Emzirme haftasında mesaj net: "Bol bol emzirin"

Emzirme haftasında mesaj net: "Bol bol emzirin"

Anne sütü bebeğin bağışıklık sistemi için adeta bir mucize. Ama anneler emzirme sürecinde meme yaralarından tutun da "O çocuk aç. Sütün mü yetmiyor?" diyen komşu teyzelere kadar pek çok zorlukla karşılaşıyor. Önerilen, ilk 6 ay su bile vermeden sadece anne sütü olmak üzere 2 yaşına kadar emzirmek. Uluslararası 1-7 Ağustos Emzirme Haftası'nda ise annelere verilen mesaj çok net: "Her fırsatta bol bol emzirin."

Türkiye’de 1-7 Ekim tarihlerinde kutlansa da 170'ten fazla ülkede 1-7 Ağustos’ta kutlanan Emzirme Haftası’nda emzirmeyle ilgili en çok merak edilenleri uzmanına sorduk. Hacettepe Tıp Fakültesi mezunu Tomris Cesuroğlu’nu yüzlerce anne “emzirme kampı” deyimini Türkiye'de literatüre kazandıran emzirme gönüllüsü olarak tanıyor. Bireysel sağlık, hastalık riskleri ve hastalıkların yönetimi konusunda öncü bir model olan Gentest'i geliştirip uygulamaya koyan ekipten. Şu anda da Hollanda’da Maastricht Üniversitesi'nde bu konudaki araştırmalarını sürdürmek için bulunuyor. 3 çocuğunu emzirirken yaşadığı sorunlar ve bunları aşarken kazandığı deneyimi Eren Kaya’nın blogu Bebek Yapım Bakım Onarım’da (BYBO) diğer anneler ile paylaşıyor. Eren Kaya ise İstanbul ve New York’ta ekonomi ve sağlık idaresi ve politikaları eğitimleri alan bir blogger. Halen New York’da holistik beslenme ve doğal yollarla sağlık üzerine doktora yapıyor. Fertilite, hamilelik, doğum, emzirme, uyku eğitimi, sağlıklı yaşam gibi konularda anne dostu bakış açısı ve ezber bozan yaklaşımıyla pek çok annenin ilk başvuru kaynağı olan Bebek Yapım Bakım Onarım blogunun kurucusu.


Emziren annelerin en çok merak ettikleri sorulara Tomris Cesuroğlu’nun yanıtları:


Emzirme konusunda neden bu kadar ısrarcısın? Emzirme neden bu kadar önemli?
Hayata en doğru başlangıç emzirme ile sağlanabilir. Faydaları anlatmakla bitmez. Çocukluk çağındaki pek çok hastalık, özellikle enfeksiyon hastalıkları, orta kulak iltihabı, üst ve alt solunum yolu hastalıkları ile ishalli hastalıklar gibi pek çok enfeksiyona karşı koruyucu etkisi var. Bu, anne sütü alan çocuğun hiç hastalanmayacağı anlamına gelmez ama hastalanırsa daha hafif geçirir. Yine çocukluk çağındaki bazı çok ciddi hastalıklardan koruyucu; bazı bağırsak hastalıkları, tip1 diyabet, bazı çocukluk çağı kanserleri. Mesela tip1 diyabete karşı çocuğunu korumak için emzirme dışında annenin yapabileceği, korunma için elinden gelebilecek hiç bir şey yok. Tabi bunlar araştırmalara konu olanlar, bilmediklerimiz de olabilir, bu da mümkün. Ayrıca emzirilmiş çocuklar uzun vadede de pek çok hastalıktan korunmaya devam ediyor. Yetişkinlikte obezite, tip2 diyabet ve bazı kanser türlerinden koruyor. Son olarak emzirilen çocukların emzirme dönemi sonrasında zekâlarının daha ileri olabileceğine dair çalışmalar var. 


Bir anne adayının emzirmeyle ilgili bilmesi gereken en önemli şey nedir?
Anne adayları doğumdan önce okuyup hazırlanacak ama doğumda her şeyi unutup içgüdüsel davranacak. Yapacağı tek şey bebek ağlayınca meme vermesi, hatta ağlatmadan, bebeği gördüğü her yerde meme teklif etmesi. Peki okuduğu bilgiler ne zaman işe yarayacak? Eğer bir sorunla karşılaşırsa nedenini ve çözümünü araştırırken dönüp nereye bakacağını bilecek. Anne adaylarına önerilerimi şu yazıda toparladım, her anne adayına mutlaka göz atmasını öneririm  


Doğumdan hemen sonraki süt, kolostrum, bebekler için çok faydalı. İlk emzirme ne zaman olmalı ve anneler, doğum yaptıkları doktor ve hastaneden neyi talep etmeli?Kesinlikle ten tene temas. Bebek doğum kanalından çıkar çıkmaz araya hiçbir şey girmeden, bebek annenin karnına konulup memeye yaklaştırılır. Klasik rehberler anne ve bebek en geç yarım saat içinde buluşmalı diyor ama bu kadar beklenmemeli, bebek ile meme ne kadar kısa sürede buluşursa o kadar iyi; anında, 1 dakika ya da 3 dakika. Bu sırada bebek yıkanmamalı çünkü bebeğin kokusu anne ile bebek arasındaki bağın oluşması için önemli.


Ten tene temas ne yazık ki henüz yaygın olmadığı için bu konuda anne adayları gerekirse kesinlikle mücadele vermeli. Eskiden doktor ve hasta arasında hiyerarşi vardı, doktor üst, hasta ast idi, doktorun dediği olurdu. Ama günümüzde artık eşitler arası ilişkiye geçiş var. Yalnız şu önemli: doktorla eşit bir pozisyonda iletişime geçmek istiyorsanız ev ödevinizi iyi yapıp hazırlanmanız, gerekli bilgileri edinmiş bir şekilde doktorun karşısına çıkmanız gerekir. Aksi takdirde neden bunu istediğinizi savunamazsınız.


Dr. Hakan Çoker'in liderliğinde İstanbul Doğum Akademisi’nin başlattığı bir ten tena temas kampanyası var. Biz BYBO olarak bu kampanyaya destek veriyor, her fırsatta aileleri bu konuda bilgilendirip uygulamalarını sağlamaya çalışıyoruz. Ten Tene Temas rutin ve kesintisiz olmalı annenin talep etmesine gerek duymadan hastane personeli tarafından sunulmalıdır. 


Mama: Anne sütünün kötü bir taklidi
“Bu çocuk doymuyor, mama ver sen ona” ya da “Senin sütün yaramıyor” diyen aile büyüklerine ne cevap verilmeli? Biraz mamadan ne zarar gelir?
Biraz mamadan çok zarar gelir. Bir defa mamanın nasıl yapıldığını anlatayım; inek sütünün proteini, yağı vs besin ögeleri ayrıştırıyor. Büyük metal kazanlarda anne sütüne benzetecek oranda karıştırıyorlar, içine bitkisel sıvı yağ, vitamin ve mineral ekleyip sonra da kurutup toz haline getiriyorlar. Bu sırada onlarca fiziksel ve kimyasal işlemden geçiyor. Yani aslında piyasadaki en işlenmiş gıdalardan biri. Anne sütünün kötü bir taklidi diyebilirim. Ayrıca silikon bir biberon ucu ile, yani yapay bir araç ile bebeğe veriliyor. Anne sütü ise direkt annenin kanından üretiliyor, annenin cani, annenin teni ile bebeğe aktarılıyor. İçindeki besin bileşenleri ideal oranda, bebeğin o gün o saatte ihtiyaç duyduğu oranda üretiliyor ve bebek miligramına kadar kullanıyor sütün içeriğini. Bu arz ve talep bebeğin gelişim çizgisine göre değişmektedir. Ayrıca anne sütünde canlı kan hücreleri, bağışıklık hücreleri var. Bunu üretip mamanın içine koymaları mümkün değil. Bu hücreler, anne sütüne özgü başka bir çok maddeyle birlikte fark yaratıyor. Bağışıklık hücreleri hem o an için hem de bağışıklık sisteminin doğru gelişmesini sağlayarak ilerde hastalardan koruyor. 


Ek olarak, mamaların güvenirliğinden emin olmamız mümkün değil. Neticede fabrikasyon ve son halini alana kadar geçtiği yollar asla 100% sağlıklıdır garantisiyle tüketiciye sunulamaz. Son zamanlarda mamalarda ortaya çıkan skandal haberler maalesef ailelerin güvenini büyük oranda sarstı. Bunun böyle olması kaçınılmaz. Yapay olan bütün besin maddeleri bir miktar risk taşır ve aileler asla mecbur kalmadıkça mamayı anne sütüne yeğlememeli.Mamanın bir zararı da süt üretimini azaltması. Çünkü mama anne sütüne kıyasla daha geç sindiriliyor, bu nedenle de bebeğin beslenme araları açılıyor. Oysa ki emzirmenin temel prensibi, bol bol emen bebeğin vücuttaki süt üretimini tetiklemesidir. Yani bebek emdikçe vücut, "demek ki süt gerekiyor" deyip daha çok süt üretir. Mama verince ise emzirme yerine geçip emzirme atlanacağından "süte ihtiyaç azaldı" mesajı aldığı için süt üretimi azalır. Tıpkı ekonomide olduğu gibi vücut bir arz talep dengesi yaratır. Yani biberon ve mama verdikçe süt azalır. Bunun dışında bir de biberona alışma sorunu var; düzenli biberon kullanımı ile ne yazık ki bebekler memeden uzaklaşıyor, çünkü biberonun hızlı akışına alışıyor. Anneden emerken bebek belli bir oranda efor sarfederken, sütün ideal oranda gelmesi için bir miktar beklemesi gerekirken biberonda bu küçük zahmete gerek kalmıyor. Dolayısıyla bebek, daha kolay olanı tercih etmeye başlıyor.


Sütün yetmeme ihtimali var mı?


Bebek doğar doğmaz emzirilmeli; bebeğin ağzı ve anne meme arasına özellikle ilk 6 hafta hiç bir şey girmemeli; anne ve bebek bitişik yaşamalı; bebek gak dese meme, guk dese meme verilmeli. Böyle bir başlangıç sağlanabilirse emzirme basarisi son derece yüksek olur. Nadiren hormonal sorunlarda, mesela tiroid hastalıklarında, veya meme dokusunun az gelişmesi gibi yapısal sorunlarda sik sik ve bol bol emzirmeye karşın süt yeterince artmayabilir. Mesela meme dokusunun az gelişmesi binde bir rastlanan bir durum. "Sütüm yetmiyor" düşüncesi ile mama veren annelerin oranı ise binde birden çok daha fazladır.


Sütünün yetmediğini düşünen anne ne yapmalı? İlk kez senden duyduğumuz “emzirme kampı” bir seçenek mi?


Sütünün yetmediğini düşünen annelerin yapması gereken ilk şey ise emzirme kampıdır. Kamp dediğimiz şey annenin saate bakmadan bol bol, sık sık emzirdiği, gece gündüz sadece bebek emzirdiği, bulduğu her fırsatta dinlendiği, bebeğin ve kendisinin temel ihtiyaçları dışında hiç bir şeyle ilgilenmediği bir kaç gün. İlk haftalarda iki-üç gün genellikle yeterli gelirken ilerleyen aylarda sure uzayabilir, bir haftayı bulabilir. Lohusalık, yani ilk 6 hafta (geleneksel olarak 40 gün diye bilinir) zaten emzirme kampı gibi geçer. Emzirme kampını lohusalığa geri dönüş, vücudun bebeğin yeni doğduğu dönemin ayarlarına geri dönmesi, ihtiyaca göre süt üretimini ayarlaması diye düşünebiliriz. Emzirme kampının diğer bir anahtarı ise TTT (ten tene temas). Hakkıyla yapılmış kampa rağmen kilo alımında iyileşme yoksa diğer faktörler o zaman düşünülmeli.


Çok tartışmalı bir konu; çocuk kaç yaşına kadar emmeli?


İlk 6 ay su bile vermeden sadece anne sütü olmak üzere 2 yaşına kadar emzirmeyi doğru buluyoruz biz BYBO olarak. Sonrasında da anne ve bebek istediği kadar... Dünya Sağlık Örgütü'nün uluslararası kabul görmüş önerisi de budur. Komik gelecek belki ama bunu 2 yıllık bir sözleşme gibi düşünün, 2 yıldan sonra taraflardan biri sözleşmeyi tek taraflı feshedebilir. Ama temel öneri 2 yıla tamamlamak.


Bazı doktorlar ve annenin görüşünü etkileyebilecek kişiler emzirmenin 1 yaşından sonra faydalı olmadığını söylerler. Hatta pek çok doktorun 6. aydan sonra anne sütünün faydasının çok azaldığını söylediğine tanık olduk. Ancak bu doğru değil. Neye dayanarak böyle söylediklerini bilmiyorum. Varsa bu iddiaların arkasında bilimsel bir yayın, okumak isterim. 1 yaşından sonra anneye külfeti faydasını geçiyor diyenler de var; bunu söyleyenlere sormak gerekiyor anneye verdiği külfeti sen nereden biliyorsun diye... Bırakın her anne kendisi karar versin çocuğu için en sağlıklısı, en güzeli nedir, faydası külfetine değer mi değmez mi diye...


Emzirme konusunda en çok yapılan yanlışlar nedir?


Bir numaralı yanlış, özellikle lohusalık döneminde ve ilk aylarda memelerin süt dolmasını beklemek. Bazı anneler soruyorlar: "Bir memenin dolması kaç saat sürer, ne kadar beklemek lazım?" Zannediliyor ki meme süt yapacak sonra bebek emecek. Bu düşünce ile bebeği ağlatarak bekletiyorlar memeler dolsun diye. Son derece yanlış bir uygulama. Çünkü tam tersi; ne kadar sık emzirirsen, süt üretimi o kadar artar. Meme dolsun diye bekledikçe süt artmaz, aksine azalır. Mantık şu; bebek daha çok, daha sık emdikçe süt üretimi artar, bebek daha az emdikçe süt yapımı azalır.


İkincisi meme başı yaralarının sürülen şeylerle geçeceğini zannetmek; bir şeyin yağı, bir şeyin özü, ilaç merhem gibi. Ama istediğiniz yağı, özü sürün, bebeğin memeyi kavraması düzelmezse yaralar geçmez. Yanlış ayakkabı giydiği için ayağı vuran birinin ayakkabıyı giymeye devam ederken yara için merhemlerden medet ummasına benziyor bu durum. Meme başı yaralarının yüzde 90’ından fazlası bebeğin memeyi doğru kavramamasyla, o da annenin bebeği tutma pozisyonundaki sorunlarla ilgilidir. Meme başı yaralarında doğal olan annenin arkaya yaslanarak yani kaykılarak emzirmesi. Bu yöntemde arkaya, sağa sola bol yastık konularak destek alınacak ve anne ile bebek karın karına gelecek şekilde bebek göğüse yatırılacak. Memeyi bebek kendisi arayıp alacak. Böylece doğru kavramayı sağlamak için bebeğin yenidoğan içgüdülerini harekete geçiriyoruz.


Üçüncü bir hata yiyip içerek sütün artacağını zannetmek. İstediğinizi yiyin için, sık sık bol bol emzirmezseniz sütünüz artmaz. Yani burda yine emzirme kampına dönüyoruz.


Bir de ilk 6 hafta gün anne bebek arasına mesafe girmemeli; emzik, biberon ya da fiziksel mesafe...


Tüm yolları denese bile emziremeyen anneler var. Onlara ne söylemek istersin?
Bunca zamanlık deneyimimde emzirememiş annelerde iki tür tepki gözlemledim. Bir grup kendini kötü hissettiği için emzirme ile ilgili sohbetlerden uzak duruyor ya da savunmaya geçiyor; "anne sütü o kadar da şart değil", demeye getiriyor. Ne yazık ki bu şekilde başka annelere yanlış mesajlar veriyorlar, aynı hataları başkalarının tekrarlamasına sebep olabiliyorlar. Diğer grup anne ise “Çeşitli sebeplerden emziremedim ama başka anneler emzirebilir, benim hatalarımdan ders çıkarabilir” diye düşünerek pişmanlık yerine yardımcı olmayı deniyor. Etrafındaki annelere neyi doğru yapabileceklerini anlatıyor, samimiyetle "ben yapamadım ama sen yap" diyorlar, emzirme kampından, BYBO'daki emzirme notlarından bahsediyorlar. Ben de aslında ikinci grup anneler arasındayım. İkizlerimi doğurduğumda emzirme konusunda o kadar çok sorunla karşılaştım, o kadar çok hata yaptım ki… Emzirme notlarının çıkış noktası da zaten bu; benim hatalarımdan, okuduklarımdan ve doğru yaptıklarımdan öğrendiklerimi anne-babalar ile paylaşmak.


Yurdum insanından gülme garantili kareler

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS