Bazen ülkemizde çok garip tartışmalar oluyor. İnsan hayret ediyor. Sonuncusu Gazze’de yaşananları aktarmak için bölgeye giden CNN TÜRK ekibinden Fulya Öztürk ile ilgiliydi.
Bir yanda deprem korkusu, öbür yanda yıkılmak üzere olan binalar. Bir yanda neredeyse her yağmurda basan sel, öbür yanda susuzluk riski. Üniversite yıllarımın bir kesiti hariç hayatımın neredeyse tamamı İstanbul’da geçti.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki yol çalışmaları sırasında yaşananlar hepimizin malumu. Birleşmiş Milletler Barış Gücü yine her zamanki bir çifte standarda imza attı. Türkiye de haklı olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yanında yer aldığını açıkladı. Ancak CNN TÜRK neredeyse çok daha fazla konuşuldu.
6 Şubat depreminin 6. Ayında CNN TÜRK özel haberler şefi Fulya Öztürk bölgeden insanın yüreğine dokunan yayınlar yapıyor. CNN TÜRK bölge halkının sesi oluyor.
Tarihte böyle bir örneği var mı bilmiyorum. Bir belediye başkanı başında olduğu şehre yaptığı hizmetler dışındaki bir konuyla sürekli gündem olsun.
Günlerdir o görüntüler konuşuluyor. Esenyurt’taki tekel bayisinde iki gencin katledilmesiyle sonuçlanan görüntüler büyük bir infial yarattı. Katliamın tüm açıklığıyla ve herhangi bir şekilde müdahale edilmemiş görüntüsünün bu şekilde internette yayınlanması ve hala kaldırılmaması utanç vericidir.
Bazen başkasının adına utanırsın. Eski CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ı çıktığı yayında dinlerken tam da bu duyguyu hissettim. Sav, biliyorsunuz rahmetli Deniz Baykal’ın çok yakın bir dostuydu. Siyasetteki yol arkadaşlarından biriydi.
Medya tarihinde belki de bir ilk yaşanıyor. Bir televizyon kanalı bir siyasi partiyi “Benimle ilişkini nasıl bitirirsin!” diyerek yerden yere vuruyor. Yaptıkları finans odaklı sözleşmenin sona erdirilmesini sansür ve ambargo olarak niteliyor. Hatta yayınlarında daha da ileri gidip CHP’nin tavrını RTÜK cezalarıyla kıyaslıyor.