden! kötü davrandığımız için. Neden? Kıymet bilmemezlikten… Neden? Dostluk nedir bilmemezlikten!
Elbette sonsuza kadar böyle devam etmeyecek. Çare bulunacak elbet . Ve o güzel günler gelecek. Ancak o günler geldiğinde; çoğumuz için yaşam; öncesinde olduğu gibi devam etmesine karşın; bazılarımızın ki yaşama verdikleri anlam çok ama çok farklılaşacak...

‘KALDIĞIMIZ YERDEN DEVAM EDECEĞİZ’

Belki de bazılarımızın geçmişteki yanlışlarını , ne görmeye; ne de düzeltebilmeye şansı olmayacak ve hayatta kalanlarımızın kaybettiklerimiz için dua etmekten başka da şansı da... Bir kısmımız sağ kalacak ve hayatlarına kaldığı yerden (-mi?) devam edecek …
Yüzyılda bir ortaya çıkabilen böylesine bir felaketin yaşamlarında tam anlamı ile bir milat yarattığı kişiler ise kendilerine bahşedilen bu özel şansı değerlendirebilen ve hayatlarına katkıyla alabilen o mutlu azınlık olacak… İşte bu sonuncu kesim için hiçbirşey eskisi gibi olamayacak. Ve bu insanlar hayatın şakaya gelmediğini bilerek yaşayacaklar. Sağlık ve sevgiyle kalın.

BURCU BAŞAR: Hürriyet Gazetesi Marmara Bölge Temsilcisi

Tüm Dünyayı etkisi altına alan Covid-19 ile mücadele ettiğimiz bu günlerde “ben” değil “biz” olmayı öğrenmemiz gereken bir süreç yaşıyoruz. Öncelikle koronavirüsün bu dönemde hayatımızın tehlikeli ve önemli bir parçası olduğunu, değişen sosyal, kültürel, toplumsal ve ekonomik yaşamın farkında olarak bunu kabullenmek durumundayız. Önce birey olarak kendimizi, sonra da “biz” bilinciyle birbirimizi alacağımız yöntemlerle korumak en önemli sorumluluğumuz. Sektörümüz itibariyle görsel ve yazılı basının da yine bu dönemde çok hassas olması gerektiğini düşünüyorum.

‘ASILSIZ HABERLERE İNANMAYIN’

Ancak, sosyal medyanın da insanlar üzerindeki olumsuz etkisini bu dönemde de yoğun bir şekilde yaşıyoruz. Sosyal medyadan ve whatsapp gruplarından yayılan bilgi kirliliğine de dikkat etmek çok önemli. Lütfen asılsız haberlere inanmayalım, doğruluğunu araştıralım. Gereksiz, yanlış bilgi, panik ve kaygı bize bu süreçte ciddi zarar verecektir. Mevcut durumu kabullenip, Covid-19 ile olabildiğince geç karşılaşmak için tüm tedbirleri mutlaka almalı, bilgi kirliliğine değil konusunda uzman kişilerin görüşlerine önem vermeliyiz.

‘HİJYENE DİKKAT EDİN’

‘Evden çıkmamak’ ve ‘hijyene dikkat etmek’ başta geliyor. Bağışıklık sistemimizi güçlendirmek, Sağlıklı beslenmek, düzenli egzersiz yapmak ve tabi ki ruh sağlığımızı korumak bu dönemde hayati önem taşıyor. Belirsizlik, korku, kaygı gibi duygular psikolojik dayanıklılığımızı etkiliyor. Bunun için nefes ve gevşeme egzersizleri, meditasyon, yoga, spor, müzik gibi olumlu anlamda yapacağımız aktiviteler bizlere katkı sağlayacaktır.

‘UMUT HEP VAR’

Bu süreç hepimizi iç dünyamıza yönelten, günlük hayatımızdaki değerlerin kıymetini anlayacağımız bir dönüşümün içerisine aldı. Hepimiz birey olarak kuvvetli bir ağ İle birbirimize bağlıyız ve aslında hepimiz biriz... Bu hastalık hepimizin birbirimiz için var olduğumuzu bize hatırlattı. Gördük ki, tüm dünya tek bir gündemde birleşti, tüm insanlar aynı süreci yaşıyor... Önümüzdeki güzel günlerde alacağımız dersler ve yeni bir dünya görüşü İle daha mutlu, daha umut dolu günlerin bizlerle olacağına inanıyorum....

SİNEM SUNANER: DIGIWEB Teknoloji Sahibi

Herkesin kendine özel bir hikayesi var bu hayatta. Benim de hikayem var hem de çok çok özel. Mayıs 2019 da kanser olduğumu öğrendiğim andan beri öyle çok şey değişti ki hayatımda hem de bir yerlerden bir düğmeye basılmış gibi. Tam anlamı ile hayatım alt üst oldu. Şairin dediği gibi herşey birden bire oldu. Sonra Şems-i Tebrizi‘nin sözü geldi aklıma “Düzenim bozulur, hayatım alt üst olur diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmadığını?”
İşte ben hep dik durdum bütün bunlar geçecek dedim. Hayat güzel dedim. Umudumu hiç kaybetmedim.

‘BEN AİLEME SARILDIM’

Grup Efsane ile şarkılar söyledim. 1 Başka Tiyatro ile sahneye çıktım. Sosyal sorumluluk projelerinde yer almak bana şifa oldu. Oğluma, aileme, dostlarıma sarıldım. Tam da saçlarım çıkıyor bak geçiyor derken koronavirüs çıktı. Yine eve kapandım. Bu defa sadece ben değil tüm dünya eve kapandı. Öyle ya da böyle bir şekilde hayat devam ediyor. Biz Digiweb Teknoloji firması olarak home ofice çalışıyoruz. Müşterilerimizin ihtiyaçlarını aksatmadan yerine getirmeye çabalıyoruz. Teknoloji firması olmamıza rağmen bu tüm dünyayı etkisi altına alan küresel salgından tabi ki biz de etkilendik. Firmaların durma noktasına gelmesi yeni müşterilere ulaşmamızı engelledi. Teknoloji sayesinde 10 yaşındaki oğlum Ege online eğitim ile evden öğrenmeye devam ediyor. Tabi ki arkadaşlarını özlüyor ama ya bu imkanımız da olmasaydı?

‘ÖNCESİ VE SONRASI’

Şimdi korkarak değil korunarak yaşama zamanı. Bundan böyle hayatımız koronavirüs öncesi ve koronavirüs sonrası diye ikiye ayrılacak. Tıpkı benim için kanserden öncesi ve sonrası diye ikiye ayrılması gibi. Tedavi sürecimin devam etmesinden dolayı kendime çok dikkat etmek zorundayım. Stresden uzak durmak, beslenmeme dikkat etmek, vitaminlerimi ihmal etmemek, iyi gelen şeylerle iç içe olmak. Aslında herkes şu anda benim gibi. Şimdi ‘evde kal’ sözüne uymak zorundayız, sonrasında özgürce dolaşabilmek için. Şimdi uzak durmak zorundayız, sonrasında sımsıkı sarılabilmek için. Evet hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Değişmeyen tek şey yaşamanın çok güzel olduğu. Bu dönemde yazın, çizin, okuyun, düşünün. En büyük yatırımı kendinize yapın. Şimdi tam da zamanı. Herşey bittiğinde virüs bulaştıranlardan değil, iyilik bulaştıranlardan olmak dileği ile.

DOÇ. DR. SEVAL DOĞRUK KAÇAR: DERMATOLOJİ UZMANI

Tüm dünya olarak hep birlikte önemli bir salgını yaşıyoruz. Dünya ve ülkemiz genelinde vaka sayısı arttıkça el yıkamanın önemini vurgulamak daha da önem kazanıyor. Bu nedenle her fırsatta el yıkamanın elleri temiz tutmanın önemini vurguluyoruz. El yıkama COVID-19 salgınının yayılımını önlemede en önemli adım. Bunun yanında alkol bazlı dezenfektan ürünler el yıkama yapamadığımız zamanlarda salgından korunmada önerilir. Ancak gerek el yıkama gerek dezenfektan kullanımı deri bariyerini bozarak derimizi egzemalara ve enfeksiyonlara yatkın hale getirir. Derimiz kaşınır, kurur, çatlar hatta bazen kanar.

‘NEMLENDİRİCİ SÜRÜN’

Tüm bunları engellemek için neler yapabiliriz? Ellerinizi en az 20 saniye ılık su ile yıkamalısınız. Yıkarken parmak araları, el ve parmak üstü ve tırnak çevresini ihmal etmeyelim. El yıkama sonrası ellerinizi hemen nemlendirin. El yıkama sonrası elleri ovuşturmadan kağıt havlu ile kurulayalım ve eller hafif nemli iken nemlendiricimizi sürelim. Nemlendiricinizi en çok kuruyan parmak uçlarına sürmeyi ihmal etmeyin. Nemlendirici olarak parfüm paraben içermeyen ürünleri tercih edin. Vazelin de etkili bir nemlendirici olabilir. Su ve sabun bulamıyorsak el dezenfektanlarını kullanın.

‘MİKROPLARDAN ARINMAK MÜMKÜN’

Alkol içeriği en az yüzde 60 olan ürünler mikropları öldürebiliyor. Bu ürünler deri bariyerini bozduğu için kuruduğuna emin olduktan sonra hemen nemlendirici sürelim. Deriniz çok kuruyor olsa da sadece doğru el yıkama ve el dezenfektanları ile mikroplardan arınmak mümkün. O nedenle ellerimizi yıkamaya ya da dezenfektan kullanmaya devam. Ancak hemen ardından öneriler doğrultusunda nemlendiricileri uygulayın. Tüm bunlara rağmen ellerimizde kuruluk geçmiyor egzemalar oluyorsa dermatoloğunuza mutlaka danışın.

 

Yasal Bilgilendirme
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
 
LG
MD
SM
XS