Tarihe tanıklık ediyoruz

Tarihe tanıklık ediyoruz
COVID-19 Virüsü dünyada etkisini azaltarak sürdürüyor. Hepimizin endişeli olduğu bu dönemi, tamamen atlatabilmemiz için uyarılara kulak vermemiz gerekiyor. Alınan korunma tedbirlerine özenle uyalım. Hürriyet Bursa olarak, ‘Yeni Normal’ süreci hakkında iş ve cemiyet hayatının tanınmış isimleriyle bir yazı dizisi hazırladık. Bu süreçten nasıl çıkacağımız çok önemli. Birlikte başarmak dileğiyle.

NESRİN CİVAN: EGEBERK ANAOKULU KURUCUSU


Nesrin Hanım sizi tanıyabilir miyiz?

Anaokulu öğretmenliği ile 25 yıl önce başladığım mesleki kariyerim yöneticilikle devam ediyor. Berk ve Ege adında iki çocuğum var. Küçük oğlum Ege, anaokulu dönemine geldiğinde kendi okul projemizi hayata geçirme fikri ortaya çıktı. 2009 yılında fikir olarak ortaya çıkan Özel Egeberk Anaokulu projesi, 2010 yılında kapılarını açarak hizmet vermeye başladı. Bugün elde ettiğimiz başarılar ile velilerimizden gelen olumlu geri bildirim ve talepler doğrultusunda hedeflerimi gerçekleştirdiğimi söyleyebilirim.

Mesleğinizin hayatınızdaki yeri ve önemi nedir?
Mesleğim benim hayatım diyebilirim. Aldığım eğitimin ve edindiğim tecrübenin yanında Egeberk Anaokulu kurulma döneminde öncelikle bir anne olarak çalışmalarımı sürdürdüm. Her anne çocuklarının üstüne titrer ve bende böyle bir anneyim. Okulumuzda da tüm çocuklara kendi çocuğummuş gibi davranıyorum. Kendi çocuklarımın anaokulunda nasıl bir ortamla karşılaşmasını, nasıl eğitim almasını, hangi malzemeleri kullanmasını istiyorsam, okulumuzda da bunlara dikkat ederek çalışmalarımızı gerçekleştirdik. Bütün materyalleri özenle bizzat kendim seçtim. Okulun iç dekorasyonu, iç ve dış mekanda kullanılan tüm malzemeleri aynı özenle ve seçicilikle eşimle birlikte belirleyip tercih ettik. Eşim Elektronik Mühendisi ancak inşaat işlerine çok meraklı, okulun yapım aşamasında kendisi ilgilendi ve 10 ay gibi kısa sürede inşaatını tamamladığımız okulumuzu hizmete açtık. Ayrıca okulumuzda personel olarak da işinin uzmanı bir eğitim kadrosu ile tam 10 yıldır hizmet vermekteyiz.

Pandemi sonrası teknolojik ve ekonomik gelişmelerle yeni bir dünyaya adım atacağımız çokça konuşuluyor. Bu konuda sizin düşünceleriniz nelerdir?

Dünyada hiç yaşamadığımız türde bir krizle karşı karşıyayız. Tarihe tanıklık ediyoruz. COVID-19’la yeni bir dünya düzeni oluşuyor. Son yılların iktisat tarihine baktığımızda Türkiye’nin hep krizlerle mücadele ettiğini ve bu krizleri aşabildiğini görüyoruz. Şimdi ise ülkemiz, salgın nedeniyle oluşan daralmanın olumsuzluklarını yaşıyor. Sağlık sorunlarını aşabilirsek, ağustos sonu eğitim sektörünün yeniden canlanacağını düşünüyorum. Türkiye bu zor dönemden geçerken kurumlar olarak sabırlı ve yapıcı olmalıyız. Umut ediyoruz ki 2021 yılı, özellikle teknolojik açıdan da Türkiye için yeni bir dönem olacak diye düşünüyorum. Uzun vadede ise teknolojik gelişmeler ve akıllı sistemler toplum yararına kullanılabilir hale getirilerek çocuklarımız için eğitim alanına katkı sağlamalı ki uzaktan eğitimde verimli olalım.

Egeberk Anaokulu kültürünü nasıl tanımlarsınız?
Meslek hayatım boyunca, ödün vermediğim iki şey oldu. Birincisi eğitimci olduğum için toplumu oluşturan çocuklarımız adına ‘gelecek’, ikincisi kendi adıma ‘kalite’. Ancak kalite göreceli bir kavram… Yakaladığınızı sandığınız anda daha uzaklarda olduğunu görürsünüz. Tıpkı gelecek gibi… Ve onları yakalayacak olan çocuklarımızdır. İşte bizim yaşayış ve düşünüş tarzımız da pozitif okul iklimi ile aynı yoldan geçiyor.

Peki pandemi başlayınca öğrencilerinizin eğitimine nasıl bir yöntem ile devam ettiniz?
Yetkililerin koronavirüs salgını sebebiyle ‘’EVDE KAL’’ çağrısına istinaden, biz Egeberk Anaokulu olarak öğrenen topluluğun parçası olan veli-öğrenci-öğretmen işbirliğinin önemine inanıyoruz. Bu inançtan yola çıkarak, bu zor günlerde öğrencilerimizin kişisel özelliklerini ve sürekli gelişmekte olan becerilerini desteklemek amacıyla okulumuzun IB PYP Koordinatörleri ve okul yönetimi tarafından, uzaktan eğitim sürecimizde “IB öğrenen profil özelliklerini ve öğrenme yaklaşımlarını evde nasıl destekleriz?” adlı bir bölüm hazırlayarak işe başladık. Hazırladığımız tüm etkinlikleri de sorgulama ünitelerimize entegre ettik. Ardından çocuklarımız için bir zaman çizelgesi belirledik. Bütün branş ve sınıf öğretmenlerimizin desteği büyüktü. Tüm enerjileri ile online canlı bağlantılarda çocuklarımıza ulaşmaya çalıştılar. Amacımız, çocuklarımızın motivasyonunu yüksek tutarak eğlenceli oyunlarla, deneylerle, müzik ve sporla uzaktan da olsa sosyal yaşamı bir şekilde devam ettirmeye çalışmaktı diyebilirim.

Anaokulu olarak farklı bir eğitim sistemi uyguluyorsunuz biraz bundan bahseder misiniz?

Benim hayallerim okulumuza gelen her çocuğun en iyi eğitimi alması yönünde. Bunun içinde gereken neyse yaptık, yapmaya da devam ediyoruz. Okul öncesi eğitimde çocuklarımıza kazandırdığımız her şey hayatları boyunca onlarla beraber yol alacak. Bizde bu konuda bir fark yaratmak, bir dünya okulu olmak adına Uluslararası Bakalorya Organizasyonu İlk Yıllar Programı’nı uyguluyoruz. IB okulları ile ortak bir felsefe yürütmekteyiz. Uluslararası Bakalorya (IB) programının hedefi, toplumsal anlamda insan olma bilincine sahip, gezegenimizi koruma misyonunu herkesle paylaştığının farkında olan uluslararası platformlarda, düşünce ve söz sahibi bireyleri yetiştirerek daha iyi ve barışçıl bir dünyanın yaratılmasına yardımcı olmaktır. Sorgulama temelli bir program olduğu için, okulumuzdan mezun olan çocuklar araştıran sorgulayan, bilgili, dönüşümlü düşünen, iletişim kurabilen, ilkeli, açık görüşlü, duyarlı, riski göze alan, dengeli profil özelliklerine sahip oluyorlar. Ayrıca Özel Egeberk Anaokulu, yüksek kalitede, zorlayıcı ve uluslararası eğitime bağlılığa dayanan IB felsefesinin öğrencilerimiz için önemli ve gerekli olduğuna inanmaktadır.

Bursa, sınav sürecinde başarılı oldu mu?
Öncelikle bu pandemi döneminde LGS sınavı gibi zor bir süreci başarıyla atlatan tüm çocuklarımızı tebrik ve takdir ediyorum. Bence başarıyı etkileyen faktörlerden biri ailenin eğitim düzeyi, bir diğeri de okuldur. Çünkü doğru yönlendirip destek olmak gerekir. Ancak çocukların alışık olmadıkları bir sürece girmesi, okula gidememesi, online eğitimlerden çok verim alamamış olması, yüz yüze eğitim görememesi, evden çıkamaması, sosyalleşememesi, psikolojik nedenler gibi pek çok olumsuzlukların olduğunu, ailelerin ve okulların üzerine düşen görevleri eksiksiz yerine getirdiğini düşünüyorum. Aslında pandemi ile birlikte sınavdan daha önemli şeylerin var olduğunu hatırladık bu hayatta. Mesela sağlık, aile, dostlar… Dolayısı ile dünden ders çıkarıp bugünü yaşamak ve yarın için umut etmek gerekir!

Türkiye’nin eğitim sisteminin sınavlara yönelik olması sebebi ile velilerin okul öncesi eğitimin önemi hakkında daha bilinçli davrandığını söyleyebilir miyiz?
Eğitimin ilk basamağını oluşturan okul öncesi eğitim, gömleğin ilk düğmesidir ve doğru iliklenmesi gerekir. Çocuğun doğduğu günden ilköğretim gününe kadar geçen yılları kapsayan ve çocukların daha sonraki yaşamlarında bir ömür boyu önemli rol oynayan bedensel, psiko-motor, sosyal-duygusal zihin ve dil gelişimlerinin büyük ölçüde tamamlandığı, kişiliğin şekillendiği, öz bakım becerilerinin geliştirildiği ve çocuğun devamlı olarak değiştiği bir süreçtir. Bu nedenle her çocuğun sağlıklı ortamda okul öncesi eğitimden faydalanması gerektiğine inanıyorum. Evet, son yıllarda ülkemizde okul öncesi eğitim daha fazla önem kazanmaya başladı ve veliler bu konuda daha da bilinçlendiler. Harvard ve Montreal gibi pek çok seçkin üniversitenin ve akademisyenlerin araştırmalarına göre 2000’e yakın üniversite öğrencisinin akademik performansları değerlendirildiğinde, okul öncesi eğitimi almış öğrencilerin, anaokuluna gitmemiş öğrencilere göre çok daha başarılı olduğu görülmüştür. Anlaşıldığı üzere sınav sistemi ile ölçme değerlendirmenin başladığı ilköğretim yılları öncesi, çocuğun temelleri sağlam atılmışsa başarı kaçınılmazdır bence.

Veliler LGS sonuçlarını tercih sürecinde ne şekilde değerlendirmeli?
Okudukları okulların öğretmenlerinden veya milli eğitimin EBA üzerinden online tercih danışmanlığı hizmeti birimlerinden, bilir kişilerin yönlendirmeleri yanında ailenin desteği ile tercih sürelerini verimli bir şekilde değerlendirmeliler. Aslında çocukların yaşadığı kaygı bizlere sadece sınavla ilgili görünse bile başarıyla ilgilidir. Ebeveynler LGS’yi bir sınava hazırlık olarak, bir sınav olarak değil hayatın tüm alanlarındaki başarıların belirleyicisi olarak görmektedir. Çocuk sınavla öğrenci alan bir okula yerleşememiş olsa bile başarılı bir mühendis, başarılı bir öğretmen, başarılı bir teknisyen, başarılı bir hemşire, başarılı bir meslek elemanı olabilir. Çocukların mutluluğu sadece sınavda elde edeceği başarıyla ölçülemeyecek kadar önemlidir. Hiçbir sınav onların gelecekte nasıl bir başarı göstereceğini, nasıl bir hayat yaşayacağını, nasıl bir birey olacağını ölçemez.

Öğrencilere tercihlerde ve lise seçiminde ne gibi önerileriniz olabilir?
Öğrenciler öncelikle, aileleri ve okullarındaki tercih danışmanlarının desteği ile gideceği lise türünü, birlikte belirlemelerini önerebilirim. Tabii seçtikleri okulun evlerine yakın olması bir avantaj olabilir. Okulun eğitimci kadrosu ve geçmişi de araştırılabilir. Ayrıca lisenin üniversiteye yerleştirmede başarı oranının hangi düzeyde olduğu da belirlenmelidir. Seçecekleri okulun yabancı dil eğitiminin iyi olması ve öğrencilerin yeteneklerine değer vermesi de önemli bir unsur bence. Bu süreçte biz öğretmenlere ve ebeveynlere düşen görev ise iyiliğin, sevginin, saygının, şefkatin mutluluk kaynakları olduğunu unutmadan çocuklarımızı geleceğin mutlu ve psikolojik olarak güçlü bireyleri yapmak için çabalamalı ve ona göre yönlendirmeliyiz.

‘Yeni Normal’ süreci nasıl değerlendiriyorsunuz? Birey olarak, kurallara gerekli özeni gösteriyor muyuz?
COVID-19 pandemisi ile hepimizin hayatında değişiklikler oldu. Olmaya da devam edecek. Gerek ulusal ölçekte, gerek evrensel çapta sadece günlük davranış kalıpları bakımından değil, aynı zamanda eğitim ve gelişim alanında da ciddi bir dönemden geçtik, geçmeye de devam ediyoruz. Global bir değişim yenilenme dönemine girdik. Toplum olarak zaman zaman kurallara gerekli özeni gösteremesek de yeni normal, fiziki anlamda belli kısıtlamalar ve dikkatli yaşam olarak hayatımıza girmiş görünüyor. Maske takmak, insanlarla mesafe kuralları çerçevesinde iletişim kurmak, hijyene dikkat etmek… gibi. Okullarımızda, toplu taşımada, yemekhanelerde, etkinliklerde, çalışma alanlarımızda mesafeyi koruyarak hayatımıza bir süre daha devam edeceğiz. Biz Egeberk Anaokulu olarak bu sürece hazırız ve virüs etkisini kaybedene kadar böyleyiz. Maskeli ve mesafeli… Zaten el hijyeni herkesin, her zaman, azami düzeyde dikkat etmesi gereken bir durum. Özellikle de bu süreçte…

Son olarak yaz tatil planlarınızda virüs nedeniyle değişiklik yaptınız mı?
Koronavirüs salgını önlemleri kapsamında düzenlediğimiz kısıtlı yeni normal hayatımızın yaz tatili kısmını, ailece çok düşündük. Yurt dışı tatilleri veya otel konseptleri oldukça riskli göründüğü için bir süre askıya alıp evimizde tatil yapmayı planladık. Bodrum zaten her yaz bizim vazgeçilmezimizdir. Yine bu yazı da en güvenli yer olan yazlık evimizde geçirmeye karar verdik. Umarım sağlıkla ve mutlulukla kısa bir mola verip işimizin başına dönerek, bir an önce özlediğimiz okulumuza, çocuklarımıza kavuşuruz.

Yasal Bilgilendirme
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
 
LG
MD
SM
XS