İstanbul depremi sonrası fahiş fiyat artışına sıkı takip! Hangi bölgeler talep gördü?
İstanbul’da yaşanan 6.2 büyüklüğündeki depremin ardından kiralık ve satılık konut ilanlarında dikkat çekici fiyat artışları gözlemlendi. Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan, haksız fiyat artışları yapan kişi ve kurumlara cezai işlem uygulanacağını duyurdu. Peki vatandaşlar hangi bölgelere yöneldi? Detaylar haberimizde....
Bakan Yardımcısı Gürcan, “Fırsatçılık olarak nitelendirilebilecek hiçbir tutum ve davranışa kesinlikle göz yumulmayacaktır” diyerek, özellikle deprem sonrası ilan fiyatlarındaki artışların titizlikle takip edildiğini belirtti.
Gayrimenkul Uzmanı Mustafa Hakan Özelmacıklı’ya göre, bazı bireyler deprem sonrası satılık konut ilanlarında fiyatları şişirerek fırsatçılık yapabiliyor.
Özellikle elektronik ilan sisteminin yalnızca kiralık ilanları kapsaması, satılık konut ilanlarında denetim zafiyeti oluşturuyor.
Mevcut sistemde ceza, ilan giren emlak firmalarına kesiliyor. Ancak Özelmacıklı’ya göre, fiyatları artıran genellikle emlak ofisleri değil, mal sahiplerinin kendileri. Buna rağmen 2025 itibarıyla 1012 emlak ofisine toplam 101 milyon TL ceza kesildi. Bu durum, yasal düzenleme ihtiyacını da beraberinde getiriyor.
Ticaret Bakanlığı, ilan portallarından fiyat değişimlerini düzenli olarak analiz ediyor.
Belirlenen eşiklerin üstünde artış gösteren ilanlara 2024’te ilan başına 100 bin TL ceza uygulanırken, bu tutar 2025 itibarıyla 150 bin TL’ye çıkarıldı.
Deprem sonrası İstanbul’dan ayrılan vatandaşlar, özellikle tatil beldelerine yöneldi.
Çanakkale, İzmir gibi sahil kentleri bu dönemde yoğun talep gördü. Uzmanlara göre bu göç dalgası, yaz sezonunun erken başlamasına da neden oldu.
İstanbul’un deprem risk haritasına göre kuzey bölgeler zemin güvenliği açısından daha avantajlı. Başakşehir, Arnavutköy gibi ilçeler, Kahramanmaraş depremi sonrası talep görmeye başlamıştı.
Fatih, Bakırköy gibi riskli yapıların yoğun olduğu bölgelerden çıkış devam ediyor.
Uzmanlar, bir bölgenin “güvenli” olup olmadığının sadece semt adıyla anlaşılamayacağını, esas kriterin zemin kalitesi ve binanın mühendislik hizmetlerinden faydalanıp faydalanmadığı olduğunu vurguluyor.