Bakan Çavuşoğlu'ndan net mesajlar

Bakan Çavuşoğlu'ndan net mesajlar

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, geçtiğimiz hafta Perşembe günü hayatını kaybeden İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth'in cenaze törenine katılacağını açıkladı. Bakan Çavuşoğlu konuşmasında Yunanistan'a da tepki göstererek "Türkiye’nin uluslararası arenadaki görünürlüğü ve başarıları Yunanistan’ı çıldırtıyor. Yunanistan bu nedenle Türkiye’yi kışkırtmak da istiyor" ifadelerini kullandı.

Haber devam ediyor
Haberin devamı
Haber devam ediyor
Haberin devamı

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, gazetecilere yaptığı açıklamada gündeme dair önemli değerlendirmelerde bulundu.

ANKARA-ATİNA HATTINDAKİ GERİLİM

YUNANİSTAN TARAFINDAN KONJONKTÜR OLARAK SON GÜNLERDEKİ TAVRI VE TACİZİ NEYE BAĞLIYORSUNUZ? ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE BM GENEL KURULUNDA YUNANİSTANLA TEMAS İHTİMALİ VAR MI?

Planlanmış bir görüşme yok. Böyle bir girişim de yok. Yunanistan’ın esas rahatsızlığı Türkiye’nin son zamanlarda çok önemli bir aktör olması. Önce Libya ile Deniz Yetki Alanları Anlaşmamızı imzaladık. Arkasından kıta sahanlığımızın batı sınırlarını belirledik. Buraya bir buçuk yıldır hiçbir gemiyi sokmadık. Bunlara, Yunanistan’ın, Rum kesiminin, üçüncü ülkelerin gemileri de dahil. 9 defa bunu delme girişiminde bulundular. Bu girişimlerin hepsini diplomatik çaba ve sahadaki tedbirlerle engelledik.

Haber devam ediyor
Haberin devamı
Haber devam ediyor
Haberin devamı

Diğer taraftan Türkiye özellikle Ukrayna ve Kafkasya konularında, Balkanlarda her yerde attığı adımlarla çok gözde bir ülke oldu. Herkesin yüzünü döndüğü bir ülke oldu. Gıda güvenliği, enerji güvenliği konusunda da yine önemli bir ülke haline geldi. Bu Covid’le başladı aslında. Güvenli bir tedarik merkezi oldu. Sonuç olarak Türkiye’nin uluslararası arenadaki görünürlüğü ve başarıları Yunanistan’ı çıldırtıyor. Ayrıca Yunanistan bu nedenle Türkiye’yi kışkırtmak da istiyor. İşte tacizler, kilit atmalar bunun örneği. Bir de Yunanistan Türkiye’nin yaptırımlara katılmamasını ve dolayısıyla turistlerin Türkiye’ye gelmesi gibi konuları da sürekli gündeme getiriyor. Belli ki bundan da çok rahatsız olmuşlar. Buna benzer ucuz hesaplar yapıyorlar. Yunanistan’ın attığı adımları buna bağlıyoruz.

MİÇOTAKİS’İN CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’IN ANSIZIN GELEBİLİRİZ AÇIKLAMALARINA CEVABEN GÜN IŞIĞINDA BEKLİYORUZ İFADELERİ?

Biz, o sözlere cevap vermeye bile gerek duymuyoruz. Nereye ne zaman gideceğimize biz karar veririz.

'BİR GECE ANSIZIN GELEBİLİRİZ' SÖZÜNÜN YANKILARI

Haber devam ediyor
Haberin devamı
Haber devam ediyor
Haberin devamı

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’IN 'BİR GECE ANSIZIN GELEBİLİRİZ' SÖYLEMLERİNE YÖNELİK ELEŞTİRİLER OLDU. ÖZELLİKLE KILIÇDAROĞLU TARAFINDA “DAVETİYE Mİ GÖNDERSİNLER” ŞEKLİNDE ELEŞTİRİLER GELDİ. BUNU NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?

Sakarya Muharebesi’nin nerede olduğunu bilmeyenlerin sorularına cevap vermeyi doğru bulmuyorum. Bizde öyle bir muhalefet var ki haklı olduğumuz durumda bile, başta Ukrayna savaşı dahil olmak üzere, her konuda ülkeyi, Türkiye’yi suçlayıcı şeyler söyleyebiliyor.

NEDEN YUNANİSTAN GAZA GETİRİLİYOR BU SÜREÇTE? VE TÜRKİYE BM’YE DAHA ÖNCE GÖNDERMEDİĞİ MEKTUPLARI GÖNDERDİ.

Biz benzer mektupları ilk defa göndermiyoruz. Daha önce de bu şekilde mektuplar gönderdik. Yunanistan propagandalarına ve maksimalist taleplerine cevap verecek şekilde -Meis adası, Sevilla haritası saçmalıkları dahil- BM Güvenlik Konseyi Daimî üyelerine, AB üyesi ülkelere, NATO üyesi ülkelere daha önce de çok sayıda mektup gönderdik.

Haber devam ediyor
Haberin devamı
Haber devam ediyor
Haberin devamı

YUNANİSTAN'A TEPKİ

RUS PETROLÜNÜN YUNANİSTAN ÜZERİNDEN AB’YE GÖNDERİLDİĞİNE İLİŞKİN HABERLER DE GÖRDÜK. TÜRKİYE’NİN BU KONUDAKİ TUTUMU NEDİR? 

Tipik Yunanistan ikiyüzlülüğü, bir taraftan yaptırımlara katılmıyor diye her toplantıda Türkiye’yi şikâyet ediyor, diğer taraftan da bu yaptırımların bypass edilmesine aracı oluyor. Zaten biz de bunu ifşa ettik.

Her platformda da dile getiriyoruz. Biz açık konuşuyoruz, biz yaptırımlara katılmayacağız diyoruz ama üzerimizden yaptırımların bypass edilmesine de izin vermeyeceğiz diyoruz. Nitekim vermiyoruz. Montrö’yü uyguluyoruz. Suriye’ye gidecek askeri uçaklara hava sahamızı kapattık. Net bir şekilde, Ukrayna’nın tahılının Rusya tarafından bize satılmasına izin vermeyeceğimizi söylüyoruz. Hatta takip sistemini teknik bir arıza dışında kapatan gemilerin bile Türk limanlarına yanaşmasına izin vermeyeceğiz diyoruz. Ama Yunanistan bir taraftan böyle konuşuyor bir taraftan yaptırımların bypass edilmesine aracı oluyor.

Haber devam ediyor
Haberin devamı
Haber devam ediyor
Haberin devamı

YUNANİSTAN’DA ABD ÜSLERİ 9’A ULAŞTI. AYRICA GKRY’DE DE İSRAİL TARAFINDAN DEMİR KUBBE KONUŞLANDIRILDIĞI HABERİ VAR, HAVA SAVUNMA SİSTEMİ KONUŞLANDIRDI.

Bu, tamamen asparagas bir haber.  İsrail de yalanladı.

NEW YORK’TA ABD İLE İKİLİ GÖRÜŞMELER

BM GENEL KURULU MARJINDA ABD İLE BİR GÖRÜŞME OLACAK MI?

Şu anda planlanmış bir görüşme yok. Bu olmayacağı anlamına gelmez. Değişik toplantılarda bir araya geleceğiz, ortak toplantılarımız var ama gerek Sayın Cumhurbaşkanımızın Biden’la, gerekse benim Blinken’la ikili bir görüşme planlamamız yok. Sonuç itibariyle şu anda ABD yetkilileriyle planlanmış bir görüşme yok.

İSVEÇ VE FİNLANDİYA NATO ÜYELİĞİ

İSVEÇ FİNLANDİYA VE TÜRKİYE ARASINDA GÖRÜŞMELERDEN BİR NETİCE ÇIKTI MI? GÖRÜŞTÜĞÜM DİPLOMATİK KAYNAKLAR TERÖRİSTLERİN İADESİ NOKTASINDA HERHANGİ BİR ADIM ATMAYACAKLARINI, BUNU DA KAYNAK OLARAK ÜLKELERİNDE TERÖRİST BULUNDURMADIKLARINA DAYANDIRIYORLAR. BU BAĞLAMDA BİR GELİŞME BEKLİYOR MUSUNUZ?

Seçim öncesi açıklamaları fazla dikkate almamak lazım. Finlandiya’da yapılan üçlü toplantıdaki görüşmelerde şu ortaya çıktı: o güne kadar ve bugüne kadar henüz somut bir adım atılmadı. Bu iki ülke tarafından atılan somut bir adım yok. Önümüzdeki dönemde adım atacaklarını taahhüt ettiler.

Kendileri de aslında henüz bir adım atılmadığını kabul ediyorlar. Aynı zamanda mutabakat zaptına bağlı kaldıklarını ve kalacaklarını söylüyorlar. Ama söylemeleri önemli değil, uygulama önemli.

Şimdi İsveç’te seçim oldu. Seçim öncesi bir adım atmalarını beklemiyorduk zaten. Seçimden sonra kurulacak hükümet gerekli adımları atmalıdır. Atmadıkları sürece bu anlaşmanın Meclis tarafından onaylanmayacağını biliyorlar.

Bizim için bir zaman baskısı yok. Tabii bu ülkelerin teröristlerin iadesi, terörist faaliyetlerin engellenmesi dahil yükümlülüklerini yerine getirmeleri terörle mücadele bakımından önemli. Ne kadar erken adım atarlarsa o kadar iyi olur ama NATO üyelikleri konusunda bizim üzerimizde herhangi bir zaman baskısı olmadığını vurgulamalıyım. Hangi ülkelerin NATO üyeliklerini onayladıklarını sürekli gündeme getiriyorlar. O da bizim üzerimizde herhangi bir baskı oluşturmaz. Bir mutabakat zaptı var. Net yükümlülükleri var. Bunların yerine getirilmesi lazım. Yasa değişikliği ise, yasa değişikliği yapacaklar. Mevcut yasalarımız buna elvermiyor denmesin. Bunu da zaten anlaşmanın içinde koyduk. Kendileri teklif ettiler yasa değişikliğini. Henüz daha adım atmadılar. Hükümet kurulduktan sonra hangi adımları atacaklar.Bunu yakından takip edeceğiz.

ERDOĞAN-PUTİN GÖRÜŞMESİ

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN YARIN ÖZBEKİSTAN’A GİDİYOR. SEMERKANT’TA PUTİN İLE DE GÖRÜŞMESİ OLACAK. ŞANHAY İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI ZİRVESİ ÇOK KRİTİK. TÜRKİYE’NİN ÜYELİĞİ GÜNDEME GELİR Mİ YA DA TÜRKİYE ÜYELİĞE SICAK BAKAR MI?

Bizim Şangay İşbirliği Teşkilatı’nda Diyalog Ortaklığı statümüz var. Azerbaycan’ın da öyle. Türk Devletleri içinde üye olanlar da var, olmayanlar da var. Biz bu Diyalog Ortaklığı statüsü kapsamında özel konuk olarak davet edildik. Sonuçta bu bölge ile de ilişkilerimizi geliştiriyoruz. Üyelik konusunda verilmiş bir karar yok. Bir davet de yok o yüzden varsayım üzerine yorum yapmak istemem

F-16 GÖRÜŞMELERİ

TÜRKİYE BİR SÜREDİR ABD’DEN F-16 SATIŞIYLA İLGİLİ GÖRÜŞMELERDE BULUNUYOR. SIK SIK SENATO’DAN FARKLI AÇIKLAMALAR GELİYOR “TÜRKİYE YUNANİSTAN’A KARŞI, YPG’YE KARŞI KULLANMASIN” DİYE. BU KONUDA BİR DEĞERLENDİRMENİZ OLUR MU?

Diğer sorunuz F-16’larla ilgili, siyasi düzeyde ve teknik düzeyde herhangi bir sorun yok. Yani askerlerimiz arasında yapılan görüşmelerde herhangi bir problem yok. Türkiye’ye verilecek F-16’ların, ABD ve NATO için de önemli olduğu vurgulanıyor, altı çiziliyor. Keza, siyasi taraftan da, Amerika yönetimi de aynı şeyi söylüyor. Kongre’ye bir soruya cevap olarak yazdığı mektupta da Dışişleri Bakanlığı bunu vurguladı. Ama bazı Kongre üyelerinden çatlak sesler çıkıyor. Önemli siyasi liderlerden de yönetimin ve askeri kanadın görüşüne yakın demeçler duyuyoruz. Lindsey Graham gibi, Türkiye ve NATO’ya önem veren, önemli siyasetçilerden de destek geliyor. Ama biz Amerikan yönetimine de şunu söyledik. Arkadaşlarımız da gidiyor. Milletvekillerimiz, Büyükelçiliğimiz de orada, Kongre üyeleriyle görüşmelerde, temaslarda bulunuyorlar. Aynı şekilde kendi lobi şirketlerimiz de her zaman olduğu gibi bu konuda çalışmalar yapıyor ama esas olarak Kongre’yi yönlendirecek olan Amerikan yönetimi. Ayrıca, Amerika bir seçim arifesinde. Kasım’da kritik bir seçim olacak ve Kongre’de hem Senato kanadında hem de Temsilciler Meclisi kanadında, dengeler değişebilir. Önceden nasıl bir sonuç çıkacağını kestirmek doğru olmaz, mümkün de değil. Seçimler öncesinde buna benzer konular, diasporaların oyunu almak bakımından da gündeme getirilebilir.

IRAK’TAKİ SİVİLLERE YÖNELİK SALDIRI

GEÇTİĞİMİZ GÜNLERDE IRAK’TA SİVİLLERE YÖNELİK BİR SALDIRI GERÇEKLEŞMİŞ, TÜRKİYE’Yİ SUÇLAYAN AÇIKLAMALAR YAPILMIŞTI. O SÜRECE İLİŞKİN BİR GELİŞME OLDU MU? YOKSA KALDI MI?

O süreçle ilgili bizim teklifimiz ortada. Herhangi bir cevap gelmedi, bir gelişme de olmadı. Irak şu anda daha çok kendi iç karışıklığına odaklanmış durumda. Biz, her zaman bu konularda şeffaf bir ülkeyiz. Keşke, bizimle en baştan istişarede bulunsalardı. İçinde bulundukları ortam nedeniyle Türkiye’yi eleştirmeyi tercih ettiler. Gerek IKBY, gerekse Bağdat, diğer bazı siyasi partiler de buna katıldılar. Şu anda herhangi bir gelişme olmadı. Belki önümüzdeki süreçte bazı görüşmeler olabilir.

TAHIL SEVKİYATINDAKİ SON GELİŞMELER

GEÇTİĞİMİZ GÜNLERDE BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’İN TAHIL KORİDORU KOORDİNATÖRÜ İLE GÖRÜŞTÜNÜZ. GÖRÜŞMEYE DAİR DETAY VEREBİLİR MİSİNİZ? RUS TAHILININ VE GÜBRESİNİN KORİDORDAN GEÇMESİYLE İLGİLİ BİR BİLGİ VAR MI?

Her şeyden önce şu anda görünürde sorunsuz devam eden bir süreç var. Biliyorsunuz, tahıl anlaşması 4 aylık bir anlaşma ve 19 Kasım’da bitiyor. Toplantıda, bunun uzatılması ve süreçte aksaklık var mı yok mu bunları değerlendirdik. Savaşan iki tarafın, insani konu olsa bile, her gün her saat anlaşması da mümkün değil ama şu ana kadar Türkiye ve BM, bu süreci iyi yönetiyor, onu söylemek isterim. Tabii kendilerini de tebrik ettik, çabalarından dolayı teşekkür ettik. Bu ülkeden ayrılan gemilerin ürünleri nereye taşıdıkları, nerelere gittikleri konularında Rusya’nın da bazı serzenişleri oldu. Tahıl “ihtiyaç sahibi fakir ülkelere değil de zengin ülkelere gidiyor” diye. Bunu biz gözden geçirdik, ne kadar ve nereye gidiyor diye, hangi ülkelere yüzde kaçı gidiyor, Afrika’ya ne kadar gidiyor, bunların hepsini hep gözden geçirdik. Tabii, gübre ihracatı da önemli. Tarım ülkelerinin ciddi bir gübre ihtiyacı var, Türkiye’nin de ihtiyacı var ve gübre fiyatları çok yükseldi. Bu anlaşmanın uygulamaya girmesinin ardından, tahıl ürünleri fiyatları 2008’den bu yana en büyük düşüşü yaşadı. BM Gıda ve Tarım Teşkilatı’na (FAO) göre tahıl fiyatlarında Temmuz ayında %11 düşüş oldu. Bu ciddi bir düşüş.

Diğer taraftan Rusya’nın ihraç ettiği ürünler yaptırıma dahil değil ama, daha önce de söylediğimiz gibi, gemilerin limanlardan servis alması, ya da yanaşabilmesi, sigorta ve bankacılık gibi kısıtlamalar, ambargolar var. Her ne kadar açıklamalar yapılsa da, özellikle Rusya bu konuda şikayette bulununca, Blinken ve BMGS Guterres’le telefonla temas ettim. Daha sonra Blinken’ın da, Amerikan yönetiminin de, açıklaması oldu, Genel Sekreterin de. Fakat bu açıklamalara rağmen, Rus tahılını taşımakta tereddüt eden gemi ve taşımacılık şirketleri var, ama herhangi bir engel yok. Yani şu anda Rusya da ürünlerini ihraç edebilir.

ŞAM İLE GÖRÜŞME OLACAK MI?

ESAD REJİMİ İKİ ÜLKENİN YAKINLAŞMASI İÇİN TÜRKİYE’NİN SURİYE TOPRAKLARINDAN ÇEKİLMESİ GEREKTİĞİNİ SÖYLEDİ. TÜRKİYE VE SURİYE İLİŞKİLERİNİN BU KOŞULDA GERÇEKLEŞECEĞİNİ SÖYLEDİ.  BU KONU İLE İLGİLİ BİR GELİŞME VAR MI?

O doğru ve gerçekçi bir açıklama değil. Neden gerçekçi bir açıklama değil. Bugün biz o topraklardan çekilirsek oralara rejim hâkim olamaz. Terör örgütleri hâkim olur. Bu bizim için de risk, rejim için de risk. Yani Suriye için risk aslında. Ayrıca ciddi bir göç baskısıyla karşı karşıya kalırız. Şimdi bu konuyu sürekli gündeme getiriyorlar. Belgrad’da ayaküstü yemek öncesi diğer bakanlarla beraber yaptığımız kısa görüşmede de rejimin Dışişleri Bakanı bu konuyu gündeme getirdi. Ben de kendisine şunu söyledim: Sizin Suriye’de istikrarı sağlayabilmeniz için önce iç uzlaşının olması gerekiyor. Teröristleri bir kenara bırakın. Anayasa konusunda muhaliflerle uzlaşarak adım atın, ülkeyi seçime götürün. Biz her zaman söylüyoruz, Suriye’nin topraklarında gözümüz yok. Ama şu anda biz olmadığımız zaman bize yönelik çok ciddi tehdit oluşacak ortamlar hayat bulur.

TÜRKİYE-SURİYE DİPLOMASİ GÖRÜŞMELERİ HANGİ AŞAMAYA GELDİ?

Bizim Astana Formatı, Anayasa Komitesi ve diğer konularda zaten masa etrafında görüşmelerimiz devam ediyor. Rejimle muhalifler arasında güven arttırıcı adımlar, yani esir takası, rehine takası gibi konularda da Astana formatı çerçevesinde arabuluculuk yapıyoruz. Onun dışında ikili düzeyde herhangi bir siyasi görüşme yok. Biraz önce de söylediğim gibi istihbarat düzeyinde görüşmeler devam ediyor.

19 EYLÜL’DE KRALİÇE’NİN LONDRA’DAKİ CENAZE TÖRENİ

KRALİÇE'NİN CENAZESİNE KİM KATILACAK?

Türkiye’yi temsilen ben katılacağım. Ardından BM Genel Kurulu için New York’a geçeceğim. Daha sonra da 27 Eylül’de Japonya’da eski Başbakan Abe için düzenlenecek resmî cenaze törenine katılacağım.  

ABD VE AB VİZESİNDEKİ SORUNLAR

VİZE SORUNU KAPSAMINDA AB ÜLKELERİNİN BÜYÜKELÇİLERİNİN BAKANLIĞA DAVET EDİLECEĞİNİ BELİRTMİŞTİNİZ. BU KONUDA BİR GELİŞME VAR MIDIR?

Tatilde olan Büyükelçiler vardı, onların dönmesini bekliyoruz. Bu ay içinde New York BM Genel Kurulu sonrasında olur. Arkadaşlar burada, Batı ülkelerinin, sadece AB değil, Büyükelçilerini bir araya getirecekler, gerekli uyarılarımızı yapacağız. Bazı ülkeler vize sürecini hızlandırmaya başladılar. Bazı ülkelerde sorunlar devam ediyor. Vize mağduriyetlerine ilişkin ABD, Almanya dahil diğer birçok ülkeyle ilgili çeşitli örnekler var. İş insanlarımız var, doktorlarımız var… Şimdi bir fuar var, oraya gidiyorsunuz davetlisiniz, başvuruyu yaparken de söylüyorsunuz bu fuara gideceğim diye, fuar tarihinin sonrasına randevu veriyorlar. Olacak iş değil. Bir önemli akademisyenimiz, bazen doktor olabiliyor, bazen tarihçi, herhangi biri de olabilir, bir sempozyuma, bir foruma, bir konferansa davet ediliyor, randevu tarihi o konferansın sonrasına veriliyor. Gitme sebebi de belli. Bu kadar açık, absürd örnekler var. Bunu bir düzene sokmamız lazım. Bu böyle gitmez. Daha önceki görüşmelerimizde Alman Dışişleri Bakanının yanında Büyükelçisi de vardı, söyledim, yine AB Temsilcisine de söyledik Ankara’da. Yine Blinken’a da söylediğimizde yanında Büyükelçi Flake de vardı. ABD yine hızlandırdı son zamanlarda gelen bilgilere göre, ama halen yetersiz ve bunun artık çözülmesi gerekiyor.

ANKARA-ERİVAN HATTINDAKİ GELİŞMELER

ERMENİSTAN İLE NORMALLEŞME GÖRÜŞMELERİNE İLİŞKİN, NORMALLEŞME ÖZEL TEMSİLCİSİ, BİR SONRAKİ GÖRÜŞMENİN ANKARA’DA VEYA ERİVAN’DA OLABİLECEĞİNİ SÖYLEMİŞTİ. KONUYA YÖNELİK YORUMUNUZ NE OLUR?

Biz bunu ilk görüşmeden sonra teklif ettik aslında. İlk görüşme Moskova’da oldu. O görüşmeden sonra ikinci ülkelere gitmemize gerek yok, artık Türkiye veya Ermenistan’da olsun dedik. Hangi ilde, hangi şehirde olacağı da önemli değil. Fakat Ermenistan buna hazır olmadığını söyledi. Toplamda dört görüşme oldu. Bu konularda Ermenistan çekingen davranıyor, üzerimizde baskı var diyor. Olabilir de.

Ama şu son Azerbaycan ile gelişmeler bizim canımızı tabiatıyla sıktı. Ermenistan’ın bu provokasyonları sonlandırması gerekiyor. Bizim Ermenistanla görüşmelerimiz ikili düzeyde devam ediyor ancak kendilerine bunun, Azerbaycan’dan bağımsız bir şekilde devam etmeyeceğini söylüyoruz. Biz böyle söylediğimiz zaman da rahatsız olduklarını belirtiyorlarmış. Ama bu gerçek. Bizim Azerbaycan’dan bağımsız şekilde adım atmamız mümkün değil. Gerçekçi de değil.  Azerbaycan ile bizim aramızdaki ilişkiler bir yana, Azerbaycan ile Ermenistan arasında bu gerilimler devam ederken Güney Kafkasya’da istikrardan nasıl söz edilebilir. Şimdi anlaşmalar imzalandı, işte Zengezur vs. diğer projeler, Ermenistan’ın da çok yararına olacak projeler, buna bile “koridor” demeyin gibi bir sürü bahaneler buluyorlar. Brüksel’de tekrar bu konuları hayata geçireceklerini teyit ettiler, Aliyev ile Paşinyan’ın görüşmeleri oldu. Sonuçta biz Güney Kafkasya’nın istikrarı için samimiyiz. Ermenistan daha samimi olursa, gelişmeler olabilir.  

AVRUPA’DAKİ TAHIL ANLAŞMASI PLANI

ROMANYA VE POLONYA TAHILA YÖNELİK BİR ANLAŞMA ÜZERİNDE ÇALIŞTIKLARINI AÇIKLADILAR. HATTA FRANSA DA GEÇTİĞİMİZ GÜNLERDE BUNU BEN DE İMZALARIM DEDİ. BU TAHIL ANLAŞMASI NE KADAR UYGULANABİLİR?

Şimdi arkadaşlar zaten şu anda da karayoluyla da Ukrayna tahılının ihracatı devam ediyor. Biz Lviv’e giderken Ukrayna Polonya sınırında Ukrayna tarafına geçtikten sonra TIR kuyruğuna şöyle bir baktım. Nereden baksanız en az 30 km’lik bir kuyruk var. Bunların hepsi ürün taşıyor. Çoğu da tahıl. Ama özellikle ray sistemi, genişlik bakımından farklı olduğu için,  Ukrayna ile Avrupa arasında demiryoluyla taşımacılık fazla gerçekleştirilemiyor. Sonuçta alternatif arayış içinde olmak son derece doğaldır. Mantıklıdır ve sağlıklıdır. Yani diyelim ki bu Anlaşma herhangi bir sebepten dolayı durdu. Olur da Rusya çekildim der. Ukrayna çekildim der. Diğer taraftan karayoluyla taşıma devam edecektir. Zaten Romanya üzerinden de bir taşıma söz konusu, ama o da sınırlı. İmkanlar sınırlı bu imkanları genişletme çalışmaları doğaldır. Biz Türkiye olarak da Ukrayna ürünlerinin bu şekilde değişik piyasalara ulaşabilmesi için alternatiflerin olmasını da sağlıklı buluyoruz. Doğru buluyoruz. 

TÜRKİYE-MISIR NORMALLEŞME SÜRECİ

MISIR İLE NORMALLEŞME SÜRECİ YAVAŞ İLERLİYOR. ÖNÜMÜZDEKİ SÜREÇ NASIL OLUR?

Olumsuz bir şey yok ama olumlu somut adım da yok. Uluslararası platformlarda birbirimize karşı çıkmama prensipleri vs. bunlar devam ediyor. Olumsuz bir durum yok. Mısır’da bir kabine değişikliği oldu. Mısır kendi iç dinamiklerine odaklandı.

4 ÜLKE İLE İLİŞKİLER

AÇILIŞ KONUMASINDA BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ, SUUDİ ARABİSTAN, MISIR VE İSRAİL DAHA SOMUT ADIMLAR ATILDIĞINI SÖYLEMİŞTİNİZ. BU SOMUT GELİŞMELER NELERDİR?

Mesela Suudi Arabistan ile son 4 ayda ticaretimiz yüzde 115 arttı. Okullarımız tekrar açıldı. 7 tane okul vardı biliyorsunuz. Ve birçok alanda olumlu adımlar atıldı. Aynı şey BAE için de geçerli. İsrail ile karşılıklı Büyükelçilerin atanma aşamasına geldik, sivil havacılık anlaşması yaptık. İsrail hava yolları uçuşlarına Ekim’de başlayacak.  Öte yandan Filistin konusunda da özellikle Ramazan ayında Cumhurbaşkanımızın Herzog’u araması ile Mescid-i Aksa’ya Müslüman olmayanları sokmama kararı alındı. Geçmişte olan bir uygulamaydı. Ama Netanyahu zamanında bu uygulamayı maalesef askıya almışlardı. Yani Filistin’le ilgili Filistinlilerin bize ilettiği konuları biz İsrail tarafına aktarıyoruz. Bazı konularda adımlar da atıldı. Gerek Ramallah ile yapılan görüşmeler gerek Cumhurbaşkanımızın, biliyorsunuz Abbas’ı misafir etti, o yaptığı görüşmelerden sonra Filistinlilerin bize ilettiği konuları da İsraillilere aktarıyoruz. Yani hem ikili konularda hem bölgesel konularda somut adımlar atılıyor. 

İSRAİL'E BÜYÜKELÇİ ATAMASI

Yeni Büyükelçiler kararname taslağı hazır. Sayın Cumhurbaşkanımıza arz edeceğiz. Kapsamlı bir kararname olacak.

UKRAYNA'DA BAŞLATILAN KAMPANYA

UKRAYNA’DA TÜRK ŞİRKETLERİNE YÖNELİK İNTERNETTE YAYINLANAN YAPTIRIM ÇAĞRISI HAKKINDA BAKANLIK GİRİŞİMDE BULUNMUŞTU. BİR GERİ DÖNÜŞ OLDU MU?

Ukrayna tarafından başlatılan bu kampanyanın sadece Türk firmalarına yönelik olduğuna ilişkin bir algı yaratıldı. Sadece Türk firmalarına yönelik değil. ABD ve AB ülkeleri gibi Rusya ile bağlantılı ve iş yapan pek çok ülkenin şirketlerini de buna eklemişler. Bu listede 18 binden fazla kişi ve şirket yer alıyor. Bizi ilgilendiren kendi firmalarımız. Hem Kiev hem de Ankara’da girişimlerde bulunduk. İzahat istedik. Üzerinde çalışıyoruz.