magazin haberleri

Yonca Evcimik: Kendime sansür uygulamıyorum

Yonca Evcimik 1990’lar popunun simge isimlerinden. Kendini, “Benim içime ergen kaçmış. Hiç büyütmeye niyetim yok” diye anlatıyor. Günümüz popunda ona göre, “ayaklar baş olmuş”. Hürriyet'ten Hakan Gence, Evcimik’le YouTube kanalında başladığı, ‘Evcimik Cumhuriyeti’ isimli programı vesilesiyle görüştü. Kendi deyişiyle dibine kadar yaşadığı hayatının detaylarını konuştu.



42 senedir sahnede. ‘Abone’, ‘Kendine Gel’, ‘8.15 Vapuru’ gibi şarkıları bir döneme damga vurdu. Dansları, kıyafetleri ve cesur şarkı sözleriyle hep gündemde kaldı: “Ben hep cesurdum. Hayatım boyunca hiç ‘mış muş’ gibi yapmadım” diye anlatıyor. Zaman ona adeta ters işliyor. Her geçen sene daha gençleşiyor ve enerjisini hiç kaybetmiyor, bu özelliğinin doğuştan geldiğini söylüyor. ‘Evcimik Cumhuriyeti’nde beş kişilik bir ekiple hayatını, hakkında merak edilenleri ve bu enerjisini gözler önüne seriyor.

* Nüfus kâğıdı yaşınız 50’leri gösteriyor. Ama hiç öyle durmuyorsunuz... Sizce biyolojik yaşınız kaç?

17! Diyorum ya benim içime ergen kaçmış. Hiç büyütmeye niyetim yok.

* Peki böyle genç görünmenin sırrı ne? Estetik, iyi beslenme, kozmetik...

Hepsinden biraz. Ama ruhu genç tutmak en önemlisi. O da doğuştan geliyor. Bu konuda 1-0 öndeyim yani.

* Bu işin bir tavsiyesi, özel formülü yok mu?

İlla bir tüyo istiyorsanız hayatınızdan enerji emicileri eleyin.

Üstüne üstüne giderek yaşayacaksın hayatı

* İsminizin başına yıllarca ‘çılgın’, ‘çatlak’ gibi sıfatlar eklendi. Bu, imaj çalışmasının bir parçası mıydı?

İmaj olsa bu kadar sene aynı çizgide gitmezdi. Ben giydiğim kıyafetlerle hâlâ rüküş ilan ediliyorsam doğru yoldayım demektir.

* “Bandıra bandıra ye beni” gibi cesur sözler söylerken siz hayatı o kadar cesur yaşabildiniz mi?

Hep! Hayatı dibine dibine yaşamaktan yanayımdır. Ertelemeden. Üstüne üstüne giderek yaşayacaksın hayatı.

* Cinsellik sizin için şarkılarınızdaki kadar önemli mi?

Herkes için olduğu kadar; insanın doğasında var.

* Şimdiye kadar hayatınıza genellikle sizden yaşça küçük erkekler girdi. Özel bir tercih mi?

Hayır, öyle gelişti olaylar. Adı üstünde aşk bu. Oluverir...

* Bir evlilik yaptınız. Neden bir daha evlenmediniz?

Hayat bana “Asla” dememeyi iyi öğretti. Ama düşünmüyorum.

* Şimdi âşık mısınız?

Hep âşığım. Şimdisi sonrası yok.

* YouTube kanalınızda ‘Evcimik Cumhuriyeti’ isimli bir realite şova başladınız... Programda neler olacak?

YouTube kanalım 2000’li yıllardan beri var. Daha kimse o işlere aymazken ben kendi video kliplerimi, çıktığım programları, sahne arkasından mesajlarımı oradan paylaşıyordum. Şimdi yeni içeriklerle ‘Evcimik Cumhuriyeti’ realite şovuyla daha eğlenceli bir şekilde oradayım. Programda hayatıma ve hayata dair her şey olacak; hakkımda merak edilenler, çok sorulan soruların cevapları...

* Bu kanalda ne kadar uçlara gidecek siniz, sansürsüz olabilecek misiniz?

Ben hep cesurdum. Hayatım boyunca hiç ‘mış muş’ gibi yapmadım. Uçlarda dolaşmadım, uçların üzerinde tepindim. Kendime sansür uygulamayı sevmediğim gibi kanalımda da böyle bir kısıtlamaya gitmem. Olduğun gibiyi göstermedikten sonra böyle bir işe kalkışmanın âlemi yok. Mesela ilk bölümde olduğum ‘Vaser liposuction BBL’ ameliyatının detaylarını, hatta ameliyattan görüntüleri paylaşıyorum.

* “Hep cesurdum” dediniz. Jartiyerle de mayoyla da ilk siz sahneye çıktınız. Bugün aynı kıyafetleri giymeye cesaret eder misiniz?

Cesaretlik bir durum yok, aslanlar gibi yine giyerim. E hâlâ da giyiyorum.

* Bazı isimlerin giydikleri cesur kostümler eleştirilirken sizinkilerin normal karşılanma sebebi ne sizce?

Evet, doğru bir tespit. Geçenlerde buna benzer bir yorum okudum, “Yonca Hanım sizde çiğ durmuyor” demişler. Hoşuma gitti. Bu, bir bütün. İnsanlar zorlama olmadığını, samimi olduğunu bildikleri için sanırım beni başka bir yere koyuyor. Bu devirde böyle bir yerde durmak, böyle algılanmak her babayiğidin harcı değil.

Şu dönemin starı olmayayım!

* 30 yıl içinde ‘Türkçe pop’ nasıl bir değişim geçirdi?

Tersyüz oldu. Ayaklar baş oldu. Güzel şeyler de olmadı değil ama geçmişe duyulan özlem, bir şeylerin yanlış gittiğinin, tatmin etmediğinin göstergesi diye düşünüyorum.

* Peki star kavramı? Siz o dönemin mi yoksa şimdinin mi starı olmayı tercih edersiniz?

Mümkünse şu dönemin starı olmayayım. Almayayım, alana da mani olmayayım. Bu dönemde unvanlar ve etiketler herkese öyle kolay yapışıyor ki ağzımız açık izliyoruz. Beni insanların ilk çıktığımdan beri konumlandırdıkları yer sağlam ve güzel. Orada aşırı mutluyum. Adım başı yapıştırılan unvanlar başkalarının olsun.

* Peki hayatımıza video kliplerinin aldığı ‘tık’ oranlarıyla girenler ne kadar gerçek?

Tek kelimeyle, geçici. Ne tık gerçek, ne dayatılanlar star. Kendi kendine gelin güvey olmak, kendi yalanına kendin inanmak ve başkalarının buna inanmasını sağlamak. Son dönemde gördüğümüz bu. E biraz komik yani.

Doğadaki canlılara saygı duyanlar az hasarla kurtulacak

Koronavirüs tüm dünyayı eve kilitledi. Zengin, fakir demeden herkesi eşitledi. Bence bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. İnsanlar bu süreçte büyük bir sınav veriyor. Her açıdan her şeyi düşünme, tartma olanağı buluyor. Doğaya ve doğadaki canlılara saygı duyan, farkındalığı yüksek, merhamet-vicdan duygusu olan bireyler ve ülkeler bu afetten az hasarla kurtulacak. Umarım bu süreçte aldığımız derslerle insanlık olarak yeni bir sayfayı daha sağlıklı açarız.

Bizim sektörde ilk rap ‘Bandıra Bandıra’

Türler popülerlik açısından kendi aralarında hep yer değiştirir. Şu an dünyada rap revaçta. Bakın rock müzikten bahsediliyor mu? Kaldı ki 1994’te çıkan ‘Bandıra Bandıra’ belki de bizim sektörde ilk rap’ti. Yani yaptım, yaparım da.

Samimiyetsiz şarkılar var

* 1991’de ‘Abone’yi söyleyen Yonca’yı gördüğünüzde ne hissediyorsunuz?
Hayatın tokadını yiyip pembe gözlüklerim gözüme lens olmadan önce yani (gülüyor)... Ah be Yonca! O saflık, naiflik...

O Yonca’ya sevgiyle gülümsüyorum.

* 1990’larda yaptığınız şarkılar hâlâ popüler. Sizce nedir bu şarkıları böyle kalıcı kılan?

Samimilerdi. Çoğu enstrüman canlı çalınırdı. Şimdi formül üzerine yapılan şarkılar var. O dönemin enerjisi de artık yok.

* Neden?

Dünya aynı dünya değil ki. Görüyorsun şu an içinde bulunduğumuz durumu. Kademe kademe bazı değerler yok oldu. Öyle otomatikleştik ve ruhsuzlaştık ki geçmişe özlem hep şu ana duyulan memnuniyetsizlikten doğdu.

* O günlerden bu yana neyi kaybettik?

Samimiyeti. O ruh, o enerji sizlere ömür.

* Bizi böyle değiştiren ne?

Gereksiz hırslar, açgözlülük.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
 
LG
MD
SM
XS