Son Dakika

'Kıtlık ekonomisi': Hangi ülkede ne yok?

A A

30.10.2021 - 09:25

Dünyayı derinden etkileyen Covid-19 pandemisi ve küresel iklim krizi, başta ilaç olmak üzere pek çok sektörde ürün ve hammadde yetersizliği yaşanmasına yol açtı. Uzmanların ‘kıtlık ekonomisi’ adını verdiği bu dönemde, ileri teknoloji ülkeleri çip kriziyle boğuşurken, Türkiye kuraklık nedeniyle, tarım ve sulama alanlarında ciddi sorunlarla karşı karşıya. Sudan kömüre, tuvalet kağıdından palyaçoya, işte karşı karşıya olduğumuz kıtlıkları uzmanlarla konuştuk... (Gaye Kobal & Gürer Mut/Hürriyet)

'Kıtlık ekonomisi': Hangi ülkede ne yok?

Dünya, bir taraftan Covid-19 virüsünün yeni varyantıyla mücadele ederken bir taraftan da sağlık ve iklim krizinin yarattığı zorlukları aşmaya çalışıyor. İklim Krizi sonucunda yaşanan kuraklık, tarım ve sulama alanlarını neredeyse yok olma seviyesine getirirken, küresel iklim kriziyle mücadele başlığında atılan adımlar bir başka soruna sebebiyet veriyor. The Economist dergisinin “kıtlık ekonomisi” olarak tanımladığı bu dönemde, başta ilaç olmak üzere, kahveden kömüre, oyuncaktan otomotive kadar pek çok sektör kıtlık riski altında. Türkiye ise iklim krizinin yarattığı kuraklık nedeniyle, tarım ve sulama alanlarında yaşanan sorunlarla karşı karşıya.

The Economist dergisinde yayımlanan “Dünya ekonomisinin ‘kıtlık’ sorunu” başlıklı makalede, pandemi döneminde küresel ölçekli kapanma tedbirlerinin sonuçları mercek altına alındı. Yazıda, tedbirler nedeniyle ticari hayat kötü etkilenmekle birlikte dünya genelindeki milyarlarca insanın var olan borçlarının azaldığı, hükümetlerin kemer sıkma politikasıyla daha kontrolcü hale geldiği ve şirketlerin yatırım yapmaktan kaçınarak yerini korumaya çalıştığı belirtildi.

COVID-19 SONRASI TALEP ARTTI, ÜRETİCİ ALTINDA KALDI

Pandemi tedbirlerinde kademeli normalleşmeye geçilmesiyle birlikte, tüketicilerin adeta “kükreyerek” geri döndüğü görüldü. Piyasanın yeniden canlanmasına neden olan şey hiç kuşkusuz küresel çapta toplam 10 trilyon doları bulan teşvik paketleriydi. Bu da piyasanın normalden daha fazla hareketlenmesine ve enflasyonun yükselmesine yol açtı.

Daralan ve buna göre yeniden organize olan üreticiler bu kez de tüketimdeki aşırı artışla karşı karşıya kaldı. Diğer yandan yatırımcılar yükselen enflasyon nedeniyle korkulu rüyalar görüyor. İmalat sektörü ve küresel nakliye ağları var gücüyle çalışsa da kısıtlamaların ardından yaşanan sorunların çözümünün kolay olmayacağı anlaşılıyor. 2010’ların bolluk içinde yüzen piyasa ekonomisinin yerini “kıtlık ekonomisine” bıraktığı görülüyor.

PETROL KRİZİ NAKLİYAT SEKTÖRÜNÜ VURDU

Uzmanlar bu sürecin nedenlerini sıralarken, Covid-19 sonrası yaşanan talep artışına, iklim krizine ve ileri sanayi ülkelerinin iç piyasaya yönelik korumacı tutumuna dikkat çekiyor. Özellikle, Paris İklim Anlaşması’ndan sonra karbon oranlarını azaltmak için termik santrallere ve fosil yakıtlara getirilen kısıtlamalar, petrol fiyatlarının yüzde 60 oranında yükselmesine neden oldu. Bu durum nakliye fiyatlarının muazzam şekilde artmasıyla sonuçlandı. Kısıtlamalar ve işten çıkarmalar nedeniyle, limanlarda personel bulunmaması sektörü yavaşlattı; bu yavaşlık özellikle gıda imalatçılarını zor duruma soktu.

Asya ve Avrupa’da doğalgaz fiyatlarının yükselmesi örneğin İngiltere’de kamyonları hareketsiz bıraktı. Bu durum marketlere yansıdı ve fiyatların yükselmesine neden oldu. Benzer bir durum ABD’de de yaşandı; market raflarındaki boşluk ciddi bir kriz halini aldı.

Çin ise Paris İklim Anlaşması uyarınca fosil yakıt tüketimini en aza indirmek için çalışmalara başladığını ve 2060’da sıfır karbon oranına ulaşacağını duyurdu. Ancak, artan tüketici talebiyle birlikte imalat sektörünün çarklarını hızlandıran Çin, yükselen enerji ihtiyacını karşılamak için enerji tasarrufuna gitti ve onlarca ilde elektrik kesintilerini başlattı. Bu önlemlere rağmen Çin'deki enerji tüketimi üç katına çıktı ve bu da küresel çapta enerji fiyatlarına yansıdı. Dünya ekonomisinin göbekten bağlı olduğu Çin’in artan ürün talebini karşılama çabası hem enerji sektörünü, hem de tüketici endekslerini doğrudan etkiledi. 

Alarm veren mikroçip alanında da benzer bir sorun var. Endonezya’da çıkarılan madenlerin nakliyesinde yaşanan sorunlar mikroçip üretiminde büyük aksaklıklara neden oluyor. Mikroçip kıtlığından, başta otomotiv sektörü olmak üzere, teknoloji sektörü ciddi oranda etkilenmeye başladı.

KURAKLIK DÜŞÜNCESİ GIDA FİYATLARINI ETKİLİYOR

Diğer yandan bu yıl küresel iklim krizinin hissedilir hale gelmesiyle, mevsim geçişlerinde değişimlerin yaşandığı görüldü. Artan sıcaklık oranları nedeniyle Güney Amerika’da, Asya’da ve Avrupa’da yaşanan kuraklıklar, gelecekle ilgili karamsar bir tablonun oluşmasına ve gıda fiyatlarında ciddi dalgalanmalara neden oluyor. İklim kriziyle kuraklıkların artarak devam edeceği düşüncesi finans çevrelerini bu tabloyu fiyatlandırmaya yönlendiriyor. Bu da gıda fiyatlarının olumsuz etkilenmesine neden oluyor.

Ayrıca, iç piyasaya yönelik korumacılığın artması, “Kıtlık ekonomisini” fazlasıyla hissedilir hale getiriyor. Özellikle, ABD eski Başkanı Donald Trump döneminde sorgulanmaya başlanan “küreselleşme”, sağlık ve iklim krizinin ardından, ülkelerin iç piyasaya yönelik korumacı adımlar attığı bir boyuta ulaştı. İleri sanayi ülkeleri bu dönemde, iç piyasayı sübvanse ederek dış piyasadaki alıcıları zorlamaya başladı. Bu da tedarik zincirlerinde tıkanıklıklara neden oldu.

İKLİM KRİZİ NEDENİYLE TARIM ALANLARI ALARM VERİYOR

Türkiye: Tarım ve su

Pek çok alanda yaşanan kıtlığın sebebinin, Covid-19 pandemisi kaynaklı dağıtım zincirinde yaşanan sorunlar olduğu söylense de, bu kıtlık krizi birçok alanda ve farklı boyutta karşımıza çıkıyor. Türkiye, iklim krizinin yarattığı kuraklık nedeniyle, tarım ve sulama alanlarında ciddi tehlikelerle karşı karşıya. Yaşanan krizin boyutlarını Hurriyet.com.tr’ye değerlendiren Türkiye Ziraatçılar Derneği Genel Başkanı Hüseyin Demirtaş ve Boğaziçi Üniversitesi Su Yönetimi Uzmanı Dr. Akgün İlhan, tarım ve sulama alanlarında yaşanan mevcut sorunları paylaştı.

Küresel iklim krizi nedeniyle Türkiye’nin tarım alanlarının alarm verdiğine dikkat çeken Türkiye Ziraatçılar Derneği Genel Başkanı Demirtaş, özellikle tahıl grubunda kıtlığın kapıda olacağını vurguladı.

Hüseyin Demirtaş, tarım alanlarında yaşanan krizin boyutlarını şu sözlerle açıkladı:

Tahıl grubunda en büyük risk buğday ve arpa kıtlığı. Bu ürünlerdeki kıtlık haliyle hayvancılığı da tehlikeye sokuyor.

Kuraklık ve Covid-19 pandemisi, olası kıtlığı doğuracak sebeplerden. Geçen yılı çok risk altına girmeden aştık ama bu yıl buğday fiyatlarında önemli artışlar görülecek.

Tahıl grubundaki kıtlık, baklagillerde de bir nebze yaşanıyor. Meyve ve sebzelerde ise henüz bir kıtlık söz konusu değil.

TÜRKİYE, 2050 YILINDA ‘SU FAKİRİ ÜLKE’ SINIFINA GİRECEK

Türkiye’de her canlıya rahatlıkla yetecek miktarda su bulunduğunu söyleyen Boğaziçi Üniversitesi Su Yönetimi Uzmanı Dr. Akgün İlhan ise, “Ancak su, sadece içmek ve kişisel temizlik gibi yaşamsal ihtiyaçları gidermek için kullanılmıyor. Su, aynı zamanda sanayiden tarıma istisnasız her üretim sektöründe girdi olarak da kullanılıyor. Bu nedenle su kaynaklarımız çok yoğun biçimde kirletiliyor” dedi.

Dr. Akgün İlhan ayrıca şunları söyledi:

Hızla artan nüfusumuz nedeniyle kişi başına düşen su miktarı hızla azalıyor. Öyle ki, Türkiye bu nüfus artışıyla devam ederse, 2050 yılında kişi başına düşen su miktarının 1000 metreküpün altına inmesiyle birlikte “su fakiri ülke” sınıfına girecek.
İklim değişikliğiyle birlikte ülkemizin yağış rejimlerinin değiştiğini, sellere neden olacak kadar şiddetli yağışların sayısının ve şiddetinin arttığını, sıcak dalgaları, orman yangınları ve kuraklıkların bir araya gelerek yağışlarla gelen suyu toplamamızı ve depolamamızı güçleştirdiğini gözlemliyoruz.
Türkiye için su kıtlığı, kurak dönemlerde boşalan barajlarla provasını yaptığımız ama yakın gelecekte gerçeğini yaşayacağımız hayati bir kriz. Üstelik bu kriz, Covid-19 pandemisi ve şiddetlenen iklim değişikliği gibi diğer küresel sorunlarla birleşerek daha da derinleşme potansiyeline sahip.

SU KITLIĞI PEK ÇOK OLUMSUZLUĞU TETİKLER

Su kıtlığının pek çok soruna sebep olduğunu belirten İlhan, “Gıda üretiminin azalması, gıda güvencesinin riske girmesi, zorunlu göç gibi birbirini besleyen bir dizi olumsuzluğu tetikleyebilir” dedi.

“Ülkemizde son dönemde Marmara Denizi’nde yaşanan yoğun müsilaj artışı, çeşitli akarsularda ve göllerde aşırı su kaybına bağlı toplu balık ölümleri, Karadeniz gibi yoğun yağışlı bölgelerimizde bile kuraklık nedeniyle tarımsal üretimin azalması bu baskıların sonucunda ortaya çıkan sorunlardan bazıları” diyen İlhan, sözlerine şöyle devam etti:

Suyu korumak, onu en az kullanarak ondan en fazla faydayı sağlamak yani su tasarrufu yapmak anlamına geliyor. Su tasarrufu yapmak için kullandığımız suyu ise gerek doğrudan gerekse arıtarak yeniden kullanmak artık bir zorunluluk haline geliyor.
Evdeki banyoda ve mutfakta musluğu açık bırakma süremizi azaltmak, meyve sebze yıkarken kullandığımız suyu bir kapta toplayarak bulaşık yıkamak, yer silmek veya çiçek sulamak, gri suyu ayrı bir tesisatla toplayıp arıtarak gerek tuvalet rezervuarlarında gerekse bahçe sulamada kullanmak su tasarruf sağlamanın yollarından bazıları.

ÇİN’DE KITLIĞIN TEMEL NEDENİ ELEKTRİK KRİZİ

Çin: Kömür ve kâğıt

BBC’de yayımlanan habere göre, küresel kıtlığın boyutlarını değerlendiren Oxford Enerji Çalışmaları Enstitüsü’nden Dr. Michel Meidan, Çin’de tüketicileri ve işletmeleri etkileyen “büyük bir fırtına” yaşandığını söylüyor. Meidan, Çin’de kâğıttan gıdaya, tekstilden oyuncağa çok sayıda ürünün etkilendiğini belirtiyor. Asya’nın en güçlü ekonomisine sahip olan ülkenin kıtlık yaşamasının temel nedeni, elektrik krizi nedeniyle üretimi durdurmuş olması. Ülkede, geçtiğimiz aylarda 20’den fazla bölgede enerji kesintileri meydana geldi.

Çin’de elektriğin yarıdan fazlası dünya genelinde fiyat artışı yaşanan kömürden sağlanıyor. Bu fiyat artışı katı tavan fiyat uygulaması nedeniyle tüketiciye yansıtılamadığı için enerji şirketleri üretimi azaltmak zorunda kaldı. Dr. Meidan, ülkede kömür üretiminin, madenlerdeki güvenlik kontrolleri ve daha sıkı çevre kurallarından da etkilendiğini belirtti.

ABD OYUNCAK BULAMIYOR, HİNDİSTAN İSE MİKROÇİP...

ABD: Oyuncak ve tuvalet kâğıdı

ABD’de bir Beyaz Saray yetkilisinin, vatandaşların Noel’de alamayacağı çeşitli ürünler olabileceğine ilişkin uyarıda bulunması, var olan endişeleri iyiden iyiye arttırdı. Küresel nakliye ağlarındaki kriz ve ABD’de limanlarda yaşanan personel eksikliği, işlerin yavaşlamasına neden oldu. İdareciler, oyuncak, tuvalet kağıdı, şişe su, tekstil ve hayvan gıdası gibi ürünlerde sıkıntıya neden olabileceği belirtiyor. Eylül ayında bir gün, Los Angeles limanında 73 gemilik bir konteyner gemi sırası oluşmuştu. Limanlar, baskının azaltılması için şimdi 7/24 çalışma sistemine geçti.

Hindistan: Otomobil ve mikroçip

Endonezya’da çıkarılan madenlerin nakliyesinde yaşanan sorunların mikroçip üretiminde büyük aksaklıklara neden olduğunu söylemiştik. Bu kıtlıktan en fazla etkilenen ülkelerden biri Hindistan oldu. Küresel çapta önemli bir teknoloji ülkesi olan Hindistan’ın büyük otomotiv üreticisi Maruti Suzuki, mikroçip kıtlığı nedeniyle üretimi azaltmak zorunda kaldı.

Bilgisayar çiplerine yönelik artan talep özellikle 5G teknolojisinin gelişmesiyle halihazırda bir üst boyuta taşınmıştı. Ancak Koronavirüs salgınıyla birlikte evden çalışma düzenine geçilince, bilgisayar ve telefonlara olan ihtiyaç ciddi boyutlara ulaştı. Bu durum çip talebini daha da artırdı.

KURAKLIK KAHVEYİ VURDU FİYATLAR ARTACAK!

Brezilya: Kahve ve su

İklim krizi dünyanın pek çok bölgesindeki tarım arazilerini de olumsuz etkiledi. Brezilya bu yıl son zamanların en kurak dönemlerinden birini geçirdi. Yaşanan kuraklık nedeniyle kahve plantasyonlarında hedeflenen oranlara ulaşılamadı. Ülkedeki kahve üreticileri, kuraklığın yanı sıra yüksek taşıma ücretleri ve konteyner eksikliği gibi sorunlarla da karşılaştı. En büyük kahve üreticileri, Brezilya’da yaşanan sorunun dünya genelinde kahve fiyatlarını artırabileceğini belirtiyor.

SU, İLAÇ YOK… OCAKLAR YANMIYOR!

Lübnan: Su ve ilaç

Lübnan’da su, ilaç ve petrol kıtlığına ilişkin endişeler sürüyor. Son 18 aydır derin bir ekonomik ve siyasi krizle burun buruna olan Lübnan’da nüfusun dörtte üçü yoksulluk sınırında yaşıyor. Pandemi öncesi de sorunlar yaşanan Lübnan ekonomisi, sağlık krizi sonrasında daha kötü bir durumda. Ülkede yakıt kıtlığı nedeniyle, elektrik kesintilerinin yoğunlaştığı bildiriliyor. Birleşmiş Milletler (BM) Lübnan İnsani Yardım Koordinatörü Najat Rochdi yaptığı açıklamada, ağustos ayında ülkedeki yakıt krizinin milyonlarca insanın ilaç ve suya erişimini etkileyeceğini söylemişti.

Nijerya: Pişirme gazı

Nijerya, genellikle Yemek pişirmek için kullanılan sıvılaştırılmış doğalgaz kıtlığıyla karşı karşıya. Afrika’nın en büyük doğalgaz rezervlerine sahip Nijerya’da doğalgaz fiyatları nisan ve temmuz arasında yüzde 60 oranında arttı. Çok sayıda Nijeryalı, yemek pişirmek için gereken doğalgazı alamaz hale geldi. Fiyat artışındaki nedenlerden birinin küresel tedarik sorunları olduğu belirtildi.

ÜLKEYİ GÜLDÜRECEK YOK!

İrlanda: Palyaço

Dünyanın dört bir yanında tuvalet kâğıdı, su, kömür gibi pek çok alanda kıtlık baş göstermeye başladı. Ancak Kuzey İrlanda da öyle bir kıtlık söz konusu ki, ağlasak mı gülsek mi bilemedik. Kuzey İrlanda’da çalışan palyaçoların çoğu pandemi döneminin başlarında yaşanan kısıtlamalar nedeniyle işsiz kalınca, ailelerinin yaşadıkları bölgelere gitti. Kısıtlamaların esnetilmesinin ardından da hiçbiri işlerine geri dönmedi.

Normalleşme adımlarının atıldığı İrlanda’da sirkler yeniden açılmaya hazırlanırken, palyaçoların geri dönmemesi ciddi bir sorun halini aldı. Palyaçoların diğer AB ülkelerine gittiği ve oralarda çalışmaya başladığı belirtiliyor. AB vatandaşı olamayanların vize alma süreçleri ise arapsaçına dönmüş durumda. Kısacası, İrlanda diğer ülkelerden biraz farklı olarak palyaço kıtlığını çözmeye uğraşıyor.

The Economist'in "The world economy’s shortage problem" ve BBC'nin "The shortages hitting countries around the world" başlıklı haberlerinden derlenmiştir.