kültür sanat

Umudun Öteki Yüzü: Absürdün Realizmi

  1. Kültür Sanat
  2. Sinema

Umudun Öteki Yüzü: Absürdün Realizmi

Kömür karası yüzünü yavaşça kaldırdı kömür yığınlarının arasından. Ne sınırlar aşmıştı bir başına. Son duraktaydı sıra. Sırtladı çantasını, kararlı adımlarla terk etti güverteyi. Çünkü bu seferki farklıydı. Artık "iyi insanları olan güzel ülke"deydi. Umudun öteki yüzü ile tanışacağından habersiz...

 



Umudun Öteki Yüzü, Fin sinemasının en güçlü isimlerinden yönetmen, senarist ve yapımcı Aki Kaurismaki’nin “Liman kenti” üçlemesinin ikinci filmi. Normandiya kıyılarından Londra’ya ulaşmaya çalışan Afrikalı bir mülteci çocuğun, bir ayakkabı boyacısı ile kesişen hikayesini anlattığı Le Havre, 2011’de Cannes’da 3 ödüle birden layık görülmüştü. Yönetmen uzun bir aranın ardından çektiği Umudun Öteki Yüzü'nde ise 6 yıldır bitmeyen Suriye iç savaşıyla birlikte Avrupa'da patlak veren mülteci krizine odaklanıyor. Kendi ülkesi Finlandiya'nın devlet katında bu muhtaç insanları nasıl görmezden geldiğine dikkat çekerken, "Dünya acımasız bir yer olabilir ama aramızda iyi insanlar olduğu sürece hala umut var" diyor. Yine o absürt üslubuyla döküyor içindekileri. Ama asla “cıvıtmadan…” Lafı gediğine oturtan keskin mizahi dil, yüreğe işleyen yalın ama derin diyaloglarla kaynaşıyor. Toplumsal gerçeklik vurgusunu melodrama kaçmadan perdeye yansıtıyor. Film hakkındaki bir röportajında “Mültecilerin de insan olduğunu herkesin görmesini istiyorum” diyen Kaurismaki’ye göre tek metelik, büyük bir nehir yaratabilir.

Halid ve Wikström... Biri savaştan kaçmış sığınacak bir liman arayışında, diğeri kumar masasında kurulacak sil baştan bir hayat... Değişim sürecindeki bu iki insanın yolu, “refah ülkesi”nde bir gün ansızın kesişiyor. Ve bir iyilik senfonisi başlıyor bize insan olduğumuzu hatırlatan. Peki ya diğerleri? Depresifler, alkolikler, ırkçılar, şiddetten beslenenler... Bu sadece Halid ve Wikström’ün naif hikayesi değil, farklı olana tahammülsüzleşen ve gittikçe hissizleşip kabalaşan Avrupa toplumuna bir yergi. Sadece Ortadoğu insanını değil, Uzakdoğu insanını da tanımayan, kendinden olmayanı tanımayan kapalı bir yapı.

-En yakın polis merkezi nerede?
-Emin misin?
-Gerçekten değilim.

Toplumun kıyısında yaşayan tuhaf karakterler, canlı renklerin içindeki iç karartıcı yaşamlar, trajedi ile yoğurulmuş akıl dışı mizah… İşte size Kaurismaki sinemasının özeti... Filmlerinde devlet politikalarını, ağır aksak bürokrasiyi, kapitalizmin eseri acımasız bankacılık sistemini kurnazca eleştiren yönetmen, Umudun Öteki Yüzü’nde mültecilerin sığınma talebi için başvurduğu polis merkezi sahneleriyle de yine bolca iğne batırıyor. Hala daktilo ve antika bir telefon kullanan, olanca yavaşlığı ve bitmek bilmeyen evrak prosedürüyle yoran, mültecilere suçlu muamelesi yapan bir merkez burası. Fin televizyonlarından izlediğimiz ağır bombardıman altındaki Halep’te siviller ölürken, polis "ciddi kişisel tehdit ve herhangi bir çatışma ortamı yok" diyebiliyor. Modern Avrupa'nın göbeğinde en temel insani haklar ihlal ediliyor.

-2 bira istiyoruz. Hemen!
- Aynı buralı gibiydin.

Yönetmen sadece devlet sistemini değil, Kuzey Avrupa insanının soğuk mizacını da tiye alıyor bir kez daha. Mutlu anlarında bile somurtan, dans ederken bile ciddiyeti elden bırakmayan, kimi zaman nezaketi de pek umursamayan kayıtsız yüzler...

O yüzlerden biri, Halid’in sığınma talebi sonrası mülakatları yapan kadın görevli. Suriyeli gencin anlattıkları refah içindeki bir Avrupalı için o kadar ağır ki, ona “Ara vermek ister misin?” diye soruyor. Aldığı yanıt ise şaşkın bir yüz ifadesi ile sorulan koca bir “Neden?” sorusu... Yine bu mülakatlardan birinde Kaurismaki, Halid’e kurdurduğu bir cümle ile empati duygusunu yitirmiş kendi halkını yerin dibine batırıyor: Finlerin kendi savaşları, kendi mültecileri oldu ve bunu asla unutmayacaksınız, asla!

2030’a kadar “sigarasız ülke” olmayı hedefleyen, sigara içenlere karşı sert bir tutum izleyen ve katı kurallar koyan Finlandiya politikası da hemen her filminde olduğu gibi yönetmenin kıskacında. Kaurismaki, karakterlerine kapalı mekanlarda fosur fosur sigara içirterek yasağa meydan okuyor.

Polis, sevimli köpek, müzik kutusu, klasik otomobil, 3 sokak serserisi, kurtarıcı işçiler… Çoğu Kaurismaki filminin bu vazgeçilmez simgeleri de yine karşımızda. Başta Kati Outinen olmak üzere Sakari Kuosmanen, Janne Hyytiainen, Matti Pellonpaa gibi tanıdık yüzler de… Bir filmde başrolde izlediğimiz bir oyuncuyu başka bir filmde figüran olarak görebiliyoruz.

Kaurismaki filmlerinin ana unsuru müzik, yine etkileyici bir soundtrack ile ön planda. Göç merkezinde Suriyeli Halid’in sazından dökülen nağmelerde kendi vatanlarını bulan Afrikalı mülteciler, hikayeyi tamamlayan toplumsal mesaj yüklü şarkılar ve olmazsa olmaz Rock'n'Roll...

FIPRESCI'nin (Uluslararası Film Eleştirmenleri Federasyonu) “Yılın Filmi” seçtiği Umudun Öteki Yüzü, Berlin Film Festivali’nden de “En İyi Yönetmen” ödülüyle döndü. Ve Kaurismaki sinemasının unutulmazları arasındaki yerini aldı.

Filmlerinde adaleti, ahlaki ve vicdani sorumluluğu her şeyin üzerinde tutan, istikrarlı tarzından ödün vermeyen Kaurismaki ile daha önce tanışmadıysanız Shakespeare'in Hamlet'i ile Dostoyevski'nin Kibritçi Kız’ını yeniden yarattığı proletarya üçlemesini ve kendi ülkesinin tutunamayanlarını anlattığı Finlandiya üçlemesini kaçırmayın. Ve unutmayın; yaşadıkça umut var.

Yönetmen: Aki Kaurismäki
Oyuncular: Sherwan Haji, Sakari Kuosmanen, Ilkka Koivula, Janne Hyytiäinen, Kati Outinen
Süre: 100’
IMDB Puanı: 7.3
{$ nextTitle $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Description $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}

ilgili haberler

 
LG
MD
SM
XS