Almanya’nın Ankara Büyükelçiliği’nde düzenlenen Alman Birliği Günü resepsiyonu bu yıl iki önemli yıldönümünü bir araya getirdi.
Bir insanın hayatını mahveden şey ne olabilir? Başına gelenler mi, yoksa yıllar boyunca o yaşadıklarıyla ne yaptığı mı? Unabomber filmini izlerken bunu düşündüm. Sonra ekranda bir kitap belirdi: Moby Dick. İlk bakışta küçük bir ayrıntı gibi görünüyordu ama filmin anlattığı öfkeyle kitapta anlatılan intikam birbirine dokunuyordu.
Ankara’da bazı yapıların önünden defalarca geçersiniz. Yüksek duvarlarını, demir kapılarını ve ağaçların arasından görünen çatılarını tanırsınız. Fakat o kapıların ardında nasıl bir mimarinin, nasıl bir bahçenin ve nasıl bir tarihin saklandığını çoğu zaman bilmezsiniz.
Geleceğin robotunu görmek için bilimkurgu filmlerine bakmanıza gerek yok. Bir akvaryuma bakmanız yeterli. Çünkü mühendisler robotlara yüzmeyi balıklardan, dokunmayı ve kavramayı ise ahtapotlardan öğreniyor.
Telefon ekranında beyaz önlüğüyle karşımıza çıkan biri, elindeki kutuyu kameraya doğru uzatıyor: 40 yaşından sonra herkes bunu kullanmalı.
İsviçre’nin Ulusal Günü vesilesiyle Ankara’da düzenlenen resepsiyonda, Türkiye ile İsviçre arasındaki ekonomik, kültürel ve hukuki ilişkilerin önemi vurgulandı.
Ankara'da düzenlenen milli gün resepsiyonları, çoğu zaman ülkelerin yalnızca geçmişlerini değil, geleceğe dair önceliklerini de ortaya koyar. Bu yıl Birleşik Krallık'ın Ankara Büyükelçiliği tarafından Kral III. Charles'ın resmi doğum günü dolayısıyla düzenlenen resepsiyon da bu açıdan dikkat çekiciydi.
Ankara’nın bürokratik griliğini ve diplomasinin o ciddi çehresini bir geceliğine de olsa tamamen unutturan, şehre gerçek bir Akdeniz sıcaklığı getiren özel anlar vardır. İşte İtalya Büyükelçiliği’nin geleneksel Cumhuriyet Günü (Festa della Repubblica) resepsiyonu, tam olarak böyle bir kırılma noktası oldu.