Beyninizi kullanın, nöronlarınıza sahip çıkın

Beyninizi kullanın, nöronlarınıza sahip çıkın

Son yirmi yılda nörobilim, beyin, zihin-beden bağlantısı hakkında çok fazla yeni bilgi birikti. Biz de sizler için beyninizi kullanmada işe yarayabilecek bazı bilgileri derledik:

1. Her gün beyninizde yeni nöronlar doğuyor.
40-50 yıl öncesine kadar bilim insanları belli bir beyin hücresi (nöron) ile dünyaya geldiğimizi ve bu sayının değişmediğini sanıyordu. Oysa şimdi biliniyor ki beynimizde her gün yeni nöronlar oluşuyor. Kullanılırlarsa beynin diğer bölgeleriyle ağlar oluşturup yaşıyorlar. Kullanılmazlarsa bir süre sonra ölüyorlar. İlgi alanlarınız olup onları araştırdıkça, yeni bilgiler öğrendikçe bu nöronlar yaşıyor. Yenileri doğuyor. Fiziksel aktiviteler de yeni nöronların doğmasını artırıyor. Aşırı stres ve depresyon ise onların düşmanı.

2. Beyin sosyal bir organdır, iyi ilişkiler önemlidir.
Beynimizin hayatta kalabilmesi ve gelişebilmesi için bağlantılara ve uyaranlara ihtiyacı vardır. Eğer beynimiz yeteri kadar uyarılmaz ve bağlantılardan yoksun kalırsa giderek küçülür ve sonunda ölür. Bu nedenle, çevrenizden alacağınız olumlu sosyal deneyimler, iyimser düşünce, teşvik, destekleyici yaklaşım performansınızı olumlu etkiler. Ola ki olumsuz sosyal deneyimlerin olduğu bir ortamdasınız, siz bu konuda çaba harcayabilir, kendinize ve çevrenizdekilere destek olabilirsiniz. Kendinize iyi davranın, unutmayın en çok birlikte olduğunuz insan sizsiniz.

3. Dinleyin, öğrenin, geri bildirim isteyin.
Öğretmenlerinizin sizi dinlemesi, size geri bildirim vermesi sizin beyninize de iyi gelir. Bu tür ilişkiyi siz de başlatabilirsiniz. Öğrenmek için dinleyin, anlamak için dinleyin. Neyi anlayıp anlamadığınızı ifade edin, yani geribildirim verin. Siz de kendiniz hakkında, gelişiminiz hakkında öğretmeninizin fikrini sorun. Olumlu olumsuz diye bunları kategorize etmeye gerek yok. Yeter ki geribildirimler davranışa dönük ve spesifik olsun. Nerede olduğunuzu bilirseniz, gitmek istediğiniz yere nasıl ve ne şekilde gideceğinizi de bilirsiniz. Bu yolla hem olumlu sosyal ilişkileri ve beyninizi de geliştirmiş olursunuz. Hem de stres ve depresyonun temel kaynaklarından olan olumsuz iç konuşmalar ve yargılamalardan da uzak durursunuz.

4. Sağ ve sol beyin el ele: farklılıkları kabul edin.
Beynimizde iki yarı küre vardır, sağ ve sol beyin diye bilinen bu serebral hemisferler birbirinden ayrılmış ve özel işlevler ve beceriler geliştirmiştir. Genel olarak, sağ beyin, görsel – mekansal işleme, güçlü duygular ve özel deneyim konusunda uzmanlaşmışken sol yarımküre dil işleme, doğrusal düşünme ve sosyal açıdan işlevselliğe öncülük eder.

Dengeli bir yaşam için ikisinin birlikte çalışması gerekir, çoğu görev her iki kürenin katkılarını içerir. Bunun dışında genetik ve çevresel koşulların da etkisiyle farklı beyinler farklı şekilde öğrenir, ilişki kurar.

Kendinizin ve başkalarının hem sosyal hem duygusal hem bilişsel öğrenme yollarını fark edin ve olduğu gibi kabul edin. Daha az gelişmiş yönlerinizi güçlendirmeye çalışın. Örneğin, fazlasıyla akılcı ve kuralcı iseniz, duygularınızı keşfetmeye çalışın, endişeli iseniz, sol beyindeki duygu düzenleyici bilişsel yeteneklerinizi geliştirin. Öyküler sinir ağı entegrasyonunda güçlü organizasyon araçları olabilir, çatışmaları, kararları ve duyguları da içeren düşüncelere dayalı iyi anlatılmış bir hikaye, beyin yarıkürelerinin işbirliği yapmasını sağlar ve de insanları da birbirine bağlar. Bu öyküleştirme teknikleri “ezber”lenmesi gerekli görülen ve sıkıcı bulunan dersleri daha iyi öğrenmenizde, anımsamanızda da işinize yarar. Günlük yaşamdaki deneyimlerinizi yazmanız, kaygı ve stresinizin azalmasına da yardımcı olabilir. Yapılan bir araştırma, deneyimlerinizle ilgili yazmanın, iyi olma halini artırabileceğini ve erken travmatik deneyimler yoluyla bozulmuş olabilecek duygusal düzenlemeye yardımcı olabileceğini göstermiştir.

Akıl (zihin)/ beyin ve beden birbiriyle iç içedir.

Fiziksel aktivite, beynin optimum seviyede çalışmasını sağlayan uyarıcı bir etkiye sahiptir. Egzersizin, hipokampusta yeni nöronların doğumunu arttırdığı ve beyne daha fazla oksijen pompaladığı, kılcal büyümeyi ve ön lob plastisitesini/ esnekliğini uyardığı kanıtlandı.

Doğru beslenme ve yeterli uyku da öğrenmemiz için gereklidir. Beyin vücudumuzun yalnızca bir kısmını oluştursa da, enerjimizin yaklaşık yüzde 20'sini tüketir, iyi beslenmeyi öğrenmenin kritik bir bileşeni yapar. Uyku bilişsel performansı artırır ve öğrenmeyi arttırır, oysa uyku yoksunluğu uyanıklığı ve dikkati sürdürme yetimizi sınırlar. Uyku yoksunluğunun esnek düşünce ve karar alma mekanizmalarına zarar verdiği gösterilmiştir.

Belki bu biyolojik gerçeklerin farkında olunsa, okul başlangıç saatleri, öğle arası ve tatil programları bunlara göre değişikliklere uğrayabilir. Okulda öğrencilere uykunun, fiziksel aktivitenin önemi öğretilebilir, iyi bir uyku ortamı oluşturmak için gevşeme teknikleri gibi önerilerde bulunulur, iyi beslenme ve düzenli egzersiz okul ortamına dahil edilebilir. Okullar şimdilik böyle olmasa da, siz, beyin, beden ve öğrenme arasındaki bağlantıyı öğrenerek, akademik performansınızı ve fiziksel sağlığınızı birlikte geliştirmeyi seçebilirsiniz.

Tüm bunlar hem bugününüzü daha keyifli ve verimli geçirmenizi sağlamanın yanında gelecekte, özellikle ileri yaşlarda beden ve akıl sağlığınızı korumada da aşı etkisi yapacaktır.

Haydi, beyninizi ve bedeninizi çalıştırın. Kendiniz için bir şeyler yapın.

 

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS