Murathan Mungan'ın biriktirdiği şiirler Solak Defterler'de

Murathan Mungan'ın biriktirdiği şiirler Solak Defterler'de

Murathan Mungan'ın 1991’den beri biriktirdiği ve bazıları çeşitli dergilerde yayımlanan şiirleri Solak Defterler adıyla geçtiğimiz günlerde Metis'ten çıktı. Mungan Solak Defterler'deki şiirlerinde mevsimleri, çocuklukları, çölleri, meyveleri, aşkları, yalnızlıkları ve iki dilli acıları zamana ve belleğe kaydediyor.

Murathan Mungan'ın Solak Defterler adlı şiir kitabı geçtiğimiz günlerde Metis'ten çıktı. Mungan kitaptaki şiirlerinde doğa, aşk, dünyanın sıkıntısı, gündelikler, insanlar, anlar, hayvanlar, ağaçlar, çocukluk dönemi imgelerini kullanarak zaman ve belleğe kayıtlar düşüyor.

Solak Defterler

Solak Defterler'in sunuşunda Mungan, ”Pek çok yeni şiirimin yanı sıra, eski tarihli ama gün ışığına çıkmamış şiirlerimin de yer aldığı, kendi içinde bölümlenmiş bir toplam. Zamana yayılan defterlerin hem kendi içinde hem birbirlerine bağlandıkları yerdeki köprü ayağı... Farklı yıldızların aynı yörüngede döndükleri bir gökada" diyor.

"Unvan Sayfası", "Pikabın Kolu", "Kayıp Künyeler", "Vaatler ve Vadeler", "Aşk İkilemeleri", "Uyku Otları", "Dişbudaklar", "Yakındivan", "Divan-ı Harp Şiirleri", "Azap Kâğıdı" defterlerinden oluşan kitapta Mungan mevsimleri, çocuklukları, çölleri, meyveleri, aşkları ve yalnızlıkları anlatıyor.

Mungan'ın 1991’den beri biriktirdiği Solak Defterler’deki şiirlerin bazıları daha önce Varlık, Nokta, Sözcükler, kitap-lık, Mühür, Fotoğraf, yasakmeyve dergilerinde yayımlanmış. Ancak çoğu ilk kez okur karşısına çıkan şiirlerinde insanın belleğindeki bugünün, dünün ve yarının yükünü aktaran Mungan, elma bahçelerinden, ip atlamalardan, yaralı trenlerden, kör çiçeklerden, Oidipus’un emanetlerinden, yaş farklarından müteşekkil bir evren yaratıyor.

Solak Defterler, yalnızlıklar, yaşlanmalar, hüzünler, ruhi yaralanmalar, gençliğe özlem, yıllarla açılıyor ve Cizre’ye yakın kapanıyor. Göç artığı kuşlardan, dut karalarından, günübirlik kargolardan, çöllerden, haritalardan erken ölen şairlerin mezarlıklarına uzanan şiirler arasında Aşk İkilemleri de var.

Mungan "Divan-ı Harp Şiirleri" ve "Azap Kağıdı" defterlerinde ise iki dilli acılardan, kanlı gömlekler ve kanlı topraklardan söz ediyor ve tanığı olduğumuz şiddetin hep orada olduğunu anımsatıyor.

Hakkı Mısırlıoğlu'nun tasarımıyla alışıldığın dışında olan kitap bir akordeon gibi katlanan on defterden oluşuyor.

İstanbul Kimin Şehri?

Öte yandan İstanbul’a dair günden güne artan araştırmalara bir yenisi daha eklendi. Dilek Özhan Koçak ve Orhan Kemal Koçak'ın hazırladığı İstanbul Kimin Şehri? de Metis’ten çıktı.

Bir dönemin “Başka İstanbul Yok!” sözü, öyle görünüyor ki yerini “Bu İstanbul’da kaç İstanbul var?” şaşkınlığına bıraktı. Kent büyük bir hızla genişlerken sınıf ve zenginlik, etnisite, cinsiyet ve yaşam tarzı temelinde farklılaşan kentlilerin her birinin kendi kişisel deneyimlerinden kaynaklanan farklı İstanbul’lar beliriyor. Sırrına eremeyeceğimiz duygusu veren, hem üst üste binmiş hem içe içe geçmiş, büyük bir karmaşıklık ve çeşitlilik var karşımızda; biz onu anlamaya çalışırken de değişmeye devam ediyor. Kitap bunun bilincinde olarak “İstanbul kimin şehri?” sorusu etrafında farklı disiplinlerden yararlanan bir dizi makaleyi biraraya getiriyor.

Kapitalistleşme sürecini kendine özgü bir ritmle yaşayıp dünya ekonomisiyle bütünleşmiş bir dünya kentinden mi söz ediyoruz? Yoksa sermayenin sonsuz bir döngüyle bir yıkım ve yapım alanına çevirdiği dev bir inşaat şantiyesinden mi? Pazarlama stratejilerinin eline bırakılmış ışıltılı bir vitrinden, bir reklam panosundan mı? İstanbul’u turistlerin kartpostallardan gördüğü tarihi kentte mi, temalı yaşam sitelerinde mi, yoksa zayıfların, şehrin “gerillaları”nın fethettiği arka sokaklarında mı aramalıyız? Filipinli göçmen kadın işçiler bir pazar gününü nasıl geçirir, ya da sokak satıcıları işlerini sürdürebilmek için hangi taktikleri geliştirir? Kimbilir, belki de İstanbul gerçeğin kendisi değildir de, sanatçının her defasında yeniden kurgulayıp ürettiği, pek çok kurmaca kentin üst üste gelip oluşturduğu bir kolajdır.

İstanbul Kimin Şehri? okurunu kentin, yalnızca güçlü ve sistemli çabalarla, kurumsal etkilerle ya da pazarlama etkinlikleriyle değil, bireysel katkı ve rastlantılarla da meydana gelen ritmine kulak veren bir çerçevede, onun her gün yeniden üretilişi hakkında düşünmeye davet ediyor.

{$ nextTitle $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS