Yaz mevsimini hepimiz seviyoruz. Deniz kokusu, uzun akşamlar, tatil planları, bronzlaşan ten… Ama dürüst olmak gerekirse yaz ayları, vücudumuz ve cildimiz için aynı zamanda oldukça yorucu bir dönem. Özellikle son birkaç yıldır sıcaklıkların giderek artmasıyla birlikte ben kendi adıma yazı eskisi kadar “masum” bir mevsim gibi görmüyorum.
Bazı günler vardır… Takvime bakmadan hissedersin. Hava biraz daha yumuşak, rüzgâr biraz daha umutlu eser. İşte Hıdırellez tam olarak böyle bir gün.
Eskiden okul kapısından içeri giren çocuğun ardından içimiz daha rahattı. “Devletine emanet” diye bir cümle vardı; eksik, kusurlu ama güven veren bir tarafı da olurdu. Şimdi o cümle, yerini sessiz bir endişeye bıraktı. Veliler olarak çocuklarımızı sabah kapıdan uğurlarken içimizde tarif etmesi zor bir sıkıntı var. Çünkü artık tehlike sadece okul bahçesinde ya da sınıf içinde değil; cebimizde, ekranlarımızda, her an bizimle.
Eskiden “sağlıklı yaşam” dediğimiz şey, daha çok doktor kapısına düştüğümüzde hatırladığımız bir kavramdı. Bir şeyler ters gidene kadar bedenimizle pek de ilgilenmezdik. Şimdi ise tablo değişiyor. Hem de gözle görülür biçimde.
Nisan ayı bende hep aynı hissi uyandırır: Tam olarak ne olduğunu bilmediğim ama içimi hafifçe kıpırdatan bir yenilenme duygusu. Kışın ağırlığı henüz tam gitmemiştir ama baharın gelişi de artık inkâr edilemez. Sanki hayat “hadi artık” demeye başlar.
Sabah uyanır uyanmaz elimiz telefona gidiyor. Hava durumuna bakıyoruz, trafikte hangi yol daha kısa diye uygulamaya soruyoruz, bir haber okumak istediğimizde karşımıza hangi başlıkların çıkacağına algoritmalar karar veriyor. Farkında olsak da olmasak da hayatımızın görünmez bir yerinde artık yapay zekâ var.
📞 Öncelikle geçmişten gelen o “ring ring” sesi…
Sabahın en savunmasız anıdır duş. Gözler yarı kapalı, akıl hâlâ yastığın üzerinde, suyun sesi insanı hayata yavaşça ikna eder. İşte tam o sırada, hiç beklemediğiniz bir şey olur: Büyük bir gürültü. Kısa, sert ve kulak zarını titreten bir patlama. Ardından binlerce cam tanesinin yere yağdığı o uğursuz ses.