Sri Lanka; her köşesinde binlerce yıllık hikayelerin fısıltısını duyabileceğiniz, muhteşem manzaraları, vahşi doğası, kadim tapınakları ve büyüleyici yaşam tarzıyla baş döndüren bir coğrafya. “Hint Okyanusu’nun İncisi” olarak anılan bu güzel ada, son dönemde küresel gelişmelerden etkilense de kaybettiği ivmeyi yeniden kazanmak için harika bir adım attı. Kısa bir süre önce, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 40’tan fazla ülke için vize ücretini kaldıran Sri Lanka, kapılarını gezginlere yeniden sonuna kadar açtı.
Yılın en ışıltılı ayı Aralık, yeni bir yıla girecek olmanın heyecanını hepimize yaşatıyor. Birçok Avrupa şehrinde Kasım ayı sonunda kurulup Aralık sonuna kadar devam eden ‘Yeni Yıl Pazarları’, yılbaşı ruhunu hissettiğimiz bu dönemde cazip bir seyahat fırsatı yaratıyor.
Sığacık, 1999 yılında İtalya’da başlayan Cittaslow, yani “yavaş şehir” akımına ülkemizden ilk dahil olan Seferihisar ilçesine bağlı minicik bir tatil beldesi.
Tren yolculukları son yıllarda oldukça popüler. Çankırı Valiliği, Çankırı Belediyesi, TCDD ve Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı işbirliği ile, 90 yıl aradan sonra Ankara’dan Çankırı’ya trenle Turistik Tuz Ekspresi seferleri de başladı. Çankırı'da 1934 yılında başlayan "Tenezzüh (Gezinti) Treni" seferlerini yeniden canlandıran ve başlangıç olarak 4 sefer olarak planlanan "Turistik Tuz Ekspresi"nde hemen yerimi ayırttım.
Yeni yerler keşfetmeyi seven birini en çok etkileyebilecek şehirlerden biri kuşkusuz Londra. Hızlıca birkaç günde gezip “gördüm bitti” diyemeyeceğiniz, her düşünceye ve yaşam tarzına hitap eden, döndüğünüz anda özlemeye başladığınız bir şehir. Tarihi mekanları, insana kendini cennette hissettiren kocaman parkları, değişik kültürlere ev sahipliği yapan mahalleleri, gece hayatı, alışveriş noktaları gibi deneyimlemeniz gereken yüzlerce şey var. Londra’da gezilecek yerleri, yapılacak etkinlikleri anlatmak için sayfalar yetmez. Bu nedenle bu yazımda, 5 günlük bir gezi programına sığabilecek, Londra’nın en çok görülmesi gereken yerlerini paylaşmak istedim.
Hırvatistan’ın Başkenti Zagreb, 1 milyon civarında nüfusu, yemyeşil ve tertemiz doğasıyla insana huzur veren sakin bir şehir. Trafik derdi yok, kalabalık toplu taşıma araçları yok. Yurtdışında popüler şehirlerde gördüğümüz tıklım tıklım turist dolu sokakları yok. Hatta genellikle akşam 21.00 den sonra herkes evlerine çekilmiş oluyor. Böyle olunca şehrin birbirinden güzel köşelerini keşfetmek çok keyifli Zagreb gezimizin başlangıç noktası Büyük Katedral’in de bulunduğu Ban Jelacica Meydanı. Alışveriş yapılabilecek dükkanlarIn, şık cafe ve restoranların olduğu Ilıca Caddesi’de burada ve gündüz saatleri oldukça hareketli oluyor.
Nemrut Dağı, her seyahatseverin “görülmesi gereken yerler listesi” nde mutlaka olmalı. Sadece ülkemizde değil, dünyada da en güzel gün doğumu ve gün batımını izleyebileceğiniz eşsiz noktalardan biri.
Ülkemizin en güzel coğrafyalarından biri medeniyetler beşiği Mezopotamya. Dicle ve Fırat nehirleri arasında kalan bu bereketli topraklarda benim için öne çıkan şehirlerin başında Mardin geliyor.