37. İstanbul Film Festivali'nde kaçırmamanız gereken 10 film

  1. Kültür Sanat
  2. Sinema
37. İstanbul Film Festivali'nde kaçırmamanız gereken 10 film

Dünya sinemasının en yeni örnekleri, kült yapıtlar, usta yönetmenlerin son filmleri, yeni keşifler, gizli hazineler… 198 uzun metrajlı ve 12 kısa film… Sinema tutkunlarının dört gözle beklediği, Türkiye'nin en büyük uluslararası sinema etkinliği İstanbul Film Festivali 6 Nisan’da başlıyor. İşte, 12 gün sürecek festivalde kaçırmamanız gereken 10 film…



You Were Never Really Here
Jonathan Ames’in öyküsünden beyazperdeye uyarlanan You Were Never Really Here, küçük bir kızı seks tacirlerinin elinden kurtarmaya çalışan bir tetikçiyi izliyor. Lynne Ramsey’nin Kevin Hakkında Konuşmalıyız’dan 6 yıl sonra çektiği film, Cannes’da En İyi Senaryo ödülünü aldı. Unutulmaz bir anti-kahraman portresi çizen Joaquin Phoenix de En İyi Erkek Oyuncu ödülünün sahibi oldu. Filmin müzikleri ise Radiohead gitaristi Jonny Greenwood imzalı.
Madeline Madeline’i Oynuyor (Madeline's Madeline)
Ruhunu ve aklını kavrayan hastalığıyla yaşamını sürdüren ergen kız, annesinin sevgisiyle boğulan, tiyatro sahnesinde ise bambaşka bir kişiliğe bürünen Madeline Madeline’ken gerçekten Madeline midir? Dünya prömiyerini Sundance’te gerçekleştiren, Josephine Decker’ın üçüncü uzun metrajlı filmi, "akıl hastalığıyla ergenlik fırtınalarını, rol ile gerçek hayatı nasıl ayırırız, yaratıcılığın sınırlarını nerede çizeriz?" sorularını soruyor.
Hakim Hanım (Ni Juge, Ni Soumise)
Brükselli Yargıç Anne Gruwez, sürprizlerle dolu, son derece açık sözlü bir kadın; zanlılara ve vakalara sıra dışı yaklaşımıyla hem şaşırtıyor hem de sempatikliği ve tavizsiz duruşuyla kendine bir hayran kitlesi ediniyor. Gruwez’i davadan davaya bakarken gözlemleyen, bir yandan da Belçika yargı sisteminin trajikomik bir portresini çizen bu ilginç belgeselin yönetmenleri, Belçika ve Fransa’da 20 yıl aralıksız yayınlanan kült belgesel programı Strip-Tease’in yaratıcıları Yves Hinant ve Jean Libon.
Bikini Moon
1994’te çektiği Before the Rain ile etkisini yıllar sonra bile koruyan bir başyapıta imza atan Milcho Manchevski, yeni filminde çağın gerçeklik algısına dair bir tartışma açıyor.
Bikini Moon’da bir belgesel ekibi, zihinsel problemleri olan bir eski askeri, işlenmeye değer bir maden olarak görüp filmlerinin konusu haline getirmeye çabalıyor. Böylece farklı yaklaşımlar ve türler iç içe geçiyor. Bikini Moon, doğrunun göreliliğine ve ifşa etmenin şehvetine dair modern bir masal.
Kış Kardeşleri (Vinterbrødre)
Kardan ve tebeşirden bembeyaz bir madenci kasabasında prefabrik barakalarda oturup madende çalışan iki erkek kardeşin hayat mücadelesi sürüp gider. Kaçak içki yapan küçük kardeş Emil’in sevme ve sevilme ihtiyacı, yalnızca iki kardeşin aralarını açmakla kalmaz, madenci kasabasının da hassas dinamiklerini alt üst eder. Görüntüleriyle hayranlık uyandıran Kış Kardeşleri, İzlanda asıllı yönetmen Hlynur Pálmason’un ilk uzun metrajlı filmi.
Western
Bir grup Alman inşaat işçisi Bulgaristan kırsalında, evlerinden çok uzakta, zorlu bir işe koyulur. Aralarından Meinhardt, inşaat alanının yakınlarındaki bir köyün sakinleriyle ağır ağır filizlenen bir arkadaşlık ilişkisi kurmaya başlar. Sıradan bir yabancı olmayı reddeden tavrı, köylüler ve meslektaşları nazarında kendisine karşı bir şüphe uyandıracaktır. Valeska Grisebach gerçek işçilerin rol aldığı Western’de,
“yabancılık” tartışması üzerinden Avrupa’nın bugününe dair önemli tespitler yapıyor.
Rahat Bir Nefes (And Breathe Normally)
İlk gösterimini yaptığı Sundance’ten ödülle dönen film, İzlandalı bir anne ile Gineli bir göçmen kadın arasındaki yakınlığı mercek altına alıyor. Ken Loach ve Dardenne kardeşlerin sosyal gerçekçi filmleriyle karşılaştırılan Rahat Bir Nefes, mülteci krizinin ulaşmadığı düşünülen İzlanda’da bu meselenin yerel toplumsal etkilerine kafa yoruyor. Film, ödüllü ‘kısa’larıyla İzlanda sinemasının yükselen yıldızı olarak nitelendirilen İsold Uggadottir’in ilk uzun metrajlı filmi.
Korkunç Anne (Sashishi Deda)
Ülkesinin Oscar adayı olan Korkunç Anne, her şeyi karşısına alıp tutkusunun peşinden gitmeye karar veren elli yaşındaki ev kadını Manana’yı izliyor. Ömrünü ailesine adamış olan Manana, yıllardır bir roman yazmak istemiş ancak bu niyetini baskılamıştır. Sonunda yazı yazmayı seçtiğinde her şeyi feda etmeye hazırdır. Gürcü yönetmen Ana Urushadze’nin bu ilk uzun metrajlı kurmaca filmi absürd mizahi tonları, yaratıcılık mekanizmalarına bakışı ve özgürleşen kadın figürünü ele alışıyla dikkat çekiyor.
24 Kare (24 Frames)
Sinemada başyapıtlar yaratırken fotoğraf çekmeyi hiç bırakmayan İranlı büyük usta Abbas Kiarostami’nin veda filmi 24 Kare, fotoğraf ve tablolardan esinlenen her biri dört buçuk dakikalık 24 kısa filmden oluşuyor. Bu benzersiz filmin çıkış noktası ise, metafizik bir soru: Fotoğraf çekildikten hemen sonra ne olur? Görüntünün öteki dünyası neler saklar? Kiarostami’nin yaşamını adadığı sinemayla fotoğraf arasında bir köprü kuran, hiç diyalog içermeyen 24 Kare, görsel bir hazine.
The Rider
10 / 10
37. İstanbul Film Festivali'nde kaçırmamanız gereken 10 film
Hayatın gerçekliğini sinemanın büyüsüyle ustaca bir araya getiren Chloé Zhao’nun yeni filminde izlediği genç binici Brady, rodeo sırasında kafasına aldığı neredeyse ölümcül darbenin ardından iyileşmeye çabalamaktadır. Yeniden at binmesi olanaksız olunca, amaçsızlık içinde, kim olduğuna, ne yapmak istediğine dair cevapsız sorular oluşur zihninde. Kendini oynayan bir kovboyun gerçek yaşamından aldığı kesiti Amerikan tipi erkekliğin gerçekçi bir eleştirisine çeviren Zhao, yarattığı görsel dünyasıyla da büyülüyor.
{$ nextTitle $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS