{$ day.Temps.HighTemp $} °
Nilgün Mıhçıoğlu Nilgün Mıhçıoğlu

Taşın dile geldiği şehir MARDİN

Ülkemizin en güzel coğrafyalarından biri medeniyetler beşiği Mezopotamya. Dicle ve Fırat nehirleri arasında kalan bu bereketli topraklarda benim için öne çıkan şehirlerin başında Mardin geliyor.



Mardin için “gündüzü seyranlık gecesi gerdanlık” derler ya, gerçekten de bölgeye özel sarı kalker taşından inşa edilmiş Mardin evleri, daracık tarih kokan sokakları, teraslı abbaralarıyla size tam bir görsel şölen sunuyor. Haydi gelin farklı kültürleri, dilleri, dinleri bir araya getiren Mardin’i birlikte keşfe çıkalım.

Adeta sanat eseri görünümüne sahip olan Mardin evlerinde kullanılan malzeme coğrafi işaret tescilli sarı kalker Mardin Taşı. Bu taşların özelliği dışarıdaki hava koşullarını içeriye yansıtmaması. Yani yazın serin,kışın sıcak tutması. Ayrıca kolay kesilebilme özelliğinden dolayı zengin süsleme yapılmasına da imkan sağlıyor. Mardin evlerinde sıva malzemesi kullanılmamış. Kapıları Mezopotamya ovasına bakan Mardin evleri öyle planlanmış ki, hiçbirinin gölgesi diğerinin üstüne düşmüyor.

Mardin sokaklarında karşımıza çıkan ‘Abbara'lar ise şehrin ilgi çeken özelliklerinden biri. Tarihi sokakların üzerinde, altlarında geçit bırakılarak inşa edilen ve adeta bir teras görevi gören “abbaralar”dan artık sadece 57 adet kalmış.
Mardin’in daracık yokuşlu sokaklarının temizliği uzun zamandır eşekler tarafından yapılıyor desem ne dersiniz? Normal araçların giremediği sokaklarda temizlik işçilerinin yükünü büyük oranda eşekler hafifletiyor. Üzülmeyin çünkü Mardin Belediyesi onlara çok iyi bakıyor. Günlük 8 saat mesaileri, 2 saat öğle tatilleri var. Akşamları Bethoven eşliğinde bakımları yapılıyormuş ve 8 yıl çalıştıktan sonra emekli oluyorlarmış. Emeklilik dönemlerini de tüm ihtiyaçları karşılanarak barınakta geçiriyorlarmış.

Artuklular dönemine ait Kasımiye Medresesi mutlaka görmeniz gereken yerlerden biri Akkoyunlu Devleti hükümdarı Kasım İbn Cihangir tarafından tamamlanmış. Medresenin avlusunda duvara su vurulduğunda görülebilen koyu kırmızı lekeler var. Rivayete göre medreseyi tamamlatan Kasım Paşa burada katledilmiş. Kızkardeşi elinde ağabeyinin kanlı gömleği, acısından ağıtlar yakarak kendini duvarlara vurmuş. İşte bu kanlı gömleğin duvara sürülen izlerinin o günden kaldığı anlatılıyor.

Avlusunda bulunan çeşme ve havuzla ilgili de bir hikaye var. Akan suyun doğumundan ölümüne kadar insan hayatını ve sonrasını simgelediği anlatılıyor. Çeşmeden akan su doğumu, ilk döküldüğü yer gençliği, ince uzun oluk olgunluğu ve suların döküldüğü havuz da ölümü temsil ediyor. Tabii bu havuz dilek paralarıyla dolu.

Mardin’e 4 kilometre mesafede bulunan Deyrul-Zafaran Manastırı beni en çok etkileyen yerlerden biri. Deyrul_zafaran ismi, Arapçada manastır anlamına gelen “deyr” ve manastırın etrafında yetişen safran anlamına gelen “zaferan” kelimelerinden oluşmuş.

5. yüzyılda yapılmış ancak sonradan eklenen bölümleri de var. Tam 640 yıl boyunca Süryani- Ortodoks patriklerinin ikametgâhı olmuş.

1876'da İngiltere’den dönemin patriği tarafından satın alınan bölgenin ilk matbaası bu manastıra getirilmiş, 1969 yılına kadar Süryanice, Arapça, Osmanlıca ve Türkçe kitaplar burada basılmış. Bugün de Süryani Kilisesi’nin önemli dini merkezlerinden biri olan Deyrulzafaran Manastırı, dünyanın dört bir yanına dağılmış Süryaniler tarafından dua ve bereket almak için ziyaret ediliyor. Farklı atmosferi, mistik havasıyla gerçekten etkileyici bir yapı.

Mardin’in en önemli yapılarından biri de Ulu Camii. Anadolu’daki en eski camilerden biri. 1176 yılında iki minareli olarak inşa edilmiş ama günümüze tek minaresi ulaşmış. Geniş avlusu genelde kalabalık. Mardin’li çocuklar burada sizin fotoğrafınızı çekmek için birbiriyle yarışıyor.
Mardin’e gelmişken en güzel ilçelerinden Midyat'ı görmemek olmaz. Hükümet Kadın, Berivan , Sıla, Hercai gibi birçok dizi ve film çekilen ilçe çekim ekiplerinin gözdesi.

Özellikle Sıla dizisinin çekildiği Midyat Konuk Evi çok popüler. Konağın bulunduğu sokak şalcılar, kınacılar, gümüşçülerle çok hareketli ve turistlerin gözdesi. Midyat’ta çok güzel takıların olduğu Gümüşçüler Çarşısı’nı da mutlaka gezmelisiniz.

Mardin’i doya doya yaşayabilmek için çok sıcak olmayan bahar aylarında gitmenizi ve minimum 2-3 gün kalmanızı tavsiye ederim. Taş konaklarda kalarak, Türk, Arap, Süryani yemekleriyle enfes Mardin mutfağının tadını çıkarabilir, ev yapımı Süryani şaraplarını deneyebilirsiniz.

Dönüşte meşhur telkari gümüş takılarından, renk renk şallarından, “hayalet şeker” diye bilinen mavi renkli badem şekerinden, Bıttım sabunlarından ister kendinize ister sevdiklerinize hediyelikler almayı unutmayın.

Yeni rotalarda görüşmek üzere….

Diğer Yazıları

Rengarenk bir masal diyarına yolculuk: ALSACE!

Çocukken içimizi ısıtan, her şeyin canlı ve rengarenk olduğu masal diyarlarının gerçek olduğunu söylesem ne dersiniz?

Devamını Oku 28.04.2021
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS