Onu Venedik’te Excelsior Oteli’nin 2. katındaki süite girdiğimde, kucağında birkaç ay önce doğan bebeğini sallarken buldum. Belli ki iki röportaj arasında oğlu Cal’a ancak zaman ayırabiliyordu.
Zaman zaman dile getiriyorum. Almanya’nın eski Şansölyesi Angela Merkel sonrası AB’de ciddi bir liderlik eksikliği, her geçen gün kendisini fazlasıyla hissettiriyor.
Ben oldum olası enginar tutkunuyumdur. Her türlüsünü severim; ama en çok da dolmasını. Maalesef ülkemizde yeterince tüketilmiyor. Çoğu kişi enginarı sadece Bayrampaşa enginarıyla tanıyor.
Yaklaşık 2,5 yıl önce yazmıştım: “Yapımcılar yeni James Bond karakteri için henüz bir oyuncu bulamadılar” diye. Oysa senaryo hazır, yapımcılar hazır, bütçe hazır, yardımcı oyuncu kadrosu hazır; bir tek Kral'ın emrindeki ajan ortada yok.
Bizim İzmirli Homeros bir yazmış, pir yazmış. Yüzyıllar geçmiş; destanı hâlâ okul kitaplarında, romanlarda, tiyatrolarda ve beyaz perdede modası geçmeyen bir başyapıt olarak varlığını sürdürüyor.
Başımın belasının yine vakti geldi. Büyük hata yaparak İtalya'dan, Roma plakalı Ford Capri otomobilimi triptikle Türkiye'ye sokmuştum. Gerçi hiçbir vergi vermiyordum ama her altı ayda bir yurt dışına çıkarmak zorundaydım.
Geçenlerde Kıyıkışlacık’taki evimizde çalışan yardımcı kızımız Aynur Dağdibi, telefonda mutlu bir sesle Kartopu adlı kedimizin iki nur topu gibi yavrusunun doğduğunu müjdeledi. Böylece kedi nüfusumuz 30’u aştı. Hepsinin bir adı var. En yaşlısı olan benim favorim Titan adlı sarman kedimiz. On yaşında ve eve girebilen tek kedimiz. Diğerleri bahçede yaşıyor ve başlarında Toby adlı çoban köpeğimiz nöbet tutuyor. Toby sayesinde bahçemize hiçbir yabancı kedi giremiyor. Bu konuda gerçekten iyi bir bekçi.
Aynı zamanda bir spor yazarıyım. Bugüne kadar dört Dünya Kupası finalini yerinde izledim.