Eyüboğlu çiftinin ilk kez görülecek eserleri bu sergide

Eyüboğlu çiftinin ilk kez görülecek eserleri bu sergide

Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Eren Eyüboğlu’nun, aralarında ilk kez gün yüzüne çıkacak eserlerinin de yer aldığı “Yalnızlığın Mis Kokmalı” adlı sergi kapsamında, 35. yılını kutlayan Galeri Selvin’in kurucusu Selvin Gafuroğlu’na merak ettiklerimizi sorduk…

“Sorun artık insanların kendilerini ifade etmelerini sağlamak değil, sonunda söyleyecek bir şeyler bulabilecekleri küçük inziva ve sükûnet alanları yaratmaktır. Baskıcı güçler insanların kendilerini ifade etmelerine engel olmuyor, tam tersine onları kendilerini ifade etmeye zorluyor. Söylenecek hiçbir şeyin olmaması, hiçbir şey söylememe hakkı ne büyük nimet; çünkü ancak o zaman nadir olanı ve daha da nadir olanı, söylenmeye değer olan şeyi yakalama şansı doğar” diyor, 21. yüzyılın ikinci yarısında yaşamış, Fransız yazar ve filozof (1925 -1995) Gilles Deleuze…


 



“Yalnızlığın kadarsın / Yalnızlığın mis kokmalı / Yalnızlık dediğin büyük bir zindan / Dünyanın en kalabalık zindanı / Dinden imandan çıkarır / Ama öyle bir adam eder ki insanı…” diyen ressam, yazar ve şair (1911 - 1975) Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun ‘yalnızlığı’, Deleuze’ün ‘inziva’sına denk düşer mi? Bu şimdilik bir dilemma belki ama aynı dönemde yaşamış iki üstadı, bu yazıya özne yapıp, hayata reverans durduransa Galeri Selvin ve Harmonyhip iş birliğinde gerçekleşen “Yalnızlığın Mis Kokmalı” adlı serginin bende yarattığı hissiyat…


Abdi İpekçi No:45 Nişantaşı’nda, 15 Şubat’a kadar gezilebilecek olan sergide, Eren ve Bedri Rahmi Eyüboğlu çiftinin ilk çalışma yıllarından başlayarak son eserlerine kadar yarattıkları, 100’e yakın eseri yer almakta. Giresun’da doğan Bedri Rahmi ile Romanya’da dünyaya gelen (1907-1988) Ernestine Leibovici’nin, 1930’larda Paris’te kesişen yolları, büyük bir aşkın doğmasına sebep olmuştu. Öyle ki Ernestine ismini, Eren olarak değiştirecek kadar çok sevmişti Bedri Rahmi’yi... 



Bedri Rahmi’nin “Ben sonradan olmayım, Eren, anadan doğma ressamdır” dediği Eren Eyüboğlu, bu aşk hikayesinde sabırlı ve belki de ‘en çok’ seven taraftı. Bir yanıyla beni hep hüzünlendiren bu hikayenin ‘sabır’ kısmına bilahare bakarsınız zaten, biz gelelim, “Sanat hakkında bildiğim tek şey var, çalışmak” diyen Eren Eyüboğlu ve “Ya bizler? Eşrefi mahlukat! Boğazımıza kadar kendi murdar karanlığımıza gömülmüşüz” diyen Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun eserlerinin buluştuğu “Yalnızlığın Mis Kokmalı” adlı serginin küratörü ve Galeri Selvin’in kurucusu Selvin Gafuroğlu ile yaptığımız röportaja…


“Gün yüzüne çıkmamış eserler”


· Sergiye, Bedri Rahmi’nin “Yalnızlığın Mis Kokmalı” adlı şiirini vermenizin özel bir nedeni var mı?


Sanatçılar, özellikle ressamlar eserlerini yaratırken bu işin doğası gereği hep yalnız çalışırlar, üretirler. Tabii ki son yüzyılda, bazı sanatçılar ‘yalnız’ üretmiyorlar, bir ekiple yahut teknolojinin yardımıyla üretimlerini icra ediyorlar ama daha eski sanatçılar, hep yalnız başlarına ürettiler. Bu iki önemli sanatçı da, aynı atölyeyi paylaşmalarına rağmen, yalnız çalışmayı tercih ederek, biri alt katta, diğeri üst katta üretimlerini sürdürmüşler. Tam da buradan hareketle biz de bu sergiyi hazırlarken, Bedri Rahmi’nin “Yalnızlığın Mis Kokmalı” adlı şiirini düşündük. İkisi de hem yalnızken mis kokuyorlardı hem de birlikteyken ve böylece geride, bizlere mis kokulu eserler bıraktılar.


· Bedri Rahmi ve Eren Eyüboğlu serüveninizden bahseder misiniz? Heyecanlandığınızı belirtiyorsunuz, bu heyecanın karşılığını biraz anlatır mısınız?


Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Eren Eyüboğlu rahmetli anneannemin ve dedemin dostlarıydılar. Bu nedenle çocukluk ve gençlik anılarımda, onların yerleri hep ayrı ve güzeldi. İlk sergilerini 1992’de Ankara’da, ikinci sergilerini 2002’de İstanbul’da ve şimdi de 2020’de yine İstanbul’da açıyoruz. Eyüboğlu çiftiyle ilgili bu üçüncü açtığımız sergiyi, sevgili proje ortaklarım Ekin Çirmene ve Mine Namlıcı ile birlikte düşleyip, gerçekleştirdik. Şimdiki heyecanımız diğerlerinden çok farklı, çünkü diğer sergilere nazaran bu sergimiz oldukça kapsamlı. Her iki sanatçımızın da şu ana kadar gün yüzüne çıkmamış eserleri yer alıyor sergi alanında.


“Çağların önünde eserler üretmişler”


· Sanatseverler bu sergide neler görecek? Sergide sizi etkileyen eser hangisiydi ve hikayesi nedir?


 Eyüboğlu çiftinin aile koleksiyonuna ait özel 30'a yakın sayıda büyük ebat eserleri ilk kez sanatseverlerle buluşacak. 100’e yakın resimden 40 tanesinin ilk defa gün yüzüne çıktığı sergide, Eren ve Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun ilk çalışma yıllarından başlayarak son eserlerine kadar birçok farklı eseri görebileceksiniz. Serginin giriş katı Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun, alt katı ise Eren Eyüboğlu’nun tablolarına ayrıldı. Türk resim sanatını yükseltmek için ömür boyu özel uğraş veren her iki sanatçı da samimi resimler yapmışlar. Bedri Bey, daha deneysel bir sanatçı, araştırmacı kişiliğiyle pek çok metodu deneyerek resim yapmış. Eren Hanım ise daha çok güncel yaşama ağırlık vermiş ve portreler üzerine çalışmış. Ve ikisi de çağların önünde eserler üretmişler. Sergide beni etkileyen birçok eser var ama sanırım en başta Eren Eyüboğlu'nun otoportreleri açık ara öndeler diyebilirim.


· “Sanat mı yapmak istiyorsun? En büyük perhiz yalnızlık!” diyen Bedri Rahmi’nin cümlesinin yamacına, bugün baktığınızda sanatı icra ve takip edenleri nasıl görüyorsunuz? Mesela, bugünün perhizi nedir?


Her sanatçının kendine has, farklı çalışma biçimleri var. Hele ki günümüzde var olan teknoloji sayesinde, sanatı takip ve icra edenlerinin perhizleri biraz değişik diyebilirim.


· Sanatın yaratıcılarına evsahipliği yapan ve bunun da ötesinde bir kadın olarak Eren Eyüboğlu’nun resimlerinin ve ressam kimliğinin, Bedri Rahmi’nin adından sonra anılması ve de ‘yasak aşkı’ heykeltraş Mari Gerekmezyan’a yazdığı şiirlerin gölgesinde kalması hakkında ne düşünüyorsunuz?


Eren Eyüboğlu'nun resme olan aşkı ve gerçek bir ressam oluşu, hiçbir zaman hiçbir şeyin gölgesinde bırakmamıştır diye düşünüyorum. Çünkü o son derece dengeli, ayakları üzerinde duran, sıkıntıları yüreğinde en acı şekilde hissetse bile, resmiyle dik durmasını bilen, ender bir kişilikti.


·MoMA Direktörü Glenn D. Lowry, Milliyet Sanat röportajında şöyle diyor: “MoMA’da sabit sergileri altı ayda bir değiştirme kararı aldık. Kanonu eleştirmeye çalışırken istemeden de olsa kanon yaratmak istemiyoruz.” Gelinen bu dünya evresinde, Galeri Selvin’i konumlandırdığınız yer neresi?


Her sanat kurucusunun kendine has politikası, kuralları ve çalışma biçimleri vardır. MoMa önemli ve bir o kadar da köklü, 90 yıllık bir müze. Galeri Selvin olarak 35 yıldır, olanaklarımız ölçüsünde, sanata hizmetimizi sürdürmeye devam ediyoruz. Bunun yanında yayınlar çıkartıyor, yurtdışı fuarlarına katılıyor, genç sanatçıları tanıtmayı çabalıyoruz. Bundan sonrasında da sanatı, sanatçıyı ve üretenleri tüm çabamızla desteklemeye devam edeceğiz.



“Sanata, sanat kurumları yön vermeli”


 ·1985’ten bugüne baktığınızda, resim, heykel, özgün baskı ve seramikte ne gibi bir değişim, dönüşüm gerçekleşti; dün ve bugün arasındaki farklar neler? Galeri Selvin’in değişiminde neler var?


 Galerimi açtığım ilk yıllarda ambalaj, nakliye, fuarlara katılım ve sergileri tanıtmak çok kısıtlı ve zorlayıcıydı. Birkaç yayın ile sergilerimizi paylaşabiliyor ve birçok yere, kişiye de böyle ulaşabiliyorduk. Eskiden galerilerin basında yer alması o kadar güçtü ki; kimi zaman, küçük bir ilanla, kimi zaman da minik bir haberle sanatçılarımızı tanıtmaya çalışıyorduk. Geçirdiğimiz bunca yılda, hem olumlu hem de olumsuz yönde birçok değişim yaşadık ve yaşama da devam ediyoruz. Olumlu gelişmelerden biri ve bence en önemlisi sanatçılarımızı yurtdışında fuarlarda, sergilerde temsil edebilmemiz. Kendi adıma diyebilirim ki; farkındalık yaratmak ve sanata olan ilgiyi arttırmak için epey bir zaman zorlu yıllar yaşadım. Kısıtlı bütçeli ama sadık ve dost koleksiyonerler oluşturdum. Galerimde, sanatçılarımla birlikte küçük söyleşiler, toplantılar düzenleyerek ilginin yoğunlaşmasını sağlamaya çalıştım. O zaman ki izleyici ve alıcı grubu, sanki daha naif, daha samimi ve daha entelektüeldi. En önemlisi yapılan işlere saygılı ve görgülüydüler. Ayrıca piyasalara yön vermeye çalışan alıcılar da yoktu. Bence, piyasaya sadece sanatçılar ve sanat kurumları yön vermeli. İşte bunlarda olumsuz yönde yaşadığımız değişimler diyebilirim.


·Mesela, İtalyan sanatçı Maurizio Cattelan’ın son provokatif eserlerinden biri olan, duvara bantlanmış muz çalışması “Komedyen” 120 bin dolardan satışa sunulmuştu. Akibeti, performans insanı David Datuna tarafından duvardan sökülüp, yenmek olmuştu. Sizin düşünceniz nedir?


Bu tür sansasyonel hareketlere gülüp geçiyorum. Sanırım burada en iyisi muzun yerinden sökülerek yenmiş olması...


· Galeri Selvin’in 2020 programında neler var? Ve bir 35 yıl dahasında hayaliniz nedir?


Galeri Selvin olarak proje ortaklarımız Harmonyhip ile bu yıl da yurtiçi ve yurtdışı fuarlarına, bütçemiz el verdiği ölçüde katılmaya devam edeceğiz. Bu fuarlar arasında, Art Basel Scoop, Art New York, Art Miami, Aqua Art Miami, Art Stuttgart yer alıyor...  Türkiye’den sanatçıları yurtdışında temsil etmek, beni hem heyecanlandırıyor hem de müthiş gururlandırıyor. Çünkü, 35 yıl önce bu yola çıktığımda, en büyük hayallerimden biri, sanatçılarımızın uluslararası arenalarda başarılarını görmekti. Yabancı sanatçıların eserlerini de, hem sergilerimde hem de fuarlarımızda sanatseverlerle buluşturmaya devam edeceğim… Şubat ayında, İstanbul'da ilki gerçekleşecek olan “Sanat ve Antika Fuarı”nda olacağız, Mart ayında da Art Ankara Sanat Fuarı’nda. Aynı zamanda, proje ortaklarımla birlikte yeni, genç, özgün ve yetenekli sanatçıları keşfetmeye, desteklemeye, yüreklendirmeye ve eserlerini sanatseverlerle buluşturmaya devam edeceğiz.  


http://www.galeriselvin.com/

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
 
LG
MD
SM
XS