Balmorhea üçüncü kez Salon’da

  1. Kültür Sanat
Balmorhea üçüncü kez Salon’da
Balmorhea üçüncü kez Salon’da

“Müziğimiz sadece bir dışa vurum. Müziği profesyonel olarak çalabildiğimiz ve tam zamanlı yapabildiğimiz için çok mutluyuz” diyen Teksaslı Balmorhea, üçüncü kez, Salon İKSV’de dinleyenleriyle buluşuyor. 6 Nisan’daki konser öncesi gruba ulaştık…

Pek çok insan “The Winter” şarkısı ile biliyor veya hatırlıyor olsa da benim gibi dimağında sadece “Remembrance” melodisi kalanlar da vardır. 2009’da “All Is Wild, All Is Silent” albümünün şahaneliklerinden biri kendisi. Dinleyenlerini müziğin farklı kadrajlarıyla tanıştıran ve hiç şarkı sözünün yer almadığı melodilerinde ön plandaki enstrümanlara doğanın seslerini de ekleyen grup; 6 Nisan’da, İstanbul, Salon İKSV’de… Kimden mi bahsediyoruz: 2006’da Rob Lowe ve Michael Muller tarafından kurulan, caz, indie folk ve klasik müzikten ilham alan post-rock şarkılarıyla dinleyenlerini mest eden Teksaslı Balmorhea’dan...

Daha öncesinde dünya ve Avrupa turneleri kapsamında, İstanbul Salon’da iki defa sahne alan grup, bugüne kadar Fleet Foxes, Mono, Tortoise, Bear in Heaven, Sharon Van Etten, Damien Jurado ve Here We Go Magic gibi isimlerle aynı sahneyi paylaştı. Yeni albüm “Clear Language”dan şarkılarıyla karşımızda olacak Balmorhea’nın konser öncesi sahneye The National, Nils Frahm ve Dustin O'Halloran gibi isimlerle çalışan Alman müzisyen ve prodüktör Martyn Heyne çıkacak.

“Umarım dünyaya ve ufka bakmayı daha sık hatırlarız”

* İcra ettiğiniz şarkılar için; “Müziğin en saf, en berrak ve en minimal hali” diyorlar. Siz ne düşünüyorsunuz? Böylesi tariflerin sizdeki karşılığı nedir?

Herhangi bir sanat oluşumunun harika olan kısmı; tamamen seyircilerin gözünde veya kulağında olmasıdır. Bu yüzden, her insan kendine özgü yorumlamada özgürdür. Tabii ki, hareket eden veya müziğin derin bir şekilde tadını çıkaran ve bunu bizimle paylaşan dinleyici özeldir. Bunlar bizim ilham almamızı ve yaratıcı çalışmalarımızda ileriye doğru gidebilmemizi sağlıyor.

* Pek çok müzik dinleyiciniz gibi ben de rahatlıkla, konserlerinizde ayinsel bir tören içinde olduğumu söyleyebilirim; her bir nota, sanki insan kalbinin nabız atışları… Peki, sahneden bakınca, bizler yani dinleyiciler nasıl görünüyor?

Müzik odaklı alanlarda, mekanlarda çalmayı tercih ediyoruz. Tiyatrolar, kiliseler ve sessiz odalar gibi mekanlar bizim için yani çalanlar olarak en iyi ortamlar. Ayrıca dinleyicilerin dikkatinin mümkün olduğunca az dağılacak şekilde, müziğin tadını çıkarabilmelerini isterim. Sahneden kalabalığın içine bakmak; insanları açıkça müzikle bağlanmış görmek ve hatta bazen dans ederken izlemek nefis.

* “Remembrance” şarkınızda; "Hepimiz aslında yalnızız, fakat bunun farkına sadece ufuğa bakarken en iyi şekilde varabiliyoruz" diyorsunuz. Bu çağda kalabalıklar içinde çok yalnız olmamızın sebebi nedir sizce?

Belki de sosyal medyanın gelişimi sonucunda yoğun kullanımıyla bakışımız dış dünyadan uzaklaşıyordur. Gezegendeki pek çok insan artık sadece telefonlarında veya bilgisayarlarında yaşıyorlar, ‘orada var oluyorlar’. Ama bu şekilde yaşamaya niyetli olmamalıyız. Ben değilim. Umarım dünyaya, ufuklara ve etrafımızdaki insanlara bakmayı daha sık hatırlarız. Böylelikle hayatı daha derin ve daha güzel deneyimleyebileceğimizi düşünüyorum.

“Şarkının ruh haline uyuyorsa çoğu fikre açığız”

* Günümüzde iletişim ve ilişkiler gittikçe zorlaşırken; siz altı kişisiniz ve birlikte üretiyorsunuz. Sizin için grup olmak ne demek, zorlukları ve kolaylıkları nedir? Grupta iletişim şekliniz nedir?

Alt kişi çalarken, renk paletimizdeki hangi renklerin, herhangi bir şarkı için daha uyumlu olacağını keşfetmek her nasılsa daha kolay oluyor. Neyse ki çoğumuz birden fazla enstrüman çalabiliyoruz. Bu durum, biz şarkıdan şarkıya geçiş yaparken grup olarak değişimimizi ve gelişimimizi sağlıyor. Yani müziğimize katkı sağlıyor, bu sayede de daha karmaşık kompozisyonlar yaratabiliyoruz. Konser boyunca aynı enstrümanları çalmamamız da şarkıları ve performansımızı daha keyifli bir hale getiriyor. Grubun ana vizyonu; iyi müzik yapmak ve bu müziği dinleyicilerin daha derinden deneyimleyebilmeleri için çalmak ve -umuyoruz ki- daha iyiye doğru hareket ettirebilmek. Balmorhea’daki her bir kişi bunu bilir, bu yüzden hepimiz bireysel olarak tüm gücümüz ve yeteneklerimizle bu amaç doğrultusunda katkıda bulunmak için gayret ediyoruz.

* Müziğinizin içinde "cesaret", "delilik" ve "deneysellik" ne kadar var desem?

Geçmişte enstrüman olarak (daktilo, oyuncak piyanolar, böcek ve banyo su seslerinin kayıtları) gibi bazı tuhaf mekanizmalar kullandık. Yazıyor olduğumuz şarkının ruh haline uyuyorsa çoğu fikre açığız. Yine de alışık olunmayan bir şey eklemenin içinde; ustaca yapılmış bir sanat var. Ki bunun dozunu da kaçırmak çok kolay; sonucunda şarkı da mahvolabilir.

* Kendinizden ve müziğinizden bahsetseniz; sizi en iyi ne anlatır?

Texas kökenli enstrümantal müzik yapıyoruz. Umuyoruz ki dinleyicilerimiz yaratmaya çalıştığımız müziği, nasıl yorumlayacağını ölçüp, karar verebiliyordur. Ve pozitif bir şekilde müziğimizle iletişim kurabiliyordur.

* Müziğinizi sözsüz, sadece notalarla yaratmanın artı ve eksisi nedir?

Artısı; dinleyicinin fikirlerine veya ruh haline yüzde yüz açık olması. Bu anlamıyla tamamen uysal olabilir. Eksi durum ise; basit bir şekilde rastgele, günlük bir durumla kolayca gözden çıkarılabilir veya üzerinden geçilebilir.

“Her yeni projede kendimizi tekrar etmemek”

*Yeni albümünüz “Clear Language”dan bahsetmek gerekirse; diğer albümlerden farkı nedir?

Gerçek ilhamları yakalamak gerçekten zordur. Sanırım bizim için şarkılarımız çevremizin, duygularımızın ve anlık yaşamımızın (bu diğer müzikleri, sanatı, filmleri, edebiyatı, ilişkileri, siyaseti, vb. içeriyor) bir karışımı. Elbette çoğu insan, bir grubu veya şarkıyı farklı bir şekilde kategorize etmek ister veya bazen ihtiyaç duyar. Bu sadece müziktir.

*Diskografinize baktığımızda; altı yıl gibi kısa bir sürede, beş albüm ve bir EP çıkardınız. Bir de konser albümleriniz bulunuyor. Her albümün dinleyicideki yansımasını da düşünürsek çok üretken ve çalışkan bir grupsunuz. Bu üretimi ve yaratıcılığı veren nedir?

Müziğimiz sadece bir dışavurum. Müziği profesyonel olarak çalabildiğimiz ve tam zamanlı yapabildiğimiz için çok mutluyuz. Bu yüzden, dalgayı yüksek tutmak ve daha ileriye taşımak için mümkün olduğu kadar sıkı çalışmamız doğaldır. Bu aynı zamanda olması gereken de… Oluşum sürecimizden bu yana dikkat ettiğimizse; ortak bir konuya tutunurken, her yeni projede kendimizi tekrar etmemek! Değişim bizim için her zaman önemli oldu. Her kayıtta yeni ve farklı bir şeyler yapmaya kalkıştık, tabii ki o özü koruyarak.

*Bugüne kadar yarattığınız melodilerden hangisi hayatınızı en çok etkiledi?

O an üzerinde çalıştığımız en yeni şarkı ya da albüm tekrarlardan ve işin yazma, kayıt, mix’leme ve canlı performansının hassas ayarından dolayı kafamıza yerleşiyor. Tam şu anda bir Fransız filmi için orijinal bir notalama üzerinde çalışıyoruz ve bitirdiğimiz birkaç şarkı beynimde sıkışmış durumda!

* Jimi Hendrix’in şöyle bir cümlesi var: “Müzik yalan söylemez anlıyor musun? Yanlış yorumlanabileceğini kabul ederim, fakat yalan söylemez” Bu yüzyıla baktığımızda, yaşanan bunca absürtlükler içinde yapılan enstrümantal müzikleri çok kıymetli ve manidar buluyorum; insanın kendini keşfe çıkması gibi…

Müzik yalan söylemez. Bu iyi. Ama ekleyebilirim; belki de her dinleyiciye biraz farklı bir hikaye anlatır. Bu onun güzelliği. Neredeyseniz sizi bulur ve size en çok ihtiyaç duyduğunuz anda ulaşır; bazen ihtiyacınız olduğunu veya bir şeyleri kaçırdığınızı bilmediğinizde. Müzik saf büyüdür. Farklı bir şey söyleyen herkes yalancıdır. Biletler için: www.saloniksv.com

{$ nextTitle $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS