magazin haberleri

Mehmet Okur: ''Evliliğimiz tabii ki mükemmel değil’’

Hello! dergisi, Mehmet Okur ve ailesini San Diego’daki evlerinde ziyaret etti. Yeliz-Mehmet Okur çifti, Amerika serüvenlerinden üç çocuklu yeni hayatlarına, mutlu evliliğin sırlarından 2016 beklentilerine her şeyi, çekim sonrası verdikleri röportajda anlattı.



İlk kez 2004 yılındaki düğünleriyle Hello!’nun kapağını süsleyen Yeliz-Mehmet Okur çifti, ardından İstinye’deki evlerinde o zaman 3 yaşında olan kızları Melisa Naz ile objektif karşısına geçmiş, 2010’da ikinci bebekleri Yiğit Mehmet’in doğumundan sonra yine Hello!’ya Amerika’daki evlerinin kapılarını açmışlardı. Aradan geçen beş yıl içinde Okur Ailesi daha da genişledi ve halen San Diego’da yaşayan Okurlar’ın mutluluk tablosuna şu an 1 yaşında olan oğulları Mert de katıldı. Aile, yeni yıl öncesi hep birlikte süsledikleri çam ağacının altında mutluluk pozları verdi.

* Son röportajımızın üzerinden beş yıl geçti ve o zaman zarfında Mert de aranıza katıldı. Üçüncü kez anne baba olmak nasıl bir duygu?

- Yeliz Okur: Her hamilelik ve her doğum ayrı bir heyecan. Yaşadığımız diğer tecrübeler ile kıyaslama yapamam. Ama hamilelik sürecim Melisa ve Yiğit’e göre biraz stresli geçti. Mert’te Down Sendromu riski görüldü. Testler, detaylı taramalar yapıldı. Her şey yoluna girdi derken bir gebelik rahatsızlığı olan karaciğer kolestazı olduğumu öğrendim. Doktorum doğumu öne aldı. Stresli bir süreçten sonra Mert’i kucağımıza almak çok farklı bir heyecandı.

- Mehmet Okur: Babalık duygularımı Mert’te daha yoğun yaşamaya başladım. Melisa’nın bebekliğinde aktif spor hayatım devam ediyordu, çok sık seyahatlerim oluyordu. Yiğit’in doğduğu dönemde de sakatlandım. Dolayısıyla bebekliklerini doyasıya yaşayamadım. Mert bu konuda çok şanslı. Her anı dolu dolu yaşıyoruz.
Melisa ve Yiğit, Mert’i nasıl karşıladı? Kardeşler arası ilişkiler nasıl?

- Y. Okur: Melisa ikinci bir kardeşi çok arzuluyordu. Melisa da Yiğit de hamileliğim boyunca çok heyecanlılardı. İkisinde de Mert’e karşı herhangi bir kıskançlık yok. Aksine onu çok seviyorlar; Mert’in kat ettiği her adımı heyecanla karşılıyorlar.
EVLİLİĞİMİZ TABİİ Kİ MÜKEMMEL DEĞİL
* Evliliğinizle örnek bir çiftsiniz ve görünen o ki üçüncü çocuk bu aşkı daha da pekiştirmiş. Bu mutlu tabloyu korumayı nasıl başarıyorsunuz?

- Y. Okur: Sevgi ve saygı ile... Evliliğimiz tabii ki mükemmel değil; her sıradan evlilik gibi bizim de iyi günlerimiz, kötü günlerimiz olabiliyor ama önemli olan o günleri saygı çerçevesi içinde atlatabilmek. Zaman zaman kusurlarımızı görmezden gelerek, birbirimizi alttan alarak, hatalarımızı görüp onları kabullenerek ve en önemlisi özür dilemeyi bilerek böyle günlerin üstesinden gelebiliyoruz. Belki birbirimize ilk günkü kadar âşık değiliz ama birbirimizi seviyor ve birbirimize değer veriyoruz.

* NBA ile başlayan Amerika serüveni nasıl gidiyor? 2012’de profesyonel basket hayatını bıraktığınızı açıklamıştınız. Sonrasında neler yaptınız?

- M. Okur: Dolu dolu geçen 20 senenin ardından ara vermek ve ailemle vakit geçirmek istedim. Son 1,5 senedir ise Utah Jazz ile tekrar çalışmaya başladım. Hedefim yakın zamanda asistan koçluğa başlamak ve kariyerimde bir ilke daha imza atmak. En büyük hedefim bu hayali gerçekleştirmek...

* Amerika, hiç şüphesiz hem kariyer hem de özel hayatınız açısından birçok dönüm noktasını yaşadığınız yer oldu. Bu rüya içinde en unutamadığınız anları sorsak..
.
- M. Okur: Dünyanın en zorlu ve en iyi ligine gelmek en büyük hayallerimdendi. Unutamadığım en önemli günler arasında draft edildiğim gün sonrası all-star olmak, şampiyonluk yüzüğünü parmağıma takmak ve Utah Jazz Kulübü tarihinde birçok bireysel başarıya imza atmam var. Saha dışında ise kurmuş olduğum çekirdek ailem, başıma gelen en güzel şey...
TÜRKİYE’DE OLSAK EGE’DE YAŞARDIK
* Aileden uzakta olunca, insan kendi kurduğu aileye daha mı sıkı sarılıyor? Özlem sizi nasıl etkiliyor?

- Y. Okur: Kesinlikle doğru. Burada ailemiz olmadığı için birbirimize daha sıkı kenetlendik. Sorumluluklarımızın, sorunlarımızın üstesinden birlikte gelmeyi öğrendik.

- M. Okur: Mutlaka... Burada bulunmamızın artılarından biri de bu oldu bize; birbirimize daha sıkı kenetlendik. Türkiye’de olmayı da çok özlüyoruz fakat her yaz sık sık ailelerimizi ziyaret ediyoruz.

* Türkiye’ye dönmüş olsaydınız sizce hayatınız nasıl olurdu?

- Y. Okur: Hiç şüphesiz daha aktif, daha sosyal olurdu. Sanırım ben çalışmaya devam ederdim.

- M. Okur: Muhakkak yine basketbolun içinde olurdum. Eşim de ben de Ege’yi çok seviyoruz. Sanırım yaşamımıza Ege bölgesinde devam ederdik.

* Türkiye’nin milli gururusunuz ve Türklüğüyle de gurur duyan bir isimsiniz. Bu milli duyguları çocuklarınıza da aşılıyor musunuz?

- M. Okur: Burada bulunduğum süre boyunca Türkiye’yi gerek sporcu kimliğim gerekse özel yaşantımla en iyi şekilde temsil etmeye özen gösterdim. Her zaman kimliğimle gurur duydum. Türkiye’ye her yaz düzenli gitmemizin nedenlerinden biri de çocuklarımıza kendi kültürümüzü öğretmek istememiz. Mustafa Kemal Atatürk’ün evlatları olarak onlara da Atatürk ve Türkiye sevgisini aşılamak için elimizden geleni yapıyoruz.
DOĞUMDAN SONRA İKİ AY YATAĞA BAĞLI KALDIM
* Sosyal medyada samimi bir şekilde hayatınızı paylaşıyorsunuz. Bir paylaşımınızda baklava yapıyordunuz hatta... Mutfağa ilginiz var mı?

- M. Okur: Evet, mutfakla ilgiliyim, buna hiç şüphe yok! Ama yemek yeme bölümü beni daha çok ilgilendiriyor. Kahvaltı ve barbekü benden, diğerleri eşimden... O baklava da aslında kayınvalidemden.

* Üç çocuklu hayat nasıl gidiyor? Çocuklardan arta kalan zamanlarda neler yapıyorsunuz?

- Y. Okur: Üç çocuklu hayat fotoğraflarda göründüğü kadar da kolay iş değil. Günümün çoğunu Mert’le geçiriyorum. Mert’in doğumundan sonra halen devam eden ciddi bir bel problemi yaşadım; bu sakatlık dizlerime nüksetti ve siyatik oluştu. Yaklaşık iki ay yatağa bağlı yaşadım diyebilirim. Çok ağrılı ve zor bir dönemdi. Sakatlığımın çözümü ameliyat ya da düzenli bir spor yaşamı. Ağrılarım halen aktif. Dolayısıyla şimdi çocuklardan arta kalan zamanda düzenli olarak spor yapmaya çalışıyorum.

* Okur kardeşlerin spora ilgisi var mı? Profesyonel anlamda sporla ilgilensinler ister miydiniz?

- M. Okur: Melisa iki senedir tenis oynuyor. Yiğit buz hokeyi, basketbol, tenis ve golfle ilgili... Elbette sporun hayatlarının bir parçası olmasını istiyoruz. Gelecekte profesyonel olup olmayacakları ise tamamen kendi seçimleri. Yeliz ve benim isteğim, okul yaşamları boyunca sporla iç içe olmaları. Bunun hayatlarına belli bir disiplin, düzen ve kalite getireceğini, onları kötü alışkanlıklardan uzak tutacağını düşünüyoruz.
YENİ YILDA AİLECE EVDEYİZ
* Yılbaşında ne yapacaksınız?

- M. Okur: Yeliz’in ailesi burada. Dolayısıyla yeni yılı ailece evimizde kutlayacağız.

* 2016’dan beklentileriniz neler?

- M. Okur: 2016’da ülkeme barış, aileme sağlık ve huzur diliyorum.

- Y. Okur: Sağlıklı, huzurlu, mutlu, barış dolu bir yıl geçirmemizi, ümitlerimizden vazgeçmememizi ve hayallerimize kavuşmamızı diliyorum ben de...
YELİZ OKUR’DAN ANNE ADAYLARINA TAVSİYELER
* Hamilelik ve doğumlar sizi epey zorlamış anlaşılan...

- Y. Okur: Her çocuk başka bir karakter ve her hamilelik başka bir deneyim. Unutamadığım tek şey, Melisa’nın doğumu. Doğum tam 32 saat sürmüştü. Zorlanmadan dolayı kafası elips şeklindeydi ve yüzü kıpkırmızıydı. Onu kucağıma verdiklerinde Mehmet’e dönüp, ağlayarak “Bu bizim çocuğumuz mu?” dediğimi hatırlıyorum. Şimdi Melisam çok güzel bir abla oldu.
İlk çocuğu olacak annelere uyarım şu; sakın endişelenmeyin! Hamile annelere tavsiyem ise hamilelik süresi boyunca başlarına gelen en ufak şeyi bile araştırmaları ve doktorları ile paylaşmaları... Çünkü geri dönüşü olmayan şeylerle karşı karşıya kalabilirler. Mesela ben kaşıntılarımı alerji sanmıştım ama yine de doktorumla bunu paylaşmak istedim. Doktoruma bunu danışmasaydım gebelik kolestazı olduğumu anlayamazdım ve bu çok ciddi sonuçlar doğurabilirdi.
{$ nextTitle $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS