Cumhurbaşkanı Erdoğan: 2002'nin Türkiye'si ile 2019'un Türkiye'si arasında dağlar kadar fark var

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 2002'nin Türkiye'si ile 2019'un Türkiye'si arasında dağlar kadar fark var
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 2002'nin Türkiye'si ile 2019'un Türkiye'si arasında dağlar kadar fark var


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mardin ziyaretinin ardından Siirt'e geçti. Siirt'te büyük sevgi gösterileriyle karşılanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisince 15 Temmuz Demokrasi Meydanı'nda düzenlenen mitinge katıldı.
Yağmur altında kendisini dinlemeye gelenlere seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Siirtlilerin eniştesi ve milletvekili olmaktan gurur duyduğunu ifade etti. Alandakilerin Regaib Kandili'ni kutlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Birliğimize, dirliğimize, kardeşliğimize sahip çıkan Siirt, eniştesi ve milletvekili olmaktan daima gurur duyduğum Siirt, bugün sizleri bir kez daha yürekten selamlıyorum. Bu muhteşem meydandan tüm Siirt'te, Siirt'in ilçelerindeki, köylerindeki her bir kardeşime sevgilerimi yolluyorum. Bu meydanı dolduran hemşerilerime, sizlerle beraber milletimizin ve İslam dünyasının Leyle-i Regaib'ini tebrik ediyorum. Bizi bugün Leyle-i Regaib'e kavuşturan rabbimizin barış, huzur ve esenlik içinde Ramazan ayına da Kadir gecesine de vasıl eylemesini diliyorum. Bu mübarek gecenin, milletimizin birliğine, beraberliğine, dünyanın dört bir yanında eziyet çeken mazlum ve mağdurların acılarının hafiflemesine vesile olmasını niyaz diliyorum. Filistin ve Suriye başta olmak üzere zulüm altında inleyen kardeşlerimiz için bu gecenin felaha vesile olmasını Rabbimden diliyorum. Tam 11 ay sonra yeniden Siirt'in misafiri olmanın memnuniyeti içindeyim" dedi.
'MİLLETİYLE YÜRÜYEN BİR SİYASİNİN AŞAMAYACAĞI ENGEL YOKTUR'
Milletiyle yürüyen bir siyasinin üstesinden gelemeyeceği hiçbir badire olmadığını ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:
"Biliyorsunuz muhabbetten Muhammed oldu hasıl, Muhammed'siz muhabbetten ne hasıl. Onun için şu muhabbet çok önemli. Bize 17 yıldır Siirt'le beraber tüm Türkiye'ye birbirinden önemli eserler kazandırma gururunu yaşatan da yine aramızdaki sevgidir. Bizi ayakta tutan, her türlü saldırıya karşı direnme gücü veren de karşımdaki şu uhuvvet tablosudur. Biz gücümüzü milletimizin birliğinden, beraberliğinden alıyoruz. Siz enişteyi seviyorsunuz, enişte de sizi seviyor. Biz gücümüzü medyadan değil, işte şu karşımdaki meydandan alıyoruz. Biz gücümüzü baronlardan, lobilerden değil, gece uykusunu bize dua etmek için uykusunu bölenlerin samimiyetinden alıyoruz. Biz sırtımızı emperyalistlere, bölücülere, PKK'ya, YPG'ye, PYD'ye değil, eli kanlı katil sürülerden değil, şu meydanları dolduran halkımızdan alıyoruz. Bu mücadeleyi de CHP gibi terör örgütünün siyasi uzantılarını belediyelere doldurmak için değil, sizin için, milletimiz için veriyoruz. Biz bu mücadeleyi Türkiye'yi hayalleriyle, idealleriyle buluşturmak için veriyoruz. Milletiyle yürüyen bir siyasinin aşamayacağı engel yoktur. Sırtını Hak'ka ve halkına yaslayan bir devlet adamının önünde durabilecek hiçbir fani güç yoktur. Evvelallah Siirtli hemşerilerimizin desteği, duası yanımızda olduğu sürece üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir badire yoktur. Sizler bize, iradenize sahip çıktığınız sürece Allah'ın izniyle çözüme kavuşturamayacağımız hiçbir mesele yoktur. Bunun için sizden 31 Mart'ta güçlü bir destek bekliyoruz. 31 Mart'ta Siirt'in, siyasi özgülüklerine sahip çıkmasını bekliyoruz. 31 Mart'ta Siirt'in, siyasi özgürlüklerine, temel hak ve hürriyetler alanındaki kazanımlarına sahip çıkmasını bekliyoruz. 31 Mart'ta Siirt'te bu şehrin tarihine, kültürüne, şanına yaraşır bir tablo bekliyoruz. İşte Siirt budur, Siirt'e yakışan da budur. Kardeşlerim siz Recep Tayyip Erdoğan'ı gayet iyi biliyorsunuz. Öyle mi? Zaten bilmezseniz herhalde kızınızı vermezdiniz Sadece bu şehrin eniştesi olarak değil, milletvekili olarak değil, 40 yıldır ülkemiz için verdiğimiz hizmet mücadelesinden de bizleri iyi biliyorsunuz."
'DOĞRUDAN CANIMIZA KAST EDİLDİĞİ GÜNLER YAŞADIK'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasi hayatı süresince pek çok darbe girişimiyle karşı karşıya kaldıklarını anlatarak, "Bu süreçte birçok saldırıyla, birçok antidemokratik müdahaleyle, gizli açık pek çok darbe girişimiyle karşılaştık. 15 Temmuz gecesinde olduğu gibi doğrudan canımıza kast edildiği günler yaşadık. Burada, Siirt'te okuduğumuz bir şiirden dolayı hapis cezasına çarptırılarak siyasi hayatımızın bitirilmek istediği ve istendiği dönemleri gördük. Bu meydanda okudum o şiiri. Ve o şiiri okudum diye bizi içeri aldılar" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, alandakilerin 'Bir daha, bir daha' sloganlarına karşılık "Ama birileri rahatsız olabilir" yanıtını verip şöyle devam etti:
"Minareler süngü, kubbeler miğfer. Camiler kışlamız, müminler asker. Bir şey bizi sindiremez. Kar, boran, fırtına yüklense, biz yine imanıyla övündüğümüz ecdadımızla zaferleri taçlandıran bir milletiz. Unutmayın değerli kardeşlerim herkesin bir hesabı varsa Allah'ın da bir hesabı vardır. Hiç şüphesiz Rabbimiz hesap yapanların en hayırlısıdır. Rabbimin lütfüyle milli irade düşmanlarının kapatmaya çalıştığı yolu açan da yine Siirt oldu ve yüzde 85 oyla evladını parlamentoya gönderdi. Bu bir rekordu. 'Muhtar bile olamaz' diye manşet attılar, kutlamalar yaptılar. Ama 16 yıl önce şahsıma verdiğiniz oylarla yine siz onların kursaklarında bıraktınız bu düşündüklerini. Siirt'te sonlandırılmak istenen hikayemize sizler 9 Mart 2003'te taze sayfa açtınız. Siz bize inandınız, güvendiniz, bize itimat ettiniz. Bizler de hamdolsun sizlerin güvenini boşa çıkarmadık, emanetinize asla hıyanet etmedik."
'DEMOKRASİMİZİ CHP VE HDP'YE RAĞMEN İLERLETTİK'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin kronik sorunlarına çözüm bulmak yerine onlardan beslendiğini söylediği CHP ve HDP'ye rağmen gerçekleştirdikleri reformlarla demokrasinin standardını yükselttiklerini kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ayrım yapmadan herkese hizmet ettiklerini anlatarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Hayata geçirdiğimiz reformlarla demokrasimizin standardını yükselttik. Tabelalar, harfler, klavyeler üzerindeki kısıtlamaları kaldırdık. Bunları biz yaptık. Köy isimleri, ilçe isimleri, çocuk isimleri üzerindeki yasakları biz kaldırdık. Kılık kıyafet, başörtüsü, dış görünüş üstündeki baskılara biz son verdik. Ülkemizin hangi sorunu, problemi varsa cesaretle, kararlılıkla onun üzerine gittik. Kürt kardeşlerimizin, Arap kardeşlerimizin meselesini de, Alevi, Sünni kardeşlerimizin sıkıntılarını yine biz çözüme kavuşturduk. Hem de bütün bunları CHP ve HDP gibi Türkiye'nin kronik sorunlarına çözüm bulmak yerine onlardan beslenen asalaklara rağmen yaptık. Milli iradeyi, CHP ve HDP'ye rağmen güçlendirdik. Demokrasimizi CHP ve HDP'ye rağmen ilerlettik. Ekonomimizi CHP ve HDP'ye rağmen büyüttük. Hak ve özgürlükleri CHP ve HDP'ye rağmen genişlettik. Barış, emniyet ve huzuru CHP ve HDP'ye rağmen perçinledik. 82 milyonun kardeşliğini CHP ve HDP'ye rağmen savunduk. CHP ve HDP'nin başını çektiği onca provokasyona rağmen hukuk ve adaletten asla taviz vermedik. Cumhuriyet mitinglerine, Gezi olaylarına, 17- 25 Aralık darbe girişimine, 6- 8 Ekim hadiselerine, 15 Temmuz ihanetine kadar her türlü saldırının, her türlü kışkırtmanın üstesinden işte böyle geldik."
'BU VATANI BÖLEMEYECEKSİNİZ, PARÇALAYAMAYACAKSINIZ'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'i bir kez daha eleştirirken,
"Şimdi bunlara birisi daha katıldı. Sözde İYİ Parti. Öyle bir yanlış yapıyor ki dün Denizli'ye gitmişler. Denizli'de yaptığı konuşmada benim Denizlili kardeşlerime terörist dediğimi söylüyor. Yahu bunun, yani medyada ne yazıyor, Cumhurbaşkanı buraya geldi, ne konuştuğundan haberi yok. Bunların kılavuzu karga. Ben vatandaşıma  terörist diyecek kadar enayi miyim ya? Diyor ki 'Bu HDP'ye oy verenlere de terörist dedi.' Hayır. Şimdi gelin bakın izleyin" diyerek HDP'li yöneticilerin konuşmalarını içeren videoyu alandakilere izletti. AK Parti'nin kuruluşunda Meral Akşener'in de kendileriyle birlikte yola çıkanlardan olduğunu söyleyen Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:
"Şimdi kardeşlerim bu adam Kürt değil ha onu da söyleyeyim size. Şimdi soruyorum sizlere. Türkiye'de Kürdistan diye bir bölge var mı? Sen Kürdistan'da yaşamak istiyorsan, Kuzey Irak'ta Kürdistan var, oraya git. Kaldı ki ne diyor? '1 Temmuz'a kadar eğer terörle mücadeleyi kaldırmazsanız savaş çıkar.' Sen kimsin yahu sen kimsin? Biz askerimizle polisimizle Cudi'ye, Gabar'a, Tendürek'e girdik ve inlerinize kadar sizi kovaladık. Bundan sonra da halkım huzurunu kaçıracak olanları oralara kadar kovalayacağız. Durmak yok. Bu milletin huzurunu kaçırmayacaksınız, bu vatanı bölemeyeceksiniz, parçalayamayacaksınız. Gördünüz 'Biz gücümüzü nereden alıyoruz' diyor? 'PKK'dan,YPG'den' diyor. İşte terörist bunlar. Ben bunlara terörist diyorum. Bundan daha güzel bir ifade olur mu? Bayan Meral Hanım rahatsız olmuş. İyi ki oldun ha. Hani sen geçmişin ülkücüsüydün? Hani sen milliyetçiydin. Ne oldu sana bu kadar değişiverdin ya? Ne oldu? Ama güvenmeyin. Bunlar çok rahat değişirler. Bu partiyi kurduğumuzda benimle beraber yola çıkanlardandır. Ama sonra da bizi Afyon'dan yola çıkarken satanlardandır. Orada bizi sattı kayboldu. Ondan sonra ne oldu, başka partilere gitti. Oralarda da aynı şeyi yaptı mı? Onları da sattı. Hatta kendi partisinde bile 'Ben ayrılıyorum, bırakıyorum' dedi. Onun için bunlarla yola çıkılmaz, bunlara güven de olmaz. Dolayısıyla 31 Mart bunlara en büyük hesabın sorulacağı gün olacaktır. Şimdi bunlar, aklını hırsının esiri yapanlar hariç bugün herkes gerçeği görüyor. Hayata ideolojik kalıplarla bakanlar dışında elini vicdanına koyan her bir vatandaşımız şu hakikati kabul ediyor. 2002'nin Türkiye'si ile 2019'un Türkiye'si arasında dağlar kadar fark var."
'MESELE YIKMAK DEĞİL, İHYA ETMEKTİR'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece bölgeler arasındaki gelişmişlik farkını azaltmadıklarını, biriken sorunlara da çözüm ürettiklerini anlatarak, şöyle konuştu:
"Bu ülkede taş üstüne taş koyanın bizim başımızın üzerinde yeri var. Mesele belediyenin kepçeleriyle teröristler için çukur açmak, yol kapatmak değil, altyapı yapmaktır. Mesele belediyenin kamyonlarıyla bomba taşımak değil, çöpü taşımak, sokaklardaki pisliği temizlemektir. Mesele vatandaşın vergisini Kandil'deki terör baronlarına aktarmak değil, o vergilerle insanımıza hizmet etmektir. Mesele 14- 15 yaşındaki çocukları zorla dağlara kaçırmak değil, onları eğitmek, geleceğe hazırlamaktır. Mesele daha hayatının baharındaki gençlerin eline silah vermek değil, kalem, bilgisayar vermektir. Ne diyor? 'Kaleşlerimizle sizleri yok ederiz.' İşte terörist. Bu milletvekili olsa ne yazar, olmasa ne yazar? Yaptığı konuşmaya bak? Mesele yıkmak değil, ihya etmektir. Bütün mesele, 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' diyebilmektir. Hamdolsun ülkemiz son 17 yıldır işte bunu başarmıştır. Bugün Ankara daha önce hiç olmadığı kadar insanının yanında, onların sesini duymaktadır."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının son bölümünde Siirt ve ülke genelinde yapılan yatırımları  anlattı.

Turan KOYUNCU- Mehmet Yücel DURAK/SİİRT, (DHA)

Yasal Bilgilendirme
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS