Sezonun oyun rehberi

Sezonun oyun rehberi

Sezonun oyun rehberi

Dünyanın karmaşası, pandemi, afet, ekonomik krizdi derken tiyatrolar seyircisinden epey uzak kaldı. Dolayısıyla seyirciler de tiyatrosundan. Ama Shakespeare’in Hamlet’te dediği gibi, sahne “çağının aynası ve kısaltılmış tarihi”ydi; kadim yolculuğunda elbet kendini devam ettirmenin de bir yolunu bulacaktı. Ki neticede iki kalas bir heveste aynı salonun insanları değil miydik! Şimdi ise tiyatrolara destek olma vakti! Sezonun yeni oyun güzergâhını belirledik; arkanıza yaslanıp, bu seyirliklerin yamacında payınıza düşeni alma zamanı…

Haber devam ediyor
Haberin devamı
Haber devam ediyor
Haberin devamı

 

“Bizler kendi kendimizi yapmayız. Kendimizi bellek yoluyla yeniden yapamayız. Benim bellek tiyatromun düştüğü yanılgı buydu. Biz kendi kendini kuran varlıklar değiliz. Tarihin devasa hareketi kurar bizi, bu hareketin büyük ölçüde hareketsiz sonuçlarından ibaretiz. Muhtelif gölge-olaylarız. Nedenini bilemeyeceğimiz asırlık bir hastalığın semptomlarıyız. Bellek tiyatrosu benim belleğime indirgenemez. Geçmişin örtük kolektif enerjisini içinde barındıran derinlerdeki çok eski katmanlara uzanması gerekir. Havayı hâlâ çığlıklarıyla dolduran ölülere uzanması. Bellek tiyatrosu kendini muazzam biçimde unutulmuş olana gömmelidir.” İngiliz filozof Simon Critchley (Metis Yayınları / Tuncay Birkan çevirisi) “Bellek Tiyatrosu” adlı kitabında bu peşrevden veriyor meramını.

Günümüz insanının belleği, son yıllarda yaşananlardan ve özellikle pandemiden fazlasıyla nasibini alıyor gibi. Belki de üstat Critchley’in dillendirdiği üzere; “Nedenini bilemeyeceğimiz asırlık bir hastalığın semptomlarıyız”dır, kimbilir! Fakat bugün gelinen aşamada, dünya ahvalinde “Z Raporu”nda işler arapsaçı kıvamında… Ve tabii ki bu durumdan etkilenenlerden biri de tiyatro(cular)… TÜİK verileri ortada; pandemi ve sonrası gelinen süreçte de görüyoruz ki gösteri dünyası kendi haline terk edildi; bu terk edilişin fotoğrafını ise ‘bellek tiyatrosu’ kısmında birkaç yıl sonra hep beraber yaşayıp göreceğiz! Görmeye de başladık aslında… (Es notu: Bakanlığın açıkladığı veriye göre pandemide, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’ne kayıtlı 608 özel tiyatrodan sadece 105’i aktif olarak faaliyet gösterdi; 503 tiyatro ise faaliyetini durdurdu.)

Ama beşeri ve dünyevi şartlara rağmen, umudu her daim fener ederek, inatla sezona harıl harıl hazırlanan tiyatro(cu)lar ve bu emeği es geçmeyip tiyatro koltuklarını boş bırakmayan seyirciler de var. Ve tarih gösteriyor ki var olmaya da devam edecekler! O vakit gelin, bu sezon tiyatro cephesinde belleğimize rota olacak yeni oyunlara biraz göz atıp, payımıza düşenlerle nefeslenelim!

Haber devam ediyor
Haberin devamı
Haber devam ediyor
Haberin devamı

· ORTAOYUNCULAR:

Ortaoyuncular, Ferhan Şensoy’un vefatından sonra “Şahları da Vururlar” ile sahnelere dönerken, tarihi Ses Tiyatrosu da perdelerini yeniden açıyor. Ferhan Şensoy’un yazdığı ve ilk kez 1980’de sahnelenerek ülke çapında büyük yankı uyandırmış olan bu müzikli güldürü,

1940’ların İran’ında isim benzerliği yüzünden İran İstihbarat Teşkilatı ile başı belaya giren Ömer Hayyam’ın yanlışlıkla hapse atılmasıyla başlıyor. Volkan M. Sarıöz’ün yönettiği, Fuat Güner ve Ferhan Şensoy’un orijinal müziklerini üstlendiği oyunun, dramaturjisinde Yavuz Pekman, dekor-kostüm tasarımında Başak Özdoğan, ses-ışık tasarımında Akın Yılmaz, koreografisinde ise Nebi Birgi imzası bulunuyor. Oyuncular: Celal Belgi̇l, Erkan Üçüncü, Serap Günaydın, Özkan Aksu, Elif Durdu Şensoy, Orkun Akyıldız, Sefa Tantoğlu, İlksen Ökte ve Nejat Yavaşoğulları, Gökhan Şeşen ve Burhan Şeşen.

Haber devam ediyor
Haberin devamı
Haber devam ediyor
Haberin devamı

 

· DUENDE TİYATRO:

Sezonu “kendini bilmek” temasıyla yazılan bir üçleme ile karşılıyor Duende. İpek Taşdan’ın yazdığı üçlemenin ilk oyunu; “Düşerken”, seyirciyi bir uçak yolculuğuna davet ediyor. İkinci oyun; “Yüzüne Son Kez Bakarken”, hayatımızın bir parçası haline gelen narsisizm, spiritüalizm, egoizm gibi kavramlara odaklanarak, abla - kardeş hikayesi üzerinden, duygusal manipülasyonu etik bağlamında sorguluyor. Üçlemenin sonuncusu ise; “Felaketlerden Önceki Çığ”, “kendini bilmek ne demek” sorusunu tartışmaya açıyor. Platon’un “Alkibiadis” metninden hareketle oluşan eser, seyirciyi Sokratik diyaloğa davet ediyor.

 

· ŞERMOLA PERFORMANS:

Prömiyerini Almanya, Köln’de yapan ve Ekim sonu gibi de ilk defa İstanbulluların karşısına çıkacak olan Şermola’nın yeni oyunu bir biyografik anlatım: “Ez Eyşe Şan”… Yazan ve yöneten Mirza Metin, oynayansa, son yıllarda yönettiği kadın hikayeleriyle hafızaya aldığımız Berfin Zenderlioğlu. Bir kadın dengebejin hikayesinde Zenderlioğlu, kendine özgü vokal denemelerle (o yıllarda ‘müziğin taçsız kraliçesi’ olarak adlandırılan) Eyşe Şan’ın ruhunu çağırıyor ve onun hayata karşı direnişini anlatıyor.

Haber devam ediyor
Haberin devamı
Haber devam ediyor
Haberin devamı

· MODA SAHNESİ:

Yönetmen Kemal Aydoğan ve yazar Derviş Aydın Akkoç’un ortak paydasından şekillenmiş, Cenk Dost Verdi ve Sedat Küçükay’ın performansıyla hayat bulan, şahsına münhasır bir sahneleme ve metin olan “Eşkal” ile yaz ayında -aslında- bu sezona merhabasını veren ekip, repertuvarına iki yeni oyun daha ekliyor. İlki: Şiirleri İngilizce, Norveççe, Rusça ve Galce’ye çevrilen ve yılan hikâyesine dönen -kafkaeskvari davasıyla tanınan- siyasi tutuklu Şair İlhan Sami Çomak’ın hayatını merceğe alan, Aydoğan’ın yönettiği ve Çomak’ın yazdığı, Bengi Günay’ın sahne tasarımını, İrfan Varlı’nın ışık tasarımını, Saeed Ensafi’nin de animasyon ve afiş tasarımını üstlendiği, Gülseven Medar ile Ali Tekbaş’ın oynadığı “Hayat Seni Çok Seviyorum”. İkincisi ise; çağdaş Norveç tiyatrosunun önemli isimlerinden Fredrik Brattberg’in yazdığı “Eve Dönüşler”. Yazarına Ibsen Ödülü’nü kazandıran oyunu yöneten K. Aydoğan, oyuncularıysa Nalan Kuruçim, Caner Cindoruk ve Alper Şimşek. Oyun, öldüğünü sandıkları oğulları Gustav’ın yasını tutan bir anne ve babanın hikayesine odaklanıyor ama durum şu ki; bir gün kapı çalıyor ve gelen, öldüğünü düşündükleri oğulları...

· TİYATRO GERÇEK:

Mehmet Birkiye’nin yönetmenliğindeki “III. Richard: Niçin Yaptım”da rol alan Hakan Gerçek. 26. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında ilk defa seyirciyle buluşacak olan oyun, 2012’de tüm dünyayı heyecanlandıran, İngiltere’nin Leicester şehrinde bir otoparkın altında kralın kemiklerinin bulunması haberi üzerine hikayesini kurguluyor. Yazar, dramaturg Kerem Kurdoğlu, kostüm-dekor tasarımı Şirin Dağtekin Yenen, ışık tasarımı Kerem Yılmazer, müzikler ise Serdar Yalçın...

· BeReZe TİYATRO:

Ekip, üç oyunla sezonu karşılıyor: İlki, Molière’in “Cimri”si. “16. sezonumuzda, bugüne dek en kalabalık kadrolu oyunumuzu çalışıyoruz, müzisyenler ve oyuncularla birlikte sahnede 10 kişiyiz” diyen ve Ekim sonunda prömiyer yapacak olan BeReZe yorumu “Cimri”nin yönetmeni Elif Temuçin, kostüm tasarımını İlayda Saran üstlenirken, oyuncuları ise Erkan Uyanıksoy, Firuze Engin, Murat Kural, Özge Ünal, Can Çelik, İbrahim Can Sayan, Sevcan Başaydın ve Cansu Karagöz. İkinci oyun: Eguène Ionesco’nun “Kral Ölüyor” adlı eseri. Aralık’ta seyircini selamlayacak olan oyunun oyuncuları henüz belli değil ama yönetmeni Semih Fırıncıoğlu. Üçüncü oyun: Shakespeare’den “Yanlışlıklar Komedyası”. Yönetmeni Doğu Yaşar Akal. Oyunun özelliği; Bremer Shakespeare Company ile ortak gerçekleştirilecek olması. Coriolanus'daki gibi çift dilli olacak (Almanca ve Türkçe). Provalar Ocak'ta başlıyor ve Nisan ortası gibi de Bremen'de, Theater am Leibnizplatz’da prömiyer yapacak.

· GALATAPERFOM:

Galataperform ekibi, bir İspanya’dan bir de Türkiye’den iki oyunla huzurlarımızda. İlk oyun: La Calòrica adlı tiyatronun kurucusu, oyun yazarı, senarist ve yönetmen Joan Yago’nun yazdığı, Mark Levitas’ın yönettiği ve S. Seniz Coşkun Adıgüzel’in Türkçeye çevirdiği “Fairfly”. Hikayenin oyuncuları: Atakan Akarsu, Barış Gönenen, Begüm Akkaya ve Tuğçe Altuğ. Günümüz iş dünyasındaki acımasız rekabete, startuplar ve girişimcilik kültürüne ironik bir bakış açısı getiren “Fairfly”, çok para kazanma tutkusu, başarı saplantısı ve neoliberal söylemleri sorgulayan bir kara komedi. İkinci seyirlikse: Itrı Karabulut’un yazdığı, Yeşim Özsoy’un yönettiği, Adana’da sıcak bir günde, bir cenaze evinde geçen, ‘eksilmek’ ve ‘kalmak’ tanımları üzerinden meramını anlatan “Kalanlar”. Eda Soylu’nun sahne tasarımını, Çağrı Beklen’in müziklerini, Şansım Adalı’nın kostüm, Ayşe Sedef Ayter’in ışık tasarımını üstlendiği ve 2019’da Yeni Metin Festival’de “Senenin Oyunu” ödülüne layık görülen hikayede, Suna Keskin, Kübra Balcan, Ayşe Lebriz Berkem, Elif Ongan Tekçe ve Nilay Erdönmez rol alıyor.

· KADIKÖY EMEK TİYATROSU:

Pandemide, Bellek Online Fest. ile bellek teması üzerinden ´beden hatırlar´ fikriyle ortaya çıkardıkları performanslarla tiyatroseverlere ulaşan ekip, bu yıl ‘dönüşüm’ teması üzerinden

sezonun ikinci yarısı, iki yeni oyunu daha repertuvarına ekleyecek. Şimdilik ekibin paylaştığı bilgiler bu kadar! (İç ses: Zira ekibin, öncelikli sorunu mekana gelen yüzde 50 kira zammı. Umarım pandemide ekonomik sebeplerden dolayı kapanan pek çok tiyatro gibi Emek ekibi de yalnız bırakılmaz!)

· TİYATRO DA:

“Sisteme dahil olup eşitlenmek isteyen; Sistemi yıkıp eşitler yaratmak isteyen; Sistemden kovulunca zaten eşit olmadığını fark eden; Sisteme dahil olmayıp eşitliği umursamayan; Sistemi hayallerinden dolayı göremeyip eşitlik nedir anlamayanların anlatısı...” İsveçli yazar Jonas Hassen Khemiri’nin yazdığı ve Avrupa’da çok sık sahnelenen “Neredeyse Eşittir” oyunu bu peşrevden veriyor meramını. Hikayeyi sahneleyense yeni kurulan bir ekip “Tiyatro da”. Hasret Güneş’in çevirdiği, İsmail Sağır’ın yönetmenliğini ve dekor / ışık tasarımını üstlendiği oyunda, Anıl Şafak Kaçar, Aygen Tezcan, Esra Erkuş Dutipek, İsmail Sağır, Murat Altınışık ve Selin Kitiş rol alıyor.

· KUMBARACI50:

Beyoğlu’nda, Kumbaracı Yokuşu’nda, 14. sezonuna hazırlanan ekibin repertuvarında 8 farklı oyun (ikisi yeni) var. “Cyrano de Bergerac” dışındaki tüm oyunlar, bu sezon sadece Kumbaracı50’nin kendi mekanında seyirciyle buluşuyor. İlk oyun, Volkan Çıkıntoğlu’nun yazdığı, Gülhan Kadim’in yönettiği, mahallenin ortasına düşen iklim krizini kara komedi bir yorumla ele alan “Tek Kullanımlık Hikaye”. Dünya prömiyerini 13 Ağustos’ta gerçekleştiren tek perdelik oyunda, İsmail Sağır, Murat Kapu ve Meriç Rakalar rol alıyor. Ekibin bu sezon bir dünya prömiyeri daha var: Burçak Çöllü’nün yazıp, yönettiği “Çemberin Anası”. Ekip, “Sezon içerisinde sürpriz buluşmalarımız da olacak” demeyi ihmal etmiyor!

· BİTEATRAL

Nadir Sönmez’in yazdığı, Ayşe Lebriz Berkem’in yönettiği “Libido”nun, dekor - kostüm tasarımında Kübra Ateş, ışık tasarımında Kemal Yiğitcan, koreografisinde ise Orçun Okurgan’ın imzası bulunuyor. Cemre Buğra Ün ve Fırat Bozan’ın oynadığı hikayenin konusu ise şöyle: Ekoloji krizi üzerine ait işler üreten sanatçı Hale, sanat satıcısından sanat alıcısına uzanan ‘dar’ entelektüel kesim tarafından oldukça ‘beğenilen’ ancak kendisine göre -nihayetinde ‘yararsız’ gördüğü için- ‘başarısız’ olarak nitelendirdiği işler üretmektedir. Kendi ekosisteminin doğa gibi tahrip olduğunu hissettiğinden; hayatı, enerjisi, libidosu, habitatı, şehri, evi, ilişkileri ve yaratıcılığına dair dürüstçe kendini sorgulama sürecine girer.

· MONOLOGLAR MÜZESİ:

Ekip, bahar ayında seyircine iki oyunla selam verecek. Beş farklı aşk hikayesinin anlatıldığı: Monologlar Müzesi “Aşk” ve yine beş farklı aile hikayesinin anlatıldığı: Monologlar Müzesi “Ailemiz”… Adlarından da anlaşılacağı üzere aşk ve aile teması etrafında gezinen hikayeleri bizlerle paylaşanlarsa birkaç yıl içinde isimlerini daha çok duyacağımız genç yazarlar…

· İKİNCİKAT:

Bugüne kadar pek çok kez farklı tiyatro yorumundan dikize yattığımız “Yeraltından Notlar” bu defa İkincikat’ın kadrajından karşımızda. Dostoyevski’nin, varoluşçu edebiyatın öncülü, 150 yıldır modern insanın ‘yeraltı dünyasının’ kapısını açık tutan güçlü eseri, Oğuz Arıcı’nın uyarlamasıyla ve Eyüp Emre Uçaray’ın düzenleme ve yönetiminde, tek kişilik bir oyun olarak sahnede. Henüz oyuncusunun netleşmediği metnin, ses - ışık tasarımı Onur Akçiçek ve Enver Başar’a, kostüm tasarımı Derya Samur’a, dekor tasarımı ise Sırrı Topraktepe’ye ait.

· OYUN ATÖLYESİ:

Oyun Atölyesi’nin ilk oyunu; İspanyol oyun yazarı Guillem Clua’nın Orlando, Florida’daki Pulse gece kulübü terörist saldırısından etkilenerek yazdığı, Gözde Kırgız’ın çevirdiği, Birkan Uz’un yönettiği ve Selen Öztürk ile Uğur Kanbay’ın paylaştığı “Kırlangıç”. Sahne tasarımı Makbule Mercan, müzikleri Selen Öztürk, ışık tasarımı ise Emir Tatlı’ya emanet tek perdelik oyun, “Bizi insan yapan nedir? Olduğumuz ve yaptığımız onca şey arasında insanlığımızı gerçekten tanımlayan şey nedir?” sorularını seyircisine yöneltiyor. Gerçek bir hikayeye dayanan, otoriter yönetimin toplum ve birey üzerindeki etkilerini, eleştirel ve mizahi bir dille anlatan ikinci oyun ise: Arnavut asıllı oyun yazarı Yeton Neziray’ın yazdığı, Senem Cevher’in Türkçeye çevirdiği ve Muharrem Özcan’ın yönettiği “Acındırma Propaganda Birimi”… Sahne tasarımını Makbule Mercan, müziklerini Tolga Çebi, ışık tasarımını Kemal Yiğitcan’ın üstlendiği oyunda, Mustafa Kırantepe, Hasibe Eren, Onur Özaydın ve Ezgi Coşkun rol alıyor.

· ALTKAT SANAT

Temmuz ayında, Güney Kore’de düzenlenen ve 25’ten fazla solo performansın meraklısıyla buluştuğu 32. Asya Mono Drama Festivali’ne Türkiye’den katılan ilk tiyatro grubu olan Altkat Sanat, bu yıl 10. yılını, Jean Paul Sartre’ın yazdığı ve ilk kez 1944’te sahnelenen “Gizli Oturum” ve Nevzat Süs’ün kaleme alıp yönettiği, Müge Saut’un oynadığı, kadın cinayetlerini merkeze alan “Ten Rengi” adlı iki oyunla kutluyor.

· KADIKÖY HALK TİYATROSU

“Madımak Katliamı”nın 30. yılında, Sivas’ta yaşananları izleyiciye yeniden hatırlatmayı amaçlayan ekibin yeni oyunu “Sivas’a Ağıt” adını taşıyor. Ali Yalçıner’in yazıp, yönettiği, müzik, şiir ve anıyla bezenmiş oyunun müziklerinde Erkan Özkan imzası bulunuyor. Bir gazetecinin, Madımak ziyareti sırasında karşılaştığı iki işçiyle arasında geçenlerin sahneye aktarıldığı oyunda gazeteciyi, geçtiğimiz sezon “Celile”deki performansıyla övgüleri toplayan Ayşegül Yalçıner canlandırıyor.

· ATLAS TİYATRO ARAŞTIRMALARI:

Bu yıl, 10. yılını kutlayan Atlas ekibi, geçtiğimiz sezon sonunda sahneledikleri Albert Camus’nün kült eserinden uyarlanan “Yabancı” oyununa devam edecek. Bu sezon ise sahnesine, Dostoyevski’nin bir gazete haberini okuyarak yazma kararı verdiği ve 1876’da kaleme aldığı “Uysal Kız” öyküsünü taşıyor. Oyuncuların henüz belli olmadığı oyunun yönetmeni Atlas’ın kurucularından Sercan Özinan.

· CİVİL PRODUCTION:

Alman edebiyatının tarihi figürlerinden Wolfgang Borchert’in hikayelerinden yola çıkarak sahneye uyarlanan, tek kişilik tiyatro oyunu “Karahindiba” ile seyircisine merhaba diyen Civil’in ilk tasarımı pandemi günlerine özel olarak hayata geçirdikleri “Korona Günlerinde Özgürlük” isimli tiyatro oyunu yazma projesi. Bu projeyi 2020 yazında çevrimiçi gerçekleştiren ekip, Aralık 2021’de başlayan ve yaklaşık 5 yıl sürecek olan uzun soluklu projesi “Birileri” ile çalışmalarını sürdürüyor. 2019’da İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nden (12, 16 ve19. maddelerinden) yola çıkarak hazırlanan tiyatro projesi Birileri, “Öykü, Onur, Ferda” (Özgürlük Üçlemesi) ; İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ni tiyatronun hikayeleştirme gücünden faydalanarak yeniden canlandırmayı ve insan haklarının içselleştirilmesini amaçlıyor. Projenin tasarım ve yönetmenliğini İlyas Özçakır üstleniyor. Bildirgenin her bir maddesi 30 farklı yazar tarafından yazılıyor, 30 kurmaca hikayenin, 30 farklı oyuncu tarafından üçlemeler halinde oyunlaştırıldığı uzun soluklu proje Ekim’den itibaren sahnede. Yazarlar: Çağdaş Ekin Şişman, H. Can Utku, Alis Çalışkan. Oyuncular: İrem Kalaycıoğlu, Özgür Yetkinoğu, Gül Doğa Selvi.

· ZORLU PSM:

İlk oyun, Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun kaleminden, Rıza Kocaoğlu performansı ve Kayhan Berkin’in yönetimiyle “Kibritin Ucunda”… İkincisi, İKSV’nin 50. yılı ve PSM’nin 10. yılı kapsamında, Serdar Biliş’in yönetmenliğini üstlendiği ve Serkan Keskin’i başrolde seyredeceğimiz Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Saatleri Ayarlama Enstitüsü”nden uyarlanan bir oyun olurken; diğer bir yapımsa ödüllü İngiliz yönetmen Blanche McIntyre’nin yorumundan sahnelenecek olan Anton Çehov’un eseri “Vişne Bahçesi”.

· BEŞİKTAŞ KÜLTÜR MERKEZİ:

Lisede tanışan ve yıllar sonra karşılaşan 60’larında bir kadın ve bir erkeği kadrajına alan “Şimdi Gerçek Bir Şey Söyle” adlı oyunun yazarı Ahmet Sami Özbudak, yönetmeni Lerzan Pamir. Oyunun prömiyeri Ocak’ta.

· NİLÜFER KENT TİYATROSU:

Murat Daltaban’ın sanat yönetmenliğindeki ekibin, bu sezon seyircisiyle buluşacak beş oyunu var. İlki, George Orwell’ın klasik romanı “1984.” Daltaban’ın yönettiği oyunu, romandan oyunlaştıran Robert Icke ve DuncanMcMillan, Türkçe’ye çeviren Ayberk Erkay. İkinci oyun: David Harrower’ın kaleminden çıkan, Erdem Avşar’ın çevirdiği, Batuhan Pamukçu’nun

yönettiği “Dünyanın Bütün İsimleri.” Üçüncü oyun “Aşkın En Kısa Gecesi”ni kaleme alanlar David Greig ve Gordon McIntyre, çeviren Çiğdem Kaplangı, yöneten ise Murat Daltaban. Dördüncü oyun “Bir Kumarbazın Ölüm Kılavuzu”, yazan Garry McNair, çeviren Cansu Aybaş, yöneten Güray Dinçol. Son oyunsa Polly Stenham’ın yazdığı, Erdem Avşar’ın çevirdiği ve Zeynep Çelik Küreş’in yönettiği “Dişe Diş.” Son iki oyunun prömiyerleri Kasım’da olacak.

· SEMAVER KUMPANYA

Semaver’in belli olan oyunu: İngiliz oyun yazarı, yönetmen ve oyuncu Moira Buffini’nin, 2001’de yazdığı “Loveplay”. Ki Buffini’yi, daha öncesinde “Şölen” ve “Sessizlik” adlı oyunlarından hatırlayanlarınız olacaktır. Şimdilik oyunun yönetmeninin Sarp Aydınoğlu olduğu bilgisi elimizde.

· VERSUS TİYATRO

Kayhan Berkin’in, ABD’li oyun yazarı, yönetmen David Mamet’in “Oleanna” oyunundan uyarlayıp yönettiği, Ecem Uzun ve Kenan Ece’nin birlikte hayat verdiği “Sınırlar”ı, Versüs Tiyatro ile 484 ortaklığında / yorumundan seyredeceğiz. Mamet’in politik doğruculuk ve cinsel taciz kavramlarını öğrenci-öğretmen ilişkisi çerçevesinde ele aldığı 1992 menşeili oyunu Türkçeye çeviren Cansu Kurgun ve Kayhan Berkin.

· ŞİŞLİ TİYATROSU:

Handan Gökçek’in yazdığı, Yılmaz Tüzün’ün yönettiği ve Kerem Memişoğlu’nun bestelerini yaptığı “Elenika”nın dramaturgisi Yasemin Şimşek Tüzün’e, koreografisi İhsan Beginer’e, ışık/dekor tasarımı Alpdoğan Selçuk’a, kostüm tasarımı Barbaros Şansal’a emanet. Ali Poyrazoğlu’nun şiir seslendirme üstlendiği ve Tomris Çetinel ile Yasemin Ş. Tüzün’ün oyunculukları paylaştığı metinde, 6-7 Eylül Olayları sırasında hayatı alt üst olmuş kantocu Elenika’nın yaşadıkları ve bugünü anlatılıyor.

· TATLI EKŞİ TİYATRO:

Ekip, ABD’li yazar Michael Weller’in yazdığı, Tamer Can Erkan’ın yönettiği ve Sezin Akbaşoğulları ile Tuğrul Tülek’in evli bir çifti canlandırdığı “Kırık Kalpler”i sahneleyecek. Oyunun prömiyeri Kasım sonunda.

· ALT SAHNE

ABD’li oyun yazarı, yönetmen Charles Braun Ludlam’ın yazdığı, Müge Çağar’ın çevirdiği, Oğuz Utku Güneş’in yönettiği ve “Hakiki canavarlar, insan postuna bürünürler” şiarından nidasını veren “İrma Vep’in Esrarı”nın dekor tasarımı Ceren Yılmaz, ışık tasarımı Ayşe Sedef Ayter, kostüm tasarımı Makbule Mercan ve müzikleri Vehbi Can Uyaroğlu imzalı. Çağdaş

Tekin’in koreografisini üstlendiği oyunda, Çağdaş Tekin, Onur Berk Arslanoğlu, Barış Burak Uslu ve Burak Şahinci rol alıyor.

· DASDAS TİYATRO

Şebnem İşigüzel’in kaleme aldığı, Mert Fırat’ın yönetmen koltuğunda oturduğu, müzikli oyun “Dünya Yerinden Oynar”ın sahne arkası emekçileri; koreografi Canberk Yıldız, müzikler Persenk, ışık-dekor tasarımı Cem Yılmazer, kostüm tasarımı Gül Sağer. Oyunda, Alara Canay, Gökşen Ateş, Melisa Akman, Özge Borak, Özge Fışkın, Rana Büyükyılmaz ve Su Sonia aynı sahneyi paylaşırken; koro şefi Başak Doğan, orkestra da ise Barış Baykan (d), Cem Konuk (b), Efe Ekşioğlu (g), Emil Tan Erten (p) ve Ezgi Daloğlu’ndan (ts, as) oluşuyor.

· MON OFFİCEL:

Füsun Demirel ve Settar Tanrıöğen’i aynı sahnede buluşturan “Sidikli Kasabası Müzikali”nin yönetmeni Kayhan Berkin, çevirmeni ise Barış Arman. Müzikalin koreografisini İzmir Tenim, müzik direktörlüğünü de Murat Kodallı üstleniyor. Bestesi Mark Hollmann’a, metni Greg Kotis’e, şarkı sözleri ise Hollmann ve Kotis’e ait olan Broadway kökenli satirik müzikalin ışık tasarımı ve yardımcı yönetmenliği Ayşe Sedef Ayter’e, dekor tasarımı Merve Yörük’e, kostüm tasarımı ise Gül Sağer’e emanet. Hukuk, kapitalizm, sosyal bilinç, popülizm, bürokrasi, politika, holdingleşme gibi konularda (tatlı) sert eleştiriler yaparken bir yandan The Cradle Will Rock, Les Misérables (Sefiller) gibi müzikalleri, hatta müzikal tiyatro formunun kendisini taşlıyan oyunun yapımını Mon Officel yürütüyor.

· BU YAPIM:

Kasım’da prömiyer yapacak olan oyunun adı: “Karısına Göre Bir Halk Düşmanı”. Tamer Levent, Henrik Ibsen’in “Bir Halk Düşmanı” adlı oyununu ele alarak metni üç kişilik bir anlatı halinde uyarlamış. Orijinal metinde anlık olarak takip edilen olaylar, Levent’in uyarlamasında seyirciye olaylar olup bittikten sonra anlatılıyor. Seyircinin ise interaktif bir kurguyla oyunun aktif bir katılımcısı olması amaçlanıyor.

· TİYATRO KEYFİ:

“Hesapta olmayan olaylar ve sürprizlerle kahkaha tufanına dönüşen bir aldatma hikayesi: Çılgın Zamanlar”… ABD’li yazar Sam Bobrick’in kaleminden aldatan ve aldatılan bir çift arasında yaşanan komik olayları anlatan oyunun yönetmeni Kemal Başar, çevirisi Çağman Pala, dekor tasarımı Murat Gülmez, kostüm tasarımı Zeynep Yaylıcıoğlu, ışık tasarımı ise Yüksel Aymaz imzalı. Oyuncular: Cem Özer, Kemal Başar, Zeynep Gülmez, İmren Çapanoğlu, Caner Nabantoğlu.

· TİYATRO LOTUS:

Sabahattin Yakut’un yazıp, yönettiği, Mustafa Kırantepe’nin rol aldığı, Deniz Çağrı Bilgili’nin dekor, Ömer Özyüten’in müziklerini üstlendiği oyun, seyircisine; “Bir insanın yaşadığı hayatın ne kadarı kader? İçine doğduğumuz aile, çevre, coğrafya, dil, ırk, toplum ne kadar belirler yaşayacağımız hayatı? Ya da biz seçseydik nasıl bir hayatı seçerdik?” sorularını yöneltiyor.

· UYGUR SANAT TİYATROSU:

Fransa’da uzun süre başarı ile sahnelenen, Flavia Coste’nin yazdığı, Tolga Yeter’in yönettiği “Paraya Hayır!” Uygur Sanat Tiyatrosu yapımıyla karşımızda. Romina Özipekçi, Giray Ayla, Nejat Uygur ve Tara Tokel’in rol aldığı oyun, lotodan çıkan büyük ikramiye sonrası; aile içindeki çekişmeler ve davranışlar, günümüz şartlarını yakından ilgilendiren bir içerikle komedi olarak sahneye taşınıyor.