Son Dakika

Nedim Şener ve Ahmet Şık tutuklandı

A A

06.03.2011 - 08:00 Son Güncelleme:

Ergenekon soruşturmasında gözaltına alınan gazeteci Nedim Şener ve Ahmet Şık, çıkarıldıkları nöbetçi mahkemede tutuklandı. Odatv muhabiri İklim Bayraktar ve polis memuru Aydın Bıyıklı ise serbest bırakıldı. Savcılık soruşturmanın kişilerin gazeteci kimlikleriyle ilgili olmadığını açıkladı. Aralarında Yalçın Küçük'ün de bulunduğu İstanbul adliyesine sevk edilen beş kişi tutuklanma istemiyle mahkemeye sevkedildi.

Nedim Şener ve Ahmet Şık tutuklandı

"Ergenekon" soruşturması kapsamında gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen dört kişiden gazeteciler Nedim Şener ve Ahmet Şık, Ergenekon terör örgütü üyesi olma iddiasıyla tutuklanmaları istemiyle mahkemeye gönderildi. Nöbetçi mahkeme saat 05:50 sıralarında iki gazetecinin tutuklanmasına karar verdi.

Mahkeme tarafından tutuklanan gazeteciler Şık ve Şener, Metris Cezaevine gönderildi.

Bu arada gazetecilerden Nedim Şener'in savcılık sorgusunun 5 saat, Ahmet Şık'ın sorgusunun ise 2 saat sürdüğü öğrenildi.

Yalçın Küçük adliyede

"Ergenekon" soruşturması kapsamında gözaltına alınan Yalçın Küçük ile Müyesser Yıldız, adliyeye sevk edildi.

"Ergenekon" soruşturmasını yürüten savcılardan Zekeriya Öz'ün talebi üzerine İstanbul Nöbetçi 10. Ağır Ceza Mahkemesi kararıyla gözaltına alınan Yalçın Küçük ile Müyesser Yıldız'ın İstanbul Emniyet Müdürlüğündeki işlemleri tamamlandı.

KELEPÇEYE YALANLAMAAnkara Emniyet Müdürlüğü, "Ergenekon" soruşturması kapsamında Ankara'da gözaltına alınan Oda TV Genel Yayın Koordinatörü Doğan Yurdakul, Ankara Temsilcisi Ahmet Mümtaz İdil ve Coşkun Musluk'a kelepçe takıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını bildirdi.
Küçük ve Yıldız, Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesine getirilerek, savcı ve hakimlerin giriş çıkış yaptığı kapıdan adliye binasına alındı.

Doğan Yurdakul, Coşkun Musluk ve Sait Çakır'da Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesine getirildi.

Sorgulamaları tamamlanan Doğan Yurdakul, Coşkun Musluk, Sait Çakır, Yalçın Küçük ve Müyesser Yıldız tutuklanma istemiyle mahkemeye sevkedildiler.

Savcı Zekeriya Öz'den "bilgi notu"

"Ergenekon" soruşturmasını yürüten savcılardan Zekeriya Öz, basın mensuplarına "bilgi notu" dağıttı.

İmzalı olmadığı görülen bilgi notunda, Öz'ün, bir kısım basın-yayın organlarındaki haberlerde ve açıklamalarda soruşturmanın içeriğiyle bağdaşmayan ve savcılığın hedef alındığı ifadeler bulunduğunu belirterek, bunun üzerine bir açıklama yapılması zorunluluğu doğduğunu ifade ettiği görüldü.

Açıklamada, şöyle denildi:

"Yürütülmekte olan soruşturma, bir kısım basın mensubunun gazetecilik görevleri, yazdıkları, yazacakları yazılar, kitapları ve ileri sürdükleri görüşlerle ilgili olmayıp 'Ergenekon' terör örgütü soruşturması kapsamında elde edilen ve soruşturmanın gizliliği nedeniyle bu aşamada açıklanması mümkün bulunmayan bir kısım delillerin değerlendirilmesi sonucu yapılması zorunlu hale gelen hukuksal bir işlemdir.

Esasen cumhuriyet savcılığının hukuksal gerekliliğinin dışında herhangi bir amaç ve saikle hareket ettiğinin, edeceğinin kabulü ve kamuoyunun bu yönde asılsız değerlendirmelerle yönlendirilmeye çalışılması, büyük bir titizlikle ve ciddiyetle yürüttüğümüz soruşturmaya zarar vereceği gibi adı geçen terör örgütünün hedef ve amaçlarına katkı sağlayacağı açıktır."

Bu yöndeki yayınların özenle izlendiği, hassasiyetle değerlendirildiği belirtilen açıklamada, "Suçluluğu sabit oluncaya kadar herkesin masum olduğunu ifade eden 'masumiyet karinesi' şüphesiz tarafımızca da en az bu değerlendirmeleri yapan kişiler kadar bilinmekte ve öncelikle gözetilmektedir" ifadesine yer verildi.

Herkesin kanun önünde eşit olduğunun unutulmaması gerektiği ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Hiçbir kişi veya zümreye ayrıcalık tanınamaz. Kimse suç işleme ayrıcalığına sahip olmadığı gibi, mesleği veya makamı nedeniyle de ayrıcalıklı muameleye tabi tutulamaz. Yürütülen soruşturma kapsamında elde edilen bilgi ve belgelerin suç isnadı için yeterli olup olmadığı konusunda değerlendirme sorumluluğu, görev ve yetkilerini kanunlardan alan savcılığımıza aittir.

Soruşturmanın içeriği ve elde edilen deliller hakkında hiçbir bilgisi bulunmayan, bulunması da esasen mümkün olmayan kişilerin daha operasyonun ilk dakikalarından itibaren soruşturma makamlarını suçlayan ve tehdit eden değerlendirmelere girmeleri dikkati çekicidir. Bu görevi yerine getirirken hiçbir makam ve merci tarafımıza emir ve talimat veremez, yönlendirmede bulunamaz, sorumluluk sahibi herkes bu yöndeki davranış ve değerlendirmelerden titizlikle kaçınmalıdır.Soruşturmanın süratle sonuçlandırılması için gerekli olan çalışmalar büyük bir titizlikle yürütülmektedir."

Soruşturmanın neyle ilgili olduğu ise yine açıklanmadı.

Tutuklamalara protesto

Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan gazeteciler Nedim Şener ve Ahmet Şık'ın tutuklanmasını protesto eden meslektaşları, Beşiktaş Adliyesi önünde oturma eylemi yaparak yolu trafiğe kapattı.

Gazeteciler, Şener ve Şık'ın sorguları süresince Beşiktaş Adliyesi önünde sabaha kadar bekleyerek meslektaşlarına destek verdiler. Nedim Şener ve Ahmet Şık'ın adliyeden Çevik Kuvvet ekipleri eşliğinde çıkışı sırasında sloganlar atan gazeteciler, meslektaşlarını Metris Cezaevine götüren aracın ayrılmasının ardından yola oturarak, Çırağan Caddesi'ni trafiğe kapattı.

Olayı izlemekle görevli gazeteciler de ellerindeki fotoğraf makinaları ve kameralarını bırakarak bir süre eyleme destek verdi. Gazeteciler, daha sonra olaysız dağıldı.

Bayraktar serbest

Oda TV muhabiri İklim Bayraktar, serbest bırakıldıktan sonra yaptığı basın açıklamasında, "çok yorgunum. Adaletin yerini bulduğunu düşünüyorum. Oğlumu sizin aracılınığızla çok sevdiğimi söylemek istiyorum. Onu ağlayarak bıraktım. İstemeden ve elimde olmayan sebeplerle ailemi üzdüğüm için çok üzgünüm" diye konuştu.

CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal'a Şantaj kasediyle ilgili iddiaların sorulması üzerine Bayraktar, "Öyle bir şey yok. Şantaj diye bir şey yok. Ne münasebet, ne sorması gerekiyorsa savcı bey onu sordu. Ben de bütün cevaplarımı verdim" dedi.

Çok yorgun olduğunu belirten Bayraktar, oğlunu ağlayarak evde bıraktığını, istemeden ailesini ve çocuğunu üzdüğü için kendisinin de büyük üzüntü yaşadığını ifade etti.

Aydın Bıyıklı ise "Adalete güveniyorduk, adalet tecelli etti" dedi.

Ankara'da gözaltına alınan Mümtaz İdil sağlık durumu nedeniyle İstanbul'a getirilememişti. Doktorlar, kanser hastası İdil'in "Yola çıkamaz" diyerek hastaneye yatmasına karar verince hakkındaki gözaltı talimatı kaldırıldı.