Koronavirüs alışkanlıkları değiştirdi

Koronavirüs alışkanlıkları değiştirdi
Küresel salgına dönüşen koronavirüs ülkemizde de kendini yoğun şekilde gösteriyor. Hepimizin endişeli olduğu bu dönemi, atlatabilmemiz için birlik ve beraberlik içinde kurallara uyarak hareket etmemiz ve uyarılara kulak vermemiz gerekiyor. Bu zor günlerde Hürriyet Bursa olarak iş ve cemiyet hayatının tanınmış isimleriyle koronavirüslü yaşam hakkında kısa sohbetler gerçekleştirdik ve bir yazı dizisi hazırladık. Birlikte başarmak dileğiyle.

 

DR. BERİL BAHADIR ERDOĞA: GÖĞÜS HASTALIKLARI UZMANI

Tokalaşmıyoruz, elimizi daha uzun yıkıyoruz, dezenfektanlara sarılıyoruz Yeni koronavirüs salgınıyla birlikte tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de birçok alışkanlığımız değişti. Koronavirüs üzerine yapılan gazete haberlerini hiç atlamadan okur, TV haberlerini sabah akşam hiç sıkılmadan izler olduk. Sosyal medya ise tüm dünyadaki gelişmeleri telefonumuza taşıdı. Koronavirüsün hızla yayılımı ve yarattığı ciddi sağlık riskleriyle ilgili bilgi edindikçe, kısa sürede hayatımızı, gündelik alışkanlıklarımızı değiştirmeye başladık. Önce, “tokalaşma, öpüşme ve sarılma” gibi selamlaşmayı ve sevgi gösterme biçimimizi değiştirdik. Ardından da el yıkama sıklığımız arttı, dezenfektan ve maske kullanımı gibi yenilikler hayatımıza girdi. Değişen alışkanlıklarımızın virüsün yayılma hızını kestiğini gördükçe söylenenleri daha dikkatli uygular olduk. Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel salgın olarak tanımlanan Covid-19 yani yeni koronavirüsün yol açacağı zararları en alt düzeyde tutmak, bu yeni davranış alışkanlıklarını sıkı sıkıya benimsemekle mümkün olabilir. Tedbirleri hızla uygulayın ve değişimden korkmayın!”

TOKALAŞMADAN SELAMLAŞIYORUZ

Salgının bulaşma hızının yüksekliğine dair ilk açıklamaların ardından günlük hayatımızda aldığımız tedbirler başında arkadaşlarımızla, dostlarımızla selamlaşmamızı “asgari temas” düzeyine indirmek oldu. Karşılaştığında kollarını dirseklerinden karşılıklı olarak birbirine değdirenler olduğu gibi ayaklarını birbirine vurarak selamlaşanlar da oldu. Ancak kısa bir süre sonra tüm bu yeni selamlaşma çabalarının yerini baş sallama ve içten bir gülümseme aldı. Bu selamlaşma yönteminin virüsün daha fazla kişiye bulaşması önünde önemli bir engel.

‘DAHA SIK EL YIKIYORUZ’

Toplum olarak özellikle tuvaletten sonra, yemekten önce ve sonra el yıkama alışkanlığı konusunda hassasiyetimiz olduğu bir gerçek. Bu alışkanlığımızın herhangi bir enfeksiyon riskine karşı önemli bir kazanım bizler için. Elni yıkayan bir toplumuz. Ama yeni koronavirüs salgınıyla birlikte ellerimizi daha sık yıkar hale geldik. Ayrıca yıkama süremiz de uzadı. Sokaktan eve geldiğimizde, iş yerinde ortak kullanılan telefon, bilgisayar klavyesi gibi cihazları kullandıktan sonra ya da bir şeyler yemeden önce elimizi yıkayıp yıkamadığımızı daha çok sorguluyor, yıkarken çabucak değil, en az 20 saniye boyunca dikkatle yıkıyoruz.

‘DEZENFEKTANLARA SARILDIK’

Çantamızda kolonya taşımayalı uzun zaman olmuştu. Özellikle ileri yaştaki büyüklerimizin bir alışkanlığı olan kolonya taşıma ve eve gelen misafirlere ikram etme, koronavirüs sayesinde hatırladığımız bir gelenek oldu. Özellikle alkol derecesi 80’in üzerinde olan kolonyalar büyük talep görürken, toplu taşıma araçlarında çantasından çıkardığı kolonyayı ya da dezenfektanı çevresindekilere de ikram edenlerin sayısı arttı. Ancak aşırı dezenfektan ya da kolonya kullanımının da cildi tahriş edebileceği unutulmamalı. Ayrıca kolonya tercihinde virüsün üzerinde öldürücü etkisi olması için yüzde 70 alkol kullanılması gerekiyor.

‘MASKE VE ELDİVEN TAKIYORUZ’

Salgın yeni başladığında sağlıklı kişilerin maske kullanmasına gerek olmadığı belirtiliyordu. Ancak salgının çok geniş kitlelere yayılması nedeniyle, sokağa çıkan herkesin kendini ve çevresini korumak amacıyla maske kullanması öneriliyor. Ülkemizde yapılan düzenlemeler de bu yönde. Maske kullanımında dikkat edilmesi gerekenleri unutmamak gerekir. Aynı maske uzun süreli kullanıldığında nemleniyor ve virüsler bu nemli alana tutunarak daha fazla enfeksiyon riskine neden oluyor. Bu nedenle sık sık maske değiştirmek gerekiyor. Ayrıca maskeleri çıkartırken virüsün ele bulaşma riski olduğu için hemen ardından eller yıkanmalı. Eldiven kullanımı da salgın nedeniyle gördüğümüz bir davranış. Ancak bu yeni alışkanlığımız virüsün yayılmasını önlemek bir yana daha fazla kişiye bulaşmasına bile neden olabilir. Eldiven taktığında kendini güvende hisseden kişi, daha fazla yüzeye dokunuyor. Ellerini ağzına, burnuna ve gözlerine daha fazla değdirebiliyor. Bu da riski artırıyor.

‘HER YERDE SİRKE KULLANIR OLDUK’

Sirkenin temizlikte kullanımı özellikle son dönemlerde arttı. Ancak koronovirüsün ardından sirkenin yüzey temizliğinde, mutfak ve banyoda kullanımının da arttığı görülüyor. Koronovirüsün bulaşıcılığının sirke ile önlenmesi söz konusu değil. Buna karşın bir ölçeğe 10 ölçek su ile sulandırılan çamaşır suyu, virüsü öldürmede etkili oluyor.

‘İŞLER EVE TAŞINDI’

Her şey dijitalleştiği içi evden çalışanların sayısı artmış olsa da koronavirüsün yayılmasını önlemek için alınan önlemlerin başında “Evinde kal” çağrısı oldu. Birçok iş yeri de bu çağrıya uyarak çalışanları için “ev-ofis” dönemini başlattı. Bu da günlük yaşamın yeniden düzenlenmesi anlamına geldiği için ilk başlarda özellikle uyum konusunda güçlük yaşanması çok normaldi. Evinizin bir yerini ofis haline getirmek çalışma disiplini için size yardımcı olacaktır.

 

ECE ARAR: İLETİŞİM UZMANI

 

Karantina sürecinin başlamasıyla birlikte kapanan restaurant ve kafeler için süreci doğru yönetebilmek çok önemli bir hal aldı. Hizmet sektöründe faaliyet gösteren birçok restaurant ve kafe Covid-19 tedbirleri kapsamında kapılarını kapattı. Paket servis verenlerin çalışmaya devam ettiği süreçte kapalı kalan veya paket servislerle faaliyet gösteren restaurant ve kafeler için değişim zamanı.

ÖNLEMİNİZİ ALIN

1. Salgın sonrası dijitalleşme artacak

Karantina döneminde evde oturanların artması dijital mecraların, özellikle de sosyal ağların daha fazla kullanımına yol açtı. Türkiye’de bir kişi ortalama üç saatini sosyal ağlarda geçiriyor. Hem karantina döneminde hem de sonrasında alışverişlerini online olarak yapmak isteyenlerde artış görüleceği aşikâr. Büyük şirketlerin hazırlıklı olduğu bu süreçte artık sipariş kuyrukları oluşuyor.

2. Sosyal ağlarda yer alın

Ürün ve hizmetlerinizin tanıtımını özellikle sosyal ağ üzerinden eş zamanlı olarak yapabilirsiniz. Hesabınızı işletme hesabına geçirerek analitik verilerden faydalanabilirsiniz. Bulunduğunuz yeri, bilgilerinizi, sizi diğer yerlerden ayıran özelliklerinizi profilinizde belirtmeyi unutmayın.

3. Sponsorlu reklamların tam zamanı!

Sponsorlu reklamlardan korkmayın. Mekanını kapatan birçok işletme bu süreçte sosyal ağlardaki faaliyetlerini de durdurdu. Siz bu işletmelerden olmayın. Kapalı olsanız bile, eski, güzel fotoğraflarınızı, açılınca yapacaklarınızı paylaşabilirsiniz. Ayrıca birçok şirket bu süreçte reklam yapmayı durdurduğundan reklam maliyetleri de düşüşe geçti.

4. Influencerlarla çalışın

Şu anda influencerlar da evde oturuyorlar. Özellikle yeme içme üzerine paylaşım yapan, ya da evine sağlıklı gıdalar alan bir anne influencer (etkileyen) neden sizden bahsetmesin? Bunun için doğru kişiyle iletişime geçin. Kişiye özel ürünlerinizden, öne çıkarmak istediğiniz şeylerden bir paket hazırlayın. Eğer influencer konuya sıcak bakıyorsa, ona paketinizi gönderin ya da direkt kendiniz teslim edin. Paketinizi alan influencer eğer hizmetten memnun kaldıysa, sizi etiketleyerek bunu paylaşacaktır.

5. Hijyen koşullarınızı gösterin

Herkesin en hassas olduğu konu şu günlerde elbette hijyen. Siz de dijital tüm mecralarınızda nasıl bir hijyen politikası uyguladığınızı gösterebilirsiniz. Maske, eldiven, el değmeden hazırlanana yemekler gibi paylaşılabilecek pek çok şey var.

6. İletişimin insani boyutu azalıyor

Şimdi ve sonrasında iletişim daha az karşı karşıya olacak. Şimdiden whatsapp’ınızı işletme hesabına geçirip özelliklerini öğrenmeye başlayabilirsiniz. Ayrıca zoom gibi görüntülü programlara da aşina olmakta fayda var. Zira belki tedarikçiniz ile bile artık görüntülü görüşmek zorunda kalabilirsiniz.

7. Para artık daha da kıymetli

Müşteriler Covid-19’dan beri parasını daha da dikkatli harcıyor. Hijyenik, besleyici ve aynı zamanda ucuz yemekler ön plana çıktı ve bu akım uzun süre de devam edecek. Bu bilgilere dayanarak belki menünüzü revize etmek isteyebilirsiniz. Paket serviste çok alternatif ile birlikte ucuz, pratik, sağlıklı yemekleri sunabilirsiniz.

8. Mekanlar için yeni düzenleme

Uzmanlar sosyal mesafeyi en az 3 ila 1 yıl arasında korumak isteyeceğimizi ön görüyor. Normale ulaşmamız belki de iki yılı bulacak. İnsanlar tedirginliklerini kolay kolay atamayacağından bir cafe ya da restauranta gittiklerinde dahi sosyal mesafe gözetebilecekler.

9. Hızlı servis gündemde

Cafe ve restaurantlar açıldıklarında bile tam doluluk oranına ulaşmaları biraz zaman alabilir. İlk açıldıklarında, oturmak istemeyenler için hızlı, pratik ve el değmeden hazırlanmış, tek kişilik yemekler ön plana çıkabilir. İnsanlar başkasının elinin değmediğine emin oldukları, jelatinli, paketli ürünler tercih edebilirler.
10. İnsani şirketlere artı puan
Karantina sürecinde 65 yaş üstüne ücretsiz teslimat yapan, sağlık çalışanlarına ücretsiz paket servis götüren işletmeler kalpleri kazandılar. Karantina sonrasında da müşterilerin gözü bu tip şirketleri arayacak.

HÜLYA NİDA ŞAHİN: Astropsikolog ve Kişisel Gelişim Uzmanı

Bu süreç elbet bitecek. Bittiği zaman her birimiz aynımı olacağız? Karekter yaşamda en zor değişen hatta gercekçi bir yaklaşım göstermekte zorlandığımız kalıbımız. Bu kalıp hala aynı mı? Esnedi mi? Yani biz neleri farkettik? En çok neleri özledik ve ne kararlar verdik? Bu sorular sayfalar dolusu çıkartılabilir ve her çıkan kafamıza takılan soru aslında çözüme giden yolun da başlangıcı olabilir. Ve sorular, biz değişime artık ne kadar hazırız ile bitebilir.

‘DEĞİŞİM İÇİN DÖNÜŞÜMÜ BAŞLATIN’

Yaşam dış dünyayı ince detay temizliğe sürüklüyorken şimdi iç dünyamızı, hiç girilmemiş, görmekten yüzleşmekten kaçılmış birçok alanı temizleme zamanı. Yaşama tekrar doğmak için ölme zamanı. Bu dolunay hatta 2020 sürecinde lütfen en kör noktalara korkusuzca girin, kaybolun. Değişim için dönüşümü başlatın. Yeni bir Dünya için temizlenin, arının, yenilenin. Hayatımda bilmediğim çok şey var. Ama çok emin olarak bildiğim tek bir şey var ki, dış dünyanın iyi olması bizim iyi bir insan olmamızdan geçiyor.

İyi insan olmak ne demek?
Koşulsuz seven.
Nefsinin kölesi olmayan ve ona yenik düşmeyen.
Asla yargı yapmayan.
Ben (ego) sahibi olmayan.
Saygılı.
Vicdanlı.
Çocuk saflığında, tertemiz.
Adaletli.
Üreten.
Gelişen ve en önemlisi erdem sahibi olmayı bilen.
Her bir maddeyi gerçekleştirmek hakkını vermek inanın hiç kolay değil. İnsan olarak doğmakla, insan olmak arasında yüzlerce deneyim ve yaşam var. Ve siz bu yaşamda hangi evredesiniz?
Kalın sağlıcakla.

 

MELİH ŞEN: İŞ İNSANI

Kuaförlük bana göre kadınların kişisel ihtiyaçlarını karşılamak için doğmuş yaratıcı bir meslek. Dünyanın her yerinde bu altın bilezikle sanatınımızı yapabilir ve hayatımızı sürdüre biliriz. Mesleğimiz büyük fedakarlıklar isteyen zorlu bir mücadele. Bu zorlukların en başında aile değerleri ve kendimiz geliyoruz. Meslekte saat ve gün kavramı yoktur. 23 yıldır bu mesleği yapıyorum ve hiç tatil için özel bir zamanım olmadı. Fakat; her şey küresel salgına dönüşen covid-19 ile değişmeye başladı.

‘DEĞER YARGILARIMIZ DEĞİŞTİ’

Kendimizin ve sevdiklerimizin ne kadar kıymetli olduğunu anladık. Ailemize zaman geçirmenin, farkına varmadan yaşadıklarımızın, zamanın ve kendimizin kıymetli olduğunu öğretti. Bundan sonraki süreçte olması gereken gibi dünyaya daha saygılı, çevremize duyarlı insanlar olmak için çabalayacağız. Özellikle kişisel hizmet sektöründe “hijyen kuralları”nın önemini çok daha iyi kavrayarak çalışmamız gerektiğini daha net anladık. Salgın süreci kişiye özel tek kullanımlık hijyenik malzemelerle servis verilmesini zorunlu hale getirdi. Bundan sonraki süreçte küresel salgından korunmanın en başında, hijyen kurallarına uygun hizmet almak isteyen hanımlar gelecek.
‘HİJYEN KURALINA UYAN KAZANIR’
Sanırım bundan sonraki süreçte müşterilerimiz sosyal mesafe kurallarına uygun tezgah aralıkları olan, salon içi hijyeni sağlayan, randevu sistemiyle çalışıp, kalabalık olmayan kuaför salonlarını tercih etmeye başlayacaklar. Bizler de Covid-19 dönemi ile birlikte salonumuzun 5 yıl önce Nilüfer belediyesi tarafından almaya hak kazandığımız “Altın Makas Hijyen Ödülü”nün gururunu bir kez daha yaşamış olduk. Kadınların bundan sonraki süreçte kişisel bakım ihtiyaçlarını karşılamak için mutlaka hijyen kurallarına uygun bir şekilde hizmet veren kuaför salonlarını tercih etmelerini tavsiye ediyorum. En kısa zamanda hizmet verebilmek ümidiyle “Evde kalın, Sağlıkla Kalın.”

Yasal Bilgilendirme
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
 
LG
MD
SM
XS