Emirhan Dağkan'dan polisiye novella: 'Bozlak'

Emirhan Dağkan'dan polisiye novella: 'Bozlak'

İlk romanı Ruhaltı Çocukları ile beğeni toplayan Emirhan Dağkan G., "Bozlak" adlı novellasında ise polisiyenin kıyılarında geziyor ve muammalı bir ölüm ile çiçeği burnunda bir öğretmenin hikayesini anlatıyor.

İletişim Yayınları Emirhan Dağkan G.'nin "Bozlak" adlı novellasının yanı sıra, Jane Austen'in Işıl Önder tarafından Türkçeye çevrilen klasik yapıtı "Gurur ve Önyargı" ile Vladimir Nabokov'un Sabri Gürses tarafından çevrilen "İhtişam" adlı eserini de 13 Temmuz'da okurla buluşturuyor. Aynı tarihte raflardaki yerini alacak bir diğer kitap da Memleket Kitapları dizisinden Tuncay Bilecen tarafından derlenen "Gri Yeşil: İzmit".

Bozlak

İletişim Yayınları, daha önce ilk romanı Ruhaltı Çocukları'nı okurla buluşturduğu Emirhan Dağkan G.'nin şimdi de Bozlak adlı novellasını yayımlıyor. Emirhan Dağkan G., köyü, köylüleri, onlar arasında yaşanan haset ve husumetleri anlatırken, okurlarını muammalı bir ölümün peşine düşürüyor.

Arka kapaktan

Çamurlu yollar, yabancıları sevmeyen köylüler, kaynayan bir kahvehane… Namus bekçileri, haset ve husumetler… Sırtından "zopası" eksik edilmeyen çocuklar, erkekler ve erkeklikler… Karanlık evler, ışığı pır pır eden odalar. Muammalı bir ölüm ve çiçeği burnunda bir öğretmen…

Bozlak, polisiyenin kıyılarında gezinen bir novella, bir köy hikâyesi. Konup konup havalanan kuşlar.

Emirhan Dağkan G., bir ölüyle doğrulanan parçalanmışlığın hikâyesini, cayır cayır süren bir sessizliği anlatıyor.

Kitaptan alıntı

"Zaman zaman, karanlığın içinde karşıma birden biri çıkar diye tedirgin oluyor ve sağımı solum etraflıca süzerken, kıstığım gözlerimin saklanmama yardım edeceğini düşünüyordum. Bunun üstüne bir de, mezarlık yoluna yaklaştığım her dakikada anlatılan cin hikâyelerini hatırlıyor ve garip bir şekilde, bunları unutabilmek için zorladığım zihnime hükmedemiyordum. Hem içimde biriken korkudan hem de bedenimi çepeçevre sarmalayan soğuktan kaçabilecekmişim gibi adımlarımı hızlandırmış ve değil sağa sola bakmak, kimi zaman gözlerimi dahi kapatır olmuştum."

Gurur ve Önyargı

İletişim Yayınları, daha önce Gençlik Eserleri'ni yayımladığı Jane Austen'ın bu kez başyapıtı Gurur ve Önyargı'yı yayımlıyor. Austen'ın henüz yirmi bir yaşındayken yazdığı ve yazıldığı tarihten itibaren milyonlarca edebiyatsever tarafından sevilerek okunan Gurur ve Önyargı'sı taşralı insanların yaşam biçimini, görgü kurallarını ve dedikodularını güçlü bir mizah duygusu ile yansıtırken, çarpıcı bir aşk hikâyesi anlatıyor. Aynı zamanda, bu unutulmaz metin, önsöz-sonsöz, yazar-dönem kronolojisi ve kitaba dair görsellerle de zenginleşiyor.

Jane Austen'ın yirmi bir yaşındayken yazdığı Gurur ve Önyargı, nesillerdir özgün kalan, aşka ve değişen izlenimlere dair keyifli bir hikâye.

Elizabeth Bennet, zengin ve bekâr Fitzwilliam Darcy ile ilk tanıştığında onu kendini beğenmiş ve kibirli bulur. Darcy de genç kadının güzelliğinden ve bağımsız tavrından etkilenmemiş gibidir; üstelik en yakın arkadaşının Elizabeth'in ablası ile evlenmesine de karşıdır. Balo salonlarından nehir kenarı pikniklerine, taşra evlerinden ihtişamlı malikânelere uzanan hikâyede izlenimler ve duygular beklenmedik şekillerde değişecektir. Austen'ın "biricik çocuğum" diye andığı Gurur ve Önyargı, toprak sahibi taşralı sınıfın yaşam biçimini, görgü kurallarını ve dedikodularını eşsiz bir mizah duygusu ile ele alıyor.

"Bu genç hanım, sıradan insanların işlerini ve duygularını gördüğüm en harika biçimde tarif etme yeteneğine sahipti... Ne yazık olmuş, böyle yetenekli birinin böyle genç yaşta ölmesi!" Sir Walter Scott

Gri Yeşil: İzmit

İletişim Yayınları'nın Türkiye'nin dört bir yanını tüm yönleriyle anlatan Memleket Kitapları dizisi, bu kez İzmit'i konu edinen Gri ve Yeşil ile zenginleşiyor. Tuncay Bilecen tarafından derlenen ve her biri alanının önemli isimleri tarafından yazılan makalelerden oluşan bu derlemede İzmit'in geniş bir fotoğrafı çekiliyor. Sanayi şehri olmasının yarattığı durumlardan depreme, toplumsal hayatından yerel basınına, pişmaniyesinden üniversitesine uzanan geniş bir alanda canlı bir değerlendirme…

Arka kapaktan

Sanayi kenti veya "sanayi yorgunu" kent… Göç ve göçmen kenti veya gurbet kenti… İstanbul'un uzantısına dönüşmüş bir kent… Deniz kıyısında ama denize sanki sırtını dönmüş… Hem köklü, tarihî bir kent hem de sanki "yeni yerleşim" havasında… Bir türlü bakarsanız yeşil, bir türlü bakarsanız gri…

Roma'ya uzanan tarihiyle, kültür-sanat (özellikle tiyatro) sahnesiyle, toplumsal hayatıyla, yerel basınıyla, tabii pişmaniyesiyle, üniversite ortamıyla, SEKA'nın unutulmayan mirasıyla, emek hareketiyle, depremin acı hatırasıyla, kent kimliği etrafındaki arayış ve tartışmalarla, bir de Değirmendere'siyle… Bir İzmit şehrengizi. Yeşil-siyahın, Kocaelispor'un başarı, çöküş ve diriliş hikâyesi de eksik değil - kulüp başkanı Bahri Yavuz'la kapsamlı bir söyleşiyle beraber. Yayına hazırlayan Tuncay Bilecen'in ve İsmet Çiğit, Efnan Dervişoğlu, Esin Hamdi Dinçer, Nilay Etiler, Ayşegül Kanbak, Burcu Kümbül Güler, Işıl Kasapoğlu, Mustafa Küpçü, Tülün Liman, Kuvvet Lordoğlu, Hagop Minasyan, Ruhan Odabaş, Atilla Oral, Pınar Özkan, Arzu Özsoy Özmen, Murat Özveri, Doğa Başar Sarıipek, Feyza Turgay, F. Yavuz Ulugün, Kadir Yüksel'in yazıları, Muhammet Şengöz'ün çizgileriyle.

Kitaptan alıntı

"Uzun yolculuklarda içinden geçilen, tepelere kurulmuş, upuzun, ipince, garip bir kenttir İzmit. Yolların, yolculukların kentidir. Bütün yolların Roma'ya çıktığı vakitler, Roma İmparatorluğu'nun doğudaki başkenti ve en önemli kentlerinden biri değil miydi zaten? İzmit bir geçiş coğrafyasının üzerinde kuruludur. (…) İzmit gurbetin şehridir... İzmit'te İzmitliler bile gurbette gibi yaşar... Yolların üzerinde bir kapıdır İzmit... İstanbul'a açılan kapıdır, İstanbul'dan Anadolu'ya açılan kapıdır... En çok da geçim kapısıdır..." Tuncay Bilecen



İhtişam

İletişim Yayınları, eserleriyle dünya edebiyatını derinden etkileyen Nabokov'un İhtişam romanını yayımlıyor. Sabri Gürses'in çevirisiyle Türkçede ilk kez yayımlanan İhtişam'da Nabokov, "benim genç erkeklerimin en iyisi, en dürüstü ve en dokunaklısı" olarak tanımladığı Martin ile "benim genç kadınlarımın en tuhaf çekiciliğe sahip olanı" dediği Sonya'nın hikâyesini anlatıyor. Hem Nabokov severlerin, hem de Nabokov'u ilk kez okuyacakların beğenecekleri bir başyapıt.

"Yıldızlı evrenin trapezlerinde uçaninsan düşüncesi, altında uzanan matematikle birlikte, ağla çalışan ama birdenbire ağın aslında orada olmadığını fark eden bir akrobata benzer - Martin bu baş dönmesine kadar giden, yeni bir hesapla korkusunu aşanları kıskanıyordu."
"İhtişam, döneminin genç Avrupalı yazınının en iyi örneklerinde mevcut olan sivri dilli ama bir o kadar da kayıtsız mesafeliliğe sahip." V.S. Pritchett

"Kadehimizi Nabokov'a kaldıralım! İhtişam isminin hakkını veriyor. Dili müzik gibi ahenkli, en güzel sahneler adeta bir şampanyanın mantarının patlaması gibi." Kirkus Reviews

{$ nextTitle $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS