Nihan Kaya'nın son kitabı "İyi Aile Yoktur" okurla buluştu

Nihan Kaya'nın son kitabı "İyi Aile Yoktur" okurla buluştu

Roman ve öykü yazarı Nihan Kaya’nın psikoloji kategorisindeki son kitabı “İyi Aile Yoktur” İthaki Yayınları etiketiyle çıktı. Günümüzün çözülemeyen pek çok mevzusunu anne-baba-çocuk üçgeni üzerinden anlatan kitap; acıyla mücadele etmek yerine acıyı ehlileştirmemiz gerektiğinin altını çizerken, aynı zamanda acıyı yaratıcılığa dönüştürme yollarının da neler olduğunu gösteriyor.

İngiltere’de Essex Üniversitesi’nde psikanaliz yüksek lisansı yapan, Avrupa ve Amerika’da psikoloji alanında konferanslarda tebliğler sunan ve çocukluk atölyeleriyle ebeveynlerle buluşan Nihan Kaya, yıllarca süren çalışmalarını 10. kitabı “İyi Aile Yoktur”da derledi. 

Kaya, kitabında çocukların yetişkin bakış açısıyla yorumlandığını; halbuki, çocukların ve çocukluğun realitesinin, bizimkinden çok farklı olduğuna dikkat çekiyor. “İyi Aile Yoktur”, çocukluğun realitesini daha anlaşılır kılmaya çalışıyor. Mesela çocuklar banyoda küvet deliğinden kayıp gitmekten korktuğu için ağlarken, bizim çocuğun sudan, yıkanmaktan korktuğunu düşünmemizin çocuktaki ifade mekanizmasını nasıl körelttiğini anlatıyor…”   

 

Çocuğumuzla ilişkimizin neden anne-babamızla ilişkimizin devamı olduğunu ve çocukluğumuzla ilgili neleri çözersek çocuğumuzla ve kendimizle de daha sağlıklı ilişki kurabileceğimize değin, pek çok konuyu örneklemeler ve çözümlemelerle anlatan kitap; yaratıcılığı temsil eden neden çocuk arketipidir sorusunun ve erteleme sendromunun nedenlerinin de cevabı niteliğinde.

"Saygı, itaat değildir" 

“İyi aile yoktur. Ya da, paradoks şu ki iyi aile, “İyi aile yoktur” düsturuyla hareket edebilen ailedir. İnsanlar çocuk sahibi olduğunda farkında olmadan kendi çocukluğuna dair hisler yaşar. Çocukluğumuzla ilişkimiz, anne-babamızla ilişkimizin devamıdır. Çocuğumuzla doğru bağ kurma, kendi çocukluğumuzu ve içimizdeki çocuğu tamir etmekle olur. En iyi anne baba bile çocuğuna zarar verir. Anne-babanın çocuğa verdiği zararı örtbas edebilmek için anne-babalık kurumsallaştırılmış ve kutsallaştırılmıştır. Oysa iyi anne-baba olmak, anne-babanın çocuğa bir şekilde zarar vermesinin kaçınılmaz olduğu baştan kabul edilmedikçe imkânsız. Saygı, itaat değildir. “Büyüklere saygı” gibi kavramlar, çocuğa saygısızlığı meşrulaştırmak için kullanılır. Bize “saygı” adı altında öğretilen şeyin gerçek saygıyla çok az ilgisi vardır. Saygıya ihtiyacı olan, anne-babalar, öğretmenler, büyükler değil, çocuktur” diyor Nihan Kaya…

Potansiyellerimizi gerçekleşmenin, yani kendi kendimizi gerçekleştirmenin önündeki engelin, içimizdeki çocuğa koyduğumuz engelle ilgili olduğunu belirten Kaya şöyle devam ediyor; “Bu kitap, o engelleri kaldırmakla ilgili. O engellerin ne olduğunu, hiç farkında olmadan nasıl içimize yerleştirildiğini anlatıyor… Bizi hasta eden, duygusal dünyamızı tıkayan şey, acılarımız değil, o acıların ifadesinin yasaklanmasıdır. Çocukken olumsuz duygularımızı ifade imkanımız yasaklandığı için şimdi de kendimize ve başkalarına karşı ilişkilerimizde tıkanıklık yaşarız. Çocukluğumuzu daha iyi anlayamadığımız sürece bu tıkanıklıkları açmamız mümkün olmaz.” 

Yetişkinlerin sınrları nerede bitiyor, çocuklarınki nerede başlıyor?

Nihan Kaya “İyi Aile Yoktur’u kaleme almasını ise şöyle açıklıyor: “Ne yana baksam, ne yana baksam, ne yana baksam yanakları her gün semiren, temiz, ütülü kıyafetleri üzerlerine her gün ayrı bir özenle giydirilen, sıcak tutulan, buna karşılık, bir ‘kişi’ olmak üzere doğan ve bir ‘kişi’ olmayı biteviye isteyen kişilikleri her geçen gün daha da çok ezilen, baltalanan, bedenleri büyürken ruhları her geçen gün daha çok solan, üşüyen, ölen, sömürülen, işkence gören çocuklar görüyorum ve bu durumu düzeltebilmek için, diğer yazdıklarımın üzerine böyle bir kitap yazmak ve bu satırları okuyanlardan da bunları erişebildikleri herkese anlatmalarını rica etmek, burada yazdığım ve yazamadığım şeyleri gidebildiğim her yerde ulaşabildiğim herkese gücüm yettiğince anlatmak dışında bir çare bulamıyorum."

İyi Aile Yoktur, fark etmeden olağanlaştırdığımız ve bu nedenle yetişkin-çocuk ilişkisinin iyiye gitmesinin önüne tıkayan zihin tutumlarımıza ışık tutuyor. Çocuğun kişiliğine müdahale etmeden ona nasıl rehberlik edebileceğimiz, anne/baba/öğretmen olarak bizim sınırlarımızın nerede bitip çocuğun sınırlarının nerede başladığı gibi çözmesi hayli zor konularda çok sayıda yaşanmış örnek vererek bunları bize açıklıyor.

Edebiyat ve psikolojinin kesiştiği yerde

Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Edebiyatı mezunu. İngiltere’de, University of Essex, Centre for Psychoanalytic Studies’te Psikanaliz üzerine yüksek lisans yaptı. King’s College London’da Karşılaştırmalı Edebiyat bölümünde yazdığı doktora tezi, sanatsal yaratıcılığı Jung açısından inceliyordu. 2005’ten bu yana, edebiyat ve psikoloji alanlarında Avrupa ve Amerika’nın değişik yerlerinde konferans tebliğleri sundu, konuşmalar yaptı. Türkçede psikoloji içerikli romanlar, İngilizcede sanat ve edebiyat konulu psikoloji metinleri yayınladı. Çatı Katı kitabı Türkiye Yazarlar Birliği ödülü aldı. Routledge Yayınları’ndan çıkan Dreaming the Myth Onwards: Revisioning Jungian Therapy and Thought kitabının ortak yazarlarından. MEF Üniversitesi Psikoloji bölümünde ders veriyor.

Romanları: Kırgınlık, Kar ve İnci, Disparöni ya da Yaşama Korkusu, Buğu, Gizli Özne.

Öykü kitapları: Ama Sizden Değilim, Çatı Katı.

İnceleme kitapları: Yazma Cesareti, Fildişi Kuyu.

{$ nextTitle $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS