2000’lerin Latin Amerika sinemasından 10 film

Askeri darbelerin, ekonomik krizlerin, sosyal adaletsizliklerin beşiğidir Latin Amerika. Haliyle sineması da çoğunlukla bu politik damardan beslenir. 2000'li yıllarda solun yükselişe geçmesi Latin Amerika'nın beyazperdesini de canlandırır. Derinlikli karakterler, ince işçilik eseri senaryolar, yaratıcı yönetmenler kazandırır dünya sinemasına. İşte gücünü sokaktan alan, mücadeleci ve isyankar Latin Amerika sinemasından öne çıkan 10 film.



Paramparça Aşklar Köpekler (Amores Perros - 2000)
İşsiz genç Octavio, aşık olduğu ağabeyinin eşi Susana ile kaçarak yeni bir hayat kurmak ister. İhtiyacı olan parayı toplayabilmek için uysal köpeği Cofi'yi dövüştürür. Daniel, manken Valeria ile birlikte yaşamak için ailesini terk eder. İdealleri uğruna eşi ve kızını terk eden eski komünist gerilla El Chivo ise cezaevi yıllarından sonra hayatına yapayalnız bir kiralık katil olarak devam eder. Birbirlerine uzak, ama aslında yakın bu 3 hikayenin yolu bir trafik kazasında kesişir. Bir ülke eleştirisi sunarken varoluşçu sinemaya yeni bir soluk getiren Meksikalı yönetmen Alejandro Gonzalez Inarritu'nun ilk uzun metrajlı filmi olan Paramparça Aşklar Köpekler, Cannes ve BAFTA'dan ödüllerle dönmüştü. Aynı zamanda "Ölüm Üçlemesi"nin de ilk filmi... Latin Amerika sinemasının yeniden ayağa kalkmasında büyük katkısı olan Inarritu üçlemenin devam filmlerinde ise yüzünü Hollywood'a döndü.
Tanrı Kent (Cidade de Deus - 2002)
Keskin, acımasız gerçekliğin öyküsüdür Tanrı Kent… Brezilya favelalarında doğan çocukların makus talihine soğukkanlı bir bakıştır. 60’larda hükümet eliyle kent dışına sürülen gecekondu mahalleleri nasıl oldu da Rio De Janeiro’da polisin bile giremediği gettolara dönüştü? Organize suç ağının pençesindeki o masum yüzlerden nasıl katiller yaratıldı? İşte o favelalardan biri olan Cidade de Deus’da mahallenin gerçek çocuklarıyla çekilen film, hakimiyet savaşındaki çetelerin ortasında yetişen bir grup getto çocuğunun 60’lardan 80’lere uzanan suçla örülü öyküsünü anlatıyor. Fernando Meirelles ve Katia Lund’un yönettiği sinema tarihinin bu en kanlı ‘çocuk’ filminin senaryosu bizzat filme konu olan favelada yetişen Paulo Lins’in romanından uyarlandı.
Machuca - 2004
Yönetmen Andres Wood’un Şili’deki ekonomik eşitsizliği, sosyal ayrımcılığı hedef tahtasına oturttuğu film, Pinochet'nin Allende'yi devirdiği 1973 darbesini farklı sınıflardan 2 çocuğun gözünden anlatıyor. İdealist bir peder sayesinde özel okulda eğitim şansı yakalayan "kenar mahalle" çocuğu Machuca, okulun varlıklı öğrencilerinden Gonzola ile yakın arkadaş olur. Gonzola, bıçkın Machuca sayesinde çekingenliğini üzerinden atmaya başlar. Machuca ise Gonzola sayesinde ilk kez bisiklete biner. İlk aşkı aynı kızda tadan, birbirlerinin yaralarını iyileştiren farklı dünyalardan bu iki masum arasında kurulan denge, sınıfsal çatışmanın ortasında mevcudiyetini koruyabilecek mi?
Yabancı Dünya (Mutum - 2007)
Berlin Film Festivali’nin de aralarında olduğu önemli festivallerden 20 ödülle dönen, aynı zamanda Cannes Film Festivali’nde de adaylıkları bulunan Mutum, küçük bir çocuğun kirlenen dünyasına, yaşadığı ruhsal değişimlere odaklanan minimalist ama görsel zenginliğe sahip bir yapım. Brezilya'nın kırsalında, izole bir hayatın ortasında, kalabalık bir ailede büyüyen Thiago’nun ihanet, yalan ve ölümle tanıştıkça adım adım masumiyetini yitirişinin öyküsü bu… Mutum’u, çağdaş Brezilya edebiyatının en önemli yazarlarından Joao Guimaraes Rosa’nın romanından sinemaya uyarlayan isim, yönetmen Sandra Kogut…
Gözlerindeki Sır (El Secreto de Sus Ojos - 2009)
Gözlerin sözleri anlamsız kıldığı bir oyunculuk, seyirciyi derin sorgulamalara iterken ilgiyi giderek yükselen bir canlılıkta tutan bir anlatım. Yıllar önce tecavüze uğrayıp öldürülmüş bir kadının aydınlatılamamış dosyasını romana çevirmek isteyen emekli müfettiş Benjamin Esposito yeni bir kanıta ulaşınca dava dosyasını yeniden açmaya karar verir. Sadece yozlaşmış bir adalet sistemi ile değil, yarım kalmış kendi kişisel tarihi ile de yüzleşecektir. Muazzam karakter tahlilleri yapan, adalet anlayışını asaletle sorgulayan, politik, felsefi, insani göndermeler yaparken kadrajına incelikler gizleyen çok katmanlı bir film Gözlerindeki Sır. Arjantin sinemasının en başarılı yaratıcı yönetmenlerinden Juan Jose Campanella imzalı film, Oscar'ın yanı sıra birçok festivalde de onlarca ödül kazandı.
No (2012)
Yıl 1988… Şili’de askeri darbe ile iktidara gelen Augusto Pinochet diktatörlüğünün 15. yılı. Şili halkı, ülkenin "yüce başkanı"nın 8 yıl daha iktidarda kalıp kalmayacağını oylamak üzere referanduma gider. Susturulmuş bir muhalefet, büyük ölçüde kontrol altına alınmış bir medya ve çaresizliği kabullenmiş bir toplum söz konusuyken büyük çoğunluk bu referandumdan ‘evet’ çıkacağında hemfikirdir. Oysa ki yalnızca 1 ay süren bir reklam kampanyası bir ülkenin makus talihini ters yüz edecektir. Peki genç reklam uzmanı Rene Saavedra'nın yönettiği bu kampanya, dikta rejiminin sonunu nasıl getirdi? Şili tarihinin akışını değiştiren o sürecin perde arkasını anlatan No, “Korkular değil, fikirlerdir güçlü olan” diyor.
Hal ve Gidiş (Conducta - 2014)
Küba’nın "öteki" yüzüne eleştirel bir gözle bakan Ernesto Daranas imzalı Conducta, okulunda sorunlu bir çocuk olan 11 yaşındaki Chala’nın yaşamı üzerinden ülkenin sosyo-politik meselelerine, işçi sınıfının uğradığı ayrımcılığa odaklanıyor. Alkol ve uyuşturucu bağımlısı annesiyle yaşayan Chala, köpeklerini dövüştürerek ya da eğittiği güvercinlerini satarak evin geçimini tek başına sırtlanıyor. Bir çocuğun kaldıramayacağı zorluklarla boğuşan Chala, kendisini tek ifade biçimi şiddet olunca okulun istenmeyeni haline geliyor. Onun elinden tutan yegane isim olan idealist öğretmen Carmela, hem Chala’yı hem de onun kadar zorlu bir hayatı olan öğrencisi Yeni’yi kurtarmak isterken kendisini de riyakarlığın ortasında buluyor.
Vahşi Hikayeler (Relatos Salvajes - 2014)
Gücünü sıradan günlük hayatların içinde biriken öfke, nefret ve intikam duygusundan, yozlaşmışlığın hüküm sürdüğü bir sistemsizlikte çıldırmanın eşiğine gelen insanlardan alan film, 6 bağımsız kısa öyküden oluşuyor. Adaletsiz bir ülkede yoldan çıkmışlığı tasvir eden bu "eğlenceli" öyküler, aynı zamanda modern dünyanın bile evcilleştiremediği insanın vahşi doğasına da zekice bir bakış. Herkesin başına gelebilecek olağan talihsizlikler nasıl olur da insanları kolayca suç işlemeye sevk edebilir? Öfke kontrolümüzü yitirmemize yol açan nedenlerin başında haksızlıklarla, bizleri sömüren sistemle mücadelenin yolunu bulamamanın yarattığı çaresizlik mi var? Son dönem Arjantin sinemasının en yaratıcı örneklerinden biri olan Vahşi Hikayeler kara mizah yoluyla sabrı taşmış bir toplumun resmini çiziyor.
Annemle Geçen Yaz (Que Horas Ela Volta? - 2015)
Val, Sao Paulo’da zengin bir evin 13 yıllık emektar hizmetkarı, aynı zamanda evin oğlunu da büyüten anne şefkatinde bir dadıdır. Herkesin ‘yerini bildiği’ bu evin hassas dengeleri Val’in yıllardır ayrı kaldığı kızı Jessica ‘nın yanına gelmesiyle altüst olur. Havalandırması dahi olmayan bir odada kalan, mevcut düzeni kanıksamış bir halde ekmeğinin derdinde olan Val, bu düzeni reddeden, yasakları çiğneyen kızıyla başa çıkmaya çabalarken, görmek istemediği kendi hayatı ile de yüzleşecektir. Sundance ve Berlin’den ödüllerle dönen Annemle Geçen Yaz, Brezilya’nın aile ve sınıf meselelerini yalın ve gerçekçi bir üslupla ele alıyor.
Uzaktan (Desde Alla - 2015)
10 / 10
2000’lerin Latin Amerika sinemasından 10 film
Armando orta yaşlı, varlıklı ve yalnız bir adamdır. Gizli bir tutkusu vardır; o da para karşılığı tuttuğu genç erkekler... Ama onlara dokunmaz, sadece belli bir mesafeden çıplak bedenlerini izlemek ister. Armando, bu fakir gençlerden biri olan Elder’den gördüğü şiddete rağmen, onu reddeden delikanlıya saplantılı derecede tutulur. Giderek birbirlerine yakınlaştıklarındaysa davranışlar dönüşür ve final sahnesinde zirveye ulaşılır. Yıllardır içinde gizli bir intikam duygusu besleyen Armando’nun bambaşka bir amacı vardır. Venezuela’da ataerkil bir toplumun tabularına ‘uzaktan’ bakan, bu nedenle soğuk bir anlatım dilini tercih eden film, ensest, eşcinsellik, homofobi kavramlarını sorgularken, ülkedeki sosyo-ekonomik adaletsizliğe dair de eleştiriler yöneltiyor. Uzaktan, Lorenzo Vigas'ın ilk yönetmenlik deneyimi olmasına rağmen Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan’a uzandı.
{$ nextTitle $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS