Ankara’da sonbahar, büyükelçiliklerin millî gün resepsiyonlarının birbirini izlediği bir dönem. Bu buluşmalarda ülkeler arasındaki ilişkiler kadar kültür, sanat ve birlikte yürütülebilecek çalışmalar da konuşuluyor.
2026 yılı Nobel ödülleri için de alışılan rutin bozulmuyor; Ekonomi alanında verilen ödül, diğer beş kategorinin ardından bu hafta başında açıklanmış bulunuyor. Nobel ödülleri töreni, her sene, Alfred Nobel’in ölüm tarihi olan 10 Aralık’ta düzenleniyor.
Venedik Film Festivali’nin gediklisi, Oscar ödüllü yakışıklı George Clooney, geçtiğimiz 6 Mayıs’ta 65 yaşına bastı. Birkaç hafta sonra Venedik Film Festivali Başkanı Alberto Barbera, kendisine Yaşam Boyu Meslek Başarı Ödülü kapsamında özel bir Altın Aslan heykelciği verileceğini açıkladı.
Ekim ayının ortasındayız. Takvimler sonbaharın o bildik, dingin, yaprakların sararıp toprağa sessizce karıştığı ritmini muştulasa da pencereden dışarı baktığımızda bambaşka bir tabloyla karşı karşıyayız. Türkiye genelinde son birkaç gündür etkisini artıran sert rüzgarlar, Marmara ve Ege’yi döven şiddetli sağanaklar, Doğu Akdeniz’deki fırtınalar ve Güneydoğu üzerini kaplayan toz bulutları bize tek bir şeyi fısıldıyor: Doğanın dengesi ve iklimin ritmi artık eskisi gibi değil.
Bazen hayatımızı sürekli bir şeyleri bekleyerek geçiriyoruz. Biraz paramız olsun, işlerimiz hafiflesin, havalar güzelleşsin ya da kendimizi daha iyi hissedelim diye bekliyoruz. Güzel bir kahvaltıyı hafta sonuna, arkadaşlarımızla buluşmayı daha sakin bir döneme, kendimize ayıracağımız zamanı ise işlerimizin bittiği güne bırakıyoruz. Fakat dikkat ediyorum da o sakin gün bir türlü gelmiyor. Çünkü hayatın bitmeyen bir gündemi var ve biz bir konuyu hallederken başka bir meseleyle uğraşmaya başlıyoruz.
Son dönemde nereye baksak, neyi konuşsak laf dönüp dolaşıp aynı yere geliyor: Yapay zekâ. Kimi zaman hayranlıkla izliyoruz, kimi zaman da "Acaba kontrolden mi çıkıyor?" diye hafif bir endişeyle yaklaşarak...
Bazen kendi çeperinden ayrılıp dışarı bakmak, belki de büyük fırsatların hemen yanı başımızda olduğunu anlamanın en iyi yolu olabiliyor. Avrupa'da Oktoberfest dönemi ve ben birkaç gündür Münih’teydim. Bits & Pretzels teknoloji etkinliği için geldim ama benim için etkinliğin kendisi hikâyenin sadece bir parçasıydı. Asıl değer, etkinlik öncesinde ve sonrasında kurulan iletişimlerde ortaya çıktı; farklı ülkelerden gelen profesyoneller aynı soruya farklı şekillerde cevap aradılar: Lokal pazarımızda kurduğumuz bir şirketi global pazarlara nasıl taşırız?
ABD’nin Türkiye’nin F-35 programına dönüşünün önündeki temel engellerden biri olarak gösterdiği S-400’lerin üçüncü bir ülkeye devredilmesi konusunda uzun zamandır herkes aynı soruları soruyor: Moskova gerçekten Türkiye’nin önünü açacak mı, yoksa bu mesele Ankara’nın karşısına aşılması zor bir duvar olarak mı çıkacak?
Kendisini, üç kuşağın dünya seyahatlerine ilişkin fotoğrafların yer aldığı bir fotoğraf sergisi haberi ile tanıdım. 1930'larda dede fotoğraf makinasını alıp, o dönemde gidilmesi oldukça zor olan dünyanın öbür ucundaki yerlere gidip gördüğünü, hissettiğini kayda almış. Ardından oğlu, en son da torunu yıllar içerisinde bu tutkuyu devam ettirmiş. Sonra torun, bir Hindistan seyahatinde 80 yaşına geldiğinde pişman olmamak için bugün neleri farklı yapmalıyım, neleri üretmeli, yaratmalıyım sorusunun peşine düşmüş.
Sri Lanka’yı keşfetmek için elbette sadece gezmek yetmez. Ada kültürünü yaşamak, farklı lezzetlerini tatmak ve koklamak gerekli.
Dijitalleşmenin hızlandığı bir çağda şehirler giderek daha fazla sensör, otomasyon ve yapay zekâ destekli güvenlik altyapılarıyla donatılıyor. Akıllı binalar, IoT tabanlı sensör ağları ve merkezi kontrol sistemleri sayesinde yangın riskleri artık daha erken aşamalarda tespit edilebiliyor. Ancak teknoloji ne kadar gelişmiş olursa olsun, yangın güvenliği hâlâ yalnızca algoritmaların ve otomatik sistemlerin yönetebileceği bir alan değil. Özellikle inşaat sahaları, büyük ticari binalar veya yangın güvenlik sistemlerinin geçici olarak devre dışı kaldığı durumlarda insan gözetimi kritik bir rol oynamaya devam ediyor.
İlginç rekorlarla yine karşınızdayım. Her hafta yazdığım yazılarda Guinness Rekorlar Kitabı'na giren olayları sizlere sunuyorum. Bu olayları konuşurken empati de yapmayı sağlıyoruz. Bugün ise en uzun yaşayan insandan bahsedeceğim. Peki ya siz 122 yaşına kadar yaşamak ister miydiniz?
Bazen ülkemizde çok garip tartışmalar oluyor. İnsan hayret ediyor. Sonuncusu Gazze’de yaşananları aktarmak için bölgeye giden CNN TÜRK ekibinden Fulya Öztürk ile ilgiliydi.