Mihri Müşfik Hanım'ı Google unutmadı! | Mihri Müşfik Hanım için doodle

Mihri Müşfik Hanım'ı Google unutmadı! | Mihri Müşfik Hanım için doodle

Çağdaş Türk resim sanatının ilk kadın sanatçısı olan Mihri Müşfik Hanım, Google tarafından unutulmadı. Türk sanatının gelişiminde büyük katkıları olan ve kadınların sanat hayatında aktif rol almalarında teşvik edici bir rolü bulunan Mihri Müşfik Hanım doğum gününde Google tarafından hazırlanan doodle ile anıldı. Özellikle portre çalışmaları ile bilinen Mihri Müşfik Hanım, pek çok ilke imza attı. Papa'nın farklı bir dine mensup bir ressama çizdirdiği ilk portrede de Mihri Müşfik Hanım'ın imzası vardır. Peki Mihri Müşfik Hanım kimdir? İşte hayatına dair detaylar...

Mihri Müşfik Hanım'ı dünyanın en çok tercih edilen arama motoru Google unutmadı. Önemli kişileri ya da olayları unutmayan ve bu günler için özel doodle hazırlayan Google, bu kez doodle çalışmasını Türk ressim sanatının önemli simalarından biri olan Mihri Müşfik Hanım için yaptı. Google tarafından hazırlanan doodle'da Mihri Müşfik Hanım'ın portre çalışmaları ön plana çıkarıldı. 1886 yılında doğan Mihri Müşfik Hanım'ın doğum günü için hazırlanan bu çalışma kullanıcıların beğenisini topladı. Peki Mihri Müşfik Hanım kimdir? İşte Türkiye'de çağdaş resim çalışmalarını başlatan kadın ressamımız hakkında merak edilenler...

Mihri Müşfik Hanım kimdir?

Mihri Müşfik Hanım, 26 Şubat 1886'da İstanbul'un Kadıköy ilçesinin Bahariye semtinde bulunan Doktor Rasimpaşa Konağı'nda dünyaya geldi. Askeri Tıbbiye'de ders veren ve Tıbbiye Nazırı olarak bilinen Doktor Çerkez Ahmet Rasim Paşa'nın kızı olan Mihri Müşfik Hanım, Avrupai tarzda bir eğitim gördü ve edebiyat, musiki ve resim sanatları ile ilgilendi. Ancak çocuk yaşlarından itibaren her dönem resime olan ilgisi fazla olan Mihri Müşfik Hanım, yaptığı bir resim çalışmasını Sultan II. Abdülhamit'e takdim edince saray ressamı Zonaro'nun öğrencisi oldu. Zonaro'nun Beşiktaş'ta bulunan atölyesinde resim dersleri alan ve çalışmalar yapan Mihri Müşfik, böylece Türkiye'de çağdaş resim çalışmalarını başlatan ilk kadın ressam oldu.

Sanata olan merakından dolayı henüz 17 yaşındayken bir müzik dinletisinde tanıştığı İtalyan kökenli bir müzik şefinin peşinden Roma'ya kaçan Mihri Müşfik Hanım, sahte pasaportla gittiği İtalya'da tanıdıklarının yanında bir süre kaldı. Ardından Roma'dan sanat dünyasının merkezi olarak sayılan Paris'e geçti. Paris'te 52 Montparnesse Bulvarı'nda bir yer kiralayan Mihri Müşfik Hanım, burayı hem ev, hem de atölye olarak kullandı. Özellikle portre ve gravür çalışmaları yapan sanatçı, buradan ve bir odasından aldığı kira ile geçimini sağladı. Kiracılarından biri de Bursalı Selami Paşa'nın Sorbonne'da Siyasi Bilimler öğrenimi gören oğlu Müşfik Selami Bey'di. Mihri Hanım, Müşfik Selami Bey ile evlenerek sanat dünyasında bilinen adı olan Mihri Müşfik Hanım adını aldı.

Mihri Hanım'ın Paris'te bulunduğu dönemde Fransa ile borç anlaşması yapmak üzere burada bulunan dönemin Osmanlı Devleti Maliye Nazırı Cavit Bey, Mihri Müşfik Hanım ile tanıştı. Ardından Cavit Bey, Maarif Nazırı'na telgraf gönderir ve Mihri Hanım'ın kızlar için açılacak güzel sanatlar okulnun kurulmasında yararı olabileceği önerisinde bulunur. Bunun üzerine Mihri Müşfik Hanım, 1913 yılında yeniden İstanbul'a döner ve İstanbul Darülmuallimat'a resim öğretmenliğine atandı. Burada en sevilen öğretmenlerden biri oldu. İstanbul'a dönüşünden bir yıl sonra, 1914'te kız öğrencilerin yüksek öğrenim görmelerine ve güzel sanatlar alanında yaratıcılıklarını değerlendirmelerin imkan vermek üzere İnas Sanayi-i Nefise Mektebi açıldı. Dönemin Maarif Nazırı Ahmet Şükrü Bey ile görüşerek kız öğrenciler için Sanayi-Nefise Mektebi'nin kurulmasını isteyen Mihri Müşfik Hanım'ın okulun açılmasında Mihri Hanım'ın büyük rolü oldu. Bunun ardından bu okulda ressim öğretmenliği yapmaya başlayan Mihri Müşfik Hanım, sonraki yıllarda Ömer Adil Bey ile birlikte okulun müdürlüğüne getirildi. Bu okulun ilk kadın yöneticisi olan Mihri Hanım, özellikle kızları açık havada resim yapmaya, modelden çalışmaya ve kadın ressamları ilk kez toplu bir sergi açmaya teşvik etti. Çğdaş Türk resim sanatında önemli yeri olan Nazlı Ecevit, Aliye Berger ve Fahrelnisa Zeid'in yetişmesinde katkı sağladı.

İstanbul'da bulunduğu dönemde sanata katkısı üst düzeyde olan Mihri Müşfik Hanım, İbrahim Çallı, Hikmet Onat, Fikret Adil, Namık İsmail gibi ressamların yanı sıra Tevfik Fikret ile iyi dost oldu. Bu dönemde Edebiyat-ı Cedide şairlerinin yazdıklarını resmeden Mihri Müşfik Hanım, böylece Edebiyat-ı Cedide Resmi'ni yarattı. Mihri Hanım, sadece şiirleri resmetmedi, aynı zamanda bu şairlerin portrelerini de çizdi. 1915'te ise Tevfik Fikret'in hayatını kaybetmesi üzerine yüzünün kalıbını alarak heykelini yaptı ve bu Türkiye'de yapılan ilk mask çalışması olarak kayıtlara geçti. Bu mask şu anda Aşiyan Müzesi'nde sergilenmektedir.

Mihri Müşfik Hanım, 1919 yılında ani bir kararla İtalya'ya gitti. Bu dönemde tutuklu olan Hüseyin Cahit Bey ve Cavit Bey'i ziyaret etmesi, basında aleyhine yazılar çıkmasına neden oldu. Bir yıl için gittiği İtalya'dan döndüğünde iki yıl saha Sanayi-i Nefise'de dersler vermeyi sürdürdü. Bu arada kötü alışkanlıklar ve sosyal çalkantılar nedeniyle Mihri Müşfik Bey ile evlilikleri boşanma ile sona erdi.

Mihri Hanım, 1922 yılında Yunan ordusunun denize dökülmesinin ardından Mustafa Kemal’i mareşal üniformasıyla ayakta canlandıran yaklaşık 3m yüksekliğinde bir portresini yaptı ve Çankaya Köşkü’ne götürerek kendisine sundu. Bu, Cumhuriyetin ilanından sonra bir Türk ressam tarafından yapılan ilk Atatürk portesi'dir. Daha sonra Yugoslav Kralı Alexander hatırasına Yugoslavya'ya hediye edilen bu tablo,II. Dünya Savaşı sırasında Belgrad Sarayı'nın tahrip olması sonucu kayboldu; 1990’larda bulundu.

1922'nin sonunda tekrardan İtalya'ya gitti ve portreler yaparak uzun süre yaşamını idame ettirdi. Bu dönemde konu olarak hep ünlü kişileri seçen Mihri Müşfik Hanım, İtalyan şar Gabriele d'Annunzio ile birlikte olduğu dönemde onun aracılığıyla birkaç kez Vatikan'a kabul edildi ve Papa'nın bir portresini yaptı. Aynı zamanda bir kilisenin fresklerinin onarımında da çalıştı. Papa'nın portresini çizmesi, Vatikan'da ilk kez bir Papa'nın başka dinden bir kadın ressama poz vermesi olarak kayıtlara geçti. Bu tablo yeni Papa seçimine kadar Vatikan Müzesi'nde kaldı.

Mihri Müşfik Hanım, İtalya'dan sonra tekrar Fransa'nın başkenti Paris'e geçti ve bu dönemde "Çingene" isimli tablosu Louvre Müzesi'ne kabul edildi. Ancak kızkardeşi Enise Salih Hanım ve yeğeni Hale Asaf'ı kaybetmesinin ardından Paris'te daha fazla yaşamak istemedi. Ülkesinde ise kendisine karşı baskıcı olmasından dolayı ülkeye dönemedi ve ABD'ye geçerek bi süre burada yaşadı. New York, Chicago ve Washington'da üniversitelerde konuk resim profesörlüğü yaptı ve zengin AMerikalı ailelere özel dersler vererek geçimini sağladı. 26 Aralık 1928 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nin haberine göre New York’un Geroge de Maziroff Galerisi’nde bir de kişisel sergi düzenledi. Yaşlılığı yoksulluk içinde geçti. 1954’te ABD'nin New York kentinde yaşamını yitirdi.

Google'dan Mihri Müşfik Hanım doodle'ı

Yıl içerisinde özel günlerde, önemli isimlerin doğum ve ölüm tarihlerinde doodle'lar hazırlayarak kullanıcılarını şaşırtan Google, Mihri Müşfik Hanım'ı es geçmedi. Türkiye'de çağdaş resim sanatının gelişiminde, kadınların sanat hayatına katılmasında çok önemli yeri olan Mihri Hanım için de doodle hazırlandı. Bu doodle çalışmasında, Mihri Müşfik Hanım portre çalışması yaparken gösterildi. İşte o doodle:

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS