Aort anevrizması nedir?

Aort anevrizması nedir?

Devamlı çalışan damarlarımız diğer organlarımız gibi bazı sebeplerden dolayı işlevini yitirebiliyor ve bu da sorunlara sebep oluyor. Damar hastalıkları tedavi edilmediğinde ciddi sonuçlar oluşturabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ersin İmren bir damar hastalığı olan aort anevrizmasıyla ilgili bilgi verdi.

Aort damarı, oksijenlenmiş (temiz) kanı kalbin sol karıncığından tüm vücuda dağıtan ana arterdir. Kalp her kasıldığında 120, gevşediğinde ise ortalama 80 mmHg olması beklenen basınç ile içerisinde kanın ilerlemesi ve tüm dokulara yayılabilmesi sağlanır. Aort kökü, çıkan aorta, arkus aorta, inen aorta torasik aortayı temsil ederken diyaframın altından itibaren bacaklara doğru ikiye ayrılana kadar devam eden diğer kısmı ise abdominal aorta (karın aortu) olarak adlandırılır. Abdominal aortada anevrizma, yani balonlaşma görülme olasılığı daha yüksektir. 65 yaş ve üzeri erkeklerde görülme sıklığı yaklaşık %5, kadınlarda ise %1-2’dir. Aort üç tabakadan oluşmaktadır. İç tabaka tek sıra endotel hücreleri, orta tabaka düz kas hücreleri, elastik ve kollajen lifleri, dış tabaka da yine elastik ve kollajen liflerden oluşur. İç tabaka, aterosklerozun yani damar sertliğinin geliştiği bölge, orta tabaka aort anevrizması oluşumunda rolü olan tabakadır.


Aortanın media tabakasında yer yer zayıflıklar ortaya çıktığında, aort içerisindeki kanın basıncının etkisi ile aortta balonlaşma ortaya çıkar. Aort çapı kişinin boy ve kilosuna bağlı olarak değişmekle birlikte genellikle 2,5-3,7 cm arasındadır. Aort çapının 1,5 katından daha fazla genişlemesi anevrizma olarak adlandırılır. Yırtılma riski oluşana kadar genişleme sürecinde çok belirgin şikayete rastlanmaması, bu hastalığın sinsi seyretmesinin en önemli sebebidir. Bu nedenle özellikle 40’lı yaşlarda itibaren risk faktörlerinin belirlenmesi ve olası aort anevrizmasının ekarte edilmesi için mutlaka kardiyoloji kontrolü önerilir.


Aort anevrizması ortaya çıkmasına neden olan faktörler nelerdir?


Yaş ilerledikçe anevrizma riski artar. Çünkü damar sertliği anevrizmanın en önemli sebebidir. Damar sertliği ile birlikte damar cidarının iç tabakasının bütünlüğü bozulur, iç tabaka ile orta tabaka arasındaki bağlantıda yoğun lipid ve iltihap hücrelerinin birikimi ortaya çıkmaya başlar. İltihap hücrelerinin salgıladığı bazı maddeler damarın orta tabakasındaki elastik ve kollajen liflerde yapısal bozulmaya sebep olur. Orta tabakanın da elastik bütünlüğü bozulduğunda damar içerisinden basınç ile dokulara gönderilen kan, bu gevşek bölgelerde baloncuk oluşturmaya başlar. Bazı enfeksiyon hastalıkları, Marfan Sendromu, Ehler-Danlos sendromu gibi genetik hastalıklar aort anevrizmasının sebebi olabilir.


Aort anevrizmasının ortaya çıkması olasılığı nasıl azaltılabilir?


En önemli sebep ateroskleroz olduğuna göre öncelikle damar sertliği ihtimalini azaltan önlemler en önemli koruyuculardır. Kilo kontrolü, sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, hipertansiyonun teşhis ve tedavisi, sigara kullanılmaması, kan şekerinin takip ve kontrolü, kan lipid değerlerinin takibi ve optimize edilmesi, yapılması gereken temel tedavi stratejileridir. Daha sonraki aşama anevrizmanın teşhisi ve takibidir. Genellikle önceden belirti vermemesi sebebiyle düzenli hekim kontrolüne başvurmanız sessiz seyreden anevrizmaların teşhisi konusunda şüphenizi giderir.


Tedavi edilmeyen ve takibi yapılmamış anevrizmalarda iki ciddi sonuç ortaya çıkar. Bir olasılık anevrizmatik bölgenin basınç etkisi ile aniden yırtılması ve aort içerisindeki kanın bir anda vücut boşluklarına boşalmasıdır. Çok çabuk teşhis konmalı ve tedavi edilmelidir. Kardiyovasküler sistemin en acil durumlarındandır. 2. Olasılık aort diseksiyonu yani iç cidar yırtılmasıdır. Bu durumda aort içerisindeki kan vücut boşluklarına boşalmaz, aort dışına çıkmadan aortun tabakaları arasında birikir. Kalbin media tabakası dediğimiz orta tabakasında kan birikmeye başladığında hem damar iç boşluğuna hem de dış boşluğuna doğru giderek genişlemeye başlar. Belirli bir yoğunluğa ulaşıldığında damar duvarındaki kan kütlesi damarın gerçek boşluğunu tıkayacak kadar yoğun olabilir. Böylece bu bölgeden itibaren beslenen tüm dokuların kanlanması bozulacaktır.


Aort anevrizması ve diseksiyonunun belirtileri


1)Aort henüz yırtılmamışsa, ilk başlangıçta hiçbir belirti vermez. Aortun genişliği arttıkça çevre dokulara bası yaparak onlara ait belirtiler ortaya çıkarır. Karın bölgesinde müphem ağrılar, hazımsızlık hissi, karında dolgunluk hissi veya karında pulsasyon gösteren, yani kalp atışı ile hareket eden bir kitle görünümü tanımlayabilirler. Göğüs bölgesindeki aortun genişlemelerinde ise ses kısıklığı, yutma güçlüğü, öksürük, nefes darlığı gibi semptomlar henüz tanısı konmamış aort anevrizmasının ilk belirtileri olabilir.


2)Aortanın yırtılmasının en önemli belirtisi ağrıdır. Ağrının karakteri genellikle ani başlangıçlı, yırtılır karakterde, şiddeti azalmayan, çoğunlukla soğuk terlemenin eşlik ettiği bir ağrıdır. Yırtılmanın ortaya çıktığı bölge, ağrının lokalizasyonunu etkiler. Göğüste, sırtta, karında, omuzlarda ortaya çıkabilir. Damarın tam yırtılması ile aort içerisindeki kan vücut boşluklarına boşalır ve müdahale edilmediği takdirde dakikalar içerisinde aort damarı içerisinde dolaşan kan kalmayarak kişi şoka girer ve kaybedilir.


Aorta diseksiyonu gelişmiş ise bu yırtılmanın olduğu bölgeye göre ağrı, boyun damarlarına doğru yayılıyor ise senkop, inme; omurilik atardamarlarına ilerleme varsa boyundan veya belden aşağı olabilecek inmeler, komşu dokulara doğru açılacak olursa kalp zarına kan sızması ve tamponad ve şok, kan tükürme, gaytada yoğun kan görülmesi gibi onlarca belirti anevrizma, rüptür ve diseksiyonun belirtisi olabilir.


Sessiz aort anevrizmaları genellikle rutin tetkik sırasında saptanır. Kontrol edilemeyen hipertansiyon, AC grafisinde aortun kapladığı alanın fazla görülmesi gibi bulgular aort anevrizması olasılığının arttığını düşündürür.
Ekokardiyografide yani kalbin ultrasonografisi ile değerlendirilebilen bir ölçüm de aortun genişliğinin ölçülebilmesidir. Şüphelenilen vakalarda yemek borusundan yapılan ekokardiyografi, Bilgisayarlı tomografi, MR, aort anjiyografisi gibi tetkiklerden faydalanılabilir. Karın bölgesindeki aorta snevrizması tanısında da ultrasonografiden yardım alabiliriz öncelikli olarak.


Aort anevrizmasına ne zaman müdahale edilmelidir?


Anevrizma tedavi ve takibi, anevrizmanın boyutuna ve klinik durumuna göre yapılır. Başlıca ameliyat endikasyonları;


a) Semptomlu olması veya komplikasyon gelişmesi,
b) BT ile ölçülen aort çapının 5,5 cm’den büyük olması,
c) BAK, Marfan sendromu veya pozitif aile hikayesi olanlarda aort çapının 5 cm’den büyük olması,
d) Aort kapak cerrahisi yapılacaklarda aort kökünün 4,5 cm’den büyük olmasıdır.


Bunlara ek olarak aort çapı yılda 0,5 cm’den daha fazla genişliyor ise hızlı ilerleme riski olduğu için 4,5 cm ve üzerindeki anevrizmalarda müdahale önemlidir. Aort anevrizmaları ameliyat veya endovasküler (girişimsel) yöntem ile (EVAR, TEVAR) tedavi edilebilmektedir.


 


 


 

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
 
LG
MD
SM
XS